Mark Rothko: Renk Alanlarıyla Duygulara Seslenen Ressam

Mark Rothko kimdir?
Mark Rothko (1903–1970), bugünkü Letonya’da Marcus Rothkowitz adıyla doğan, on yaşında Amerika’ya göç eden ve yumuşak kenarlı, üst üste yüzen renk dikdörtgenleriyle tanınan Amerikalı ressam. Soyut dışavurumculuğun ve renk alanı resminin en önemli isimlerinden biri. Resimlerinin renk ilişkileriyle değil, “trajedi, coşku, kıyamet” gibi temel insan duygularıyla ilgili olduğunu söylerdi.
Mark Rothko, bir tuvali birkaç renk dikdörtgenine indirip izleyiciyi o rengin içine çeken ressam. Resimlerinin önünde insanların ağladığını söyler, bunu duyguları aktarabildiğinin kanıtı sayardı. Lüks bir restoran için yaptığı duvar resimlerini geri çeken, son büyük eserini Houston’da herkese açık bir şapele adayan bu sanatçının hayatı, resimleri kadar yoğun ve karanlık geçti.
Bu yazıda Mark Rothko’nun hayatını, sanat anlayışını, en önemli eserlerini ve bu eserleri bugün nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Mark Rothko kimdir?
Dvinsk’ten Portland’a
Mark Rothko, Washington’daki National Gallery of Art’ın (NGA) biyografisine göre 25 Eylül 1903’te Rus İmparatorluğu’nun Dvinsk şehrinde (bugün Letonya’daki Daugavpils) Marcus Rothkowitz adıyla doğdu. Anne ve babası Anna ve Jacob Rothkowitz’di; iyi eğitimli, Siyonist eğilimli bir Yahudi ailede büyüdü. On yaşındayken annesi ve kız kardeşiyle birlikte Amerika’ya göç etti ve daha önce Portland’a (Oregon) yerleşmiş olan babası ile ağabeylerine katıldı.
1921–1923 arasında tam bursla Yale Üniversitesi’ne gitti. NGA’nın anlattığına göre yoksul bir göçmen olarak kampüste kendini dışlanmış hissetti; üniversite bursunu krediye çevirince okulu bıraktı. Kırk altı yıl sonra, 1969’da aynı üniversite ona fahri doktora verecekti.
New York’ta bir ressamın yolu
New York’a taşınan Rothko 1924’te Art Students League’e yazıldı, George Bridgman ve Max Weber’in derslerine girdi. 1929’dan 1946’ya kadar Brooklyn Yahudi Merkezi’nde çocuklara haftada iki gün resim dersi verdi. Daha yaşlı ressam Milton Avery onun akıl hocasıydı; Cezanne ve Matisse’e de hayrandı.
İlk kişisel sergisi 1933’te Portland Sanat Müzesi’nde, birkaç ay sonra da New York’ta Contemporary Arts Gallery’de açıldı. 1935–1939 arasında sekiz kez birlikte sergi açan “The Ten” (Onlar) grubunun üyesiydi. Bu yıllarda devletin WPA programında çalıştı ve yolcuların yalnızlığını vurgulayan çok sayıda metro sahnesi resmetti.
Mitlerden renk alanlarına
1930’ların sonundan 1946’ya kadar Yunan mitolojisi, ilkel sanat ve Hristiyan trajedisi ile ilgilendi. Sürrealistlerden, özellikle Miro ve Andre Masson’dan etkilenerek otomatik çizim tekniğini denedi. 1940 civarında, Amerikan vatandaşı olduktan kısa süre sonra adını kısaltarak Mark Rothko adını kullanmaya başladı. 1945’te Peggy Guggenheim’ın Art of This Century galerisinde sürrealist eserlerinden oluşan bir sergi açtı.

