Adnan Çoker: Siyahın İçinden Işıkla Doğan Kubbeler

Adnan Çoker kimdir?
Adnan Çoker (1927–2022), siyah fonun üzerinde ışıkla parlayan kubbe, kemer ve “Türk üçgeni” biçimleriyle tanınan soyut ressam ve akademisyen. 1953’te Türkiye’nin ilk soyut resim sergilerinden birini açtı, Paris’te André Lhote ve Henri Goetz’le çalıştı, 1963’te Mavi Grup’u kurdu. Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin biçimlerini minimalist, simetrik ve anıtsal bir resim diline dönüştürdü.
Adnan Çoker’in olgunluk dönemi resimlerinin çoğu ilk bakışta neredeyse tamamen siyahtır. Sonra karanlığın içinden bir kubbe, sivri bir kemer ya da ince bir ışık yayı belirir; mor, pembe ve sarı tonlarda, sanki içeriden aydınlatılmış gibi. Bir caminin loş iç mekanına girip gözünüz karanlığa alıştığında yaşadığınız duyguya çok benzer bu.
İstanbul Modern’e göre Çoker, bu resimlerde Batı’nın minimalizmiyle Doğu’nun arınma ve sadelik anlayışını soyut sanat altında birleştirdi. Bu yazıda Adnan Çoker’in hayatını, sanat anlayışını, en önemli 7 eserini ve eserlerini bugün nerede görebileceğinizi derledim.
Adnan Çoker kimdir?
Süleymaniye’den Zeki Kocamemi atölyesine
Adnan Çoker 20 Ekim 1927’de İstanbul’un Süleymaniye semtinde doğdu. Samatya’da ilkokulu, Davutpaşa’da ortaokulu okudu, ardından Afyon Lisesi’ne gitti. Cumhuriyet’in aktardığına göre lisedeki resim öğretmeni Enver Kınavlı onu Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmeye teşvik etti. 1944–1951 arasında Akademi’de okudu ve Zeki Kocamemi’nin atölyesinden mezun oldu. İstanbul Ansiklopedisi’ndeki kayda göre mezuniyetten sonra bir süre Bayındırlık Bakanlığı’nda teknik ressam, Hidrografi Dairesi’nde haritacı olarak çalıştı.
Türkiye’nin ilk soyut resim sergisi
İstanbul Modern’in anlattığına göre Çoker, öğrencilik yıllarından itibaren “doğa nasıl çözümlenir?” sorusunun peşindeydi. 1953’te ressam Lütfü Günay’la birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde yalnızca soyut resimlerden oluşan bir sergi açtı; bu sergi Türkiye’deki ilk soyut resim sergisi olarak anılır. Bu dönemin resimleri soyutlama ile kübizm arasında bir karakter taşır; çizgi, ritim ve ton problemleri çözülmeye çalışılır.
Paris, Hayter ve Vedova
1955’te Avrupa Konkuru’nu kazanarak devlet bursuyla Paris’e gitti. Kısa bir süre André Lhote’un, ardından 1957–1960 arasında Henri Goetz’in atölyesinde çalıştı ve soyut dışavurumculuğu keşfetti; jestüel fırça darbeleri ve boya bıçağıyla sürülen kalın boya resimlerinin çıkış noktası oldu. İstanbul Modern’e göre 1960’ların ortasına kadar, hat sanatının ritmik hareketlerini yansıtan resimlerini müzik eşliğinde yaptı. 1960’ta Türkiye’ye dönüp Akademi’de asistan oldu. 1961’de İstanbul Festivali Resim ve Heykel Sergisi’nde, 1962’de 23. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülü aldı. 1963’te Altan Gürman, Sarkis, Devrim Erbil ve Tülay Tura’yla Mavi Grup’u kurdu. 1964’te Fransız hükümetinin bursuyla yeniden Paris’e gitti, William Stanley Hayter’in atölyesinde gravür çalıştı ve “Siyah Fon” resimlerine başladı. 1965’te Salzburg Yaz Akademisi’nde İtalyan ressam Emilio Vedova’nın atölyesine katıldı.
Akademi, müze ve siyah resimler
1969’da doçent, 1976’da profesör oldu. 1969’da tamamladığı “Doğu Çerçevelemesi” adlı resimle ilk kez İslam mimarisinin yapısal özelliklerine yöneldi. 1973’te İstanbul’daki Amerikan Kültür Merkezi’nde “Siyah Simetri” adlı sergisini açtı. 1976’da İskenderiye Bienali’nde ikincilik ödülü aldı. 1977–1979 arasında İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin müdürlüğünü, 1983–1985 arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü başkanlığını yaptı. İlk retrospektifi 1989’da İstanbul’da Derimod Kültür Merkezi’nde, ikincisi 2010’da Beşiktaş’taki Mustafa Kemal Merkezi’nde açıldı. 1994’te Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü reddetti.
Son yılları
Doksanlı yaşlarında bile İstanbul’daki atölyesinde üretmeye devam etti. Adnan Çoker 22 Ağustos 2022’de 95 yaşında hayatını kaybetti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen törenin ardından Şakirin Camii’nde kılınan namazla Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Adnan Çoker’in sanat anlayışı
Kubbe, Türk üçgeni ve minare
İstanbul Modern’e göre Çoker, 1969’dan sonra kubbe, Türk üçgeni ve minare gibi mimari formları soyutlayarak kendine özgü bir sentez geliştirdi. “Türk üçgeni”, Osmanlı mimarisinde kubbeden duvara geçişi sağlayan üçgen yüzeylere verilen addır; Çoker’in resimlerinde bu üçgenler bazen ters dönmüş, bazen evrende yüzer halde karşımıza çıkar. Ressam, resimlerinde siyahın içinde asılı duran biçimleri “Kalıp-Biçim” ya da “Asılı Biçim” diye adlandırırdı.
Siyahın içinden gelen ışık
Olgunluk dönemi kompozisyonlarında siyah egemendir; mor, pembe ve eflatun renkli ışıklar bu siyahın içinden yükselir. Antik A.Ş.’nin sanatçı tanıtımına göre resimlerdeki iki temel ilke, anıtsallık ve simetri, Türk mimari geleneğinin uzantısıdır: siyah boşluk içindeki ışıltılı biçimler gözü boşluğun derinliğine çeker, tıpkı bir camiye baktığımızda gözümüzün onu bir bütün olarak kavraması gibi. Çoker’in resmi, soyut sanatın Türkiye’de geometrik ve minimalist yönde aldığı en tutarlı biçimlerden biridir.
Adnan Çoker’in en önemli 7 eseri
Seçkideki eserlerin künyeleri İstanbul Modern, Türkiye İş Bankası ve Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyon kayıtlarından ve basında yayımlanan müzayede haberlerinden alındı. Kayıtta tarih yoksa yazılmadı.
1. Sınırlı Vücut (1967)

