Padişah Abdülaziz’in torunu Nermin Sultan’ıda resmeden ve “Vahşiler” olan anılan sanatçılardan Matisse

Matisse

1869-1954

Matisse 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya gelmiş. 1887 – 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, ertesi yıl bir avukatın yanında asistanlık yapmaya başlamış. Aynı zamanda, çizim kurslarına devam etmiş.
1890 yılında geçirdiği apandisit ameliyatının ardından büyük ölçüde yatakta geçen bir dönem yaşamış ve bu sırada resimle daha fazla uğraşmaya başlamış. 1891 yılında hukuk alanındaki kariyerine son vererek tamamiyle resme yönelmiş ve Paris’e gitmiş.

1895 yılında sınavı kazanarak resmen Moureau’nun öğrencisi olmuş. Akdeniz, hayatı boyunca Matisse için sanatına güç veren bir çekim merkezi olmuş.
İngiltere dönüşünde Matisse, saf prizmatik renklere ilgi duymaya başlamış.1898 yılında, kendisine dört yıl önce bir kız çocuğu vermiş olan Amelie Parayre ile evlenmiş. Matisse, Camille Pissarro’nun tavsiyesi üzerine balayında Tumer’ın resimlerini görmek üzere Londra’ya gitmiş.

Matisse - Yaşama Sevinci

Matisse – Yaşama Sevinci

Paris’e döndükten sonra ilkbahar ve yaz aylarını geçinnek üzere Korsika’ya geçmiş ve burada Akdeniz’in ışığı, renklerine yeni bir parlaklık kazandırmış. Akdeniz’in yüzyıllardır sanatçılara esin kaynağı olan tılsımlı ışığı, Matisse’in de sanatına yön veren önemli bir kaynak olmuş.

1900 – 1904 yılları arasındaki dönemde, Cezanne’ın Mattisse üzerinde kesin bir etkisi vardır. Derain Vlaminck ve Marquet ile birlikte, 1905 Paris Sonbahar Salonu sergisine katılmış. Bu sanatçı grubunun birbirine paralellik gösteren çalışmaları, şiddetli bir halk tepkisinin oluşmasına neden olmuş ve eleştirmen Louis Vauxeelies bir yazısında onları pervasız renk seçimleri nedeniyle Fauves (Vahşiler) olarak nitelemiş. Bu tanımı kabul ederek kendilerine Fovist demiş sanatçılar.

Matisse - Dans

Matisse – Dans

Eleştirilerin hedefinde Matisse ve özellikle de onun Şapkalı Kadın adlı resmi yer almış. Halkın ve tutucu sanat çevrelerinin tepkisini çeken bu resim, dönemin avangart sanatına ilgi duyan Stein’lar (Michael) tarafından satın alınmış.

Matisse’in en sabırlı modeli olan karısı Bayan Matisse, onun bir diğer erken dönem başyapıtına da konu olmuş. 1905 yılında tamamlanan Bayan Matisse saf ve yalın renkli düzlemlerle kurgulanmış kompozisyonuyla, sanatçının üslup eğilimini ortaya koymuş. Bu resimden kısa bir süre sonra Yaşama Sevinci adlı büyük boyutlu yağlıboya çalışmayı gerçekleştirmiş.

Yaşama Sevinci, 1906 yılında “Salon des Indepentants’da” sergilenmiş ve yine tepkileri üzerine çekmiş. Paul Signac bile onun yanlış yönde ilerlediği görüşündeymiş. Buna karşılık Leo Stein, resmi modem zamanların başyapıtı olarak nitelendirerek satın almış.

1906 yılında Matisse tekrar  Cezayir’e giderek Biskra Vahası’nı ziyaret etmiş. Sanatçı 1907-1909 yılları arasında ders verdiği bir resim okulu açmış fakat daha sonra sanat çalışmalarına yoğunlaşabilmek amacıyla bu okulu kapatmış.

1909 yılında Matisse’in Rus koleksiyoner için yaptığı Dans ve Müzik adlı büyük boyutlu çalışmalar; saf renk kullanımı, belirgin dış çizgilerle sınırlanmış figürleri ve yaşama sevincini yansıtan temalarıyla Matisse’in başyapıtları arasında yer almış.

