Süleyman Saim Tekcan: Özgün Baskının Öncüsü ve Atların Ressamı

Süleyman Saim Tekcan kimdir?
Süleyman Saim Tekcan (1940–2026), Türkiye’de özgün baskı resmin öncüsü sayılan ressam, heykeltıraş ve eğitimci. Üniversitelerde gravür, serigrafi ve litografi atölyeleri kurdu, kendi adıyla anılan “yaş baskı” tekniğini geliştirdi ve 2004’te İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’ni (IMOGA) açtı. Eserlerinde en çok at figürünü hat sanatının izleriyle birleştirdi. 18 Ekim 2026’da 86 yaşında hayatını kaybetti.
“İnsana en yakın olan yaratık at.” — Süleyman Saim Tekcan (Habertürk, 2024)
Süleyman Saim Tekcan’ın adı, Türkiye’de baskı resmin hikayesiyle neredeyse aynı anlama gelir. 1970’lerde ressamların çoğu tuval üzerine yağlıboya çalışırken o, gravür preslerini kendi çizimleriyle yaptırdı, okullarda atölyeler kurdu ve kapısını Nurullah Berk’ten Erol Akyavaş’a kadar pek çok sanatçıya açtı. Bugün Türk sanatının tanınmış isimlerinin bir bölümü, ilk özgün baskılarını onun atölyelerinde yaptı.
Tekcan aynı zamanda üretken bir sanatçıydı. Halay ve horon sahnelerinden Hitit güneşlerine, oradan da hat yazısıyla örülmüş atlara uzanan altmış yılı aşkın bir yolculuk bıraktı. Ailesinin sosyal medyadan duyurduğu ölüm haberinin ardından, bu yazıda Süleyman Saim Tekcan’ın hayatını, sanat anlayışını, en önemli 10 eserini ve eserlerini nerede görebileceğinizi derledim.
Süleyman Saim Tekcan kimdir?
Trabzon’dan Gazi Eğitim’e
Süleyman Saim Tekcan 6 Ekim 1940’ta Trabzon’da doğdu. 1961’de Ankara’daki Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl Artvin Öğretmen Okulu’nda öğretmenliğe başladı. 1962–1963’te Trabzon’da yedek subay olarak askerliğini yaptı, 1964’te Erzurum Yavuz Selim Öğretmen Okulu’na atandı.
Ardından Işık Lisesi’nde müdür yardımcılığı yaptı. Bu dönemde beklenmedik bir kapı açıldı: Metin Erksan’ın bugün kült sayılan filmi Sevmek Zamanı’nda (1965) Başar rolüyle başrollerden birini üstlendi. Ama sinemada kısa bir süre kaldı. Trabzon’a dönüp 1966–1968 arasında Trabzon Öğretmen Okulu’nda ders verdi ve kentin ilk özel eğitim kurumu olan Gülbahar Anaokulu’nu kurdu. Eşi Emel Tekcan ile İstanbul’a taşınınca bu görevi bıraktı.
İlk baskı atölyeleri ve Almanya
1968–1975 arasında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde çalışan Tekcan, okulun ilk litografi, serigrafi ve gravür atölyelerini kurdu. 1970–1971’de Almanya’ya giderek özgün baskı ve baskı resim eğitimi üzerine araştırma yaptı. Döndükten sonra Anadolu’daki pek çok eğitim kurumunda da gravür ve serigrafi atölyelerinin kurulmasına yardım etti; 1974–1975’te İstanbul Teknik Üniversitesi’nde de bir baskı atölyesi kurup ders verdi.
1974’te Kuyubaşı’nda ilk özel atölyesini açtı. Gravür presini, serigrafi makinesini ve kurutma raflarını Almanya’dan getirdiği örnek projelerin teknik çizimlerinden kendisi yaptırdı. IMOGA’nın aktardığına göre bu atölyede baskı yapan ilk sanatçı Nurullah Berk oldu; onu Gündüz Gölönü, Ferruh Başağa ve Neşet Günal izledi.
Mimar Sinan yılları ve Artess Çamlıca
Tekcan 1975’te İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde, yani bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu ve Grafik Bölümü’nde bir serigrafi atölyesi kurdu. Aynı okulun Resim Bölümü’nden ikinci lisans diplomasını, ardından doktorasını da aldı. 1985’te profesör oldu ve Grafik Bölümü’nün ana sanat dalı başkanlığına getirildi; 1994–1995’te fakültenin dekanlığını yaptı.
