Bazı ressamlar büyük hikâyeler anlattı…Bazıları toplumsal mesajlar verdi…James McNeill Whistler ise resmin yalnızca bir atmosfer yaratabileceğini düşündü.Onun tablolarında:
James Abbott McNeill Whistler, 1834 yılında Amerika’da doğdu.Gerçek anlamda uluslararası bir sanatçıydı.Çocukluğunun büyük kısmını Rusya’da geçirdi, sanat eğitimini Fransa’da aldı ve yaşamının büyük bölümünü İngiltere’de sürdürdü.1845 yılında, henüz 11 yaşındayken Rusya’daki Imperial Güzel Sanatlar Akademisi’ne kaydoldu.Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri Askeri Akademisi’ne katıldı.Ancak:
1855 yılında sanat kariyerine odaklanmak için Paris’e gitti. Burada:
Asıl sanatsal gelişimi ise Fransız ressam Henri Fantin-Latour ile arkadaş olmasıyla başladı. Fantin-Latour sayesinde:
Whistler’ın sanat tarihindeki en büyük etkisi, “sanat sanat içindir” anlayışını güçlü şekilde savunmasıdır.
Whistler, Japon sanatına hayran kalan ilk Batılı ressamlardan biri oldu. 1860’lardan itibaren Japon baskı resimleri toplamaya başladı. Zamanla:
Whistler:
Whistler daha çok:
Whistler denince akla ilk gelen eserlerden biri Whistler’s Mother olur. Tablonun gerçek adı: Arrangement in Grey and Black No.1
yani “Gri ve Siyah Düzenleme”dir. Bu isim bile sanatçının:
Whistler’ın en önemli çalışmalarından biri Thames Nehri çevresindeki gece manzaralarını anlattığı “Noktürn” serileridir. Özellikle Nocturne in Black and Gold – The Falling Rocket oldukça ünlüdür. Bu tabloda:
Whistler’ın hayatındaki en ünlü olaylardan biri sanat eleştirmeni John Ruskin ile yaşadığı davadır. Ruskin, Whistler’ın eserleri için:“Halkın yüzüne boya fırlatmak.” gibi ağır bir ifade kullanmıştı. Whistler dava açtı ve kazandı. Ancak dava masrafları onu iflasa sürükledi. 1879’da evinden çıkmak zorunda kaldı.Daha sonra Venedik’ten gelen baskı resmi siparişleri sayesinde maddi durumunu toparlayabildi.
Whistler yalnızca ressamlığıyla değil, kişiliğiyle de ünlüydü.Esprili, sivri dilli ve gösterişli bir karakterdi.Züppe görünümü ve sosyetik çevresi nedeniyle sık sık gazetelerde yer aldı. Özellikle:
1886 yılında British Artists Society’nin başkanı oldu. 1888’de eski öğrencisi ve yakın arkadaşı Beatrix Whistler ile evlendi. Hayatının ilerleyen yıllarında:
Whistler’ın tablolarına baktığınızda büyük hikâyeler görmezsiniz. Ama sessiz bir atmosfer hissedersiniz.Sis, ışık ve yumuşak tonlar…
Hepsi birlikte neredeyse müzik gibi akan bir dünya yaratır. Belki de onu bu kadar özel yapan şey tam olarak buydu: Resmi anlatan değil, hissettiren bir şeye dönüştürmesi.
Whistler, 19. yüzyılda yaşamış Amerikalı ressamdır ve tonal resim anlayışıyla tanınır.
“Sanat sanat içindir” anlayışını savunarak modern sanatın gelişimine katkı sağlamıştır.
En tanınan eseri Whistler’s Mother kabul edilir.
Japon baskı resimlerindeki sade kompozisyon ve dekoratif renk anlayışına hayranlık duyuyordu.
John Ruskin ile yaşadığı dava sonrası oluşan büyük maddi kayıplar nedeniyle iflas etti.