Namık İsmail: Tifüs’ten Harman’a 1914 Kuşağı’nın Güçlü Fırçası

Namık İsmail kimdir?
Namık İsmail (1890–1935), 1914 Kuşağı’nın Samsun doğumlu ressamı ve 1927’den ölümüne kadar Sanayi-i Nefise Mektebi’nin (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) müdürü. Paris’te Cormon atölyesinde, Berlin’de Lovis Corinth ve Max Liebermann’ın yanında çalıştı. Kafkas cephesinde yakalandığı tifüsü resme döktüğü Tifüs, mavi ışıklı gece manzaraları ve güneşle dolu Harman tabloları en bilinen eserleri arasında.
Namık İsmail, Türk resminde hem fırçasıyla hem de yöneticiliğiyle iz bırakmış bir ressam. Savaşın en karanlık sahnelerini de, Anadolu’da bir harman yerinin yakıcı öğle güneşini de aynı güçle resmetti. İzlenimcilikten aldığı ışık duygusunu Almanya’da tanıştığı dışavurumcu bir sertlikle birleştirdi; bu yüzden aynı kuşaktaki arkadaşlarından kolayca ayrılan, kendine özgü bir resim dili kurdu. Ömrünün son sekiz yılını ise Türkiye’nin en köklü sanat okulunu yeniden düzenlemeye verdi.
Bu yazıda önce Namık İsmail’in hayatını, sonra sanat anlayışını ve en önemli eserlerini, son olarak da eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Namık İsmail kimdir?
Hattat bir babanın oğlu
Namık İsmail 1890’da Samsun’da doğdu. Babası hattat İsmail Zühdü’ydü. İstanbul’da Hamidiye Mektebi’nde okurken ilk resim hocası Viçen Arslanyan oldu. Ardından Sainte Pulchérie, Saint Benoit ve Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) okudu; Galatasaray’da Şevket Dağ’dan resim dersleri aldı. Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin aktardığına göre bakalorya sınavını geçemeyince yönünü tamamen resme çevirdi.
Paris ve Cormon atölyesi
1911’de ailesinin desteğiyle Paris’e gitti. Kısa bir süre Académie Julian’da François Schommer ve Jean-Paul Gervais’nin atölyelerine devam etti, sonra İbrahim Çallı’nın yönlendirmesiyle École des Beaux-Arts’ta Fernand Cormon’un atölyesine geçti. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, onun atölye hocalarından çok Barbizon Okulu’ndan ve İzlenimcilikten etkilendiğini vurgular.
Kafkas cephesi, tifüs ve Şişli Atölyesi
1914’te tatil için İstanbul’a geldiğinde Birinci Dünya Savaşı başladı ve Paris’e dönemedi. Yedek subay olarak Kafkas cephesine gönderildi, Erzurum’da tifüse yakalanınca İstanbul’a geri yollandı. 1917’de sanatçıları savaş resmi yapmaya yöneltmek için Harbiye Nezareti’nin Şişli’de kurduğu atölyede İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Sami Yetik, Ali Sami ve Mehmet Ruhi ile birlikte çalıştı. Aynı yıl Galatasaraylılar Yurdu’nda açılan savaş resimleri sergisinin düzenlenmesine katkı verdi ve Hilal-i Ahmer madalyası aldı.
Viyana, Berlin ve İtalya
Şişli Atölyesi’nde yapılan resimler yurt dışında sergilenmek üzere yola çıkınca, 1918’de sergi komiseri Celal Esad Arseven’in yardımcısı olarak Viyana’ya gitti. Aynı yıl geçtiği Berlin’de Lovis Corinth ve Max Liebermann’ın atölyelerinde çalıştı. İstanbul’a dönünce Gazi Osman Paşa Mektebi’nde resim öğretmenliği yaptı, 1920’lerin başında bir yıl İtalya’da kaldı. İleri gazetesinde ressam ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı; 1922’de gittiği Paris’te Pierre Loti’nin Les Désenchantées adlı kitabını resimledi.
Akademinin başında
1926’da Maarif Vekaleti’nde resim eğitimini denetleyen müfettişliğe atandı. 1927’de Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürü oldu ve aynı okulda atölye hocalığı yaptı. Müdürlüğü sırasında resim ve heykel bölümlerini Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun programına göre yeniden düzenledi, öğrencilerin canlı modelden çalışabilmesi için bir gece atölyesi açtı ve mimarlık öğrencilerinin de bu atölyeye katılmasını zorunlu tuttu. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, bu yöneticilik yıllarının onun resim üretiminin en az olduğu dönem olduğunu belirtir.
