Şeker Ahmed Paşa: Osmanlı Resminde Ormanın Ustası

Şeker Ahmed Paşa kimdir?
Şeker Ahmed Paşa (1841–1907), Üsküdar’da doğan, Paris’te resim eğitimi alan ve Osmanlı’da manzara ile natürmortu kendi başına bir tür haline getiren asker ressam. 1873’te İstanbul’da ilk resim sergisini açtı, Sultan Abdülaziz’in yaveri olarak Dolmabahçe Sarayı’nın resim koleksiyonunun oluşmasında danışmanlık yaptı. En bilinen eseri, John Berger’in de üzerine yazdığı Ormanda Oduncu. Eserlerinin önemli bir kısmı İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde.
Şeker Ahmed Paşa, Türk resminin başlangıç kuşağında ormanı, ağaçların arasından süzülen ışığı ve masaya dizilmiş meyveleri en iyi resmeden ressamlardan biri. Gerçek adı Ahmed Ali’ydi; askeri okullardan yetişti, Paris’te akademik bir eğitim gördü ama asıl ilgisini Barbizon ressamlarının doğaya bakışı çekti. Ordu içinde ferik rütbesine kadar yükselirken bir yandan da Osmanlı’da resmin bir sergi salonunda halka gösterilmesinin önünü açtı. Eserlerinin önemli bir kısmını bugün İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde görebilirsiniz.
[KİŞİSEL NOT: İlknur’un kendi gözlemi buraya]
Üsküdar’da doğan bir çocuğun askeri okulda çizdiği bir resim sayesinde Paris’e gitmesi, sonra da sarayın resim koleksiyonuna yön vermesi. Bu yazıda önce Şeker Ahmed Paşa’nın hayatını, sonra sanat anlayışını ve en önemli eserlerini, son olarak da eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Şeker Ahmed Paşa kimdir?

