Max Ernst: Rastlantıdan Dünyalar Kuran Sürrealist

Max Ernst kimdir?
Max Ernst (1891–1976), Köln yakınlarındaki Brühl’de doğan, Dada’dan sürrealizme geçen Alman asıllı ressam ve heykeltıraş. Kolaj, frotaj, grataj ve dekalkomani gibi tekniklerle rastlantıyı resmin hammaddesine dönüştürdü; mekanik filler, kuş insanlar ve taşlaşmış ormanlar resmetti. Nazi Almanyası onun sanatını “yozlaşmış” ilan etti, Fransa’da enterne edildi, 1941’de Amerika’ya kaçtı. En ünlü eserlerinden Celebes, Londra’daki Tate Modern’de.
“Kolaj tekniği, birbirine yabancı iki ya da daha fazla gerçekliğin, onlara hiç uygun görünmeyen bir düzlemde rastlantıyla karşılaşmasının sistemli biçimde kullanılmasıdır; bu iki gerçeklik bir araya geldiğinde aradaki boşluktan bir şiir kıvılcımı sıçrar.” — Max Ernst (Moderna Museet’in aktardığı biçimiyle)
Max Ernst, sürrealizmin en yaratıcı ve en huzursuz ismiydi. Bir okul kitabındaki fotoğraftan kocaman bir mekanik fil çıkardı, otel odasının tahta döşemesinden ormanlar, kuşlar ve canavarlar türetti. Dalgın bir bakışla görülen bir lekeyi bütün bir dünyaya dönüştürebiliyordu.
Hayatı da resimleri kadar dramatikti: Birinci Dünya Savaşı’nda topçu olarak savaştı, Köln’de Dada grubunu kurdu, Paris’te sürrealistlerin çekirdeğinde yer aldı, iki ülke tarafından birden “düşman” sayıldı ve Peggy Guggenheim’ın yardımıyla Amerika’ya kaçtı. Bu yazıda önce Max Ernst’in hayatını, sonra sanat anlayışını ve en önemli 10 eserini, son olarak da eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Max Ernst kimdir?
Brühl’de bir öğretmenin oğlu
Max Ernst 2 Nisan 1891’de Köln yakınlarındaki Brühl’de doğdu. Stockholm’deki Moderna Museet’in hazırladığı kronolojiye göre babası Philipp Ernst sağır ve dilsiz çocuklara ders veren bir öğretmen ve amatör bir ressamdı, annesi Luise Kopp’tu. Max 1910–1914 arasında Bonn Üniversitesi’nde klasik felsefe, psikoloji, psikiyatri ve sanat tarihi okudu. Ressam olmaya ise üniversitede karar verdi: 1911’de August Macke ile tanıştı, 1913’te Ren bölgesi dışavurumcularıyla birlikte sergiye katıldı ve beş haftalığına Paris’e gitti. Dışavurumcu ressamları merak ediyorsanız Ekspresyonizm nedir? yazıma bakabilirsiniz.
Savaş ve Köln Dada’sı
Birinci Dünya Savaşı başlayınca topçu olarak askere alındı ve savaşın sonuna kadar orduda kaldı. Sonradan kendi biyografisine “Max Ernst 1 Ağustos 1914’te öldü” diye yazdığı anlatılır; savaş onun için eski hayatın bitişiydi. 1918’de Köln’e döndü ve sanat tarihçisi Luise Straus ile evlendi; 1920’de oğulları Hans-Ulrich, yani Jimmy doğdu.
Moderna Museet’e göre Ernst 1919’da Münih’te Paul Klee’yi ziyaret etti ve Valori Plastici dergisinde Giorgio de Chirico’nun resimlerinin reprodüksiyonlarını gördü. Aynı yıl Hans Arp ve Johannes Theodor Baargeld ile birlikte Köln Dada grubunu kurdu, ilk kolajlarını yaptı. Ders kitaplarından ve kataloglardan kesilmiş resimlerle yaptığı bu kolajlar savaş sonrasının anlamsızlık duygusunu yansıtıyordu. Akımın doğuşunu Dadaizm nedir? yazımda anlatmıştım.
