Zeki Faik İzer: İnkılap Yolunda’dan Lirik Soyuta Uzanan d Grubu Ressamı

Zeki Faik İzer kimdir?
Zeki Faik İzer (1905–1988), d Grubu’nun kurucularından, Cumhuriyet’in onuncu yılı için yaptığı “İnkılap Yolunda” tablosuyla tanınan İstanbullu ressam. Paris’te André Lhote ve Othon Friesz’in atölyelerinde çalıştı, Güzel Sanatlar Akademisi’ni yönetti, fotoğraf atölyesini kurdu. Figürle başladığı resmini 1960’larda renk ve ritimle örülü lirik bir soyutlamaya taşıdı.
Türkiye’de lise tarih kitaplarını açmış hemen herkes bu resmi en az bir kez görmüştür: önde Türk bayrağını taşıyan çıplak ayaklı bir kadın, yanında ileriyi gösteren Mustafa Kemal, arkalarında yürüyen kalabalık. Zeki Faik İzer’in 1933 tarihli “İnkılap Yolunda” tablosu, Cumhuriyet’in ilk on yılının belki de en çok çoğaltılmış görüntüsü. Ama İzer’i yalnızca bu tabloyla tanımak, onun elli yılı aşan sanat yolculuğunun ilk durağında kalmak demek.
Şiirle başlayan, fotoğrafa tutkun, Paris’le İstanbul arasında gidip gelen İzer, ömrünün son yıllarını Nice’te ağaçları ve ışığı resmederek geçirdi. Bu yazıda Zeki Faik İzer’in hayatını, sanat anlayışını, en önemli 10 eserini ve eserlerini bugün nerede görebileceğinizi derledim.
Zeki Faik İzer kimdir?
Şiir yazan bir genç
Zeki Faik İzer 1905’te İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’nde okudu. On üç yaşında şiir yazmaya başladı; şiirleri İnsan ve Akbaba dergilerinde yayımlandı. 1923’te Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi ve önce Hikmet Onat, sonra İbrahim Çallı ile çalıştı. İlk resimlerinde hocası Çallı’nın izlenimciliğini denedi.
Paris: Lhote ve Friesz atölyeleri
1928’de Avrupa sınavını kazanarak Paris’e gitti. André Lhote ve Emile-Othon Friesz’in atölyelerine devam etti, Paris’te fresk ve seramik de çalıştı. 1930’da bir natürmortu Grand Palais’deki Sonbahar Salonu’na kabul edildi. Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin kataloğuna göre İzer, Paris’te kübizmin ve dışavurumculuğun etkilerini resmine taşıdı ama hocası Lhote’un yolundan gitmeyi seçmedi.
d Grubu ve İnkılap Yolunda
1932’de Türkiye’ye döndü ve Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Resim-İş Bölümü’nde öğretmen oldu; kısa bir süre sonra istifa edip İstanbul’a yerleşti. 1933’te Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte d Grubu’nu kurdu. Aynı yıl Cumhuriyet’in onuncu yılı için açılan İnkılap Sergisi için Delacroix’nın “Halka Yol Gösteren Özgürlük” tablosundan uyarladığı “İnkılap Yolunda”yı yaptı. 1934’te yeniden Paris’e gitti ve iki yıl kaldı; bu yıllarda geçimini fotoğraf rötuşçuluğu ve kitap resimleriyle sağladı.
Akademi’de fotoğraf, müdürlük ve sergiler
1937’de Güzel Sanatlar Akademisi’nin fotoğraf atölyesini kurdu ve bir süre afiş atölyesinde de ders verdi. 1939’da CHP’nin yurt gezileri kapsamında Eskişehir’e gönderildi. İlk kişisel sergisini 1945’te Beyoğlu’ndaki İsmail Oygar atölyesinde açtı. 1946’da Nurullah Berk’le birlikte Paris’te UNESCO’nun uluslararası modern resim sergisinde ve Cernuschi Müzesi’nde açılan Türk resmi sergisinde Türkiye’yi temsil etti; ertesi yıl Londra’daki Çağdaş Türk Sanatı Sergisi’ni yönetti. 1947’de Ankara’daki Opera binasının Cumhurbaşkanlığı locası için iki resim yaptı. 1948–1952 arasında Akademi’nin müdürlüğünü ve resim bölümü başkanlığını yürüttü, 1951’de Türk Sanatı Tarihi Enstitüsü’nün kuruluşunda yer aldı. Sakıp Sabancı Müzesi’ne göre 1948 ve 1957’de Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülü aldı, 1961’de New York’taki Guggenheim Uluslararası Ödülü sergisine Türkiye birincisi olarak katıldı.
Nice’te son yıllar
Akademi’den emekli olduktan sonra Fransa’ya yerleşti. 1971’de Paris’e, 1976’da Matisse’in son yıllarını geçirdiği Nice’e gitti. Nice’ten yazdığı bir mektupta doğayla temasın ve müzelerin atmosferinden uzak olmanın resimlerine iyi geldiğini anlatıyordu. Bu yıllarda Floransa ve Venedik’teki müzeleri de yeniden dolaştı. Zeki Faik İzer 1988’de İstanbul’da hayatını kaybetti.
Zeki Faik İzer’in sanat anlayışı
Konu bir çıkış noktası
Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin kataloğu, İzer’in konuyu en başından beri bir resmin yalnızca çıkış noktası olarak gördüğünü söyler. Romantikleri inceledi; İnkılap Yolunda’dan sonra da sanat tarihinden seçtiği ressamların eserlerini kendi biçimiyle yeniden yorumlamayı sürdürdü. Doğanın ritmini, karşıtlıkların uyumunu ve devinimini yakalamak istedi. Doğu ile Batı arasındaki gerilimi de bir ritim olarak kullandı; Çin ve Japon sanatlarından, hattan etkilendi.
Renkçi bir göz ve fotoğraf
İzer’in paleti her zaman renkçiydi. Resimde desenin iskeletinden çok boyanın kendisini, yüzeyin resimsel ve içsel değerini önemsedi. Gençliğinden beri fotoğrafla uğraşması, ışığa ve renge olan tutkusunu besledi. İkinci Paris yıllarında Renoir, Cézanne ve Matisse’in etkisiyle renkçi anlayışı daha da belirginleşti. Kübizmin sağladığı sağlam yapı ise İnkılap Yolunda’daki kırık, köşeli figürlerde açıkça okunur.
1961 dönüm noktası: lirik soyut
Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin Başyapıtlar kitabı 1961’i İzer’in resminde bir kırılma noktası olarak tanımlar: bu tarihten sonra figüratif ve doğacı anlayışın yerini soyut sanat alır. Müzik ve ritim ilişkisini öne çıkaran bu lirik soyutlamalarda renk lekeleri patlar, dalgalanır, kıvrılıp bükülür. Nice yıllarında ise canlı renkleri beyaz zeminle çerçevelemeye başladı; resimleri daha aydınlık ve ışıklı oldu. Ağaçlar dizisinin temelleri de orada atıldı.
Zeki Faik İzer’in en önemli 10 eseri
Seçkide İstanbul ve Ankara’daki iki büyük resim ve heykel müzesinin, Türkiye İş Bankası’nın ve Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyonlarındaki eserler var. Künyeler müzelerin kayıtlarından ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin yayımladığı kataloglardan alındı; tarihi kaydedilmemiş eserlerin yılını yazmadım.
1. İnkılap Yolunda (1933)

Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Tuval üzerine yağlıboya, 176,5 x 237 cm. Cumhuriyet’in onuncu yılında açılan İnkılap Sergisi için yapıldı. Ortada elinde Türk bayrağıyla yürüyen, çıplak ayaklı genç bir kadın; yanında sol eliyle ileriyi gösteren Mustafa Kemal; çevrelerinde kitap tutan bir çocuk, süngülü tüfekli bir asker ve kalabalık. Sağ altta ise geride kalan eski düzeni çağrıştıran sakallı figürler. Kompozisyon Delacroix’nın 1830 Devrimi’ni anlatan “Halka Yol Gösteren Özgürlük” tablosundan uyarlandı; Delacroix’nın Marianne’ı burada Cumhuriyet’in modern Türk kadınına dönüştü.
2. Nü

Nerede: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu, İstanbul
Yağlıboya, 73 x 53 cm. Sırtı bize dönük, ahşap bir taburede öne eğilerek oturan bir kadın. Arkadaki yeşil ve sarı düzlemler, figürü saran keskin hatlar Lhote atölyesinin kübist eğitimini hatırlatıyor; ama ten renginin sıcaklığı ve fırçanın yumuşaklığı İzer’in renkçi gözünü gösteriyor. Akademi geleneğindeki model çalışmasının d Grubu kuşağının elinde nasıl yeniden kurulduğunu gösteren bir örnek.
3. Gözü Sargılı Adam