Üsküdar’dan askeri okullara
Şeker Ahmed Paşa 1841’de Üsküdar’da doğdu, babası Ali Efendi’ydi. Asıl adı Ahmed Ali’dir. “Şeker” lakabını tatlı dilli, hoş sohbet ve nazik biri olduğu için aldığı anlatılır. İlk eğitimini Üsküdar’da gördü, 1855’te askeri okullara girdi ve Mekteb-i Harbiye’de okudu. Burada Pierre Gues ve Joseph Schranz’dan resim dersleri aldı. Resimdeki başarısı yüzünden daha öğrenciyken okulun resim hocasına yardımcı olarak görevlendirildi.
Sultan Abdülaziz’in beğendiği resim ve Paris
Okulda yaptığı bir resmin Sultan Abdülaziz tarafından çok beğenildiği ve padişahın emriyle Paris’e gönderildiği aktarılır. 1860’ların başında Paris’e giden Ahmed Ali önce başarılı Osmanlı öğrencileri için kurulan Mekteb-i Osmani’ye kaydoldu. Ardından Gustave Boulanger ve Jean-Leon Gerome’un yanında çalıştı. Bazı araştırmacılar onun bu iki hocanın öğrencisi olmadığını öne sürmüştür; ancak 1869 ve 1870 Paris Salonu kataloglarında adı “Boulanger ve Gerome’un öğrencisi” olarak geçer. Salona dikkat çekici bir şekilde portre ya da oryantalist sahnelerle değil, Fontainebleau ormanından manzaralarla katıldı.
Paris yıllarında sarayla bağını da koparmadı. 1867 Paris Uluslararası Sergisi’nde Sultan Abdülaziz’in karakalem bir portresiyle yer aldı ve bu çalışma beğeni topladı. Akademideki derslerin yanında açık havada, ormanda resim yapmayı da sürdürdü; Adnan Çoker bu çıkışları “Şeker Ahmed Paşa’nın küçük kaçamakları” diye adlandırır. Ne var ki bu kaçamaklar zamanla akademik eğitiminin önüne geçecek ve onun üslubunu belirleyecekti.
İstanbul’a dönüş ve ilk resim sergisi
Paris’ten sonra kısa bir süre İtalya’da kaldı ve 1870’te (bazı kaynaklara göre 1871’de) İstanbul’a döndü. Kolağası rütbesiyle Mekteb-i Tıbbiye’ye resim hocası oldu; Beyazıt, Zeyrek ve Kaptan İbrahim Paşa rüştiyeleriyle Sultanahmet Sanayi Mektebi’nde de ders verdi. 1873’te Sultanahmet Sanayi Mektebi’nde, Türkiye’de katılımlı ilk resim sergisi olarak kabul edilen sergiyi açtı. 1875’te Çemberlitaş’taki Darülfünun binasında ikinci bir sergi düzenledi.
Sergi açma çabası bununla sınırlı kalmadı. 1877’de Beyoğlu’ndaki Petit Champs Tiyatrosu’nda büyük bir sergi düzenlendi; 1897, 1898 ve 1900 yıllarında da İstanbul’da kişisel sergiler açtı. Resmin saray duvarlarından çıkıp halkın gezebileceği salonlara taşınmasında onun bu ısrarlı çabasının büyük payı var.
Sarayın ressamı ve danışmanı
Sergideki başarısı üzerine Sultan Abdülaziz’in yaveri oldu. 1870’lerde padişahın emriyle Dolmabahçe Sarayı’nın resim koleksiyonunun oluşmasında danışmanlık yaptı ve Avrupa’dan tablo satın alınmasıyla görevlendirildi. Bugün Milli Saraylar Resim Müzesi’nde gördüğümüz koleksiyonun temelinde onun da emeği var. Sakıp Sabancı Müzesi’nin aktardığına göre 1882’de Osman Hamdi Bey ile birlikte Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşunda da çalıştı.
Ferik Şeker Ahmed Paşa’nın son yılları
Askeri kariyerinde düzenli olarak yükseldi: 1878’de kaymakam, 1880’de miralay, 1884’te mirliva oldu ve 1890’ların başında ferik rütbesine ulaştı. 1890’ların ortasından ölümüne kadar yabancı konukların ağırlanmasıyla ilgili protokol görevini yürüttü. Kırk sekizi yabancı devletlerden olmak üzere altmışı aşkın nişan ve madalya aldı. Şeker Ahmed Paşa 1907’de İstanbul’da öldü (TDV İslam Ansiklopedisi ölüm tarihini 18 Mayıs 1906 olarak verir) ve Eyüp’te Sokollu Mehmed Paşa Türbesi’nin yakınına gömüldü.
Şeker Ahmed Paşa’nın sanat anlayışı
Akademiden Barbizon’a
Paris’te klasik ve akademik bir eğitim aldı ama hocalarının oryantalist konularına hiç yönelmedi. Onu asıl etkileyen, ormanın ve kırların kendisini resmeden Barbizon ressamları ve özellikle Gustave Courbet oldu. Onun resimlerinde doğa bir sahnenin arka planı değil, resmin asıl konusudur. Sakıp Sabancı Müzesi’nin değerlendirmesine göre Osmanlı resminde manzarayı bağımsız bir tür olarak ele alan ilk sanatçılardan biri.
Ormanın derinliğinden gelen ışık
Şeker Ahmed Paşa’nın orman resimlerinde ışık çoğu zaman kaynağı belli olmayan bir yerden, ağaçların arkasından ve derinlikten gelir. Toprak renkleri ve yeşilin tonlarıyla kurduğu bu ormanlar sakin, neredeyse sessiz bir atmosfer taşır. Sanat tarihçileri bu figürsüz, durgun ve içeriden aydınlanan doğayı Osmanlı minyatür geleneğindeki ışık anlayışıyla da ilişkilendirmiştir. Adnan Çoker onu, resmin önce çizilip sonra boyandığı akademik yöntemin aksine boyanın hakim olduğu resimleriyle Türk resminde “boyasal resmin” öncüsü olarak görür.
Natürmortun ustası
Ormanların yanında en çok natürmort yaptı. Koyu bir zemin üzerine dizilmiş karpuzlar, üzümler, narlar ve çiçekler, yumuşak ve yönlü bir ışıkla modellenir. Bilinen tek otoportresi dışında hemen hiç figür resmi yapmadı; manzara ve natürmort onun bütün sanat hayatını kapladı.