NGA’ya göre 1947’de resimlerinden mitolojik ve sürrealist öğeleri tamamen çıkardı; ortaya belirsiz renk lekelerinden oluşan kompozisyonlar çıktı. 1949 civarında bugün herkesin tanıdığı formata ulaştı: tek renkli bir zeminin üzerinde ağırlıksızca yüzen, kenarları yumuşak iki ya da üç dikdörtgen. 1954’te Art Institute of Chicago ona kişisel bir sergi ayırdı, 1961’de MoMA kapsamlı bir Rothko sergisi düzenledi.
Üç büyük sipariş
1958’de New York’taki Seagram Binası’nda açılacak Four Seasons restoranı için bir dizi duvar resmi siparişini kabul etti. 1961’de Harvard Üniversitesi’nin Holyoke Center binası için ikinci bir duvar resmi siparişi aldı. 1964–1967 arasında da son ve en büyük siparişi üzerinde çalıştı: Houston’da bugün Rothko Şapeli olarak bilinen yapı için on dört tuval.
Son yıllar
1968’de neredeyse ölümcül bir aort anevrizması geçirdi. Bu tarihten sonra tuval ve kağıt üzerine akrilikle çalıştı, paletini kahverengi, gri ve siyaha indirdi. 1969’da Seagram serisinden dokuz resmi Londra’daki Tate’e bağışladı. Mark Rothko 25 Şubat 1970’te New York’taki atölyesinde intihar etti. Tate’in kayıtlarına göre resimler Londra’ya tam o sabah ulaştı.
Mark Rothko’nun sanat anlayışı
Renk değil, duygu
Rothko’nun resimleri ilk bakışta yalnızca renk üzerine kurulu görünür, ama o bu okumayı reddediyordu. NGA’nın aktardığı ünlü sözünde yalnızca trajedi, coşku, kıyamet gibi temel insan duygularını ifade etmekle ilgilendiğini, resimlerinin karşısında insanların ağlamasının bunu başardığını gösterdiğini söyler; bu resimlerden yalnızca renk ilişkileri yüzünden etkileniyorsanız asıl noktayı kaçırdığınızı ekler.
Resim bir deneyimdir
Rothko için resim, bir deneyimin görüntüsü değil, deneyimin kendisiydi. Bu yüzden eserlerinin nasıl ve nerede sergilendiğine çok önem verdi. Tate’e göre Seagram resimlerini her zaman birlikte gösterilebilecekleri, izleyiciyi saran kalıcı bir ortamda görmek istiyordu; NGA da Tate’teki resimlerin onun istediği gibi loş ışıkta, kendilerine ayrılmış bir salonda sergilendiğini belirtir. Kağıt üzerindeki resimlerini bile cam ve çerçeve olmadan, tuval gibi gerdirilmiş halde sergilenmesini tercih ederdi.
Antik tapınaklar ve trajedi
Rothko’nun soyut resimleri klasik kaynaklardan da beslenir. 1943’te Adolph Gottlieb ile New York Times’a yazdıkları mektupta “trajik ve zamansız” konulardan söz ettiler. NGA’nın aktardığına göre yıllar sonra İtalya’daki Paestum tapınaklarını gezen Rothko, farkında olmadan bütün hayatı boyunca Yunan tapınakları resmettiğini söylemişti. Soyut resmin kökenlerini merak ediyorsanız soyut sanat nedir yazıma, öncülerden Kandinsky ve Mondrian yazılarıma bakabilirsiniz.

Mark Rothko’nun en önemli 7 eseri
1. Antigone (yaklaşık 1941)

Nerede: National Gallery of Art, Washington
Tuval üzerine yağlıboya ve kömür, 86,4 x 116,2 cm. Rothko’nun Yunan mitolojisinden ilham aldığı dönemin örneği: Thebai kralı Oidipus’un kızı Antigone’ye gönderme yapar. Soluk gri ve fildişi bir zeminde dört yüz yan yana süzülür, altlarında çıplak gövdeler ve kobalt mavisi bir friz vardır. Eser 1942’de bir grup sergisinde gösterildi.
2. Slow Swirl at the Edge of the Sea (1944)