Bir vapurda biten hayat
Namık İsmail Ağustos 1935’te, Kadıköy’den bindiği vapurda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti ve Beşiktaş’ta toprağa verildi. Ölümüne kadar akademinin müdürlüğünü sürdürdü.
Namık İsmail’in sanat anlayışı
İzlenimci ışık, dışavurumcu fırça
Namık İsmail’in 1920 öncesi ve 1920’lerin başındaki resimlerinde İzlenimcilerin açık renkleri ve uyumlu tonları görülür. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Venedik’te yaptığı resimlerde tamamen izlenimcilere özgü kırık fırça vuruşları bulunduğunu, hemen ardından onun asıl imzası olan yoğun boya hamurunun, geniş renk lekelerinin ve hareketli fırçanın belirdiğini anlatır. 1920’lerin ortasından itibaren paleti de değişir: canlı karşıt renkler, özellikle koyu yeşiller ve geniş fırça vuruşları öne çıkar. Corinth ve Liebermann’ın etkisiyle kalın boya katmanlarını ustalıkla kullandığı da kaynaklarda yer alır.
Konuya göre değişen üslup
Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin küratör yorumuna göre Namık İsmail izlenimci, dışavurumcu ve klasik etkileri konunun gereğine göre kullanan, büyük figürlü kompozisyonlar yapan bir sanatçıydı. İzlenimci yanı en çok manzaralarında ortaya çıktı. Savaş resimlerinde ise hamasi, yer yer sembolist bir dil kullandı. Mehtaplı gece resimlerinde soğuk mavi ışık, onu döneminin ressamlarından ayıran özelliklerden biri olarak gösterilir.
Işık ve hareket
Sanat tarihçisi Sezer Tansuğ’a göre ışık ve hareket, Namık İsmail’in bütün yapıtlarında izlenen iki temel unsurdur. Harman’da su içen çiftçi, Vapur’da karanlıkta ışıklarını o an yakmış gibi görünen gemi, Manolya ve Karanfiller’de masaya yeni düşmüş izlenimi veren yapraklar bu anlık hareket duygusunun örnekleridir. Portrelerinde ise kültürel birikimi yansıtan aksesuar ve ayrıntılara verdiği önemle Osman Hamdi Bey’e benzer bir tavır sergilediği belirtilir.
1914 Kuşağı içindeki yeri
Namık İsmail, 1909’dan itibaren eğitim için Avrupa’ya giden ve Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla yurda dönen ressamlar grubunun, yani 1914 Kuşağı’nın (Çallı Kuşağı) üyesidir. Sakıp Sabancı Müzesi bu grubu İbrahim Çallı, Hüseyin Avni Lifij, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Hikmet Onat ve Nazmi Ziya Güran gibi isimlerle anar; saf renkleri ve ışığa duyarlılıkları yüzünden bu ressamlara zaman zaman “Türk İzlenimcileri” denir. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, köy hayatını işleyen Harman gibi eserleriyle Namık İsmail’i Türk resminde toplumsal konulara yönelen ressamların öncülerinden sayar.
Namık İsmail’in en önemli eserleri
1. Harman (1923 ve tarihsiz ikinci versiyon)

Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi (1923 tarihli büyük versiyon); Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (tarihsiz, 81 x 96 cm)
Namık İsmail’in en sevilen tablosu aslında iki tablo. Bir harman yerinde çifte öküzlerin çektiği sabanlar ve döven buğdayın üzerinden geçer, bir kenarda ekin balyaları, dirgen ve bakır bir bakraç durur. İş Bankası koleksiyonundaki daha küçük versiyonla İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ndeki 1923 tarihli büyük versiyonun kompozisyonu neredeyse aynıdır, ama aynı yerin art arda iki anını gösterir: büyük tabloda güneşin altında bunalan köylü dövenden inmiş, testiden kana kana su içmektedir. İş Bankası’nın eser metni, buğday tarlasının hemen arkasında uzanan durgun suyun gerçekçi olmaktan çok idealize edilmiş bir kurgu olduğuna dikkat çeker. Tabloyu dolduran yakıcı sarı, bereketin ve umudun rengi gibidir.
2. Tifüs (1917)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi (İbrahim Çallı Salonu), Ankara. Tuval üzerine yağlıboya, 130 x 170 cm.