Şeker Ahmed Paşa’nın en önemli eserleri
1. Ormanda Oduncu
Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul
Dev ağaçların arasında, uzakta küçücük kalan bir oduncu ve yük hayvanı. Tarihi kesin olarak bilinmiyor; yaklaşık 140 x 177 cm boyutlarında büyük bir tuval. İngiliz sanat eleştirmeni John Berger “Şeker Ahmed ve Orman” adlı yazısında bu resmi uzun uzun tartışır. Berger’e göre Avrupa manzara resmi ormanı dışarıdan anlatır; Şeker Ahmed ise ormana oduncunun gözüyle, içeriden bakar. Resmin inandırıcılığı da buradan gelir.
Berger renklerin, boya dokusunun ve ton geçişlerinin Rousseau’yu, Courbet’yi ve Diaz’ı hatırlattığını da kabul eder; ama ona göre Şeker Ahmed’in ormana bakışı tamamen kendisine aittir. Sanat tarihçisi İlona Baytar da bu eserin perspektifiyle sanatçının diğer resimlerinden ayrıldığını, ressamın ormana hem dışarıdan hem de oduncunun gözüyle içeriden baktığını vurgular. Yazının Türkçe çevirisi Berger’in Şiirin Saati adlı kitabında yer alır.
2. Kayın Ağaçları
Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul
İnce gövdeli sık ağaçlar, dalların arasından süzülen ışık huzmeleri ve yapraklarda parlayan ışık. Sanatçının Fontainebleau ormanında yaptığı ve 1869 Paris Salonu’na gönderdiği eser olduğu düşünülüyor. Şeker Ahmed Paşa’nın figürlü orman resimleri içinde bilinen en erken tarihli örnek; boya katmanları Courbet’nin tekniğini hatırlatır.
Aynı müzede bulunan ve 1886-1887 yıllarına tarihlenen Ceylan ise bu figürlü orman resimlerinin daha geç bir örneği. Burada Barbizon etkisinin yanında akademik eğitimin ayrıntılı betimleme alışkanlığı da öne çıkar.
3. Ormanda Karaca (1894)

Nerede: Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul
Ormanın içinde küçük bir dereden su içen ürkek bir karaca. Soldaki kalın gövdeli ağacın gölgesi dereye düşer, otların arasında kırmızı çiçekler parlar. Kaynağı belirsiz, gizemli bir ışık resmin geri kalanını neredeyse görünmez kılar. Müze bu eseri Barbizon etkisinin ve doğayı kendi başına bir konu olarak gören bakışın tipik bir örneği olarak tanıtıyor.
4. Ormanda Yol (1894)

Nerede: Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul
İçinde hiç figür olmayan bir orman yolu. Ağaç gövdeleri tuvali dikey olarak böler, ormanın derinliğinden gelen güçlü ışık patikayı aydınlatır. Şeker Ahmed Paşa’nın figürsüz orman resimlerinin en güzel örneklerinden biri; aynı grupta 1887 tarihli Ormanın Işığı (Milli Saraylar koleksiyonu) ve 1906 tarihli Ormanın Sükuneti (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi) de var.
5. Manzara

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi (Şeker Ahmet Paşa Salonu), Ankara
Ağaçlıklı bir yolda sürüsüyle ilerleyen çobanlar. Tuvali çapraz bir ışık akışı ikiye böler; toprak, ot ve yaprak dokuları küçük fırça darbeleriyle kurulmuştur. Tarihi bilinmiyor. Müzeye göre benzer bir kompozisyon İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde de bulunuyor ve ikisi aynı yıllarda yapılmış bir dizinin parçaları olabilir.
6. Natürmort (1906)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi (Şeker Ahmet Paşa Salonu), Ankara
Beyaz bir zemin üzerinde sarı ve mor üzüm salkımları, asma yaprakları, narlar ve bir kavunla dolu bir sepet. Koyu arka plan, ışık alan meyveleri öne çıkarır; nesnelerin bolluğuna rağmen kompozisyon dengeli ve neredeyse simetriktir. Sanatçının ölümünden kısa süre önce yaptığı olgun natürmortlarından biri.
7. Çiçekli Natürmort (1903)