Haziran 1977’de atölyesini Söğütlüçeşme’ye taşıdı. Burası kısa sürede bir buluşma yerine dönüştü: Cihat Burak, Avni Arbaş, Erol Akyavaş, Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz, Eren Eyüboğlu gibi sanatçılar burada baskı yaptı, Aziz Nesin ve Malik Aksel gibi isimler sohbetlere katıldı. 13 Ekim 1984’te ise ressam ve mimar Cihat Burak’ın tasarladığı Artess Çamlıca Sanat Evi açıldı. Galerileri, baskı arşivi, kütüphanesi ve konuk evi olan bu yapı, IMOGA’ya göre ülkede en çok özgün baskının üretildiği merkez haline geldi. 1987’de Saraybosna Sanat Akademisi’nde iki aylık bir baskı semineri verdi.
Fakülteler, liseler ve IMOGA
Tekcan’ın eğitimci yanı yalnızca atölyelerle sınırlı kalmadı. Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin kurulmasına önayak oldu; bunların ilki Erenköy’deki Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’ydi. 1996’da Büyükada’da açılan Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kurucu dekanı oldu. 2004’te otuz yılı aşkın atölye birikimini İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’ne (IMOGA) dönüştürdü. 2007’de Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kuruluşunda görev aldı ve dört yıl dekanlık yaptı; 2008’de 1. Uluslararası Baskıresim Bienali’nin jüri başkanlığını üstlendi.
Son yılları
Seksenli yaşlarında da üretmeyi bırakmadı. 2018’de Tophane-i Amire’deki “Döngüsel Seyir” ve Şerefiye Sarnıcı’ndaki “Atlar, Hatlar ve Süleymanname” sergileri açıldı; 2023’te Fatih’te Kadırga Sanat Galerileri ile Yedikule Hisarı’nda “At’Nağme”, 2024’te Gallery 11.17’de “Dörtnala” izledi. 2022’de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü resim dalında aldı. Süleyman Saim Tekcan 18 Ekim 2026’da, 86 yaşında hayatını kaybetti. Ailesinin duyurusuna göre cenaze töreni 19 Ekim’de ikindi namazının ardından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde; defin yeri Mahmutşevketpaşa Aile Mezarlığı.
Süleyman Saim Tekcan’ın sanat anlayışı
Altı dönem, tek bir kök
1995’te Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde açılan “35 Yıllık Bir Öykü” retrospektifi, sanatçının dönemlerini sırayla gösteriyordu: horon ve halk oyunu temalarıyla başlayan ilk dönem, “Ana ve Çocuklar” dizisi, Anadolu uygarlıklarından ve Hitit güneşinden esinlenen soyut dönem, minyatürü andıran “Nesneler” ve en sonunda “Atlar”. Tekcan o sergi için “Hangi dönemi ele alırsanız alın, her döneminde Türk kültürünün izlerini bulursunuz” diyordu. Hacettepe Üniversitesi’nden bir makale de 2018’deki “Döngüsel Seyir” sergisini, farklı dönemlerin eserlerini kronolojiye bağlı kalmadan yan yana getiren ve somuttan soyuta uzanan bir yol olarak değerlendirir.
At figürü ve hat sanatının izleri
Tekcan’ı en çok tanıtan imge attır. 1980’lerin sonundan itibaren atı gravürde, litografide, suluboyada, yağlıboyada ve heykelde tekrar tekrar ele aldı. Milli Reasürans’ın sergi metnine göre hat yazısını bir iç desen malzemesi gibi kullanarak yüzeyde zengin bir doku kurdu, zaman zaman minyatüre ve Osmanlı kültürüne göndermeler yaptı. Bu dizinin seçme örnekleri, Osmanlı geleneğine göre ciltlenip tezhiplenen Süleymanname adlı bir kitapta toplandı; kitaptaki imzasını hattat Emin Barın yazdı. Sanatçının kendi sözleriyle, dünyada estetik ölçü olarak altın oran ölçülerine sahip iki yaratık vardı: insan ve at. Osmanlı resim geleneğini merak ediyorsanız Osmanlı minyatür sanatı yazıma göz atabilirsiniz.
Tekcan tekniği: yaş baskı
Uzun teknik araştırmaların sonunda Tekcan 1970’lerin sonunda “yaş baskı” adını verdiği bir yöntem geliştirdi. Geleneksel baskıda her renk kuruduktan sonra bir sonraki basılır; Tekcan ise renkleri kurumadan üst üste basarak aralarında yeni ara renkler oluşturdu. IMOGA’ya göre bu yöntem uluslararası literatürde onun adıyla anılmaya başladı ve bugün “Tekcan tekniği” olarak biliniyor. Baskı resmin Avrupa’daki ustalarından birini tanımak isterseniz Albrecht Dürer yazımı, Türkiye’deki ilk kadın gravürcüyü merak ediyorsanız Aliye Berger yazımı okuyabilirsiniz.