Paris ve sürrealistler
Mayıs 1921’de Andre Breton’un daveti üzerine kolajları Paris’teki Au Sans Pareil kitabevinde sergilendi. Aynı yıl Köln’de şair Paul Eluard ve eşi Gala ile tanıştı. 1922’de eşini ve oğlunu Köln’de bırakarak Paris’e yerleşti ve Eluard çiftiyle birlikte yaşamaya başladı; Gala sonradan Salvador Dali ile evlenecekti. 1923’te Eluard’larla Paris yakınlarındaki Eaubonne’a taşındı ve evin duvarlarını resimlerle kapladı.
Moderna Museet’e göre Breton ve çevresindeki şairler, Ernst’in bu yıllardaki resimlerinden büyük ölçüde etkilendi. Breton Ekim 1924’te Birinci Sürrealizm Manifestosu’nu yayımladığında Ernst grubun merkezindeydi. 1925’te frotajı keşfetti, 1926’da frotajlarından oluşan Histoire naturelle (Doğa Tarihi) albümünü yayımladı ve Joan Miro ile birlikte Diaghilev’in Rus Baleleri için dekor ve kostüm tasarladı. 1929’da kolaj romanı La femme 100 tetes (Yüz Başlı Kadın) çıktı, 1930’da Luis Bunuel ile Dali’nin L’age d’or filminde çalıştı. Akımın genel hikayesi için Sürrealizm nedir? yazıma bakabilirsiniz.
“Yozlaşmış sanat”, Leonora Carrington ve kamplar
1937’de Nazi Almanyası Ernst’in sanatını “yozlaşmış” ilan etti; eserlerine el kondu ve La belle jardiniere adlı resmi Münih’teki “Yozlaşmış Sanat” sergisinde teşhir edildi. Aynı yıl Londra’da genç İngiliz ressam Leonora Carrington ile tanıştı. 1938’de Paris’i ve sürrealist grubu bırakıp onunla birlikte Güney Fransa’daki Saint-Martin-d’Ardeche’a yerleşti; evin içini kabartmalarla, dış duvarlarını çimento heykellerle süsledi.
İkinci Dünya Savaşı başlayınca bir Alman olarak Fransız makamlarınca “düşman yabancı” sayıldı ve Aix-en-Provence yakınındaki Camp des Milles’e enterne edildi. Eluard’ın araya girmesiyle serbest kaldı, ama 1940’ta yeniden toplama kampına gönderildi; Moderna Museet’e göre bu kez Gestapo da peşindeydi. Kaçmayı başardı ve 1941’de Portekiz üzerinden Amerika’ya geçti.
New York, Peggy Guggenheim ve Arizona çölü
Ernst 14 Temmuz 1941’de New York’a ulaştı. Peggy Guggenheim Koleksiyonu’na göre Avrupa’dan kaçışında koleksiyoncu Peggy Guggenheim’ın yardımını almıştı; Aralık 1941’de onunla evlendi. New York’ta Breton ve Marcel Duchamp ile birlikte VVV dergisini çıkardı. Moderna Museet’e göre bu yıllarda iplerle asılı, delikli bir kutudan yere serili tuvale boya damlatan “salınım” tekniğini denedi ve bu yöntem Jackson Pollock’un damlatma resimlerine ilham verdi.
1942’de ressam Dorothea Tanning ile tanıştı, 1943’te Peggy Guggenheim’dan boşandı. 1946’da Tanning ile evlendi ve Arizona’daki Sedona’ya yerleşip evlerini kendi elleriyle yaptı. Kızılderili Zuni ve Hopi kültürlerine duyduğu ilgi, 1948’de çimentodan yaptığı büyük heykel grubu Capricorne’a yansıdı. Aynı yıl ABD vatandaşı oldu.
Fransa’ya dönüş ve geç gelen ün
Ernst ve Tanning 1953’te kesin olarak Avrupa’ya döndü. Ernst Paris’te Brancusi’nin atölyesinin hemen yanında çalıştı. 1954’te Venedik Bienali’nde resim dalında büyük ödülü kazandı; aynı Bienal’de heykel ödülü Hans Arp’a, baskı ödülü Joan Miro’ya gitti. Moderna Museet’e göre bu ödülün iki sonucu oldu: Breton onu sürrealist gruptan son kez kovdu, ama uluslararası ün de arkasından geldi. 1958’de Fransız vatandaşı oldu, 1961’de MoMA’da büyük bir retrospektif açıldı, 1964’te Güney Fransa’daki Seillans’a yerleşti. 1974’te felç geçirdi. Max Ernst 1 Nisan 1976’da, 85. doğum gününden bir gece önce Paris’te öldü ve Pere-Lachaise Mezarlığı’na gömüldü.
