Nuri İyem: Anadolu Kadınlarının Konuşan Gözlerini Resmeden Ressam

Nuri İyem kimdir?
Nuri İyem (1915–2005), İstanbul’da doğan ve Türk resminde toplumcu gerçekçi anlayışın öncüleri arasında sayılan ressam. Yeniler Grubu’nun kurucularındandı; 1950’lerde soyut resim denedi, 1960’tan sonra ise iri gözlü, suskun Anadolu kadınlarını anlatan “yüz” resimleriyle tanındı. Eserleri Ankara Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul Modern ve Türkiye İş Bankası koleksiyonunda.
Nuri İyem denince çoğumuzun aklına aynı görüntü gelir: başı örtülü, kocaman gözleriyle bize bakan, hiç konuşmadan çok şey anlatan bir kadın yüzü. Oysa Nuri İyem’in yetmiş yılı aşan sanat hayatı bu yüzlerden çok daha geniş. Limandaki işçileri resmeden genç bir akademili, soyut resim deneyen bir arayıcı, duvar resimleri yapan bir usta ve göçü, gecekonduyu anlatan bir tanık. Eserlerini bugün Ankara’da, İstanbul’da ve pek çok özel koleksiyonda görebilirsiniz.
Aksaray’da doğup Arnavutluk’ta, Cizre’de çocukluğunu geçiren, resim yapmadan yaşayamayan bir genç. Bu yazıda önce Nuri İyem’in hayatını, sonra sanat anlayışını ve en önemli eserlerini, son olarak da eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Nuri İyem kimdir?
Aksaray’dan İşkodra’ya bir çocukluk
Nuri İyem 1915’te İstanbul’un Aksaray semtinde doğdu. Çocukluğu yolculuklarla geçti: ailesi bir dönem Cizre’ye yerleşti, 1923’te annesi ve teyzesiyle birlikte Arnavutluk’taki İşkodra’ya gitti ve orada okula başladı. Ertesi yıl İstanbul’a döndü, ortaokulu Fatih’te Gelenbevi Ortaokulu’nda bitirdi. Resmi sitesindeki biyografi, ailenin bir dönem babasının Diyarbakır’da yaşadığı haberini aldığını da anlatır. Aksaray, Cizre, Diyarbakır, İşkodra: Nuri İyem daha çocukken Anadolu’nun ve Balkanların farklı yüzlerini görmüştü.
Akademi yılları
Lisede istediği sanat eğitimini bulamayınca, ressam Nazmi Ziya Güran’ın yüreklendirmesiyle 1933’te İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aktardığına göre Hikmet Onat ve İbrahim Çallı atölyelerinde çalıştı, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan sanat tarihi, estetik ve mitoloji dersleri aldı. Daha sonra akademiye uzman olarak getirilen Fransız ressam Léopold Lévy’nin atölyesine geçti ve 1930’ların sonunda akademiden birincilikle mezun oldu.
Ankara Resim ve Heykel Müzesi, akademideki ilk yıllarında Feyhaman Duran ve Namık İsmail’in derslerinden romantik ve izlenimci bir estetik edindiğini yazar. Yani Nuri İyem, Türk resminin izlenimci kuşağının elinden geçmiş, sonra Lévy’nin modern anlayışıyla tanışmış bir öğrenciydi. Bu iki etkiyi de sindirip kendi yolunu bulması uzun yıllar alacaktı.
Askerlik, Nalbant ve tutukluluk
Mezuniyetin ardından 1938–1943 arasında iki dönem askerlik yaptı; Kültür ve Turizm Bakanlığı Trakya’da subay olarak görev yaptığını belirtir. Bir süre de Giresun’da ortaokul resim öğretmenliği yaptı. Sonra akademinin yüksek resim bölümüne döndü ve 1944’te Nalbant adlı resmiyle bölümün yarışmasını kazanarak ikinci kez birincilikle mezun oldu. Aynı yıl seramik sanatçısı Nasip Özçapan’la evlendi. Öğrenci olaylarına karıştığı gerekçesiyle aralıklı olarak iki kez tutuklanıp yargılandı. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, sanatçının iki yıl tutuklu kaldığını belirtir.
Yeniler Grubu ve Liman Sergisi
Akademideki arkadaşlarıyla birlikte, balıkçıların ve liman işçilerinin hayatını yakından inceleyerek resmetmeye karar verdiler. Böylece Yeniler Grubu doğdu. Grubun ilk sergisi 1941’de “Liman Şehri İstanbul” adıyla açıldı. Grubun ilk kurucuları arasında Nuri İyem’in yanında Kemal Sönmezler, Selim Turan ve Avni Arbaş vardı. Grup 1951’de dağıldı.
