Avni Arbaş: Kuvayi Milliye Atlarının ve Sisli Teknelerin Ressamı

Avni Arbaş, Tekne

Avni Arbaş kimdir?

Avni Arbaş (1919–2003), Türk resminin Paris’te otuz yıl geçirmiş ustalarından biri. Yeniler Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı, 1946’da Fransız hükümeti bursuyla Paris’e gitti ve 1970’lerin ikinci yarısında Türkiye’ye döndü. Kuvayi Milliye atları, Atatürk portreleri, tekneler, balıkçılar ve natürmortlarıyla tanınır. Biçimi ayrıntıdan arındırıp renk lekelerinde eriten, soyutla figür arasında duran bir dil kurdu. 16 Ekim 2003’te İzmir’de öldü.

“Kendime hiç ihanet etmedim!” — Avni Arbaş (bianet, 2001)

Avni Arbaş’ın resimlerine bakınca insan önce sisi fark eder. Bir tekne denizin ortasında asılı gibi durur, bir atlı yeşil bir pusun içinden çıkıp gelir, bir kadının yüzü koyu bir zeminde yavaşça belirir. Arbaş gördüğünü değil, hafızasında kalanı resmetti. Bu yüzden onun tuvallerinde her şey biraz uzaktan, biraz da bir hatıra gibi görünür.

Hayatı da resimleri kadar dolambaçlıydı: Kuvayi Milliye’de savaşan bir babanın oğlu olarak büyüdü, otuz yılını Paris’te geçirdi, askerliğini yapmadığı için vatandaşlıktan çıkarıldı ve uzun uğraşlarla bu hakkını geri aldı. Bu yazıda Avni Arbaş’ın hayatını, sanat anlayışını, en önemli 10 eserini ve eserlerini nerede görebileceğinizi derledim.

Avni Arbaş kimdir?

Kuvayi Milliye’li bir babanın oğlu

Avni Arbaş 1919’da İstanbul’da doğdu. Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin biyografisine göre babasının görevi nedeniyle ilkokula Aydın’da başladı; ilk resim derslerini de babasından aldı. Babası Kuvayi Milliye subaylarındandı. Küçük Avni Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu bu yüzden yakından gördü; çocukken gördüğü Mustafa Kemal ve Kuvayi Milliye atları, sonraki altmış yıl boyunca resimlerinden hiç çıkmayacaktı.

Babası 1929’da ölünce annesiyle birlikte İstanbul’a geldi ve Galatasaray Lisesi’ne kaydoldu. Burada sınıf arkadaşları Cihat Burak ve Selim Turan’la birlikte asker ressam Mehmet Ali Bey’in öğrencisi oldu, Naci Kalmukoğlu ile İbrahim Safi’nin atölyesinde çalıştı.

Akademi, Leopold Levy ve Yeniler Grubu

1937’de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. IMOGA’nın aktardığına göre önce altı ay İbrahim Çallı atölyesinde çalıştı, sonra Fransız ressam Leopold Levy’nin atölyesine geçti ve 1946’da buradan diploma aldı. Akademi yıllarında Devlet Resim ve Heykel Sergileri’ne katıldı.

Öğrenciyken kurulan Yeniler Grubu’nun kurucuları arasındaydı. Grup, Türk resmini toplumsal konulara ve yerel geleneklere yöneltmeyi amaçlıyordu. Sanat tarihçisi Seyfi Başkan, grubun 28 Mart 1940’ta Beyoğlu’nda açtığı ilk sergide, yani “Liman Sergisi”nde, en genç ve en coşkulu üyenin Avni Arbaş olduğunu yazar. Mezun olunca dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in başlattığı yurt gezilerine de katıldı.

Paris’te otuz yıl

1946’da Fransız hükümetinden aldığı bir bursla Paris’e gitti. Kısa sürecek bir yolculuk olarak planlanan bu gidiş, yaklaşık otuz yıllık bir hayata dönüştü. Paris’te Fikret Mualla, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Selim Turan, Nejad Devrim ve Mübin Orhon gibi isimlerle birlikte “Paris’teki Türk ressamlar” kuşağının içinde yer aldı. İstanbul Modern’e göre bu yıllarda dönemin büyük akımlarını yakından inceledi, ama hiçbirine katılmayıp kendi görsel dilini kurdu.