Max Ernst’in sanat anlayışı
Kolaj: iki yabancı gerçekliğin buluşması
Ernst’in kolajları, Picasso ve Braque’ın kübist kağıt kolajlarından farklıydı. Moderna Museet’in açıkladığı gibi Ernst, ders araçları kataloglarından, moda broşürlerinden, botanik ve mekanik ansiklopedilerinden kestiği resimleri, birleşme yerleri görünmeyecek biçimde yapıştırıyordu; amaç izleyicide bunun tek parça, gerçek bir görüntü olduğu yanılsamasını yaratmaktı. 1921’den sonra bu yöntemi resme taşıdı: kolajda bulduğu görüntüleri büyütüp boyayla yeniden çizdi. Kübist kolajın nasıl doğduğunu Kübizm nedir? yazımda anlatmıştım.
Frotaj ve grataj: döşeme tahtasından orman
Ernst’in kendi anlatımına göre frotajı 10 Ağustos 1925’te, Fransa’nın Atlantik kıyısındaki Pornic’te yağmurlu bir öğleden sonra, otel odasının yıkanmaktan yıpranmış tahta döşemesine bakarken buldu. Döşemenin üstüne kağıt koyup kurşunkalemle üzerinden geçti; ortaya çıkan dokular ona yeni görüntüler fısıldadı. Sonra yapraklar, ağaç kabukları, ipler ve kumaşlarla denedi. 1927’de bu yöntemi tuvale taşıyıp “grataj”ı geliştirdi: boyalı tuvali dokulu nesnelerin üstüne koyup boyayı spatulayla kazıyordu. Orman, kuş ve taşlaşmış kent resimleri bu tekniğin ürünüdür.
Dekalkomani ve Loplop, kuşların efendisi
1930’ların sonunda Ernst, sürrealist ressam Oscar Dominguez’in kullandığı dekalkomani tekniğini benimsedi: ıslak boyanın üstüne bir cam ya da kağıt bastırıp kaldırıyor, ortaya çıkan rastlantısal kabarcık ve dallanmaları fırçayla mercanlara, yosunlara, harabelere dönüştürüyordu. Bütün bu tekniklerin ortak noktası, ressamın bilinçli denetimini bir an bırakıp görüntüyü rastlantıdan “bulmak”tı. Ernst ayrıca kendini bir kuşla özdeşleştirdi; Peggy Guggenheim Koleksiyonu’na göre 1929’da “Kuşların Efendisi Loplop” adında bir ikinci kişilik yarattı.
Max Ernst’in en önemli 10 eseri
1. Celebes – Celebes (1921)

Nerede: Tate Modern, Londra
Tuval üzerine yağlıboya, 125,4 x 107,9 cm. Gri bir boşlukta duran, boru gibi kıvrılan bir hortumu ve boynuzlu bir başı olan kocaman, yuvarlak bir makine fil. Sağ altta başı olmayan bir kadın gövdesi elini kaldırmış. Tate’e göre fil benzeri ana biçim, Sudanlıların kullandığı bir tahıl ambarının fotoğrafından türetildi; Ernst onu tekinsiz bir mekanik canavara dönüştürdü. Tablonun adı ise “Celebes’ten gelen filin yapış yapış, sarı bir popo yağı var” diye başlayan çocukça bir Almanca tekerlemeden geliyor. Eser 1975’te Tate’e satıldı.
Bu eserde neye bakmalı? Bildiğimiz şeylerden oluşan bilmediğimiz bir dünyaya. Tate’in belirttiği gibi Ernst bulduğu görüntülere ekleyip çıkararak yeni gerçeklikler yaratıyordu; bunlar tanıdık dünyadan alındıkları için daha da rahatsız edicidir. Moderna Museet’e göre Celebes, kolaj tekniğinin resme ilk kez aktarıldığı eserlerden biri.