Süleyman Saim Tekcan’ın en önemli 10 eseri
Aşağıdaki seçkide, künye bilgileri IMOGA koleksiyon kayıtlarından alınan dokuz baskı ve bir heykel var. Baskılar birden çok nüsha halinde basıldığı için aynı eserin başka koleksiyonlarda da bulunabileceğini unutmayın.
1. Takunyalı Üç Güzel (1970)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Gravür, 50 x 50 cm. Başlarının üstünde birer tepsi ya da yük taşıyan, kalın takunyalı üç kadın figürü yan yana dans eder gibi durur; ortadakinin arkasında beyaz bir daire parlar. Siyah beyaz, sık çizgili yüzey Tekcan’ın figürlü erken dönemini ve halk kültürüne duyduğu ilgiyi gösterir.
2. Bir Duvar Resmi (1981)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Gravür, 75 x 57 cm. Kahverengi tonlarda, kenarları yırtılmış gibi duran bir yüzeyi çapraz çizgiler, halkalar ve kazınmış izler kaplar. Adı gibi, yıllar içinde aşınmış eski bir duvarı ya da kazı alanını hatırlatır.
3. Selçuk Sistematiği (1982)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Gravür. Koyu bir zeminin ortasında açık renkli bir pencerede yan yana dizilmiş daireler, çevresinde ise ızgara gibi bölünmüş bir düzen görülür. Başlığı, Tekcan’ın 1980’lerin başında Selçuklu sanatının geometrik düzenine yöneldiğini açıkça söyler.
4. Eskiden Gelen Işık (1982)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Gravür, 53 x 39 cm. Aynı yılın öteki gravürleri gibi kahverengi ve siyahın hakim olduğu bir yüzeyde, dairesel bir biçim ile ona dikey ve yatay uzanan çizgiler kesişir. Işığın karanlık bir zeminden süzülür gibi göründüğü bu baskı, soyut dönemin en şiirsel başlıklarından birini taşır.
5. Bir Taşla Üç Kuş 1 (1985)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Siyah zemin üzerinde kırmızı, gri ve sarı bantlar üst üste biner; renklerin birbirinin içinden geçtiği bu katmanlı yüzey, Tekcan’ın renkleri kurumadan üst üste bastığı yaş baskı denemelerinin dönemine denk gelir.
6. Bir Taş Bir Kuş (1986)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 70 x 100 cm. Yukarıda kırmızı bir daire, altında yeşil ve bej katmanlardan oluşan, simgeye ya da totem gibi bir figüre benzeyen bir biçim. Bu seçkideki en büyük boyutlu baskılardan biri.
7. Alacahöyük Sembol (1989)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Lacivert bir zeminde, simetrik ve katman katman yükselen bir biçim; yüzeyi küçük işaretler ve yazıya benzeyen desenlerle doludur. Başlığını Çorum’daki ünlü ören yeri Alacahöyük’ten alır ve sanatçının Anadolu uygarlıklarından beslenen dönemini temsil eder. Bu uygarlıkların eserlerini görmek için Anadolu Medeniyetleri Müzesi yazıma bakabilirsiniz.
8. Atlılar ve Atlar 1 (1990)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Kızıl ve turuncu bir zeminde, açık renkli kıvrak çizgilerle çizilmiş bir atlı. Süleyman Saim Tekcan’ın adını en çok duyuran “Atlar” dizisinin ilk örneklerinden biridir; minyatürdeki süvari sahnelerini çağıran bu çizgisel üslup, sonraki otuz yıl boyunca gelişerek sürecekti.
9. Tabletler 2 (2000)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Gravür, 26 x 53 cm. Üstü kemerli, dikey bir levhanın ortasında yeleleri dalgalanan bir at başı; levhanın üst ve alt kısmı hat yazısını andıran işaretlerle doludur. Tekcan’ın at ile hat sanatını aynı yüzeyde buluşturduğu dilin en açık örneklerinden biri.
10. Lale Sümbül (at heykeli)
Nerede: İstanbul Lale Vakfı bahçesi, İstanbul (Mart 2024’ten itibaren)
Mermer tozu ve polyester döküm. Büyük boyutlu, kıvrım kıvrım yeleli bir at heykeli. Adını sanatçının babaannesi Lale Sümbül Hanım’dan alır; Habertürk’ün aktardığına göre çok iyi ata binen babaannesi, Tekcan’a ilham vermişti. Gravürlerdeki atların üç boyuta taşınmış hali gibidir.
Süleyman Saim Tekcan’ın eserlerini nerede görebilirsiniz?