Bianet’in derlediği bilgilere göre 1951 ile 1975 arasında Türkiye’de hiç sergi açmadı; aynı dönemde Paris ve New York’ta on bir kişisel sergi açtı. Bu yılların bir izi, bugün Sotheby’s kayıtlarında duruyor: Arbaş’ın 1965 ve 1969 tarihli iki tablosu Paris’teki Galerie Dina Vierny üzerinden oyuncu Peter Ustinov’un koleksiyonuna girmişti.

Vatandaşlıktan çıkarılan ressam

Uzun yıllar yurt dışında kalan Arbaş, askerlik görevini yapmadığı gerekçesiyle Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Milli Reasürans Sanat Galerisi bu tarihi 1964 olarak verir. Türkiye’ye dönüşü özel bir izinle oldu ve sonradan yeniden vatandaşlığa kabul edildi. Dönüş yılı kaynaklarda farklıdır: Milli Reasürans ve IMOGA 1976, İstanbul Modern ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi 1977 der. Döndükten sonraki ilk kişisel sergisini 1977’de Ankara’da Vakko Sanat Galerisi’nde açtı.

İstanbul, Foça ve son yıllar

Döndükten sonra yazları İstanbul’da Asmalımescit’te, kışları Foça’da yaşadı. 1982’de Süleyman Saim Tekcan’ın Söğütlüçeşme’deki atölyesinde, 1991’de de Çamlıca Sanat Evi’nde baskılar yaptı. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı için düzenlenen bir yarışmada birincilik aldı. 1998’de Milli Reasürans Sanat Galerisi altmış yıllık üretiminden bir seçkiyle “Kendime Hep Sadık Kaldım” sergisini açtı (5 Mayıs – 7 Haziran 1998); 2001’in sonunda İş Bankası Kibele Sanat Galerisi’nde Ferit Edgü’nün düzenlediği, 125 resimlik büyük bir sergi izledi.

Avni Arbaş 16 Ekim 2003’te, 84 yaşında İzmir’de hayatını kaybetti. Ankara Resim ve Heykel Müzesi ölüm nedenini kanser olarak verir.

Avni Arbaş’ın sanat anlayışı

Gördüğünü değil, hatırladığını resmetmek

İstanbul Modern’in koleksiyon metni Arbaş’ın yöntemini çok iyi özetler: Ressam karşısındaki figürü değil, hafızasına renk ve ışık olarak kazınmış imgeleri resmeder. Biçimleri renk lekeleriyle eritir, figürü ayrıntılarından arındırır ve soyutla figüratif arasında bir yerde durur. Müzenin aktardığına göre Arbaş için resim, gördüğünü olduğu gibi tuvale aktarmak değil, biçimler, gölgeler ve hatta lekelerle ilgili bir işti. Yenilik ve yıkım peşinde koşmak yerine resmin kendini sürekli yenileyen çizgisini araştırmayı seçti.

Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin bir katalog metni, 1950’lerin başındaki resimlerinde Utrillo’nun geometrik kurgusuna, Bonnard’ın lekelerindeki gizemli pusa ve Vuillard’ın arıtılmış biçimlerine göndermeler bulunduğunu belirtir. 1954’te katıldığı Utrillo Resim Yarışması’nda “Köylü Kadın” resmiyle ödüle değer görülmesi, bu dönemin beğenildiğini gösterir.

Atlar, tekneler, natürmortlar

Milli Reasürans’a göre Arbaş’ın en sık döndüğü konular Atatürk, Kuvayi Milliye, atlar, deniz ve portrelerdir. 1960’lar ve 1970’lerde Kuvayi Milliye atları üzerine bir dizi yaptı; Nazım Hikmet de bu resimlerden etkilenerek “Avni’nin Atları” şiirini yazdı. Arbaş, Nazım’ın Kurtuluş Savaşı destanını resimlemek istediğini ve bu resimlerin o projenin ilk eskizleri olduğunu söylemişti. Paris’te zaman zaman bir araya geldiği Nazım Hikmet’in karakalem portrelerini de çizdi.