2. Ubu İmparator – Ubu Imperator (1923)

Nerede: Centre Pompidou, Musee national d’art moderne, Paris
Tuval üzerine yağlıboya, 81 x 65 cm. Sarı bir düzlükte, ucunun üstünde dönen kırmızı bir topaç; topacın gövdesi pencereli bir kuleye benziyor, kollarından eller çıkıyor, omuzlarına yeşil bir pelerin dökülüyor. Başlık, Latincede “komutan” anlamına gelen “imperator” ile Alfred Jarry’nin 1896 tarihli ünlü oyunu Ubu Roi’nin zorba kahramanı Ubu’yu birleştiriyor. Centre Pompidou’ya göre resim, Ernst’in 1927’de La Revolution surrealiste dergisinde anlattığı bir rüyadan doğdu ve bu rüya Ubu’yu sanatçının babasının bir temsiline dönüştürüyor. Eser 1984’te Tıbbi Araştırmalar Vakfı’nın bağışıyla müzeye girdi.
Bu eserde neye bakmalı? Dengesine. Koca gövde incecik bir sivri uç üzerinde duruyor; dönmeyi bıraktığı an devrilecek. Otoriter baba figürünü bir oyuncak topaca çevirmek, Ernst’in hem öfkesini hem alaycılığını gösteriyor.
3. Pieta ya da Gece Devrimi – Pietà or Revolution by Night (1923)

Nerede: Tate Modern, Londra
Tuval üzerine yağlıboya, 116,2 x 88,9 cm. Melon şapkalı, bıyıklı bir adam diz çökmüş, kucağında taş gibi kaskatı, beyaz bir genç adam tutuyor. Tate’e göre Ernst burada Rönesans’ın en sevilen sahnelerinden birini, Meryem’in ölü İsa’yı kucağında tuttuğu Pieta’yı tersine çeviriyor: kucaktaki genç adam sanatçının kendisi, onu tutan ise babası. Baba, geleneksel olarak anneye ait şefkatli rolün içine yerleştirilmiş. Tate tabloyu 1981’de satın aldı.
Bu eserde neye bakmalı? Arka plandaki duvara ve merdivene. Arkadaki duvara silik çizgilerle başka bir figür çizilmiş; sahne bir rüya gibi katman katman. Tate’in hatırlattığı gibi sürrealistler Freud’un bilinçdışı kuramından ilham alıyordu; baba ile oğul arasındaki gerilim de bu resmin merkezinde.
4. İnsanlar Bundan Hiçbir Şey Bilmeyecek – Men Shall Know Nothing of This (1923)

Nerede: Tate, Londra
Tuval üzerine yağlıboya, 80,3 x 63,8 cm. Karanlık bir gökyüzünde bir hilal, ondan sarkan iplere asılı gibi duran ve iki çift bacaktan oluşan tuhaf, simetrik bir biçim; aşağıda bir el ve çorak bir toprak. Tate’e göre Ernst, Bonn’da felsefe ve psikoloji okumuştu ve akıl hastalarının yaşadığı başka gerçekliklerle ilgileniyordu. Resim, Freud’un paranoyak hasta Daniel Paul Schreber üzerine yaptığı çalışmadan esinlenmiş olabilir. Ernst tablonun arkasına “Resim simetrisi yüzünden tuhaftır. İki cins birbirini dengeler” diye yazmıştı. Tate eseri 1960’ta satın aldı.
Bu eserde neye bakmalı? Simetriye. Ortadaki biçim bir terazi gibi kurulmuş; Ernst’in notu da bunu doğruluyor. Sürrealistlerin rüya ve bilinçdışı merakının resme dönüşmüş ilk örneklerinden biri olarak okunabilir.
5. Bir Bülbülün Tehdit Ettiği İki Çocuk – Two Children Are Threatened by a Nightingale (1924)

Nerede: The Museum of Modern Art (MoMA), New York
Ahşap üzerine yağlıboya, boyalı ahşap parçalar ve yapıştırılmış basılı kağıt, ahşap çerçeveyle birlikte 69,8 x 57,1 x 11,4 cm. Resim ile nesne arasında bir eser: mavi gökyüzünün altında elinde bıçakla koşan bir kız, yere yığılmış başka bir kız ve gökte küçük bir kuş. Sağda bir oyuncak evin çatısında kucağında çocuk taşıyan bir adam, çerçevenin dışına taşan gerçek bir topuza uzanıyor; solda gerçek bir ahşap bahçe kapısı açılıyor. MoMA’ya göre Ernst sahneyi, çocukken kızamık olduğunda yatağının karşısındaki maun taklidi bir panele bakarken gördüğü ateşli bir sanrıya bağlıyordu: ağacın damarları göze, buruna, kuş başına ve sonunda tehditkar bir bülbüle dönüşmüştü.