Namık İsmail’in kendi yaşadığını resmettiği bir eser. Erzurum’da cephedeyken yakalandığı tifüsün acı anılarını Şişli Atölyesi’nde tuvale geçirdi. Sabahın alaca karanlığında, kubbesi ve minaresi siluet halinde görünen bir caminin önünde kazanlar kaynar; solda omuzlarda bir tabut taşınır, ortada gusülhane kapısında elinde bakraç tutan bir kadın, sağda acı içinde bekleşen üç kadın vardır. Müze, eseri savaşın gerçek yüzünü ve salgın hastalığın dramını yansıtan bir resim olarak tanımlar.
3. Son Mermi

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu. Tuval üzerine yağlıboya, 145 x 204 cm.
Ateş ve duman altındaki, kalasları dağılmak üzere olan bir siperin arkasında dört asker: ikisi şehit düşmüş, biri topa mermi sürüyor, başından yaralanan dördüncüsü elinde top mermisiyle ayakta duruyor. Müze bu kompozisyonu Namık İsmail’in sembolist yorumlarını belirleyen bir başyapıt ve Şişli Atölyesi’nin hamasi savaş resimlerinin örneği olarak anar. Müze kaydında eserin yapım tarihi Eylül 1933 olarak geçiyor; konusu ise savaş yıllarının resimlerine dayanıyor.
4. Vatan Emredince

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu. Tuval üzerine yağlıboya, 105,5 x 138 cm.
Mızrak ve sancaklarıyla hücuma kalkmış süvariler; öndeki süvari atını şaha kaldırmıştır. Atlar sisli, neredeyse tek renkli bir atmosferin içinden çapraz bir hareketle ileri atılır. Müze kaydı eseri 1933 tarihli gösteriyor. Müzenin küratör yorumu, Son Mermi ile birlikte bu tür resimlerin Namık İsmail’in Şişli Atölyesi’nden gelen hamasi savaş anlatımını yansıttığını belirtiyor.
5. Mehtapta Yalılar (1922)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi (İbrahim Çallı Salonu), Ankara. Mukavva üzerine yağlıboya, 49,5 x 74,5 cm.
Boğaziçi’nin Rumeli yakasında, kemerli kayıkhaneleriyle kazıklar üzerine oturmuş, yan yana dizili yalılar. Pencerelere vuran mehtap camları aynaya çevirir, yalıların görüntüsü kıyıdan uzaklaştıkça suda dağılır. Müze bu küçük resmi, Namık İsmail’in izlenimcilikteki yansıma ve kırılma fikrini dışavurumcu bir yorumla birleştirdiğinin kanıtı olarak gösterir. Kompozisyona hakim olan soğuk mavi ışık, onun gece resimlerinin imzasıdır.
6. Mehtapta Cami (1925)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu; müze kaydına göre İstanbul Havalimanı Müzesi’nde geçici olarak sergileniyor. Tuval üzerine yağlıboya, 100 x 85 cm.
Gece, mavi bir ışık altında çifte minareli bir cami, çevresindeki evler, selviler ve bir türbe. Müze, külliyenin büyük olasılıkla Üsküdar Mihrimah Sultan Camii olduğunu düşünüyor. Türbenin tam karşısında, gölgesi giderek büyüyen bir baykuş durur. Ay ışığı, ölümün sessizliğini aydınlatır gibidir. Müze bu eseri, Namık İsmail’in 1925’ten itibaren sembolist imgelere yer veren ekspresif resimlere yöneldiğinin göstergesi sayar.
7. Manolyalar

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu. Mukavva üzerine yağlıboya, 70 x 49,5 cm.
Kahve-turuncu bir fonun önünde, beyaz bir vazoda iri beyaz manolyalar ve yeşil yapraklar; vazonun yanına düşmüş yapraklar ve önde onların yansıması. İmza Osmanlıca olarak sol alttadır. Namık İsmail’in natürmortlarındaki “yaprak az önce düşmüş” hissini veren anlık hareket duygusunu en iyi gösteren işlerden biri.
8. Denizde Vapur (1935)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu. Duralit üzerine yağlıboya, 31 x 40,5 cm.
Sanatçının öldüğü yılın tarihini taşıyan küçük bir resim. Issız bir denizde, izlenimci renk lekelerinin arasından ilerleyen bir vapur ve bacasından gökyüzüne dağılan duman. Müze bu eseri, hızın temsili ve atmosfer olaylarına duyulan izlenimci ilginin bir yorumu olarak tanımlar. Hayatı bir vapurda sona eren ressamın son yılından kalan bu resme bakarken insan ister istemez duraklıyor.
9. Atatürk Portresi

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu. Tuval üzerine yağlıboya, 163 x 110 cm.