Sanat tarihçisi Kıymet Giray ise atlar ve balıkçılar kadar natürmortların da Arbaş’ın simgesi olduğunu vurgular: Çocukluğundan beri yaptığı natürmortlar, hayatı boyunca hiç bırakmadan sürdürdüğü tek konudur. İstanbul, Boğaz, tekneler ve balıkçılar da tuvallerinde sık sık karşımıza çıkar. Renkleri ışıkla birlikte eriten bu yaklaşımı, Fransa’da yetişen Matisse gibi renk ustalarıyla karşılaştırmak da ilginç olabilir.

Avni Arbaş’ın en önemli 10 eseri

Aşağıdaki seçkide müze koleksiyonlarındaki resimler, IMOGA koleksiyonundaki baskılar ve müzayede kayıtlarından bilinen eserler bir arada. Arbaş’ın pek çok resmi özel koleksiyonlarda olduğu için listeyi, künyesi ve görseli güvenilir bir kaynakta yayımlanmış eserlerden kurdum.

1. Siyahlı Kadın (1955)

Avni Arbaş, Siyahlı Kadın
Avni Arbaş, Siyahlı Kadın (1955). Görsel: Sakıp Sabancı Müzesi.

Nerede: Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonu, İstanbul

Tuval üzerine yağlıboya, 41,5 x 33,5 cm. Koyu yeşil bir zeminin önünde, siyah bir başlık takmış genç bir kadın başını hafifçe öne eğmiş. Yüz ve boyun sıcak ten renkleriyle, giysi ve başlık ise neredeyse düz siyah lekelerle verilmiş. Arbaş’ın Paris’teki ilk yıllarında portreye ne kadar sade ve şiirsel bir dille yaklaştığını gösterir.

2. Tekne (1955)

Avni Arbaş, Tekne
Avni Arbaş, Tekne (1955). Görsel: İstanbul Modern.

Nerede: İstanbul Modern koleksiyonu (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun süreli ödünç), İstanbul

Tuval üzerine yağlıboya, 115 x 195 cm. Neredeyse boş, açık gri ve bej tonlarda bir yüzeyin ortasında koyu renkli bir tekne. İstanbul Modern’e göre Arbaş burada hafızasına kazınmış bir tekneyi, onu saran ışık, deniz ve sisle birlikte resmeder; tekneyi coğrafyasından kopararak sonsuzluk duygusu veren belirsiz bir boşluğa yerleştirir. Ressamın en tanınan tekne resimlerinden biridir.

3. Adsız, tekne ve figürler (1965)

Avni Arbaş, Adsız, tekne ve figürler
Avni Arbaş, Adsız, tekne ve figürler (1965). Görsel: Sotheby’s.

Nerede: Özel koleksiyon (2023’te Sotheby’s’in Peter Ustinov koleksiyonu satışında yer aldı)

Tuval üzerine yağlıboya, 59,5 x 73 cm. Soluk yeşil bir boşluğun ortasında, üzerinde küçük insan figürleri ve tahta bir düzenek taşıyan kara bir tekne. Teknenin altında renkli lekeler suya düşen yansımalar gibi titrer. Sotheby’s kaydına göre eser Paris’teki Galerie Dina Vierny’den alınıp 14 Ocak 1966’da oyuncu Peter Ustinov’un koleksiyonuna girdi.

4. Adsız, yelkenliler (1969)

Avni Arbaş, Adsız, yelkenliler
Avni Arbaş, Adsız, yelkenliler (1969). Görsel: Sotheby’s.

Nerede: Özel koleksiyon (2023’te Sotheby’s’in Peter Ustinov koleksiyonu satışında yer aldı)

Tuval üzerine yağlıboya, 92 x 73 cm. Gece mavisi bir zeminde birbirinin üstüne yığılmış, piramit gibi yükselen yelkenliler; arkada yeşil bir ay ya da fener ışığı. Biçimlerin birbirinin içinde eridiği bu kompozisyon, Arbaş’ın tekne temasını giderek soyutlamaya taşıdığını gösterir. Bu tablo da Peter Ustinov’un koleksiyonundan çıktı.

5. Atlılar (1982)

Avni Arbaş, Atlılar
Avni Arbaş, Atlılar (1982). Görsel: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi.

