“Mutlu olan, doğayı olduğu gibi görebilendir.”
Empresyonizm denildiğinde çoğu kişinin aklına önce Claude Monet gelir. Ancak bu sanat akımının gerçek öncülerinden biri, hatta birçok sanat tarihçisine göre “Empresyonizmin Babası” olarak anılan kişi Camille Pissarro‘dur.
Pissarro yalnızca olağanüstü manzara resimleriyle değil, aynı zamanda genç sanatçılara verdiği destekle de sanat tarihinin en saygı duyulan isimlerinden biri olmuştur. Claude Monet, Paul Cezanne, Paul Gauguin, Georges Seurat ve Vincent van Gogh gibi pek çok büyük ressam onun bilgi ve deneyimlerinden faydalanmıştır.Hayatı boyunca doğayı, köy yaşamını ve sıradan insanların günlük hayatını büyük bir sadelik ve içtenlikle resmeden Pissarro, Empresyonizm’in en üretken sanatçılarından biri olarak kabul edilir.
Tam adı Jacob Abraham Camille Pissarro olan sanatçı, 10 Temmuz 1830’da Karayipler’deki Saint Thomas Adası‘nda dünyaya geldi.Danimarka yönetimindeki bu adada yaşayan Yahudi kökenli bir ailenin oğluydu.On iki yaşında eğitim için Fransa’ya gönderildi. Paris’te aldığı sanat eğitimi sayesinde resme olan ilgisi giderek arttı.Ailesi onun ticaretle uğraşmasını istese de Pissarro’nun hayali ressam olmaktı.Bir süre babasının işinde çalıştıktan sonra bu hayalini gerçekleştirmek için her şeyi geride bıraktı.
1855 yılında Paris’e yerleşen Pissarro, dönemin önemli sanat okullarında eğitim aldı.En çok etkilendiği isimlerden biri Camille Corot oldu.Corot’nun doğayı açık havada resmetme anlayışı, Pissarro’nun tüm sanat yaşamını şekillendirdi.O dönemde ressamların büyük bölümü atölyelerinde çalışırken, Pissarro doğrudan doğanın içine çıkmayı tercih ediyordu.
Paris’te İsviçreli ressam Charles Gleyre‘in atölyesinde çalışırken Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir, Alfred Sisley ve Frederic Bazille ile tanıştı. Aralarında kısa sürede güçlü bir dostluk oluştu. Bu genç ressamlar akademik resim anlayışından uzaklaşıp doğayı açık havada resmetmeye başladılar. Daha sonra Empresyonizm adını alacak sanat hareketinin temelleri de bu arkadaşlık sayesinde atıldı.
1860’lı yıllarda Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir, Alfred Sisley ve Berthe Morisot gibi genç ressamlarla tanıştı.Bu grup daha sonra sanat tarihini değiştirecek olan Empresyonizm akımını oluşturdu.Pissarro, grubun en yaşlı üyesiydi.Bu nedenle genç ressamlar ona büyük saygı duyuyordu.Empresyonistlerin düzenlediği sekiz serginin tamamına katılan tek sanatçı da yine Pissarro olmuştur.Bu yönüyle akımın en istikrarlı temsilcisi kabul edilir.
Aslında “Empresyonist” adı ressamların seçtiği bir isim değildi. 1874’te açtıkları ilk sergiyi küçümseyen eleştirmenler, Claude Monet’nin İzlenim (Impression) adlı tablosuyla alay ederek onlara “Empresyonistler” adını verdi. Akademik sanat çevreleri, açık havada hızla yapılan bu resimleri küçümseyerek “bunlar resim değil, sadece bir izlenim” diyordu. Ancak bu küçümseyici ifade kısa süre içinde sanat tarihinin en önemli akımlarından birinin adı hâline geldi.
Pissarro yalnızca başarılı bir ressam değil, aynı zamanda büyük bir öğretmendi.Özellikle Paul Cezanne ile yıllarca birlikte çalıştı.Cezanne’ın doğayı farklı bir gözle görmesinde Pissarro’nun büyük etkisi olduğu kabul edilir.Daha sonra genç Paul Gauguin de ondan ders aldı.Hatta Georges Seurat’nın geliştirdiği Noktacılık (Pointillism) tekniğini bile büyük bir açıklıkla inceleyerek kendi resimlerine uyarlamaya çalıştı.Hayatı boyunca öğrenmeye devam eden nadir sanatçılardan biriydi.
Monet daha çok ışığın değişimini resmederken,Pissarro doğanın ritmini anlatmayı tercih etti.Köylüler,meyve bahçeleri,çamurlu yollar,küçük kasabalar,hasat yapan insanlar,günlük yaşam…Onun tablolarında gösteriş değil, huzur vardır.Belki de bu nedenle eserleri izleyiciye sessiz bir dinginlik hissi verir.
1890’lı yıllarda göz rahatsızlığı nedeniyle açık havada uzun süre çalışamaz hale geldi.Bunun üzerine otel odalarının pencerelerinden Paris’i resmetmeye başladı. Boulevard Montmartre, Boulevard des Italiens, Place du Theâtre Français gibi Paris’in en hareketli caddelerini farklı hava koşullarında ve günün farklı saatlerinde resmetti.Bu seri bugün Empresyonizm’in şehir yaşamını anlatan en önemli eserleri arasında gösterilmektedir.
1870 yılında başlayan Fransa-Prusya Savaşı sırasında Pissarro ailesiyle birlikte Londra’ya gitmek zorunda kaldı. Burada sanat taciri Paul Durand-Ruel ile tanıştı. Bu karşılaşma yalnızca Pissarro için değil, Empresyonizm tarihi için de büyük önem taşıyordu. Durand-Ruel ilerleyen yıllarda Monet, Renoir, Degas ve Pissarro’nun en büyük destekçisi olacak, eserlerini satın alarak akımın ayakta kalmasını sağlayacaktı.
Pissarro’nun en ünlü eseridir. Paris’in hareketli Montmartre Bulvarı’nı günün farklı saatlerinde ve farklı hava koşullarında resmettiği serinin en önemli tablolarından biridir. Işığın sürekli değişimini yansıtmasıyla Empresyonizm’in şehir manzaralarındaki en başarılı örneklerden biri kabul edilir.