Nerede: Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul
Açık renkli bir mermer tablanın üzerinde, koyu bir kaseye yerleştirilmiş laleler, leylaklar ve iri çiçekler; kasenin yanına birkaç küçük gül bırakılmış. Arka plan koyu ve sadedir, bütün ışık çiçeklerin üstünde toplanır. Şeker Ahmed Paşa’nın meyve natürmortlarının yanında çiçek resimlerinde de aynı yumuşak ışığı ve ölçülü renk uyumunu kullandığını gösteren bir eser.
Şeker Ahmed Paşa’nın eserlerini nerede görebilirsiniz?
İlk durak, Tophane’deki İstanbul Resim ve Heykel Müzesi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı müzenin koleksiyonunda Ormanda Oduncu, Kayın Ağaçları ve Ormanın Sükuneti gibi orman resimleri bulunuyor. Dolmabahçe’deki Milli Saraylar Resim Müzesi’nde ise Şeker Ahmed Paşa’ya ayrılmış tematik bir bölüm var; koleksiyonunun oluşmasına katkı verdiği sarayın içinde onun resimlerini görmek ayrı bir deneyim.
Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nde Ormanda Karaca ve Çiçekli Natürmort, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde ise adını taşıyan salonda Manzara ve Natürmort sergileniyor. Türkiye İş Bankası Resim ve Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda da eserleri bulunuyor. Bir eserin o gün sergide olup olmadığı değişebildiği için gitmeden önce müzelerin güncel bilgilerini kontrol etmenizi öneririm: Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi.
Şeker Ahmed Paşa hakkında merak edilenler
Şeker Ahmed Paşa’nın gerçek adı ne?
Gerçek adı Ahmed Ali. “Şeker” lakabını tatlı dilli ve hoş sohbet biri olduğu için aldığı anlatılır; “Paşa” ise ordudaki rütbesinden gelir.
Şeker Ahmed Paşa hangi akımdan etkilendi?
Paris’te akademik eğitim almasına rağmen en çok Barbizon Okulu ressamlarından ve özellikle Gustave Courbet’den etkilendi. Doğayı gözleme dayanarak, kendi başına bir konu olarak resmetti.
Türkiye’deki ilk resim sergisini kim açtı?
Şeker Ahmed Paşa, 1873’te Sultanahmet Sanayi Mektebi’nde Türkiye’de katılımlı ilk resim sergisi olarak kabul edilen sergiyi açtı. 1875’te Darülfünun binasında ikincisini düzenledi.
Şeker Ahmed Paşa’nın en ünlü tablosu hangisi?
En çok bilinen eseri Ormanda Oduncu. John Berger’in üzerine yazdığı bu büyük orman resmi bugün İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde.
Şeker Ahmed Paşa ile Osman Hamdi Bey’in ilişkisi ne?
İkisi de 19. yüzyılda resim eğitimi için Paris’e giden ilk Osmanlı ressamları arasında. Sakıp Sabancı Müzesi’ne göre 1882’de Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşunda birlikte çalıştılar. Osman Hamdi figürlü sahnelere yönelirken Şeker Ahmed Paşa manzara ve natürmortta kaldı.
Şeker Ahmed Paşa nerede gömülü?
Eyüp’te, Sokollu Mehmed Paşa Türbesi’nin yakınında.
Kısaca Şeker Ahmed Paşa
| Asıl adı | Ahmed Ali |
| Doğum | 1841, Üsküdar (İstanbul) |
| Ölüm | 1907, İstanbul (TDV: 18 Mayıs 1906); Eyüp’te gömülü |
| Eğitim | Mekteb-i Harbiye; Paris’te Mekteb-i Osmani, Gustave Boulanger ve Jean-Leon Gerome |
| Dönem | Asker ressamlar kuşağı |
| Üslup | Barbizon ve Courbet etkili manzara, natürmort |
| Görevleri | Resim hocalığı, Sultan Abdülaziz’in yaverliği, Dolmabahçe koleksiyonu danışmanlığı |
| En ünlü eserleri | Ormanda Oduncu, Kayın Ağaçları, Ormanda Karaca, Natürmort (1906) |
| En iyi görüleceği yer | İstanbul Resim ve Heykel Müzesi |