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul

Serigrafi, 50 x 70 cm. Kırmızı ve kahverengi lekelerin fırtına gibi kıvrıldığı bir yüzey; dikkatle bakınca at başları ve dörtnala giden gövdeler seçilir. Arbaş’ın 1982’de Süleyman Saim Tekcan’ın atölyesinde yaptığı baskılardan biridir ve Kuvayi Milliye atlarının hızını neredeyse soyut bir kargaşa olarak verir.

6. Cirit (1982)

Avni Arbaş, Cirit
Avni Arbaş, Cirit (1982). Görsel: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi.

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul

Serigrafi, 49,5 x 62,5 cm. Lacivert bir gökyüzü ve yeşilimsi bir zemin önünde, kolunu havaya kaldırmış bir atlı ve şaha kalkmaya hazırlanan kahverengi bir at. Adını atlı bir spor olan cirit oyunundan alan bu baskı, aynı yılın öteki işlerine göre çok daha net ve sade bir çizgiyle kurulmuştur.

7. Çiçekler (1982)

Avni Arbaş, Çiçekler
Avni Arbaş, Çiçekler (1982). Görsel: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi.

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul

Serigrafi, 50 x 70 cm. Siyah beyaz bir baskıda, süslü bir vazodan taşan çiçekler; çerçeveyi andıran bir bordür ve üstte bir lale motifi kompozisyonu tamamlar. Ressamın hayatı boyunca hiç bırakmadığı natürmort ve çiçek resimlerinin baskıdaki karşılığıdır.

8. Kompozisyon (1982)

Avni Arbaş, Kompozisyon
Avni Arbaş, Kompozisyon (1982). Görsel: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi.

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul

Serigrafi, 50 x 70 cm. Mavi bir gökyüzünde uçan kuşlar, altında siyah ve hardal sarısı lekelerden oluşan bir manzara; içinde atlar ve atlılar küçük renkli figürler halinde seçilir. Atlar, kuşlar ve toprak aynı yüzeyde iç içe geçer.

9. Peyzaj (1984)

Avni Arbaş, Peyzaj
Avni Arbaş, Peyzaj (1984). Görsel: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi.

Nerede: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi koleksiyonu, İstanbul

Pastel. Yoğun yeşilliklerin arasından beyaz bir ev, kırmızı çatılı uzun bir yapı ve koyu bir servi görünür; ön planda küçük kırmızı bir figür dikkat çeker. Pastelin hızlı, kıvrımlı çizgileri Arbaş’ın Türkiye’ye döndükten sonraki manzaralarına özgü canlılığı taşır.

10. Atlı Mustafa Kemal (1988)

Avni Arbaş, Atlı Mustafa Kemal
Avni Arbaş, Atlı Mustafa Kemal (1988). Görsel: BRIQ Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi (2023, cilt 4 sayı 4, s. 93).

Nerede: Bulunduğu koleksiyon yayımlanmamış (eser BRIQ Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi’nde, 2023’te yayımlandı)

Tuval üzerine yağlıboya, 72 x 54 cm. Mavi ve yeşil bir sisin içinden, kalpaklı bir atlı siluet olarak belirir. Yüz yoktur, ayrıntı yoktur; yalnızca karanlık bir at ve üzerindeki adamın tanıdık duruşu vardır. Arbaş’ın çocukluğunda gördüğü Mustafa Kemal’i ve Kuvayi Milliye atlarını yıllar sonra hafızadan, bir hayal gibi resmettiği eserlerin güzel bir örneğidir.

Avni Arbaş’ın eserlerini nerede görebilirsiniz?

İstanbul’da ilk adres İstanbul Modern. “Tekne” müzenin koleksiyonunda, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı’ndan uzun süreli ödünç olarak bulunuyor; koleksiyon sergileri dönüşümlü olduğu için gitmeden önce İstanbul Modern’in eser sayfasına ve güncel sergilere bakmakta yarar var. “Siyahlı Kadın” Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nin, “Peyzaj” Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda. Baskılarını ise Üsküdar’daki IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koruyor.

Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda Arbaş’ın “Atatürk” (1981), “Manzara”, “At Arabası ve İnsanlar” ve “Kadın” adlı eserleri, İzmir Resim ve Heykel Müzesi’nde de “Kayık İskeleti ve İnsanlar” bulunuyor. Bianet’in aktardığına göre İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde de eserleri var. Bu müzelerdeki salon düzeni değişebildiği için eserlerin o gün sergide olup olmadığını önceden sormanızı öneririm. İstanbul’da Türk resminin klasiklerini topluca görmek için İstanbul Resim ve Heykel Müzesi yazıma da göz atabilirsiniz.