Kırmızı çatılı evlerin arasındaki kırsal yaşamı konu alan eser, Pissarro’nun doğayı yalın ama etkileyici bir dille resmettiği başyapıtlarından biridir. Paul Cézanne üzerinde bıraktığı etkinin en belirgin görüldüğü tablolar arasında yer alır.

Kış sabahında kırağıyla kaplanmış bir yolu ve tarlada çalışan köylüleri gösteren eser, ilk Empresyonist Sergi’de yer alan en önemli tablolardan biridir. Doğal ışığın ve kırsal yaşamın sade güzelliğini ustalıkla yansıtır.

Hasat yapan köylüleri konu alan bu eser, Pissarro’nun emek veren insanlara duyduğu saygıyı gösterir. Köy yaşamını romantikleştirmeden, günlük hayatın doğal bir parçası olarak resmetmesiyle dikkat çeker.
Paris’in en hareketli meydanlarından birini yüksekten izleyen bu eser, sanatçının geç dönem şehir manzaralarının en başarılı örneklerinden biridir. Hareketli kalabalığı ve değişen ışığı ustalıkla yakalar.

Montmartre Bulvarı’nı gece ışıkları altında gösteren eser, yapay aydınlatmanın şehir atmosferini nasıl değiştirdiğini gözler önüne serer. Pissarro’nun aynı manzarayı farklı zamanlarda resmettiği ünlü serinin dikkat çeken tablolarındandır.

Sisli bir kış sabahında Paris’in canlı sokaklarını konu alan eser, ışık ve atmosfer değişimlerini resmetmedeki ustalığını ortaya koyar. Şehir yaşamını Empresyonist bakış açısıyla anlatan en önemli tablolarından biridir.
Eğimli kırsal bir yolu ve çevresindeki ağaçları konu alan bu eser, güçlü kompozisyonu ve zengin renk geçişleriyle dikkat çeker. Paul Cézanne’ın manzara resimleri üzerinde önemli bir etkisi olduğu kabul edilir.

Elma toplayan köylüleri betimleyen eser, insan ile doğa arasındaki uyumu anlatır. Pissarro’nun kırsal yaşamı en samimi şekilde resmettiği tablolar arasında yer alır.

Genç bir köylü kızını gösteren bu portre, sanatçının insan figürlerini sade ve doğal bir anlatımla ele alışını gösterir. Pissarro’nun en sevilen figür çalışmalarından biridir.

Paris’in en ünlü bulvarlarından birini sabah ışığında resmeden eser, hareketli şehir yaşamını ve ışığın mimari üzerindeki etkisini olağanüstü bir gözlem gücüyle yansıtır. Pissarro’nun geç dönem şehir serisinin en başarılı çalışmalarından biridir.

