Floransa’da gökyüzüne doğru yükselen o dev kubbeye baktığınızda, aslında bir yapıdan fazlasını görürsünüz. Bir sorunun cevabını, bir meydan okumanın çözümünü, bir çağın başlangıcını…İşte o cevabın sahibi: Floransa’da yıllarca tamamlanamayan bir kubbeyi inşa eden bir adam…
İşte Filippo Brunelleschi tam olarak böyle bir imkânsızı mümkün kıldı.
1377 yılında Floransa’da doğan Brunelleschi, seçkin bir noter olan babasının üç oğlundan biridir.
Sanata doğrudan mimar olarak başlamaz. Aksine, dönemin en yaygın yolu olan çıraklık sistemiyle yetişir. Önce kuyumculuk öğrenir, ardından heykeltıraşlığa yönelir. Yeteneği kısa sürede fark edilir ve 1398 yılında ipekçiler loncasına kabul edilir.Bu detay önemli çünkü Brunelleschi’nin ileride geliştireceği mühendislik zekâsının temeli, tam da bu zanaatkârlık döneminde atılır.
1401 yılında Floransa Vaftizhanesi’nin bronz kapıları için bir yarışma düzenlenir. Bu yarışma Rönesans tarihinin en kritik anlarından biridir.Brunelleschi ve Lorenzo Ghiberti finale kalır.
Konuları: “İshak’ın Kurban Edilişi”
Jüri, iki sanatçının birlikte çalışmasını ister.Ama Brunelleschi bunu kabul etmez ve yarışmadan çekilir.
Sonuç? Ghiberti kazanır.
Ama asıl kazanan sanat tarihi olur. Çünkü Brunelleschi bu noktadan sonra yönünü değiştirir ve mimarlığa odaklanır.
Brunelleschi, Donatello ile birlikte Roma’ya gider. Antik yapıları inceler, ölçer, analiz eder. Bu yolculuk onun için bir dönüm noktasıdır. Sadece geçmişi incelemez… onu yeniden kurmaya hazırlanır. Yaklaşık 1415 yılında, aynalar kullanarak doğrusal perspektif prensiplerini yeniden keşfeder. Bu buluş, sadece mimarlıkta değil, resim sanatında da devrim yaratır.
1295 yılında yapımına başlanan Florence Cathedral yıllarca tamamlanamaz. Çünkü apsisin üzerini kapatacak bir kubbe yapılamamaktadır. Sorun büyüktür: Açıklık çok geniştir, teknik yoktur. 1418’de yeniden yarışma açılır. 1418 yılında düzenlenen yarışmayı Brunelleschi kazandı.
Roma’daki Pantheon’dan ilham alarak geliştirdiği çift kabuklu kubbe sistemiyle bu imkânsız sorunu çözdü.
1420–1436 arasında inşa edilen kubbe, 4 milyondan fazla tuğla ile Rönesans’ın en büyük mühendislik başarılarından biri oldu.
Onun çözümü:
1420–1436 yılları arasında tamamlanan kubbe:
Bu yapı sadece bir mühendislik başarısı değil, Rönesans’ın sembolüdür.
Brunelleschi sadece mimar değildir. Aynı zamanda bir mucittir.
Katedral kubbesi için geliştirdiği makineler, mühendislik tarihinin en önemli örneklerinden biri kabul edilir.
Brunelleschi’nin imzası sadece kubbede değil, şehrin birçok noktasında görülür.
Ospedale degli Innocenti
1419–1424 arasında yapılan bu yapı, ince sütunlar üzerindeki yarım daire kemerleriyle Rönesans mimarisinin ilk örneklerinden biridir.
Basilica of San Lorenzo
Bu kilisede Gotik etki tamamen kaybolur. Geometri ve oran ön plana çıkar.
Medici ailesi için yapılan mezar odası da burada yer alır.
Pazzi Chapel
Santa Croce içinde yer alan bu yapı, antik Roma tapınaklarını anımsatan sade ama kusursuz bir tasarıma sahiptir.
San Spirito
Pietra serena taşının yoğun kullanımıyla dikkat çeker. Mekânın dengesi ve ritmi oldukça güçlüdür.
Brunelleschi, sadece yapılar bırakmadı. Bir düşünce sistemi bıraktı:
Onun açtığı yoldan ilerleyenler arasında:
Brunelleschi’nin kubbesi hâlâ Floransa’nın üzerinde yükseliyor.Ama asıl etkisi taşta değil, düşüncede yaşıyor. O, insanların “yapılamaz” dediği şeyi alıp, “nasıl yapılır?” sorusuna dönüştüren ilk büyük zihinlerden biriydi. Ve belki de Rönesans tam olarak burada başladı.