Nerede: İstanbul Modern Sanat Müzesi, İstanbul (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun süreli ödünç)
Tuval üzerine yağlıboya, 60 x 80 cm. Siyah, pütürlü bir zeminin ortasında krem, pembe ve kahverengi lekelerden oluşan, kalın dokulu bir kütle; altında koyu kırmızı bir üçgen, kütleyi bir kaide gibi taşıyor. İstanbul Modern’e göre resimdeki özgür leke, doku ve çizgiler, sanatçının sonraki yıllarda oturtacağı yapı ve renk sadeliğine giden yolda bir arayıştır. Siyah fon ve geometrik bir biçim burada ilk kez birlikte görünür.
2. Soyut (1989)

Nerede: Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Tuval üzerine yağlıboya, 190 x 200 cm. Siyah bir zeminin ortasında yan yana duran, üstleri yuvarlak kemerli iki dikdörtgen kapı ya da pencere; kemerlerin içi pembe ve beyaz bir ışıkla parlıyor, kenarları ince beyaz çizgilerle belirginleşiyor. Selçuklu ve Osmanlı yapılarındaki sivri ve yuvarlak kemerli açıklıklar, burada derinliği olmayan, karanlığa asılı iki ışık kapısına dönüşüyor. İlk retrospektifinin açıldığı yıldan, büyük boyutlu bir örnek.
3. Retrospektif II (1997)