Uzun siyah paltosuyla, ellerini ceplerine koymuş ayakta duran Atatürk’ün gerçekçi bir boy portresi. Portredeki ustalığıyla da tanınan Namık İsmail’in Cumhuriyet yıllarındaki resmi portre anlayışını gösteren büyük boyutlu bir eser. Müze kaydında tarih belirtilmiyor.
Namık İsmail’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
En geniş Namık İsmail koleksiyonu Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde. Müze kayıtlarına göre Tifüs ve Mehtapta Yalılar İbrahim Çallı Salonu’nda sergileniyor; Son Mermi, Vatan Emredince, Manolyalar, Denizde Vapur ve Atatürk Portresi ise koleksiyonda yer alıyor ama her zaman salonda olmayabiliyor. Mehtapta Cami şu sırada İstanbul Havalimanı Müzesi’nde geçici olarak gösteriliyor. Güncel durumu Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin sitesinden kontrol edebilirsiniz.
İstanbul’da 1923 tarihli büyük Harman, Tophane’deki İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda. Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde ise 12 Temmuz 2027’ye kadar “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar” sergisi açık. Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun küratörlüğünde İş Bankası ve Arkas koleksiyonlarından yaklaşık 200 eseri bir araya getiren sergide Namık İsmail de var; basında öne çıkan eserlerinden biri Harman. Ziyaret bilgileri için İş Sanat’ın müze sayfasına bakabilirsiniz.
Namık İsmail hakkında merak edilenler
Namık İsmail nereli?
1890’da Samsun’da doğdu, eğitimini İstanbul’da aldı. Babası hattat İsmail Zühdü’dür.
Namık İsmail hangi akıma bağlı?
1914 Kuşağı’nın bir üyesi olarak İzlenimcilikten etkilendi, ama Almanya’da tanıdığı dışavurumcu anlatımı da kullandı. Müzeler onu izlenimci, dışavurumcu ve klasik etkileri konuya göre seçen bir ressam olarak tanımlar.
Namık İsmail’in Tifüs tablosu neyi anlatıyor?
Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan tifüs salgınını: bir caminin gusülhanesi önünde kaynayan kazanları, taşınan tabutları ve bekleşen kadınları. Sanatçı Erzurum’da cephedeyken bu hastalığa kendisi de yakalanmıştı.
Kaç tane Harman tablosu var?
Bilinen iki anıtsal versiyon var: 1923 tarihli büyük olanı İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde, tarihsiz ve biraz daha küçük olanı (81 x 96 cm) Türkiye İş Bankası koleksiyonunda. Büyük olanda bir köylü testiden su içer.
Namık İsmail akademi müdürü müydü?
Evet. 1927’de Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürü oldu ve 1935’teki ölümüne kadar bu görevde kaldı. Resim ve heykel bölümlerini Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun programına göre düzenledi.
Namık İsmail nasıl öldü?
Ağustos 1935’te Kadıköy’den bindiği vapurda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Beşiktaş’ta toprağa verildi.
Namık İsmail’in eserleri en çok nerede?
Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde. İstanbul’da İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde de eserleri bulunuyor.
Kısaca Namık İsmail
| Doğum | 1890, Samsun |
| Ölüm | Ağustos 1935, İstanbul (Kadıköy vapurunda); Beşiktaş’ta gömülü |
| Eğitim | Hamidiye Mektebi, Saint Benoit, Galatasaray; Paris’te Académie Julian ve Cormon atölyesi; Berlin’de Corinth ve Liebermann atölyeleri |
| Dönem | 1914 Kuşağı (Çallı Kuşağı) |
| Üslup | İzlenimci ışık, dışavurumcu fırça; konuya göre sembolist ve klasik etkiler |
| Görevleri | Şişli Atölyesi (1917), Maarif müfettişi (1926), Sanayi-i Nefise Mektebi müdürü (1927–1935) |
| En ünlü eserleri | Harman, Tifüs, Son Mermi, Mehtapta Yalılar, Mehtapta Cami |
| En iyi görüleceği yer | Ankara Resim ve Heykel Müzesi, İbrahim Çallı Salonu |
Namık İsmail’in kuşak arkadaşlarını da tanımak isterseniz İbrahim Çallı, Nazmi Ziya Güran, Feyhaman Duran ve Hikmet Onat yazılarına; onlardan önceki kuşağı merak ediyorsanız Hoca Ali Rıza ve Halil Paşa yazılarına göz atabilirsiniz.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






