Cihat Burak: Kedileri, Askerleri ve Masallarıyla Mimar Ressam

Cihat Burak kimdir?
Cihat Burak (1915–1994), mimar, ressam ve öykü yazarı. Galatasaray Lisesi’nden sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık okudu, ömrü boyunca hem mimarlık hem resim yaptı. Masalsı, ironik ve kara mizahla dolu resimlerinde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan İstanbul hayatını, kedilerini, askerlik anılarını ve arkadaşı Nazım Hikmet’i anlattı. Öykü kitabı Yakutiler 1992’de Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı.
Cihat Burak’ın bir tablosunun önünde durduğunuzda ilk önce bir masal dünyasına girdiğinizi sanırsınız. Notre-Dame’ın kuleleri bir Osmanlı köşküyle yan yana durur, atlı bir heykelin önünde üç asker poz verir, bir köşede mutlaka bir kedi oturur. Sonra yavaş yavaş ayrıntılar dikkatinizi çeker: televizyonun karşısında uyuklayan kediler, tüketim çılgınlığına kapılmış bir kalabalık, kaldırım taşlarının üzerinde yatan bir şair. Masal, aslında yaşadığı dönemin incelikli ve alaycı bir eleştirisidir.
İstanbul Modern onu “modern bir gezgin, sevimli bir minyatürcü ve zamansız bir tarihçi” olarak anar. Bu yazıda Cihat Burak’ın hayatını, sanat anlayışını, en önemli 10 eserini ve eserlerini bugün nerede görebileceğinizi derledim.
Cihat Burak kimdir?
Galatasaray’dan Akademi’ye
Cihat Burak 1915’te İstanbul’da doğdu. İstanbul Modern’in notuna göre kendisi de bir asker çocuğuydu; askerlik ve üniforma, resimlerinde sık sık karşımıza çıkan konulardan biri oldu. Galatasaray Lisesi’nde okudu, ardından Güzel Sanatlar Akademisi’nin mimarlık bölümüne girdi. İstanbul Modern’in retrospektif metnine göre 1943’te mimar olarak mezun oldu ve bir süre çeşitli projelerde mimarlık yaptı. Mimarlığı ömrü boyunca sürdürdü, ama resmi de hiçbir zaman geri planda bırakmadı.
İki Fransa yolculuğu
1953’te Birleşmiş Milletler’in bursuyla Fransa’ya gitti ve 1955’e kadar orada kaldı. 1957’de ilk kişisel sergisini Beyoğlu Şehir Galerisi’nde açtı. 1961’de bu kez Fransız hükümetinin bursuyla yeniden Paris’e gitti; İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin (IMOGA) kaydına göre bu dönemde hem resim tekniği hem de ön yapımlı (prefabrik) inşaat yöntemleri üzerine çalıştı. 1964’te Paris’teki Utrillo Yarışması’nda mansiyon aldı; aynı yıl Paris Modern Sanat Müzesi’nin düzenlediği uluslararası bir yarışmada “Hayal Donanma” adlı tablosuyla bronz madalya kazandı.
İstanbul’a dönüş ve baskı atölyeleri
1965’te Türkiye’ye döndü ve yine hem mimar hem ressam olarak çalışmayı sürdürdü. Hayatı boyunca 23’ü kişisel olmak üzere 78 sergiye katıldı. 1976’dan 1992’ye kadar Süleyman Saim Tekcan’ın Kuyubaşı, Söğütlüçeşme ve Çamlıca’daki atölyelerinde serigrafi baskılar yaptı. Bu baskılar bugün Tekcan’ın kurduğu IMOGA’nın koleksiyonunda. Seramik ve metal levha da onun çizgisini denediği yüzeyler arasındaydı.
Öykücü Cihat Burak
Burak yalnızca resimle değil kalemle de hikaye anlattı. İlk öykü kitabı “Cardonlar” 1982’de yayımlandı; aynı yıl Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü aldı. İkinci kitabı “Yakutiler” 1992’de Yunus Nadi Öykü Ödülü’nde birincilik kazandı, son kitabı ise “Zenci Kalınız” oldu. Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin Çağdaş Türk Sanatı Ödülü de aldığı ödüller arasında. Cihat Burak 3 Mart 1994’te İstanbul’da hayatını kaybetti. İstanbul Modern 2007–2008’de 220 eserle ve Ara Güler’in çektiği 23 portre fotoğrafıyla ilk kapsamlı retrospektifini düzenledi.
Cihat Burak’ın sanat anlayışı
Çizgiyle düşünen bir ressam
İstanbul Modern’e göre Cihat Burak “çizgiyle düşünen” bir sanatçıydı ve çizginin olanaklarını tuvalde, kağıtta, seramikte ve metal levhada aynı merakla araştırdı. Resimlerindeki binalar, kumaşlar ve kedi tüyleri sayısız ince çizgiyle örülür; bu titizlik hem bir mimarın hem de bir minyatürcünün gözünü hatırlatır. Geçmişin tadını yeniden yaratırken halk geleneğini Osmanlı sanatının ögeleriyle ve Batılı yöntemlerle birleştirdi.
Masal, ironi ve kara mizah
Burak sanatı hayatın bir yansıması olarak görüyordu. Rüyalar, şiirler ve hayaller resimlerine karışır; gerçeküstü ögeleri parlak bir kara mizahla birleştirerek kendine özgü bir dil kurar. İstanbul Modern’in deyişiyle toplumsal eleştirisi grotesk bir biçimde, içe gömülü hafif bir alayla ortaya çıkar. 1970’lerde, Türkiye sanatında evrensellik ve yerellik tartışmalarının sürdüğü yıllarda, toplumu ilgilendiren ortak konuları kendi düşsel yorumlarıyla ele aldı. Televizyon, tüketim, kalabalıklar ve şehrin değişen yüzü bu yorumların başlıca konularıydı.
Kediler ve İstanbul
Cihat Burak’ın resimlerinin vazgeçilmez kahramanları kedilerdir. İş Bankası’nın koleksiyon notu da kediyi “sanatçının resimlerinde görmeye alışık olduğumuz” bir ayrıntı olarak anar. Kediler bazen bir halının üstünde uyur, bazen bir vazonun dibinde bekler, bazen de bir kalabalığın ortasından bize bakar. Arka planda ise çoğu zaman İstanbul vardır: Dolmabahçe’nin kapıları, yalılar, meyhaneler ve kalabalık sokaklar.
Cihat Burak’ın en önemli 10 eseri
Seçkideki eserlerin künyeleri İstanbul Modern, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Türkiye İş Bankası ve İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin (IMOGA) koleksiyon kayıtlarından alındı. Kayıtta tarih ya da boyut yoksa yazılmadı.
1. Askerlik Hatırası (1956)