Bu eserde neye bakmalı? Topuza. Adam, resmin içinden dışarı, bizim dünyamıza açılan bir çıkış arıyor gibi. Tablonun adı ise Ernst’in eserden kısa süre önce yazdığı bir şiirden geliyor. MoMA eseri 1937’de satın aldı.
6. Orman ve Güvercin – Forest and Dove (1927)

Nerede: Tate, Londra
Tuval üzerine yağlıboya, 100,3 x 81,3 cm. Açık mavi bir gökyüzüne karşı yükselen kapkara, diken diken bir orman duvarı; dibinde, ağaçların arasında küçük bir kuş. Tate’e göre ormanlar Ernst’in resimlerinde sık sık karşımıza çıkar ve çocukluk evinin yakınındaki koruların uyandırdığı “büyü ve dehşet” duygusunu hatırlatır. Ormanlar Alman geleneğinde güçlü bir semboldür; sürrealistler de onları hayal gücünün metaforu olarak benimsedi. Eser 1962’de Friends of the Tate Gallery tarafından Tate’e bağışlandı.
Bu eserde neye bakmalı? Ağaçların dokusuna. Bu biçimler fırçayla çizilmedi; Tate’e göre Ernst, tuvalin altına yerleştirdiği nesnelerin izini boyayı kazıyarak ortaya çıkaran grataj tekniğini kullandı. Ormanın içine hapsolmuş güvercin ise Ernst’in kendini temsil etmek için sevdiği bir semboldü.
7. Gelinin Giydirilmesi – La Toilette de la mariée (1940)

Nerede: Peggy Guggenheim Collection, Venedik
Tuval üzerine yağlıboya, 130,1 x 96,5 cm. Kırmızı, tüylü bir pelerinle örtülü, başında baykuş başlığı olan çıplak bir gelin; solunda elinde kırık bir mızrak tutan yeşil bir kuş adam, sağında başka bir çıplak kadın, yerde ise küçük yeşil bir yaratık. Peggy Guggenheim Koleksiyonu bu resmi, geleneksel bir tekniğin tuhaf ve tedirgin edici bir konuya uygulandığı “gerçekçi ya da yanılsamacı” sürrealizmin örneği olarak tanımlıyor. Sol üstteki resmin içindeki resimde gelin aynı pozla, sarmaşık basmış klasik harabelerin arasında yürüyor; bu ayrıntıda Ernst dekalkomani tekniğini kullandı.
Bu eserde neye bakmalı? Soldaki kuş adama. Müzeye göre Ernst kendini uzun zamandır kuşla özdeşleştirdiği için bu figür sanatçının kendisi olarak yorumlanabilir; gelin ise bir anlamda genç İngiliz sürrealist Leonora Carrington’ı temsil ediyor olabilir. Resim, Ernst’in Fransa’da kamplara düştüğü yıl yapıldı.
8. Yağmurdan Sonra Avrupa II – Europe after the Rain II (1940–1942)

Nerede: Wadsworth Atheneum Museum of Art, Hartford (Connecticut)
Tuval üzerine yağlıboya. Yatay, uzun bir tuvalde, her şeyin süngerimsi kayalara, mercanlara ve paslı harabelere dönüştüğü bir Avrupa manzarası. Ernst’in enterne edildiği Camp des Milles’in bugünkü anıt müzesinin hazırladığı eğitim dosyasına göre resim 1940’ta işgal altındaki Fransa’da başladı ve 1942’de Amerika’da bitirildi; Ernst Fransa’dan kaçarken tablonun taslağını yanında götürmüştü. Aynı dosyaya göre Ernst daha 1933’te, Hitler iktidara geldiğinde Yağmurdan Sonra Avrupa I’i yapmış ve Nazilerin iktidarını bir “felaket” olarak görmüştü. Bu ikinci resim neredeyse bir kehanet gibi, savaşın bıraktığı yıkımı gösteriyor.
