Aliye Berger: Türkiye’nin İlk Kadın Gravür Sanatçısı

Aliye Berger kimdir?
Aliye Berger (1903–1974), Türkiye’nin ilk kadın gravür sanatçısı olarak anılan ressam ve baskıresim sanatçısı. Şakir Paşa ailesinin en küçük kızı; ressam Fahrelnissa Zeid’in ve Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kardeşi. Gravüre kırk yaşlarından sonra Londra’da başladı. 1954’te Yapı Kredi Bankası’nın resim yarışmasında “Güneşin Doğuşu” ile birinci olunca adı geniş çevrelerce duyuldu. Gravürlerinin bir bölümü İstanbul Modern koleksiyonunda.
Aliye Berger, Türk resminde geç başlayıp çok hızlı yol alan sanatçıların en ilginçlerinden biri. Hayatının ilk yarısını müzikle geçirdi, resme ve gravüre ise kırklı yaşlarında, büyük bir kaybın ardından döndü. Ülkede pek az kişinin uğraştığı bir teknik olan oyma baskıyı kendine özgü bir dile dönüştürdü; İstanbul’un sokaklarını, vapur yolcularını, Büyükada’nın köşelerini ve kendi iç dünyasını küçük bakır levhalara kazıdı. Bugün eserlerinin bir kısmını İstanbul Modern’de görmek mümkün.
Bu yazıda önce Aliye Berger’in hayatını ve sanatçılarla dolu ailesini, sonra sanat anlayışını ve en önemli eserlerini, son olarak da eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Aliye Berger kimdir?

Büyükada’da sanatçılarla dolu bir ev
Aliye Berger 1903’te İstanbul’da doğdu. Babası Mehmed Şakir Paşa, annesi İsmet Hanım’dı. Askerlik ve diplomasi geçmişi olan Şakir Paşa, siyasetten çekildikten sonra ailesiyle Büyükada’ya yerleşmişti; yedi çocuk orada İngiliz mürebbiyeler ve Fransız özel öğretmenlerle büyüdü. Aliye, Şakir Paşa’nın en küçük kızıydı.
Aliye Berger’in ailesi: Şakir Paşa ailesi
Bu aile, Türk kültür tarihine birden fazla sanatçı kazandırdı. Aliye’nin amcası, 1891–1895 yılları arasında sadrazamlık yapan Cevat Paşa’ydı. Ağabeyi Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum’u anlattığı kitaplarıyla “Halikarnas Balıkçısı” adıyla tanınan yazardı. İki yaş büyük ablası Fahrelnissa Zeid, soyut resimleriyle uluslararası üne kavuşan bir ressamdı. Fahrelnissa’nın çocukları, ressam Nejad Devrim ile oyuncu ve yönetmen Şirin Devrim, Aliye’nin yeğenleriydi. Türkiye’nin öncü seramik sanatçısı Füreya Koral da Aliye’nin yeğeniydi; Aliye onun teyzesiydi. Aliye ile Füreya arasında yalnızca yedi yaş vardı ve iki sanatçının işleri zaman zaman birbiriyle konuşur gibidir.
Müzikle geçen yıllar ve Carl Berger
Aliye, İstanbul’daki Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde okudu; öğrenciliği sırasında resim ve piyano dersleri aldı. Çocukken ablası Fahrelnissa’nın resim yapışını sık sık izlese de gençliğinin merkezinde müzik ve edebiyat vardı. Genç yaşta Macar keman virtüözü Carl (Karl) Berger’den keman dersleri almaya başladı. Hocası ile öğrencisi arasında başlayan ilişki, inişli çıkışlı biçimde yirmi üç yıl sürdü. İkili ancak 1947’de evlendi; Carl Berger evlilikten yaklaşık altı ay sonra öldü.
Londra’da gravürle tanışma
Eşinin ölümünden sonra Aliye, o sırada Londra’da yaşayan ablası Fahrelnissa’nın yanına gitti. Onu gravüre yönlendiren de Fahrelnissa oldu. Aliye, baskıresim sanatçısı John Buckland Wright’ın atölyesinde heykel ve gravür çalıştı. Yeğeni Şirin Devrim’e çalışırken hayata yeniden bağlandığını hissettiğini söylediği aktarılır. Kırk yaşlarını geçmiş, akademi eğitimi almamış bir kadın için bu, tamamen yeni bir başlangıçtı.
İstanbul’a dönüş ve ilk sergi
Aliye Berger 1950’lerin başında yaklaşık 150 gravürle İstanbul’a döndü ve ilk kişisel sergisini İstanbul’daki Fransız Konsolosluğu’nda açtı. 1951–1954 arasında geçimini sağlamak için gravürlü yılbaşı kartları da hazırladı. Beyoğlu’ndaki Narmanlı Yurdu’nda bulunan atölye evi, zamanla sanatçıların ve yazarların uğrak yerlerinden biri oldu.
1954 Yapı Kredi yarışması
Dönüm noktası 1954 oldu. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) o yıl kongresini İstanbul’da topladı. Bu vesileyle Yapı Kredi Bankası, “İş ve İstihsal” konulu bir resim yarışması açtı. Jüride Lionello Venturi, Herbert Read ve Paul Fierens gibi dünyaca tanınan eleştirmenler vardı. Birincilik, Aliye Berger’in “Güneşin Doğuşu” adlı yağlıboya resmine verildi. Akademi çıkışlı olmayan bir kadının soyut bir resimle kazanması, Türkiye’deki sanat çevrelerinde şaşkınlık yarattı. Ertesi yıl, 1955’te 2. Tahran Bienali’nde ikincilik ödülü aldı.

