Bazı ressamlar güzelliği anlattı… Bazıları kahramanlıkları… Francisco Goya ise insanlığın karanlık tarafını resmetti. Onun tablolarında:
Bir yanda İspanyol sarayının ressamıydı…Diğer yanda sanat tarihinin en rahatsız edici görüntülerini yarattı. Belki de bu yüzden Goya, hem eski ustaların sonuncusu hem de ilk modern ressam kabul edilir.

Francisco Jose de Goya y Lucientes, 1746 yılında İspanya’nın Zaragoza yakınlarında doğdu. 14 yaşında sanat eğitimi almaya başladı.
17 yaşında Madrid’e giderek kariyerini geliştirmeye çalıştı. 1770-1771 yılları arasında Roma’ya seyahat etti. Bu dönemde:
Goya’nın sanat tarihindeki en büyük etkisi, insan psikolojisini ve toplumun karanlık tarafını korkusuzca göstermesidir.
Birçok sanat tarihçisine göre Goya:
Goya:
Goya bir dönem İspanya Kralı IV. Carlos’un başressamıydı. Ama aynı zamanda yönetime ve topluma eleştirel yaklaşan cesur eserler üretiyordu.
1775 ile 1792 yılları arasında kraliyet dokuma fabrikası için tasarımlar yaptı. Bu süreçte:
1795’ten 1797’ye kadar Real Academia de Bellas Artes de San Fernando’da resim müdürü olarak çalıştı. 1799’da ise İspanya’nın resmi saray ressamı oldu. Kraliyet koleksiyonundaki Diego Velázquez eserlerini incelemesi onun sanatını büyük ölçüde etkiledi.
1792 yılında geçirdiği ciddi bir hastalık sonrası tamamen sağır kaldı. Bu olay onun hayatındaki en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Hastalığından sonra eserleri:
Goya’nın en ünlü eserlerinden biri La maja desnuda olur. Bir süre sonra aynı figürü kıyafetli şekilde La maja vestida olarak yeniden resmetti.

Goya’nın baskı sanatındaki en önemli çalışmalarından biri Los Caprichos oldu. 1799 yılında yayımlanan bu gravürlerde:
Kral IV. Carlos’a vermek zorunda kaldı. Karşılığında oğlu Javier’e saray görevi verildi.
1808 yılında başlayan Napolyon işgali Goya’yı derinden etkiledi. İspanyol Bağımsızlık Savaşı sırasında:
Goya’nın en güçlü eserlerinden biri The Third of May 1808 olur.
Sanat tarihçisi Kenneth Clark bu tabloyu: “Devrim sayılabilecek ilk büyük modern resim.” olarak tanımlamıştır.

The Second of May 1808 ise Madrid halkının Fransız askerlerine karşı ayaklanmasını anlatır. Bu eser, savaşın kaotik ve şiddet dolu atmosferini oldukça sert biçimde gösterir.
Goya 70 yaşına geldiğinde maddi sıkıntılar yaşamaya başlamıştı. Bu dönemde çocukluğundan beri ilgi duyduğu boğa güreşlerini konu alan gravürler hazırladı. La Tauromaquia böyle ortaya çıktı.
1815 sonrası Goya toplumdan iyice uzaklaştı. Evine kapanarak duvarlara bugün Black Paintings olarak bilinen karanlık resimleri yaptı. Bu eserlerde:
En ünlü eserlerinden biri Saturn Devouring His Son olur. Mitolojide Saturn, tahtını kaybetmemek için çocuklarını yiyordur. Goya burada yalnızca bir mitolojik sahne değil, insan doğasının korkutucu tarafını resmetmiştir. Bu tablo için Peter Paul Rubens’in aynı konudaki eserinden ilham aldığı düşünülür.
Goya bazı eserleri nedeniyle Engizisyon Mahkemesi’nin karşısına çıktı. Tekrar baskı görmemek için 1824 yılında Fransa’nın Bordeaux kentine taşındı. 1826’da kısa süre İspanya’ya dönse de yeniden Fransa’ya geçti. 16 Nisan 1828’de Bordeaux’da hayatını kaybetti. Arkasında:
Goya’nın eserlerine baktığınızda yalnızca resim görmezsiniz. Korkuyu, savaşı, deliliği ve insan doğasının karanlık tarafını hissedersiniz. Belki de onu bu kadar önemli yapan şey tam olarak buydu: Sanatın yalnızca güzeli değil, rahatsız edici gerçeği de anlatabileceğini göstermesi.
Francisco Goya, 18. ve 19. yüzyıllarda yaşamış İspanyol ressam ve gravür sanatçısıdır. Modern sanatın öncülerinden biri kabul edilir.
1792 yılında geçirdiği ağır bir hastalık sonrası tamamen sağır kaldığı düşünülmektedir. Bu olay onun sanatını büyük ölçüde değiştirmiştir.
En ünlü eserleri arasında:
Black Paintings, Goya’nın yaşlılık döneminde evinin duvarlarına yaptığı karanlık ve psikolojik resimlere verilen isimdir.
Birçok sanat tarihçisine göre evet. Özellikle:
The Third of May 1808, Napolyon askerleri tarafından kurşuna dizilen İspanyolları anlatır ve savaş karşıtı sanatın en güçlü örneklerinden biri kabul edilir.
Saturn Devouring His Son, insan korkusunu ve deliliği çok çarpıcı biçimde göstermesi nedeniyle sanat tarihinin en rahatsız edici ama en etkileyici eserlerinden biri kabul edilir.
Goya severlerin, sanatçının hayatının anlatılığı filmi kaçırmamalarını tavsiye ederiz.