Nerede: İstanbul Modern Sanat Müzesi koleksiyonu, İstanbul (Ethem Sancak bağışı)
Tuval üzerine akrilik, 180 x 360 cm. Koyu lacivert ve siyah, geniş yatay bir yüzeyde düzenli sıralar halinde dizilmiş onlarca küçük biçim: kubbeler, yarım küreler, kemerler, üçgenler ve dikdörtgenler; kimi mor, kimi pembe, yeşil ya da mavi ışıkla parlıyor. Adının işaret ettiği gibi bir “retrospektif”, yani sanatçının kendi biçim dağarcığının toplu bir dökümü. İstanbul Modern bu resmin Çoker’in bakışının tüm örneklerini taşıdığını yazar.
4. Retrospektif III

Nerede: Özel koleksiyon (Beyaz Müzayede, 2012)
Tuval üzerine akrilik. Hürriyet Daily News’in Aralık 2012 tarihli haberine göre Çoker’in en önemli eserlerinden biri olan bu resim, sanatçının hayatı boyunca yaptığı en büyük beş tablodan biri ve aynı yıl Beyaz Müzayede’de alıcı buldu. Koyu, kahverengiye çalan siyah bir zeminde üç sıra halinde dizilmiş on sekiz küçük biçim: yarım kubbeler, kemerler, bir küre, ince bir minare gibi yükselen çizgiler; kimi pembe, kimi yeşil ya da mor bir ışıkla parlıyor. İstanbul Modern’deki Retrospektif II gibi, sanatçının kendi biçim dağarcığını bir katalog gibi önümüze seren dizinin bir parçası.
5. Çifte Küreler (2018)

Nerede: Sanatçının son dönem eserlerinden (basında yayımlanan kayıt)
Tuval üzerine akrilik, 150 x 150 cm, 2018 tarihli. Mor ve pembenin karanlığa karıştığı bir göğün altında, alt kenara oturmuş iki yarım küre; aralarındaki dar boşluktan ince bir ışık yükseliyor. Çoker doksan yaşını geçtiğinde bile kubbe ve küre biçimlerine, siyahın içinden doğan ışığa sadık kaldı. Sanatçının ölümünün ardından Bianet’in haberinde yayımlanan bu resim, onun son yıllarındaki sade ve anıtsal dilin güzel bir örneği.
6. Yarım Küreler

Nerede: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu, İstanbul
Yağlıboya, 89 x 123 cm. Siyah bir zeminin ortasında koyu bordo bir yarım küre, onun altında yatay bir dikdörtgen ve iki yanında ışıkla kenarları belirginleşen iki yarım daire. İş Bankası’nın notu, kompozisyonun yarım kürelerden kurulduğunu ve sanatçının simetrik, optik etkili geometrik biçimlerle çalıştığı resimlerine bir örnek olduğunu söyler. Bir caminin kubbesine ve yan kubbelerine cepheden bakıyormuşuz gibi.
7. Otoportre