Bu eserde neye bakmalı? Harabelerin arasında saklanan figürlere. İlk bakışta yalnızca kaya ve yosun görünür; dikkatle bakınca ortada sırtı dönük bir kadın, yanında kuş başlı bir figür ve sağda harabelerden fırlayan bir hayvan seçilir. Bu dokular dekalkomani tekniğiyle oluştu: Ernst rastlantının ortaya çıkardığı lekeleri fırçayla tamamlayıp onlara gaga, toynak, yüz ekledi.
9. Karşı Papa – The Antipope (1941–1942)

Nerede: Peggy Guggenheim Collection, Venedik
Tuval üzerine yağlıboya, 160,8 x 127,1 cm. Kasvetli bir lagünün kıyısında, at başlı kadınlar ve kırmızı pelerinli figürler; tuvali çapraz bir mızrak ikiye bölüyor. Peggy Guggenheim Koleksiyonu’na göre Ernst bu büyük resmi Aralık 1941 ile Mart 1942 arasında, New York’ta yaptığı küçük bir karton üzerine yağlıboya çalışmadan geliştirdi. Peggy Guggenheim küçük versiyonu gördüğünde sağdaki zarif at insanı Ernst, onu okşayan kadını kendisi olarak yorumlamış; Ernst de ortadaki figürün Peggy’nin kızı Pegeen olduğunu kabul etmişti.
Bu eserde neye bakmalı? Mızrağa ve yeşil, totem gibi figüre. Müzeye göre Ernst o sırada Peggy ile evliydi ama Leonora Carrington’a derinden bağlıydı. Yeşil figürün yüz hatları Carrington’a benziyor; mızrak ise kopuşu çiziyor. Ernst’in özel hayatındaki fırtına, resmi biyografik bir okumaya açıyor.
10. Kraliçeyle Oynayan Kral – The King Playing with the Queen (1944)

Nerede: The Museum of Modern Art (MoMA), New York
Bronz, 97,8 x 83,8 x 52,1 cm; 1944’te yapıldı, 1954’te döküldü. Boynuzlu, kare başlı, ince uzun kollu bir kral bir masanın arkasında oturuyor; bir eliyle masadaki taşlardan birini, belki kraliçeyi tutuyor, diğer eli belinde. Masanın üstünde satranç taşlarını andıran küçük biçimler duruyor. Moderna Museet’e göre Ernst 1944 yazında Long Island’da bir dizi heykel üzerinde çalıştı ve Kraliçeyle Oynayan Kral bu dizinin en ünlü parçalarından biri oldu. MoMA’daki döküm müzeye Dominique ve John de Menil tarafından bağışlandı.
Bu eserde neye bakmalı? Kralın kollarına. Bütün masayı kucaklayan bu kollar oyunu kontrol eden, hatta rakibini kollarının arasına alan bir figürü düşündürüyor. New York yıllarında Ernst’in en yakın dostlarından biri, satranç tutkusuyla bilinen Marcel Duchamp’tı; ikisi Breton ile birlikte VVV dergisini çıkarıyordu.
Max Ernst’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
Listedeki dört eser Londra’daki Tate koleksiyonunda; Tate’in kayıtlarına göre Celebes ile Pieta ya da Gece Devrimi Tate Modern’de sergide. Ernst’in Tate’teki diğer eserleri arasında Dadaville (1924) ve Şişedeki Ay (1955) da var. Gezinizi planlamak için Tate Modern rehberime bakabilirsiniz. Venedik’teki Peggy Guggenheim Koleksiyonu ise Ernst’in Amerika yıllarını en iyi anlatan müze: Gelinin Giydirilmesi, Karşı Papa, Öpücük (1927) ve Bütün Kent (1936–1937) burada.
New York’taki MoMA’da Ernst’in resimleri, kolajları ve heykelleri bir arada; Paris’teki Centre Pompidou’da Ubu İmparator, Köln’deki Museum Ludwig’de ise ünlü skandal resmi Bakire, Üç Tanığın Önünde Çocuk İsa’yı Cezalandırıyor: Andre Breton, Paul Eluard ve Ressam (1926) bulunuyor. Sanatçının doğduğu Brühl’de yalnızca ona ayrılmış bir müze var: Max Ernst Museum Brühl des LVR. Açılış saatleri ve sergiler için Max Ernst Müzesi’nin resmi sitesine bakabilirsiniz.