Nuri İyem, resmi sitesinde yayımlanan “Yeniler Üstüne” yazısında grubun hikayesini kendisi anlatır. Ona göre Yeniler, resmin akademinin duvarları arasına kapanıp halktan kopmasına bir tepkiydi. Resmin toplumun manevi gelişimine katkı yapabileceğine inanıyorlardı. Bu yüzden konularını uzak ve tanımadıkları yerlerde değil, yaşadıkları şehirde aradılar: çarşılar, balıkçılar, köprüler, liman ve işçilerin uğradığı mekanlar. Nuri İyem tutuklandıktan sonra grubu Ferruh Başağa yeniden toparladı ve ikinci sergi 1946’da açıldı.
İlk sergi, Paris ve Tavan Arası
1946’da Beyoğlu’nda bir mağazanın üçüncü katında ilk kişisel sergisini açtı. Aynı yıl UNESCO’nun Paris’teki Modern Sanatlar Müzesi’nde açılan uluslararası sergiye Nalbant’la katıldı, ertesi yıl eserleri Hollanda’da gösterildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1946 ile 1983 arasında yaklaşık 40 kişisel sergi açtığını belirtir. Bu sergilerden önce de resimleri görülmüştü: 1943’te Eminönü Halkevi’nde Çaydanlıklı Natürmort, Foto Ayşe ve Sinema adlı eserleri, 1947’de Fransız Konsolosluğu’nda Testili Natürmort sergilendi. Ferruh Başağa ve Fethi Karakaş’la Asmalımescit’te bir apartmanın çatı katını atölye olarak paylaştılar ve burada resim dersleri verdiler. Bu atölyenin öğrencileri “Tavan Arası Ressamları” adıyla sergiler açtı; Ömer Uluç da bu gruba katılanlardan biriydi.
Bienaller, duvar resimleri ve ödüller
Nuri İyem 1956’da Venedik, 1957’de Sao Paulo bienallerine katıldı. 1959’da İstanbul Belediye Sarayı’nın toplantı salonu için, 1969’da Ankara Ulus Çarşısı ve İzmir’deki Emlak Kredi Bankası için, 1970’te de Ankara’daki Türkiye Petrolleri Gölbaşı Tesisleri için duvar resimleri yaptı. 1973’te Cumhuriyet’in 50. Yılı Resim Ödülü’nü, 1989’da Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü’nü aldı. 1997’de Tüyap İstanbul Sanat Fuarı’nın onur sanatçısı seçildi.
Büyük retrospektif ve son yılları
1986’da 50. sanat yılı için Tüyap’ta bir retrospektif sergisi açıldı. 2001’de ise Tepebaşı’ndaki Tüyap Sergi Sarayı’nda “Dünden Yarına Nuri İyem” sergisi düzenlendi. Sanatçının resmi sitesine göre 1504 resmin yer aldığı bu sergi, Türkiye’de bir sanatçı için ilk kez bu büyüklükte gerçekleştirildi. Nuri İyem 18 Haziran 2005’te İstanbul’da öldü.
Nuri İyem’in sanat anlayışı
Akademiden limana
Nuri İyem’in akademide okuduğu yıllarda Léopold Lévy’nin etkisiyle Cezanne çizgisinde kübist bir anlayış öne çıkıyordu. Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin aktardığına göre Nuri İyem bu yolu değil, toplumcu gerçekçi bir resim anlayışını seçti. Resmini atölyenin modellerinden çıkarıp limana, işçilere, emekçilere götürdü.
Nuri İyem’e göre resmin görevi
Nuri İyem için resim yalnızca güzel bir yüzey değildi. “Yeniler Üstüne” yazısında toplumcu gerçekçi resmi, halkı eğitmenin ve kültürel ufkunu genişletmenin bir aracı olarak görür. Bir işe inanmanın ve zorluklara rağmen sürdürmenin asıl mutluluk olduğunu söyler. Yetmiş yıla yakın hiç bırakmadan resim yapması, bu inancın en açık kanıtı.
Soyuta uzanan yıllar
1948’de soyut resme yöneldi. 1950’lerden 1960’ların ortasına kadar boyanın kendisini, maddesini öne çıkaran, geometrik kurgulu soyut ve soyutlamacı resimler yaptı. Bu dönem, onu yalnızca “kadın yüzleri ressamı” olarak tanıyanlar için şaşırtıcıdır ama Nuri İyem’in arayışçı yanını en iyi gösteren yıllardır.