Sergiler ve son yılları
1951’den 1972’ye kadar yurt içinde ve dışında çok sayıda kişisel ve karma sergiye katıldı. 1961’de Londra’daki Anglo-Turkish Centre’da, 1964’te Viyana’da, 1972’de İstanbul’daki Taksim Sanat Galerisi’nde sergi açtı. Viyana’daki Albertina Müzesi de onun eserlerini koleksiyonuna aldı. Aliye Berger 1974’te Büyükada’da öldü.
Aliye Berger’in sanat anlayışı
Neredeyse yalnız bir teknik: gravür
Aliye Berger’in asıl alanı gravürdü ve bu teknik o yıllarda Türkiye’de çok az uygulanıyordu. Akademideki gravür atölyesi 1948’deki yangından sonra uzun süre çalışamamış, 1950’lere kadar bu alanda eser veren sanatçı yok denecek kadar az kalmıştı. Berger, baskı kağıdı, mürekkep ve hazır levha bulmanın zor olduğu bu ortamda çalıştı. Hurda bakırdan yaptığı levhalardaki hava kabarcıklarından ve ülkede profesyonel baskıcı bulunmamasından yakındığı aktarılır.
Her baskı tek
Gravür normalde aynı kalıptan çok sayıda baskı alınmasına izin verir. Berger ise her baskıda küçük değişiklikler yaptı; bu yüzden onun baskılarının hiçbiri birbirinin aynısı değildir. Kağıdın yanında kasap kağıdı, zımpara kağıdı, tülbent, kumaş ve dantel üzerine baskı yaptı. Bu yüzeyler, resme yeni zemin renkleri ve dokular kattı. Çoğu eserinde siyah ile beyazın ara tonlarını kullandı, renkli baskıları daha azdır.
İç dünya, İstanbul ve dışavurum
İstanbul Modern, Berger’in gravürlerinin çoğunlukla iç mekanları, insanları ya da manzaraları konu aldığını ve dışavurumcu kompozisyonlarında gerçekle fantastiği zaman zaman bir araya getirdiğini vurgular. Boğaz, Haliç, Moda, Üsküdar ve Büyükada onun sık sık döndüğü yerlerdir. Vapur yolcuları, kestane satıcıları, mevleviler, leylekler, at arabaları, horon tepen Karadenizliler, yapımı süren Boğaziçi Köprüsü ve el ele yürüyen aşıklar bu küçük levhalarda yan yana yaşar. Tek bir üsluba bağlı kalmadı; bazen gerçekçi, bazen gerçeküstü, bazen tamamen soyut bir dil kullandı. İbrahim Çallı kuşağının akademik eğitimle biçimlenen resminden çok farklı bir yerden, kişisel deneyimden ve gündelik gözlemden besleniyordu.
Aliye Berger’in en önemli 10 eseri
1. Güneşin Doğuşu (1954)