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, Ankara
Tuval üzerine yağlıboya, 41 x 33 cm. Koyu yeşil bir zeminin önünde, bir gözü beyaz bir sargıyla kapanmış, yaşlı bir adamın yüzü. Kalın, hızlı fırça darbeleri, turuncu ve kırmızı lekelerle kurulmuş yüz, İzer’in Paris’te tanıştığı dışavurumculuğun etkisini açıkça taşıyor. Küçük boyutuna rağmen sanatçının figür döneminin en sarsıcı resimlerinden biri.
4. Müzik

Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Yatay bir kompozisyonda yan yana dizilmiş, şarkı söyleyen ve çalgı çalan kadın figürleri. Biçimler kalın konturlarla belirlenmiş, sarı, turuncu ve mavi geniş lekeler figürlerin arasında dolaşıyor. İzer’in resimde müzik ve ritim ilişkisine duyduğu ilginin figür dönemindeki bir ifadesi; yıllar sonra soyut resimlerinde aynı ritmi yalnızca renkle kuracaktı.
5. Kompozisyon, Müzikçiler

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, Ankara
Tuval üzerine yağlıboya, 136,5 x 99,7 cm. Damalı bir meydanda mandolin çalan bir genç, yanında çıplak kadın figürleri, arka planda kiliseyi andıran bir kule ve kemerli yapılar, sağ altta bir masanın başında düşünceli yaşlı bir adam. Gerçek bir sahneden çok, rüya gibi kurulmuş bir alegori. İzer’in sanat tarihinden ve romantiklerden aldığı imgeleri kendi diliyle birleştirdiği büyük kompozisyonlarından.
6. Boğaz’dan Peyzaj (1951)

Nerede: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu, İstanbul
Yağlıboya, 54 x 58 cm. Boğaz’da küçük bir iskele, direkleri sarıya boyanmış kayıklar, sandalda ağ toplayan balıkçılar ve karşı kıyıdaki tepeler. Hızlı, açık renkli fırça darbeleri ve beyazın bolca kullanıldığı ışıklı bir yüzey. İzer’in Akademi müdürlüğü yıllarında, soyuta geçmeden önce doğaya ve renge en yakın olduğu dönemden.
7. Kompozisyon

Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Sol altta “Zeki Faik” imzalı. Mor, sarı, kırmızı ve buz mavisi lekelerin birbirinin içine geçtiği, ortasında siyah bir yıldızın parladığı yoğun bir yüzey. Figürler artık yok; ama kompozisyonda hala bir kıyı, bir yelken ya da gökyüzü sezilebiliyor. İzer’in doğa izleniminden lirik soyutlamaya geçtiği yılların örneklerinden.
8. Peyzaj

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, Ankara
Duralit üzerine yağlıboya, 114,8 x 114,5 cm. Başyapıtlar kitabına göre İzer’in sanatında dönüm noktası olan en önemli soyut kompozisyonlarını yaptığı diziden. Kare bir yüzeyde dikine akan, yer yer yatay çizgilerle kesilen sarı, mavi, yeşil ve kırmızı fırça izleri. Adı peyzaj ama manzara artık yalnızca renklerin ritminde, bir kentin ışıkları ya da suya düşen yansımalar gibi.
9. Çapraz Ağaç Dalları (1970)

Nerede: Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, Ankara
Tuval üzerine yağlıboya, 130,3 x 100,5 cm. Beyaz bir zeminin üzerine dağılmış kısa, renkli çizgiler, yaylar ve kıvrımlar; biraz dikkatle bakınca birbirine geçen dallar seçiliyor. Ankara Resim ve Heykel Müzesi bu eseri İzer’in ağaç soyutlamalarının en önemli örneklerinden biri sayar; aynı dizinin başka resimleri Ziraat Bankası, Merkez Bankası ve Sabancı koleksiyonlarında. Canlı renkleri beyazla çerçeveleme fikrinin ilk güzel sonuçlarından.
10. Karnaval (1979)

