Resimde duygusallığa karşı olan “Sanat için sanat” ın önde gelen savunucusu Amerikalı sanatçı Whistler

James Abbott McNelli Whistler
Whistler'in annesi

Whistler’in annesi

1834-1903
Gerçek bır uluslararası sanatçı olan James Abbott McNelli Whistler, Amerika’da doğmuş. Çocukluğunun büyük bölümünü Rusya’da, yaşamının çoğunu İngiltere’de geçırmiş ve eğitmini Fransa’da almış.

1845 yılında, 11 yaşındayken Whistler Imperial Güzel Sanatlar Akademisi’ne kaydolmuş. Bir süre sonrada Amerika Birleşik Devletleri Askeri Akademisi’ne katılmış. Lakin otoriteye ve zayıf akademik performansa karşı gelmesi ile sınır dışı edilmiş.

West Point’te Deniz kuvvetleri sahil araştırmalarında çizim bölümünde çalışmış. Bu sayede topografik bir ressam olarak ilk işini almış.

Bir meslek olarak sanat peşinde koşan Whistler, 1855’te Fransa’ya gitmiş. Paris Whistler için sağlam bir eğitim alanı sağlamış, kendine güveni gelmiş, İsviçre ressamı Charles Gabriel Gleyre’nin atölyesinde, daha sonra da Empresyonist Claude Monet ve Camille Pissarro’nun yanında geleneksel sanat yöntemleri üzerine çalışmış.

Japon sanatı ve dekorasyonunun bir hayranı olarak kendine özgü ve biriymiş. Anlatımsal olmayan resim düşüncesine öncülük etmiş ve uluslararası ölçüde bir etkiye sahip olmuş.

Whistler’ın, Japon baskı resimlerini koleksiyon haline getirmek için biriktirmesiyle başlayan süreç, Japon resim sanatının felsefesini kendi sanatı ile birleştirip, resimlerinde kullanması şeklinde devam etmiş.

Empresyonist akıma ait eserler üreten Whistler, arkadaşlarıyla birlikte Uzak Doğu sanatının Batı sanatında yer edinmesinde etkin rol almış.

Whistler (1834-1903), 29 yaşındayken annesiyle beraber İngiltere, Chelsea’ye taşınır ve çağdaşları gibi o da dönemin popüler modası Japon kültürü ve sanatından etkilenir.

Özellikle mavi-beyaz Çin ve Japon porselenlerini kullanmaktan hoşlanmış ve evini Uzak Doğu bibloları ile dekore etmiş. Whistler’ın Japon sanatına olan ilgisi 1860’larda baskı resimleri biriktirmeye başlamasıyla giderek artmış.

Japon sanatının büyüsüne kapılan ilk Batılı ressamlardan olan Whistler Japon kültürüne ait olan her şeye ilgi duymuş. Whistler’ın en ünlü yapıtlarından birisi, belki de şimdiye kadar yapılmış en popüler resimlerden birisi olan annesinin portresidir.

Whistler’ın bu tabloya verdiği Gri ve Siyah Düzenleme adı herhangi bir duygusal etki yaratmaktan kaçınan sanatçının anlayışını gösterir. Yalın biçimlerin özenli dengesi, yaşlı hanımın saçlarında, giysisinde ve duvarda görülen gri ve siyahın donuk tonları, tabloyu bu kadar çekici kılan kabullenilmiş yalnızlık duygusunu güçlendirmektedir.

Japon baskı resimlerinde uygulanan bu teknik tam olarak renk kalıplarının dekoratif amaçlı donuk şekilde kullanılmasıdır. Whistler’ın yaşlı annesinin ayaklarının altında yine bir Japon eşyası görülmektedir.

Asıl sanatsal gelişimi 1858 yılında Fransız ressam Henri Fantin-Latour ile arkadaş olmasıyla başlamış. Latour’un aracılığıyla Realist ressam Gustave Courbet, Alphonse Legros ve Edouard Manet’in yanı sıra şair ve sanat eleştirmeni Charles Baudelaire ile tanışmış.

1860’lı yılların sonlarına doğru portre çalışmalarına başlamış. 1870’te Londra’ya taşınan Whistler, sanatçı Claude Monet ve Camille Pissaro sayesinde İzlenimciliğin farkına varmış.
Basitleştirilmiş resimleri, etkileyici çizgileri, Asya baskıları ve Japon estetik ilkeleri, İngiliz Estetik sanatçıları için fark yaratmış ve merak uyandırmış. Whistler bir sanatçı olarak tanınırken, aynı zamanda esprili, ileri görüşlü bir adam olarak ününü de kazanmış.

Baskın kişiliği zaman zaman bir sanatçı olarak kariyerini olumsuz etkilemiş. Sanat eleştirmenleri ile de tartışmış. Resmine yaklaşımını açıklayarak, 1873’te “renk bilimi ve ‘resim modeli’ olarak tanımladığı kendi sanat kuramını geliştirmiş.

1879’da iflas eden Whistler, Londra’daki evinden çıkmaya zorlanmış. Hayatının ilerleyen yıllarında portrelerini boyamış, renkli fotoğraf ve litografi denemeleri yapmış ayrıca iki kitap yayınlamış.

1888’de Whistler eski bir öğrencisi ve arkadaşı olan Beatrix Godwin ile evlenmiş. Saygın bir kadın olması sebebi ile onun bağlantıları sayesinde daha fazla komisyon almış.
Resimde duygusallığa ve ahlaki yanılsamaya karşıymış. “Sanat için sanat” ın önde gelen savunucusuymuş. Sanatın anlatıya hizmet etmemesi gerektiği fikrini benimsemiş. akışkan mavi ve gri pigmentleri kullandı.

Züppe görünümü ve katıldığı sosyetik ortamlar (hem Oscar Wilde’ın hem de Rossetti’nin yakın arkadaşıymış) nedeniyle sık sık basında hakkında yazılar çıkmış.

John Ruskin’in yer aldığı ünlü bir karalama davası iflasına neden olmuş, Ününü ve finansal kayıplarını geri kazanmak için  Venedik’ten baskı resim sıparişini kabul etmesiyle mümkün olmuş.

Her zaman Japon sanatına hayran olan sanatçı, imzasını bir kelebek biçimine adapte etmiş ve Japon esinli iç mekân tasarımları yaratmış. 1886’da Sociery of British Artists’in başkanı olmuş.

1903 yılında sağlığının bozulması ile 69 yaşında hayatını kaybetmiş.

Related Place