Aliye Berger’in ilk yağlıboya çalışmalarından biri ve onu üne kavuşturan eser. Bazı kaynaklarda “Güneş” adıyla da anılan soyut bir kompozisyon. 1954 Yapı Kredi yarışmasında jüri, bu resmi yarışmadaki klişeye düşmeyen tek eser olarak değerlendirdi. Bugün hangi koleksiyonda bulunduğu yayımlanmış kaynaklarda belirtilmiyor.
2. Carl Berger (1949)

Nerede: İstanbul Modern (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun dönemli ödünç)
Eşinin ölümünden iki yıl sonra, Londra yıllarında yaptığı 27 x 21 cm boyutunda bir gravür. Berger’in eşinin portrelerini defalarca ele aldığı bilinir; bu eser, kaybın ardından sanata dönüşün en kişisel izlerinden biri.
3. Aile (1950)

Nerede: İstanbul Modern (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun dönemli ödünç)
İstanbul’a dönüşünden hemen önceki döneme ait bir gravür. Sanatçının kalabalık ve sanatçılarla dolu ailesi düşünüldüğünde başlığı ayrıca ilgi çekici. İnsan figürü, Berger’in gravürlerinde iç mekan ve manzarayla birlikte en sık rastlanan konudur.
4. Otoportre

Nerede: İstanbul Modern (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun dönemli ödünç)
Kağıt üzerine 25 x 19,5 cm boyutunda bir gravür. Otoportre, Berger’in en sık döndüğü konulardan biriydi. Kendini çizerken dış görünüşten çok ruh halini yakalamaya çalışır; bu yüzden onun portreleri için “ruhsal portreler” ifadesi kullanılmıştır.
5. Aşıklar

Nerede: İstanbul Modern (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun dönemli ödünç)
Yalnızca 15 x 10 cm boyutunda, avuç içi kadar bir gravür. Berger’in levhalarında el ele dolaşan aşıklar sık görülen bir motiftir. Bu küçük boyut, onun en yoğun anlatımı çoğu zaman en dar yüzeylerde kurduğunu gösterir.
6. Mutfak ve Oda (1948)

Londra’daki ilk gravür yıllarından iki iç mekan. Gündelik bir mutfak ve bir oda, Berger’in elinde iç dünyasının yansımasına dönüşür. Bu eserler, sanatçının daha ilk yıllarında iç mekanı bir ruh hali gibi ele aldığını gösterir. Bugün bulundukları koleksiyon yayımlanmış kaynaklarda belirtilmiyor.
7. Sokak Çalgıcısı (1949)
Müzikle geçen bir hayatın gravüre yansıması. Sokakta çalan bir müzisyen, Berger’in sonraki yıllarda İstanbul sokaklarından derleyeceği insan tiplerinin ilk örneklerinden biri. Bugün bulunduğu yer yayımlanmış kaynaklarda belirtilmiyor.
8. Brahms Çalışması (1949)

Başlığıyla doğrudan müziğe gönderme yapan bir gravür. Yıllarca keman çalışmış, hayatını bir keman virtüözüyle paylaşmış bir sanatçının müziği çizgiye çevirme denemesi olarak okunabilir. Bugün bulunduğu yer yayımlanmış kaynaklarda belirtilmiyor.
9. Davulcular