Nerede: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu, İstanbul
Akrilik, 60 x 60 cm. Bir otoportre ama yüz yok: siyah zeminin ortasında üçgen, daire, dikdörtgen ve yarım kubbelerden kurulmuş harflerle sanatçının adı, “ADNAN”, yazılı. Mor ve gri ışıkla aydınlanan harfler, Çoker’in kendi biçim alfabesinden çıkmış gibi. İş Bankası’nın notu da sanatçının adını resmin ortasına özgün yaklaşımıyla yazdığını vurgular. Bir ressamın kendini yüzüyle değil, yarattığı biçim diliyle tanıtması.
Adnan Çoker’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
Karaköy’deki İstanbul Modern’in koleksiyonunda Retrospektif II ve uzun süreli ödünç olarak Sınırlı Vücut bulunuyor. Koleksiyon sergileri dönem dönem değiştiği için gitmeden önce müzenin sitesine bakmanızı öneririm. Müze salı, çarşamba, perşembe, cumartesi ve pazar 10.00–18.00, cuma 10.00–20.00 arasında açık, pazartesi kapalı. Güncel bilgi için müzenin ziyaret sayfasına bakabilirsiniz.
Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nin resim koleksiyonunda 1989 tarihli Soyut var. Türkiye İş Bankası’nın sanat koleksiyonundaki Otoportre ve Yarım Küreler’i, İş Bankası’nın Google Arts & Culture sayfasında inceleyebilirsiniz. Sanatçının eserleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın koleksiyonunda da yer alıyor. Çoker’in resimleri ayrıca müzayedelerde düzenli olarak satışa çıkıyor; müzayede öncesi sergiler, eserleri bizzat görmek için iyi bir fırsat.
Adnan Çoker hakkında merak edilenler
Adnan Çoker hangi akımın temsilcisi?
Soyut sanatın. 1950’lerde kübizme yakın bir soyutlamayla başladı, Paris’te soyut dışavurumculuğa yöneldi, 1960’ların sonundan itibaren İslam mimarisinden yola çıkan geometrik, minimalist ve simetrik bir soyutlama geliştirdi.
Türk üçgeni nedir?
Osmanlı mimarisinde kare bir mekanın üzerine kubbe oturtulurken köşelerde geçişi sağlayan, üçgen biçimli yüzeylere verilen ad. Adnan Çoker bu mimari öğeyi soyutlayarak resimlerinin temel biçimlerinden biri yaptı.
Türkiye’deki ilk soyut resim sergisi hangisidir?
İstanbul Modern’e göre Adnan Çoker’in 1953’te ressam Lütfü Günay’la birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde açtığı soyut resim sergisi, Türkiye’deki ilk soyut resim sergisi olarak anılır.
Adnan Çoker İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin müdürü müydü?
Evet. 1977–1979 arasında İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin müdürlüğünü yaptı. 1983–1985 arasında ise Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nün başkanıydı.
Adnan Çoker ne zaman öldü?
22 Ağustos 2022’de 95 yaşında hayatını kaybetti ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Kısaca Adnan Çoker
| Doğum | 20 Ekim 1927, Süleymaniye, İstanbul |
| Ölüm | 22 Ağustos 2022 (95 yaşında) |
| Eğitim | Güzel Sanatlar Akademisi (1944–1951, Zeki Kocamemi atölyesi); Paris’te André Lhote, Henri Goetz ve William Stanley Hayter atölyeleri; Salzburg Yaz Akademisi’nde Emilio Vedova |
| Grubu | Mavi Grup (1963, kurucu) |
| Görevleri | Akademi’de profesör (1976), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi müdürü (1977–1979), Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü başkanı (1983–1985) |
| Ödülleri | İstanbul Festivali birincilik (1961), 23. Devlet Resim ve Heykel Sergisi birincilik (1962), İskenderiye Bienali ikincilik (1976) |
| Retrospektifler | Derimod Kültür Merkezi (1989), Beşiktaş Mustafa Kemal Merkezi (2010) |
| Önemli eserleri | Sınırlı Vücut (1967), Retrospektif II (1997), Retrospektif III, Çifte Küreler (2018), Otoportre |
Adnan Çoker, Süleymaniye’nin gölgesinde doğmuş bir ressamdı ve belki de bu yüzden bütün hayatı boyunca kubbelerin, kemerlerin ve ışığın peşinden gitti. Onun siyah tuvallerinin karşısında durduğunuzda acele etmeyin; gözünüz karanlığa alıştıkça resim yavaş yavaş aydınlanır.
Türk resminin öteki ustalarını tanımak için Türk ressamlar ve eserleri sayfama, aynı kuşaktan soyut ressamlar Burhan Doğançay ve İslam düşüncesini soyut resme taşıyan Erol Akyavaş yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