Pissarro hayatı boyunca büyük maddi sıkıntılar yaşadı.Ancak hiçbir zaman resim yapmaktan vazgeçmedi.1903 yılında Paris’te hayatını kaybetti.Öldüğünde ardında yaklaşık 2.000 yağlı boya tablo, yüzlerce pastel ve binlerce çizim bırakmıştı. Bugün dünyanın en önemli müzelerinde eserleri sergilenmektedir.
Hayatının son on yılında ciddi bir göz hastalığı nedeniyle açık havada çalışmakta zorlanıyordu. Buna rağmen üretmeyi hiç bırakmadı.Çoğu zaman otel odalarının penceresinden Paris bulvarlarını resmediyor, ışığın gün içindeki değişimini izliyordu.1894 yılında bir arkadaşına şöyle yazmıştı:
“Yaşamımı onurlu bir şekilde tamamlamak için, doğayı görebildiğim sürece resim yapmaya devam etmeliyim.”
13 Kasım 1903’te, 73 yaşında Paris’te hayatını kaybetti.
Camille Pissarro, Empresyonizm’in yalnızca kurucularından biri değil, aynı zamanda en saygı duyulan öğretmenidir.Doğaya duyduğu sevgi,ışığı gözlemleme biçimi,genç sanatçılara verdiği destek ve sürekli yeniliğe açık olması sayesinde hem Empresyonizm’i hem de Post-Empresyonizm’i derinden etkilemiştir. Bu nedenle sanat tarihçileri onu çoğu zaman “Empresyonizmin Babası” olarak anmaktadır.
Camille Pissarro (1830-1903), Fransız Empresyonist ressam ve baskı sanatçısıdır. Empresyonizm akımının kurucularından biri ve tek başına tüm Empresyonist Sergilere katılan tek sanatçı olması nedeniyle “Empresyonizmin Babası” olarak anılmaktadır.
Pissarro; doğayı, kırsal yaşamı ve sıradan insanları içten bir bakışla resmetmesi, Empresyonizm’in gelişimindeki öncü rolü ve Cézanne, Gauguin ile Seurat gibi birçok önemli sanatçıya yol göstermesi nedeniyle sanat tarihinin en etkili ressamlarından biri kabul edilir.
Pissarro, Empresyonizm akımının kurucularından biridir. Kariyerinin bir döneminde Georges Seurat ve Paul Signac’ın geliştirdiği Noktacılık (Pointilizm) tekniğini de denemiş, buna “Bilimsel Empresyonizm” adını vermiştir. Daha sonra yeniden Empresyonist üslubuna dönmüştür.
Pissarro’nun en tanınmış eserleri arasında Boulevard Montmartre, The Red Roofs, Hoarfrost, The Harvest ve Place du Théâtre Français yer alır. Özellikle Boulevard Montmartre serisi, Empresyonist şehir manzaralarının en önemli örnekleri arasında kabul edilmektedir.
Pissarro, Empresyonizm’in kuruluşunda aktif rol oynamış, düzenlenen sekiz Empresyonist Sergi’nin tamamına katılan tek ressam olmuştur. Yaşça grubun en büyüğü olması nedeniyle Monet, Renoir, Sisley ve Degas gibi genç sanatçılar üzerinde önemli bir etkisi olmuştur.
Pissarro ve Claude Monet yakın dosttu. Birlikte açık havada resimler yaptılar ve Empresyonizm’in gelişmesinde birlikte önemli rol oynadılar. Fransa-Prusya Savaşı sırasında ikisi de Londra’ya giderek İngiliz manzara ressamlarının eserlerini inceleme fırsatı buldu.
Pissarro, hem Paul Cézanne’ın hem de Paul Gauguin’in akıl hocalarından biri olarak kabul edilir. Özellikle Cézanne’ın koyu renk paletini bırakıp daha parlak ve doğal renklere yönelmesinde Pissarro’nun büyük etkisi olduğu bilinmektedir.
Yaşamının son yıllarında göz rahatsızlığı nedeniyle uzun süre açık havada çalışamaz hâle geldi. Bunun üzerine otel odalarının pencerelerinden Paris’in bulvarlarını ve meydanlarını resmetmeye başladı. Bu seri, Empresyonizm’in en önemli şehir manzaraları arasında yer almaktadır.
Pissarro’nun eserlerinde kırsal yaşam, köylüler, meyve bahçeleri, hasat sahneleri, tarlalar, köy yolları ve Paris’in hareketli bulvarları öne çıkar. Doğayı ve gündelik yaşamı sade ama etkileyici bir şekilde resmetmesiyle tanınır.
1880’li yıllarda Georges Seurat ve Paul Signac’tan etkilenerek Noktacılık tekniğini denedi. Küçük renk noktalarının uzaktan birleşerek görüntü oluşturduğu bu yöntemi “Bilimsel Empresyonizm” olarak tanımladı. Ancak birkaç yıl sonra bu teknikten vazgeçerek yeniden Empresyonist tarzına döndü.
Camille Pissarro, 1903 yılında Paris’te hayatını kaybetmiştir. Mezarı, Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı‘nda bulunmaktadır.
Pissarro’yu daha yakından tanımak isteyenler için Joachim Pissarro’nun Camille Pissarro: Critical Catalogue of Paintings adlı kapsamlı çalışması önemli bir kaynaktır. Ayrıca Richard Brettell’in Pissarro and Pontoise kitabı, sanatçının Empresyonizm’e katkılarını ve Pontoise yıllarını ayrıntılı biçimde ele almaktadır.