Avni Arbaş hakkında merak edilenler

Avni Arbaş ne zaman ve nerede öldü?

16 Ekim 2003’te, 84 yaşında İzmir’de hayatını kaybetti. Son yıllarında kışları Foça’da yaşıyordu. Ankara Resim ve Heykel Müzesi ölüm nedenini kanser olarak verir.

Avni Arbaş neden vatandaşlıktan çıkarıldı?

Paris’te uzun yıllar yaşadığı ve askerlik görevini yerine getirmediği için Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Milli Reasürans bu tarihi 1964 olarak verir. Türkiye’ye 1970’lerin ikinci yarısında özel izinle döndü ve uzun uğraşlardan sonra yeniden vatandaşlığa kabul edildi.

“Avni’nin Atları” nedir?

Nazım Hikmet’in, Avni Arbaş’ın Kuvayi Milliye resimlerinden etkilenerek yazdığı şiirdir. Arbaş 1960’lar ve 1970’lerde Kuvayi Milliye atları üzerine bir dizi resim yapmış, bunları Nazım’ın Kurtuluş Savaşı destanını resimleme projesinin ilk eskizleri olarak gördüğünü söylemişti.

Avni Arbaş hangi gruptandı?

Akademi öğrencisiyken kurulan Yeniler Grubu’nun kurucu üyelerindendi ve 1940’taki ilk “Liman Sergisi”nde grubun en genç üyesiydi. Paris yıllarında ise Fikret Mualla, Abidin Dino, Selim Turan ve Nejad Devrim gibi isimlerle birlikte Paris’teki Türk ressamlar arasında anıldı.

Avni Arbaş’ın en bilinen konuları nelerdir?

Kuvayi Milliye atları, Atatürk portreleri, tekneler ve balıkçılar, İstanbul ve Boğaz manzaraları ile natürmortlar. Sanat tarihçisi Kıymet Giray, natürmortları hayatı boyunca kesintisiz sürdürdüğü tek konu olarak öne çıkarır.

Kısaca Avni Arbaş

Doğum1919, İstanbul
Ölüm16 Ekim 2003, İzmir (84 yaşında)
EğitimGalatasaray Lisesi; Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Leopold Levy atölyesi (1937–1946)
GrupYeniler Grubu (kurucu üye, 1940)
Paris yılları1946’dan 1970’lerin ikinci yarısına kadar, yaklaşık 30 yıl
Türkiye’ye dönüş1976 ya da 1977 (kaynaklar farklı)
Başlıca konularıKuvayi Milliye atları, Atatürk, tekneler ve balıkçılar, natürmortlar, İstanbul
ÜslubuSoyutla figüratif arasında; renk lekeleriyle eriyen, ayrıntıdan arındırılmış biçimler
Önemli sergilerMilli Reasürans “Kendime Hep Sadık Kaldım” (1998); İş Bankası Kibele Sanat Galerisi (2001–2002)
Eserlerinin bulunduğu yerlerİstanbul Modern, Sakıp Sabancı Müzesi, İş Bankası Resim Heykel Müzesi, IMOGA, Ankara ve İzmir Resim ve Heykel Müzeleri

Avni Arbaş’ın resimleri gürültü yapmaz. Bir sisin içinden yavaşça çıkan atlar, boşlukta asılı duran tekneler ve koyu bir zeminde beliren yüzler, izleyeni acele etmeden bakmaya çağırır. Kurtuluş Savaşı’nı çocuk gözüyle görmüş, Paris’te otuz yıl geçirmiş ve vatandaşlığını kaybedip yeniden kazanmış bir ressamın en büyük gücü belki de buydu: Kendine hiç ihanet etmeden, hatırladıklarını resmetmek.

Türk resminin öteki ustalarını tanımak için Türk ressamlar ve eserleri sayfama, Paris yıllarının yol arkadaşları Fikret Mualla ve Abidin Dino yazılarıma göz atabilirsiniz.

Bu Ay Nereye?

İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.

Benzer Gönderiler