Nuri İyem’in konuşan gözleri
1960’tan sonra, Türk resminde adıyla özdeşleşen “yüz” resimlerini yapmaya başladı. Ankara Resim ve Heykel Müzesi bu kadınları “koca gözlü, suskun, anıtsal” diye tanımlar. Gündelik hayatın içindeki köylü kadınları, 2000’li yıllara kadar resmetmeyi sürdürdü. Bu resimlerde beden çoğu zaman örtünün altındadır; bütün duygu gözlerde toplanır. DergiPark’ta yayımlanan bir makale de Nuri İyem’in kadın portrelerinde gözün bu anlatım gücünü inceler.
Göç ve gecekondu
Nuri İyem yalnızca yüzler resmetmedi. 1976’da Galeri Baraz’da “Güzellerimiz, Göç, Göreme, Gecekondular” konulu bir sergi açtı. Köyden kente göçü, şehrin kıyısındaki gecekondu hayatını da resmetti. Manzara, natürmort ve iç mekan resimleri de üretimin önemli bir parçası.
Nuri İyem ve duvar resimleri
Resmi halka ulaştırma isteği, Nuri İyem’i duvar resimlerine de götürdü. 1959’da İstanbul Belediye Sarayı’nın toplantı salonu, 1969’da Ankara Ulus Çarşısı ve İzmir’deki Emlak Kredi Bankası, 1970’te de Türkiye Petrolleri’nin Gölbaşı tesisleri için duvar resimleri yaptı. Galeriye gelmeyen insanın da resimle karşılaşabileceği kamusal mekanlar, Yeniler yıllarından beri savunduğu düşüncenin doğal bir devamıydı. Bu duvar resimlerinin bugünkü durumunu görmek isteyenlerin gitmeden önce bilgi alması iyi olur.
Nuri İyem’in en önemli eserleri
Nuri İyem çok sayıda resim yaptı ve bunların önemli bir kısmı özel koleksiyonlarda. Bu yüzden aşağıdaki listede, akademi yıllarındaki ilk büyük başarısıyla birlikte, bugün müzelerde görebileceğiniz eserlerine ağırlık verdim. Böylece hem erken dönemini hem de olgunluk yıllarındaki yüzleri ve manzaraları izleyebilirsiniz. Tarih yalnızca müze kayıtlarında geçtiğinde yazıldı.
1. Nalbant (1944)

Nerede: Bugün nerede olduğu resmi kaynaklarda açıkça belirtilmiyor.
Nuri İyem’e akademinin yüksek resim bölümünde birinciliği getiren resim. Tuval üzerine yağlıboya, 99 x 120 cm. 1946’da UNESCO’nun Paris’teki uluslararası sergisinde gösterildi. Resimdeki bazı ayrıntıların sanatçının tutuklanmasıyla ilişkilendirildiği anlatılır; resmi biyografisi ise tutuklanma gerekçesini öğrenci olayları olarak verir.
2. Köylü Kadınlar

Nerede: İstanbul Modern, İstanbul
İstanbul Modern koleksiyonundaki bu resimde köylü kadınlar mavi tepelerin önünde duruyor. Nuri İyem’in figürü manzarayla birlikte kurduğu, Anadolu kadınını bir anıt gibi resmettiği anlayışın güzel bir örneği. Müze, çocuk programlarında da bu resmin mavi tepelerinden yola çıkmıştı.
3. Kardeşler (1978)

Nerede: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, İstanbul
Anadolulu iki kız kardeş, neredeyse heykel gibi bir durgunlukla karşıya bakıyor. Yağlıboya, 52 x 49 cm. Bedenler resmi doldururken arkadaki boşluk ayrıntılı bir manzarayla doluyor; böylece figürler hem manzaranın parçası hem de birer portre gibi okunabiliyor.
4. Dikey Portre (1979)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Ankara
Nuri İyem’in olgunluk döneminin “yüz” resimlerinden biri, Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda. Müzede bu eserin yanında sanatçının bir Nü’sü, bir Portre’si ve bir Kompozisyon’u da bulunuyor.
5. Şile’de Kır Bahçesi (1992)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Ankara
Sanatçının seksenli yaşlarında, 1996’da yaptığı bir manzara. Şile, İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki sakin bir ilçe; eserin adı da Nuri İyem’in bu kıyıdaki bir kır bahçesini konu aldığını söylüyor; yüzlerin ressamı olarak tanınan sanatçının doğaya da ne kadar bağlı kaldığını gösteren bir iş. Nuri İyem’i yalnızca kadın yüzleriyle tanıyanlara onun renk ve ışıkla kurduğu manzaraları hatırlatan bir eser.