Nerede: MoMA, New York
Tuval üzerine yağlıboya, 191,4 x 215,2 cm. Adı Türkçede “Denizin Kıyısında Yavaş Bir Girdap” anlamına gelir. MoMA’ya göre deniz ile gök arasında dans eden iki yaratığı, çevrelerindeki arabesk, spiral ve çizgilerle gösterir. Rothko bu dönemde, New York’ta tanıştığı Sürrealistler gibi hayal gücüne ve bilinçaltına yöneliyordu. Resim 1945’te Art of This Century sergisinde yer aldı.
3. No. 5/No. 22 (1950)

Nerede: MoMA, New York
Tuval üzerine yağlıboya, 297 x 272 cm. Arkasında 1949 tarihi yazılı. 1969’da sanatçının kendi bağışıyla MoMA’ya girdi. Sarı bir alanın altında ince kırmızı bir bant ve turuncu geniş bir dikdörtgen: Rothko’nun klasik formatının erken ve parlak örneklerinden biri. Kırmızı bandın içinden geçen ince açık renkli çizgiler, dikkatle bakınca fark edilen ayrıntılardan.
4. Red on Maroon (1959), Seagram serisi

Nerede: Tate Modern, Londra (Rothko Odası)
Four Seasons restoranı siparişi için yapılan resimlerden biri. Tate’e göre Rothko, atölyesine mekanın ölçülerine uygun bir iskele kurdu ve gerçek boyutta çalıştı. Önceki parlak renkler yerini bordo, koyu kırmızı ve siyaha bıraktı. NGA’ya göre proje için yaklaşık otuz tuval yaptı. 1960’ta, restoranın seçkin ortamının eserleri için uygun olmadığına karar vererek siparişten çekildi. Restoranda bir yemek yedikten sonra vazgeçtiği ve 35.000 dolarlık ücreti iade ettiği anlatılır.
Bu eserde neye bakmalı? Bordo zeminin içinde açılan “pencere” ya da “kapı” biçimine. Rothko, Seagram resimlerini Turner’a duyduğu hayranlık nedeniyle Tate’e verdi ve onların Turner galerilerinin yakınında sergilenmesini umdu.
5. Orange, Red, Yellow (1961)
Nerede: Özel koleksiyon
236,2 x 206,4 cm boyutundaki bu parlak tuval, koleksiyoncu David Pincus’un mirasından satışa çıktı ve 8 Mayıs 2012’de Christie’s New York’ta 86.882.500 dolara satıldı. Bu fiyat, o güne kadar müzayedede satılan en pahalı Rothko’ydu ve 2007’de Sotheby’s’de 72,8 milyon dolara satılan White Center’ın rekorunu geçti. Alıcının adı açıklanmadı.
6. Rothko Şapeli resimleri (1964–1967)
Nerede: Rothko Şapeli, Houston (Teksas)
Koleksiyoncular John ve Dominique de Menil, Nisan 1964’te Rothko’ya Houston’da yapılacak bir şapel için resimler sipariş etti. Rothko iki yılı aşkın bir çalışmadan sonra 1967’de on dört tuvali tamamladı. Şapelin projesine Philip Johnson ile başlandı, Houstonlu mimarlar Howard Barnstone ve Eugene Aubry tamamladı. Rothko şapelin açılışını göremedi: Yapı 26–28 Şubat 1971’de halka açıldı. Başlangıçta bir Katolik şapeli olarak düşünülen yapı, bugün her inançtan insana açık. Önündeki havuzda Barnett Newman’ın Martin Luther King Jr.’a adanan Kırık Dikilitaş heykeli durur.
7. Untitled (Black on Gray) (1969–1970)