Nerede: Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Karton üzerine yağlıboya, 135 x 32 cm. Nice yıllarında yapılmış, çok uzun ve dar bir şerit. Siyah, kırmızı, sarı ve mavi lekeler, çarklar, oklar ve kıvrımlar bir geçit töreni gibi soldan sağa akıyor. Nice’in ünlü karnavalının coşkusunu hatırlatan bu resimde İzer’in son döneminin bütün enerjisi var: figür yok, ama hareket, ses ve kalabalık var.
Zeki Faik İzer’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
İstanbul’da ilk adres Tophane’deki İstanbul Resim ve Heykel Müzesi. İnkılap Yolunda, Müzik ve Kompozisyon bu müzenin koleksiyonunda. Koleksiyondaki her eser her zaman sergide olmadığı için gitmeden önce müzenin koleksiyon sayfasına bakmanızı öneririm. Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyonunda Karnaval, Türkiye İş Bankası’nın koleksiyonunda da Nü ve Boğaz’dan Peyzaj bulunuyor.
Ankara’da, Opera’daki Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde Peyzaj, Gözü Sargılı Adam, Kompozisyon-Müzikçiler, Çapraz Ağaç Dalları, Ayçiçekleri ve 3 metre genişliğindeki İsimsiz Kompozisyon dahil önemli bir İzer grubu var. Müze pazartesi hariç her gün 09.00–18.00 arasında açık.
Zeki Faik İzer hakkında merak edilenler
İnkılap Yolunda tablosu nerede?
İstanbul’da, Tophane’deki İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda. Eser 1933’te tuval üzerine yağlıboya olarak yapıldı ve 176,5 x 237 cm boyutunda.
İnkılap Yolunda hangi tablodan esinlendi?
Eugene Delacroix’nın 1830 tarihli “Halka Yol Gösteren Özgürlük” tablosundan. İzer, Delacroix’nın bayrak taşıyan Marianne’ını Türk bayrağı taşıyan modern bir Türk kadınına dönüştürdü ve yanına Mustafa Kemal’i yerleştirdi.
Zeki Faik İzer d Grubu’nun kurucusu mu?
Evet. 1933’te Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte d Grubu’nu kurdu. Grup, akademinin izlenimci geleneğine karşı kübizmden beslenen yapısal bir resim anlayışını savundu.
Zeki Faik İzer soyut resim yaptı mı?
Evet. 1961’den sonra figüratif resmi bırakıp renk ve ritme dayanan lirik soyutlamalara yöneldi. Nice’te geçirdiği son yıllarda beyaz zemin üzerinde canlı renk lekeleriyle Ağaçlar dizisini yaptı.
Zeki Faik İzer ne zaman öldü?
1988’de İstanbul’da hayatını kaybetti.
Kısaca Zeki Faik İzer
| Doğum | 1905, İstanbul |
| Ölüm | 1988, İstanbul |
| Eğitim | Vefa Lisesi; Sanayi-i Nefise Mektebi (Hikmet Onat ve İbrahim Çallı); Paris’te André Lhote ve Othon Friesz atölyeleri |
| Kurucusu olduğu grup | d Grubu (1933) |
| Görevleri | Güzel Sanatlar Akademisi fotoğraf atölyesinin kurucusu (1937), Akademi müdürü (1948–1952) |
| Dönemleri | İzlenimci başlangıç, kübist ve dışavurumcu figür dönemi, 1961’den sonra lirik soyut, Nice’te Ağaçlar dizisi |
| Önemli eserleri | İnkılap Yolunda, Kompozisyon-Müzikçiler, Peyzaj, Çapraz Ağaç Dalları, Karnaval |
| Eserlerinin bulunduğu yerler | İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Türkiye İş Bankası koleksiyonu |
Zeki Faik İzer, bir ülkenin kendini yeniden kurduğu yılların resmini yaptı; sonra o resmin önünden çekilip yıllarca renk, ışık ve ritim aradı. İnkılap Yolunda’yı ders kitaplarından tanıyorsanız, bir gün Tophane’de onun karşısına geçin; sonra Ankara’da Çapraz Ağaç Dalları’na bakın. Aynı elin elli yıl arayla neler yapabildiğini görmek insanı şaşırtıyor.
Türk resminin öteki ustalarını tanımak için Türk ressamlar ve eserleri sayfama, d Grubu’ndaki arkadaşı Abidin Dino, hocaları İbrahim Çallı ve Hikmet Onat yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