6. Dededen Toruna Atatürk Türküleri (1981)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Ankara
Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonundaki Nuri İyem eserlerinden biri. Adından da anlaşılacağı gibi kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafızayı, türküleri konu alıyor.
Nuri İyem’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
Nuri İyem’i bir müzede toplu görmek için en iyi adres Ankara Resim ve Heykel Müzesi. Koleksiyonda Dikey Portre, Şile’de Kır Bahçesi, Nü (Yatan Kadın), Portre, Kompozisyon ve Dededen Toruna Atatürk Türküleri yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrıca Milli Kütüphane ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi koleksiyonlarında da eserleri olduğunu belirtir.
İstanbul’da İstanbul Modern’de Köylü Kadınlar, Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde Kardeşler bulunuyor. Nuri İyem çok üretken bir sanatçıydı; 2001’deki retrospektifte 1504 resmin bir araya gelmesi bunu gösteriyor. Bu yüzden eserlerinin büyük kısmı özel koleksiyonlarda ve galerilerde. Müzelerin yanında, onun adına düzenlenen sergileri takip etmek de Nuri İyem’i yakından tanımanın iyi bir yolu. Bir eserin o gün sergide olup olmadığı değişebildiği için gitmeden önce müzelerin güncel bilgilerini kontrol etmenizi öneririm: Ankara Resim ve Heykel Müzesi.
Nuri İyem hakkında merak edilenler
Nuri İyem hangi akımın temsilcisi?
Türk resminde toplumcu gerçekçi anlayışın öncülerinden. 1950’lerde soyut resim de denedi, 1960’tan sonra figüre ve Anadolu insanına döndü.
Nuri İyem’in kadınlarının gözleri neden bu kadar büyük?
Bedenleri çoğu zaman örtülü olan bu kadınlarda bütün anlatım yüze ve özellikle gözlere toplanır. İri gözler, konuşmayan kadınların duygusunu taşıyan asıl araçtır.
Yeniler Grubu nedir?
Nuri İyem’in de kurucuları arasında olduğu, balıkçıların ve liman işçilerinin hayatını resmeden genç ressamlar grubu. İlk sergilerini 1941’de “Liman” temasıyla açtılar; grup 1951’de dağıldı.
Nuri İyem kimden ders aldı?
Akademide Nazmi Ziya Güran, Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Léopold Lévy’nin atölyelerinde çalıştı; Ahmet Hamdi Tanpınar’dan da kuramsal dersler aldı.
Nuri İyem neden tutuklandı?
Resmi biyografisine göre öğrenci olaylarına karıştığı gerekçesiyle 1940’ların ortasında aralıklı olarak iki kez tutuklanıp yargılandı.
Nuri İyem ne zaman öldü?
18 Haziran 2005’te İstanbul’da öldü. Ölümünün ardından adına yıllık bir resim ödülü kuruldu.
Tavan Arası Ressamları kimdir?
Nuri İyem’in Ferruh Başağa ve Fethi Karakaş’la paylaştığı, Asmalımescit’teki bir apartmanın çatı katındaki atölyede ders alan genç ressamlar. Bu adla birkaç sergi açtılar; Ömer Uluç da gruba katılanlar arasındaydı.
Nuri İyem soyut resim yaptı mı?
Evet. 1948’de soyut resme yöneldi ve 1950’lerden 1960’ların ortasına kadar boyanın maddesini öne çıkaran, geometrik kurgulu soyut resimler yaptı. 1960’tan sonra yeniden figüre döndü.
Nuri İyem’in en ünlü eseri hangisi?
Tek bir tablodan çok, iri gözlü Anadolu kadınlarını anlatan “yüz” resimleriyle tanınır. Erken döneminden ise akademide birincilik kazandığı Nalbant (1944) öne çıkar.
Kısaca Nuri İyem
| Doğum | 1915, Aksaray (İstanbul) |
| Ölüm | 18 Haziran 2005, İstanbul |
| Eğitim | İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi (1933’ten itibaren); Léopold Lévy atölyesi |
| Grup | Yeniler Grubu (Liman Sergisi, 1941) |
| Üslup | Toplumcu gerçekçi; 1950’lerde soyut, 1960’tan sonra “yüz” resimleri |
| Ödüller | Cumhuriyet’in 50. Yılı Resim Ödülü (1973), Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü (1989) |
| En ünlü eserleri | Nalbant, Köylü Kadınlar, Kardeşler, Dikey Portre |
| En iyi görüleceği yer | Ankara Resim ve Heykel Müzesi |
Diğer Türk ustalar için Türk Ressamlar sayfasına bakabilirsiniz.