İlk adres, kendi kurduğu IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi. Türkiye’nin ilk baskı resim müzesi, Üsküdar’ın Ünalan Mahallesi’nde, Acıbadem ile Göztepe arasında, 2004’te açıldı. Altı katlı binanın giriş katı ve altındaki iki katta yaklaşık 1100 metrekarelik sergi alanı var; kalıcı koleksiyon dönüşümlü olarak sergileniyor. Birinci katta Artess Süleyman Saim Tekcan Baskı Atölyesi üretmeye devam ediyor. Müze salıdan cumartesiye 10.00–17.00 arasında açık, pazar ve pazartesi kapalı; bireysel ziyaretler ücretsiz. Ağustos ayı boyunca kapalı olduğunu da hatırlatayım. Gitmeden önce güncel sergileri ve saatleri IMOGA’nın resmi sitesinden kontrol edin.
Lale Sümbül heykeli İstanbul Lale Vakfı’nın bahçesinde duruyor. Tekcan’ın resimleri ve baskıları galeri sergileriyle de sık sık izleyici karşısına çıktı; özellikle anma sergilerini takip etmekte fayda var. İstanbul’da Türk resminin klasiklerini görmek isterseniz İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ve İstanbul Modern yazılarım iyi bir başlangıç olur.
Süleyman Saim Tekcan hakkında merak edilenler
Süleyman Saim Tekcan ne zaman öldü?
18 Ekim 2026’da, 86 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm haberini ailesi sosyal medya hesabından duyurdu. 6 Ekim 1940’ta Trabzon’da doğmuştu.
Tekcan tekniği (yaş baskı) nedir?
Süleyman Saim Tekcan’ın 1970’lerin sonunda geliştirdiği bir baskı yöntemi. Renkler, her baskıdan sonra kurumaları beklenmeden üst üste basılır ve böylece aralarında yeni ara renkler oluşur. IMOGA’ya göre yöntem uluslararası literatürde sanatçının adıyla anılıyor.
IMOGA nerede ve ne zaman kuruldu?
IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi, 2004’te Süleyman Saim Tekcan tarafından kuruldu. Üsküdar’da, Ünalan Mahallesi Keban Caddesi’nde. Türkiye’nin ilk baskı resim müzesi ve aynı zamanda çalışan bir baskı atölyesi.
Tekcan neden hep at resmetti?
Sanatçıya göre insan ve at, altın oran ölçülerine sahip iki yaratıktı ve at olmasa hiçbir imparatorluk kurulamazdı. Atı Anadolu, Osmanlı ve minyatür geleneğiyle, özellikle de hat sanatının kaligrafik düzeniyle birleştirdi. Babaannesinin çok iyi ata binmesi de ona ilham vermişti.
Süleyman Saim Tekcan hangi filmde oynadı?
Metin Erksan’ın yönettiği Sevmek Zamanı’nda (1965) Başar rolünü oynadı. Müşfik Kenter ve Sema Özcan ile başrolleri paylaştığı bu filmden sonra sinemaya devam etmedi.
Kısaca Süleyman Saim Tekcan
| Doğum | 6 Ekim 1940, Trabzon |
| Ölüm | 18 Ekim 2026 (86 yaşında) |
| Eğitim | Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü (1961); Mimar Sinan Resim Bölümü ve doktora |
| Alanları | Özgün baskı (gravür, serigrafi, litografi), resim, heykel, eğitim |
| Geliştirdiği teknik | Yaş baskı (Tekcan tekniği), 1970’lerin sonu |
| Kurduğu atölyeler | Kuyubaşı (1974), Söğütlüçeşme (1977), Artess Çamlıca Sanat Evi (1984) |
| Akademik görevleri | Mimar Sinan dekanı (1994–1995); Yeditepe GSF kurucu dekanı (1996); Işık Üniversitesi GSF dekanı (2007’den itibaren) |
| Kurduğu müze | IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi (2004) |
| Önemli ödül | Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, resim (2022) |
| En tanınan teması | Hat sanatının izleriyle örülmüş at figürleri |
Süleyman Saim Tekcan’ın mirası iki parçalıdır ve ikisi de aynı derecede kalıcıdır. Bir yanda gravürlerinde, serigrafilerinde ve heykellerinde dörtnala koşan, yeleleri hat yazısı gibi dalgalanan atlar; öte yanda kurduğu atölyelerde baskıyı öğrenen kuşaklar ve bugün hala kapısı açık olan bir müze. Belki en güzel anma biçimi, bir gün Ünalan’daki o binaya gidip preslerin hala çalıştığını görmektir.
Türk resminin öteki ustalarını tanımak için Türk ressamlar ve eserleri sayfama, Tekcan’ın atölyesinde de baskı yapan Eren Eyüboğlu’nun eşi Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Abidin Dino yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






