Bazı tablolar vardır, sadece bir sanat eseri olmaktan çıkar ve yüzyıllar boyunca insanların zihnini meşgul eden bir gizeme dönüşür.Johannes Vermeer‘in yaklaşık 1665 yılında yaptığı İnci Küpeli Kız (Girl with a Pearl Earring) tam da böyle bir eserdir.
Peki kulağındaki büyük inci küpeyle omzunun üzerinden bize bakan bu genç kız kimdi?
Vermeer’in kızı mıydı?
Bir modeli mi?
Yoksa evindeki bir hizmetçi mi?
Gerçek şu ki bunu kimse bilmiyor.
İşte 2003 yapımı İnci Küpeli Kız filmi, sanat tarihinin en büyük gizemlerinden birine hayali ama büyüleyici bir cevap vermeye çalışıyor.
Film, İngiliz yazar Girl with a Pearl Earring‘in aynı adlı çok satan romanından uyarlanmıştır.Yönetmenliğini Peter Webber‘ın yaptığı filmde Vermeer’i Colin Firth, Griet karakterini ise Scarlett Johansson canlandırıyor.Film, 17. yüzyıl Delft’inde yaşayan genç Griet’in hikâyesini anlatıyor.
Babası geçirdiği bir iş kazası sonucu görme yetisini kaybedince, ailesine destek olmak zorunda kalan Griet, dönemin ünlü ressamı Johannes Vermeer’in evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar.Başlangıçta yalnızca ev işleriyle ilgilenen genç kız, zamanla Vermeer’in dikkatini çekmeye başlar.
Filmin en etkileyici yönlerinden biri büyük bir aşk hikâyesi anlatmaya çalışmaması.Bunun yerine iki insan arasında oluşan sessiz ve karmaşık bir bağa odaklanıyor.Vermeer, Griet’in renkleri ve ışığı algılama konusundaki doğal yeteneğini fark ediyor.Genç kız da ressamın dünyasına adım attıkça sanatın büyüsünü keşfediyor.
Film boyunca izleyici, Vermeer’in tablolarının nasıl ortaya çıktığını ve sanatçının çalışma yöntemlerini yakından görme fırsatı buluyor.
İşte filmin merkezindeki büyük soru bu.
Gerçekte Vermeer’in tablodaki modeli hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor.Bazı araştırmacılar modelin Vermeer’in ailesinden biri olabileceğini düşünürken, bazıları onun tamamen hayali bir karakter olduğunu savunuyor.
Bugün sanat tarihçilerinin büyük bölümü İnci Küpeli Kız’ın bir portre değil, “tronie” adı verilen bir karakter çalışması olduğu görüşünde.Yani Vermeer belirli bir kişiyi değil, egzotik kıyafetler içindeki idealize edilmiş bir genç kızı resmetmiş olabilir.Bu nedenle filmde anlatılan hikâye tarihsel bir gerçeklikten çok sanatsal bir kurgu olarak değerlendirilmelidir.
Film tarihsel olarak birebir doğru olmayabilir.Ancak Vermeer’in eserlerindeki atmosferi olağanüstü bir başarıyla yansıtıyor.Pencereden süzülen ışıklar…Sessiz odalar…Mavi ve sarı tonların uyumu…Yavaş akan günlük yaşam…Film adeta bir Vermeer tablosunun içine girmişsiniz hissi yaratıyor.Birçok eleştirmen bu nedenle filmi “hareket eden bir Vermeer tablosu” olarak tanımlıyor.
Filmde Griet karakterini canlandıran Scarlett Johansson oldukça sade ve etkileyici bir performans sergiliyor.Johannes Vermeer rolündeki Colin Firth ise sanatçının içine kapanık, gözlemci ve gizemli karakterini başarıyla yansıtıyor.İkili arasındaki sessiz gerilim filmin en dikkat çekici unsurlarından biri.
Eğer Johannes Vermeer’i seviyorsanız ya da sanat tarihiyle ilgileniyorsanız, İnci Küpeli Kız filmi kaçırılmaması gereken yapımlardan biri.Film, tarihi gerçeklerden çok bir ressamın dünyasına ve bir tablonun doğuşuna dair şiirsel bir yorum sunuyor.Gerçek hikâyeyi anlatmıyor olabilir.Ama Vermeer’in eserlerinde hissettiğimiz o sessiz büyüyü beyaz perdeye taşımayı başarıyor.
Hayır. Film, Tracy Chevalier’in romanından uyarlanmıştır ve büyük ölçüde kurguya dayanır. Tablodaki kızın kimliği günümüzde hâlâ bilinmemektedir.
Kesin olarak bilinmiyor. Sanat tarihçileri modelin kimliği konusunda ortak bir görüşe sahip değildir.
Johannes Vermeer rolünü Colin Firth canlandırmaktadır.
Griet’in gerçekten yaşadığına dair tarihsel bir kanıt bulunmamaktadır. Karakter roman için yaratılmıştır.
Film, 17. yüzyıl Hollanda’sında, Vermeer’in yaşadığı Delft kentinde geçmektedir.
Johannes Vermeer’in tablolarına bakan birçok kişi aynı soruyu sorar:
“17. yüzyılda yaşayan bir ressam, fotoğraf makinesi henüz icat edilmemişken bu kadar gerçekçi görüntüleri nasıl yaratabildi?”
İşte 2013 yapımı Tim’s Vermeer belgeseli tam da bu sorunun peşine düşüyor.
Belgeselin kahramanı, mucit ve teknoloji girişimcisi Tim Jenison. Vermeer’in eserlerindeki olağanüstü ışık, perspektif ve detayların nasıl üretildiğini anlamaya çalışan Jenison, ressamın bir tür optik sistem kullanmış olabileceği fikrine takılıyor.Bu merak onu Hollanda’ya, Vermeer’in yaşadığı Delft’e kadar götürüyor.Ancak Tim yalnızca araştırmakla yetinmiyor.
Vermeer’in çalışma ortamını yeniden kuruyor, dönemin mobilyalarını yaptırıyor, kostümleri hazırlıyor ve ressamın kullandığını düşündüğü optik düzenekleri yeniden inşa ediyor.
Ardından cesur bir hedef belirliyor:Hiç profesyonel resim eğitimi almamış biri olarak bir Vermeer tablosunu yeniden yaratmak.Ortaya çıkan sonuç ise sanat dünyasında büyük tartışmalara yol açıyor.
Belgesel, Vermeer’in gerçekten camera obscura veya başka bir optik sistem kullanıp kullanmadığı sorusuna kesin bir cevap vermese de, onun teknik dehasını ve eserlerinin ardındaki gizemi anlamak isteyenler için son derece ilgi çekici bir yapım.
Özellikle Vermeer’in Müzik Dersi (The Music Lesson) tablosunun nasıl yeniden üretilmeye çalışıldığını izlemek oldukça etkileyici.