Max Ernst hakkında merak edilenler
Max Ernst Dadaist mi, sürrealist mi?
İkisi de. 1919’da Hans Arp ve Johannes Theodor Baargeld ile birlikte Köln Dada grubunu kurdu, 1922’de Paris’e taşınınca sürrealist grubun çekirdeğinde yer aldı. 1938’de gruptan uzaklaştı, 1954’te Venedik Bienali ödülünü kabul ettiği için Breton tarafından kesin olarak dışlandı; ama bugün sürrealizmin en önemli ressamlarından biri olarak anılıyor.
Frotaj nedir?
Dokulu bir yüzeyin, örneğin bir tahta döşemenin ya da bir yaprağın üstüne kağıt koyup kurşunkalemle sürterek dokusunu kağıda geçirme tekniği. Ernst’in anlattığına göre bunu 1925’te Pornic’te bir otel odasında buldu ve ortaya çıkan dokulardan ormanlar, kuşlar ve yaratıklar türetti.
Max Ernst kiminle evlendi?
Dört kez evlendi: 1918’de sanat tarihçisi Luise Straus, 1927’de Marie-Berthe Aurenche, Aralık 1941’de koleksiyoncu Peggy Guggenheim ve 1946’da ressam Dorothea Tanning. Tanning, 1976’daki ölümüne kadar hayat arkadaşı oldu. Ressam Leonora Carrington ile 1937–1940 arasındaki ilişkisi de hayatının ve sanatının dönüm noktalarından biriydi.
Max Ernst neden Nazilerin hedefi oldu?
Nazi rejimi modern sanatın büyük bölümünü “yozlaşmış” sayıyordu. Ernst’in eserlerine 1937’de Almanya’da el kondu ve La belle jardiniere Münih’teki “Yozlaşmış Sanat” sergisinde teşhir edildi. Savaş başladığında Fransa’da yaşayan Ernst hem Fransız makamlarınca “düşman yabancı” olarak kampa kapatıldı hem de Gestapo tarafından arandı.
Kısaca Max Ernst
| Doğum | 2 Nisan 1891, Brühl (Köln yakınları, Almanya) |
| Ölüm | 1 Nisan 1976, Paris (Pere-Lachaise Mezarlığı) |
| Eğitim | Bonn Üniversitesi: felsefe, psikoloji, psikiyatri ve sanat tarihi (1910–1914) |
| Eşleri | Luise Straus, Marie-Berthe Aurenche, Peggy Guggenheim, Dorothea Tanning |
| Akım | Dada, Sürrealizm |
| Teknikleri | Kolaj, frotaj (1925), grataj (1927), dekalkomani, salınım |
| Yaşadığı yerler | Brühl, Köln, Paris, Saint-Martin-d’Ardeche, New York, Sedona (Arizona), Huismes, Seillans |
| En ünlü eserleri | Celebes (1921), Ubu İmparator (1923), Yağmurdan Sonra Avrupa II (1940–1942) |
| Ödül | Venedik Bienali resim büyük ödülü, 1954 |
| En iyi görüleceği yerler | Tate, Londra; Peggy Guggenheim Collection, Venedik; MoMA, New York; Max Ernst Museum, Brühl |
Max Ernst bir lekeye, bir tahta damarına, bir okul kitabındaki fotoğrafa bakıp orada başkalarının göremediği dünyalar gördü. Savaşlardan, kamplardan ve sürgünlerden geçen hayatı boyunca hep yeni bir teknik, yeni bir kuş, yeni bir orman icat etti. Onun resimlerine bakarken biz de rastlantının içindeki şiiri aramaya başlıyoruz.
Ernst ile aynı çevrede yetişen sürrealistler için Salvador Dali, René Magritte ve Joan Miro yazılarıma, onun salınım tekniğinden ilham alan Amerikalı ressam için Jackson Pollock yazıma bakabilirsiniz. Modern sanatın büyük resmini görmek isterseniz Modern sanat nedir? yazım sizi bekliyor.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