Dansta elele tutuşmuş daire şeklinde dans eden figür grubu ilginç bir şekilde Ambroggio Lorenzetti’nin Siena’da Palazzo Pubblico’nun duvarlarında yer alan iyi yönetim freskindeki dans eden figürleri anımsatır.
1911 ve 1912 kış aylarını Fas’da geçiren Matisse, bu coğrafyanın ve iklimin etkisiyle daha canlı ve ışıklı renkler kullanmaya başlamış. Ancak 1914 yılında Birinci Dünya Savaşımın patlak vermesi sanatında yepyeni bir evreyi gündeme getirmiş. Resimlerinde biçimler giderek soyutlaşırken renkler koyulaşmaya ve siyah gölgeler artmaya başlamış. 1914 tarihli Notre-Dame Görünümü ve Collioure’da Fransız Penceresi bu dönemin başyapıtları olarak gösterilir.

Ambroggio Lorenzetti'nin Siena'da Palazzo Pubblico'nun duvarları

Ambroggio Lorenzetti’nin Siena’da Palazzo Pubblico’nun duvarları

Matisse, savaşın ardından zamanının büyük bölümünü Nice şehrinde geçirmeye başlamış.
Dans’la birlikte 1935 tarihli Pembe Nü ve 1939 tarihli Müzik onun yinelenen temalarının farklı ele alınışlarıdır. 1940’lı yıllar İkinci Dünya Savaşına ve onu giderek yatağa bağımlı hale getiren hastalığına rağmen yoğun bir şekilde üretmeye devam ettiği bir dönem olmuş.

İlerlemiş yaşlarında gerçekleştirdiği çalışmalarından biri de 1943 yılından beri yaşamakta olduğu Vence’deki Rosarie Şapeli için yaptığı tasarımlardır. Kesilmiş renkli kâğıtlarla hazırladığı taslaklar şapelin vitrayları olarak uygulanmış, Aynca beyaz seramik yüzeyler üzerine siyah çizgilerle gerçekleştirdiği büyük ölçeklerde Meryem ve Çocuk İsa, Aziz Dominik ve Kutsal haçla ilgili desenler yer alır.

Vence'deki Rosarie Şapeli

Vence’deki Rosarie Şapeli

Matisse hayatının son dönemlerinde kesilmiş renkli kâğıtlarla gerçekleştirdiği çalışmalara yoğunlaşmış. İlerleyen yaşı ve onu neredeyse yatağa bağlayan hastalıklar eserlerini bu farklı teknikte uygulamasına neden olmuş olabilir. 1952 tarihli Mavi Nü bu eserlerden en tanınmış olanıdır.

Matisse’in sanatının geneline bakıldığı zaman Doğu sanatının etkilerini görmek mümkündür. Bu etki onun bütün sanat yaşamına yayılsa da özellikle 1906-1914 yılları arasında daha önemli yer tutar. Bu yıllar Matisse’in “Oryantal” dönemi diye anılmaktadır. Matisse, Doğu sanatı ile hocası Moreau’nun atölyesi dışında İslam ve Doğu sanatı sergilerinde de tanışmış. Bunun dışında sanatçının Cezayir, Fas veRusya gezileri büyük ilham kaynağı olmuş.

Padişah Abdülaziz’in torunu Nermin Sultan’ı resmettiği “Odalisque au Fauteuil Noir” (Siyah koltuktaki cariye olarak çevrilebilir)
1923 İstanbul doğumlu Nermin Sultan’ı resmettiği tabloya konuk olduğunda genç kızlığını geçirdiği anneannesi Naime Sultan’la beraber Güney Fransa’da, Nice’de kalmaktaymış. Matisse’in ilk kez 1940’ta sokakta görüp, esmer çehresinden etkilendiği Nermin Sultan, daha sonra ressam tarafından ‘en sevdiği modellerinden’ biri olarak anılmış.
1923’te İstanbul’da doğan prensesin babası Şehzade Şevket Efendi, Sultan Abdülaziz’in oğluymuş. Annesi Adile Hanımsultan ise Sultan Abdülhamid’in kızı Naime Sultan’ın çocuğuymuş. 1924 Mart’ında hanedanla beraber Türkiye’den ayrıldığında bir yaşında olan sultan çocukluğu ve genç kızlığını anneannesi Naime Sultan’la beraber Nice’te geçirmiş.

Nermin Sultan, 1999’da 76 yaşında Fransa’daki bir hastanenin muhtaçlar koğuşunda sefalet içinde ölmüş. Geçirdiği felç nedeniyle gözleri dahi görmeyen sultan, son 25 yılını yatağa mahkûm geçirmiş.

 

 

 

 

Related Place