Karışık teknikle yapılmış, 28 x 75 cm boyutunda yatay bir kompozisyon. Berger’in küçük levhalarının yanında alışılmadık genişlikte bir eser. Müziğe ve sokak hayatına olan ilgisini bu kez geniş bir yüzeyde bir araya getirir. Bugün bulunduğu yer yayımlanmış kaynaklarda belirtilmiyor.
10. İstanbul manzarası, gravür ve kalıbı (yaklaşık 1954–1963)
Nerede: Metropolitan Sanat Müzesi, New York
New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi, 2024’te bir bağışla Berger’in iki İstanbul manzarası gravürünü ve bunların basıldığı çinko kalıpları koleksiyonuna kattı. Kalıp ile baskının birlikte korunması, sanatçının levhayı nasıl kazıdığını ve kağıda nasıl aktardığını yan yana görmeyi sağlıyor.
Aliye Berger’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
Türkiye’de ilk adres İstanbul Modern. Müzenin koleksiyonunda Berger’in Carl Berger, Aile, Otoportre ve Aşıklar gibi gravürleri, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu’ndan uzun dönemli ödünç olarak yer alıyor. Kağıt üzerine eserler ışığa duyarlı olduğu için sürekli sergilenmeyebilir; gitmeden önce İstanbul Modern’in resmi sitesine bakmanızı öneririm.
Berger’in eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonlarında da bulunuyor. Yurt dışında Viyana’daki Albertina Müzesi ve New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi onun gravürlerini koleksiyonlarına almış durumda. Eserlerinin önemli bir bölümü ise özel koleksiyonlarda.
Aliye Berger hakkında merak edilenler
Aliye Berger ile Fahrelnissa Zeid kardeş mi?
Evet. İkisi de Şakir Paşa’nın kızlarıdır; Fahrelnissa Zeid 1901’de, Aliye 1903’te doğdu. Aliye’yi gravüre yönlendiren de, Carl Berger’in ölümünden sonra onu Londra’da yanına alan ablası Fahrelnissa oldu.
Halikarnas Balıkçısı ile akrabalığı nedir?
“Halikarnas Balıkçısı” adıyla tanınan yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı, Aliye Berger’in ağabeyidir. Seramik sanatçısı Füreya Koral ile ressam Nejad Devrim ise Aliye’nin yeğenleridir.
Aliye Berger hangi ödülü kazandı?
1954’te AICA’nın İstanbul kongresi vesilesiyle Yapı Kredi Bankası’nın açtığı “İş ve İstihsal” konulu resim yarışmasında “Güneşin Doğuşu” ile birincilik ödülü kazandı. 1955’te 2. Tahran Bienali’nde ikincilik ödülü aldı.
Aliye Berger neden “ilk kadın gravürcü” olarak anılır?
1950’lerden önce Türkiye’de gravürle uğraşan sanatçı yok denecek kadar azdı. Akademik çalışmalar Berger’i hem ilk Türk kadın baskıresim sanatçısı hem de ilk Türk kadın gravürcü olarak tanımlar; bu zahmetli tekniğe kendine özgü bir kimlik kazandırdığı vurgulanır.
Aliye Berger’in eserleri hangi müzelerde?
Türkiye’de İstanbul Modern, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi; yurt dışında Viyana’daki Albertina ve New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi koleksiyonlarında eserleri bulunuyor.

Kısaca Aliye Berger
Aliye Berger, Büyükada’da sanatçılarla dolu bir evde büyüyen, hayatının ilk yarısını müzikle geçirip kırklı yaşlarında gravürle yeniden doğan bir sanatçı. Londra’da John Buckland Wright’ın atölyesinde öğrendiği tekniği İstanbul’a taşıdı, malzemenin bile zor bulunduğu bir ortamda her baskıyı tek bir esere dönüştürdü. 1954’teki Yapı Kredi birinciliği onu bir anda tanınır yaptı. Bugün Türkiye’nin ilk kadın gravür sanatçısı olarak anılıyor.
Onun gravürlerini kendi gözünüzle görmek isterseniz İstanbul Modern rehberime göz atabilirsiniz. Türk resminin önceki kuşaklarını merak ediyorsanız Osman Hamdi Bey ve İbrahim Çallı yazılarım da sizi bekliyor.
Diğer Türk ustalar için Türk Ressamlar sayfasına bakabilirsiniz.