Nerede: Solomon R. Guggenheim Museum, New York
Tuval üzerine akrilik, 203,3 x 175,5 cm. 1986’da Mark Rothko Vakfı tarafından bağışlandı. Üstte kapkara, altta gri bir alan ve onları çevreleyen beyaz bir kenar. Rothko 1969 sonunda kağıt üzerinde “Kahverengi ve Griler”, tuval üzerinde “Gri Üzerine Siyahlar” serilerini yaptı. NGA’nın hatırlattığı gibi bu karanlık resimler ölümünden sonra hep intiharıyla ilişkilendirildi; oysa aynı dönemde leylak, açık pembe ve açık mavi tonlarında büyük kağıt resimler de yapıyordu.
Mark Rothko’nun eserlerini nerede görebilirsiniz?
Rothko’yu en yoğun biçimde deneyimlemenin yolu, onun istediği gibi tasarlanmış mekanlar. Houston’daki Rothko Şapeli, on dört tuvaliyle sanatçının bütün hayatı boyunca hayal ettiği türden bir yer. Londra’da Tate Modern’deki Rothko Odası, dokuz Seagram resmini loş ışıkta bir arada gösteriyor.
Washington’daki National Gallery of Art, Mark Rothko Vakfı’nın 1986’daki büyük bağışı sayesinde bin yüzü aşkın eseriyle dünyanın en büyük Rothko koleksiyonlarından birine sahip. New York’ta MoMA ve Guggenheim da önemli eserler barındırıyor. Gitmeden önce resmi siteleri kontrol edin: Rothko Chapel, National Gallery of Art, Tate.
Mark Rothko hakkında merak edilenler
Mark Rothko’nun gerçek adı ne?
Marcus Rothkowitz. NGA’ya göre 1940 civarında, Amerikan vatandaşı olduktan kısa süre sonra adını kısalttı. 1930’larda Avrupa’da ve Amerika’da antisemitizm yükselirken Yahudi göçmenlerin soyadlarını değiştirmesi yaygındı.
Rothko’nun resimleri neden bu kadar büyük?
Tate’in aktardığı sözüyle resimleri “insan duygularının ölçeğiyle, insan dramıyla” ilgiliydi. NGA’nın aktardığı başka bir sözüyle de resim, bir deneyimin görüntüsü değil, deneyimin kendisiydi.
Rothko Seagram resimlerini neden geri çekti?
Tate’e göre restoranın seçkin ortamının eserleri için uygun bir yer olmadığına karar verdi ve 1960’ta siparişten çekildi. Resimleri sürekli birlikte gösterilebilecekleri kalıcı bir mekan istiyordu; dokuzunu Tate’e verdi.
Rothko’nun en pahalı tablosu hangisi?
Müzayedede satılan en pahalı Rothko’lardan biri Orange, Red, Yellow (1961): 2012’de Christie’s New York’ta 86.882.500 dolara satıldı. Özel satışlarda bildirilen rakamlar doğrulanamadığı için burada yer vermiyorum.
Kısaca Mark Rothko
| Doğum | 25 Eylül 1903, Dvinsk (bugün Daugavpils, Letonya) |
| Ölüm | 25 Şubat 1970, New York |
| Asıl adı | Marcus Rothkowitz |
| Akım | Soyut dışavurumculuk, renk alanı resmi |
| Tekniği | İnce katmanlarla sürülen yağlıboya, son yıllarda akrilik |
| En ünlü eserleri | Seagram duvar resimleri, Rothko Şapeli, No. 5/No. 22 |
| Önemli koleksiyonlar | National Gallery of Art (Washington), Tate Modern (Londra), MoMA ve Guggenheim (New York) |
| En iyi görüleceği yerler | Houston (Rothko Şapeli), Londra (Rothko Odası), Washington |
Mark Rothko, resmi birkaç renk alanına indirirken aslında ondan çok daha fazlasını istiyordu: izleyicinin bir an durmasını, rengin karşısında kendi duygusuyla baş başa kalmasını. Onun bir tuvalinin önünde birkaç dakika geçirdiğinizde, düz görünen yüzeyin aslında nefes alan, katman katman bir derinliğe sahip olduğunu fark ediyorsunuz.

Aynı kuşaktan Jackson Pollock ve Willem de Kooning, soyut sanatın öncüleri Wassily Kandinsky, Hilma af Klint, František Kupka ve Sonia Delaunay yazılarıma da göz atabilirsiniz. Rothko’nun hayran olduğu Turner yazım da sizi bekliyor.