Nerede: İstanbul Modern Sanat Müzesi, İstanbul (Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, uzun süreli ödünç)
Tuval üzerine yağlıboya, 95 x 62 cm. Eski bir fotoğrafçı stüdyosundaki hatıra fotoğraflarını hatırlatan bir sahne: arkada atlı bir heykel, iki yanda çiçekli büyük vazolar, önde kol kola poz veren genç askerler. Kolunu arkadaşının omzuna atmış iki asker ayakta, üçüncüsü önlerinde yere oturmuş. Yüzlerdeki ciddiyet ile kırmızı yanaklar ve süslü dekor arasındaki tezat, Burak’ın mizahını daha 1950’lerde ortaya koyuyor.
2. O Diyar ki Onda Acayiplikler Olur (1967)

Nerede: İstanbul Modern Sanat Müzesi koleksiyonu, İstanbul (Eczacıbaşı Topluluğu bağışı)
Tuval üzerine yağlıboya, 97 x 146,3 cm. Adını şair Asaf Halet Çelebi’nin (1907–1958) bir dizesinden alır. İstanbul Modern’e göre tablo Osmanlı, Avrupa ve Hint kültürü ile mimarisinden pek çok yapıyı ve karakteri gerçeküstü bir biçimde bir araya getirir. Koyu bir gecede Notre-Dame’ı andıran kuleler, kemerli köprüler, saraylar, bir fıskiye ve küçük figürler; hepsi Burak’ın ince çizgileriyle tek bir hayal şehrinde buluşuyor.
3. Şairin Ölümü (1967)

Nerede: İstanbul Modern Sanat Müzesi koleksiyonu, İstanbul (Oya–Bülent Eczacıbaşı bağışı)
Tuval üzerine yağlıboya, triptik (üç panel), 140 x 280 cm. Burak bu resmi arkadaşı Nazım Hikmet’in anısına yaptı ve şairin en bilinen şiirlerinden dizeleri fotoğraflardan alınma görüntülerle harmanladı. Soldaki panelde şair hapishanede, yeşil bir paltoya sarınmış; başı şiirin ateşiyle yanıyor. Nazım Hikmet 1963’te kalp krizinden öldü, ama ortadaki panelde sökülmüş kaldırım taşlarının üzerinde sanki bir sokak ayaklanmasında öldürülmüş gibi yatar. Sağdaki panelin tepesinde annesiyle birlikte fesli bir delikanlı olarak görünür, alt köşede ise ailesi, dostları ve ölümünden sonra onun mirasını taşıyanlar vardır.
4. Dolmabahçe Kapısı

Nerede: İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Dolmabahçe Sarayı’nın süslü kapısı, gece karanlığında beyaz bir dantel gibi parlıyor. Burak sarayın taş oymalarını, saat kulesini ve demir parmaklıklarını tek tek çizgilerle işlemiş; arkada koyu mavi Boğaz ve karşı kıyının yeşil tepeleri, önde kapının dibinde küçük bir grup asker. Bir mimarın titizliğiyle bir masalcının gece atmosferini birleştiren bu tablo, Burak’ın İstanbul’a bakışının güzel bir örneği. Müzenin çevrim içi kaydı tarih ve teknik bilgisi vermiyor.
5. Mobidik

Nerede: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Pastel, 47 x 61 cm. Herman Melville’in ünlü romanı Moby Dick’ten esinlenen bir sahne. İş Bankası’nın notuna göre kompozisyondaki korsan gemisi ve denizin en büyük yaratığı beyaz balina romanın atmosferini hissettiriyor. Dolunayın altında kızıl yelkenli bir gemi dalgalarla boğuşuyor, gökyüzünde kocaman kazlar uçuyor, sağ altta beyaz balinanın sırtı ve havaya fışkıran su görünüyor.
6. Televizyon Seyretmeyenler (1981)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Kırmızı altıgen karolarla döşenmiş bir odada eski moda, ayaklı bir televizyon; üstünde çaydanlık ve demlik, ekranda konuşan yüzler. Karşısında ise iki kedi, ekrana hiç bakmadan oturuyor. Adıyla da insanları ekrana kilitleyen yeni alışkanlığa gülümseyerek takılan bu baskı, Burak’ın 1980’lerin başındaki toplumsal gözlemlerinin en sevimli örneklerinden.
7. Tüketim Toplumu (1981)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Mavi otomobillerin, reklam tabelalarının, şapkalı kadınların, takım elbiseli erkeklerin ve çıplak figürlerin birbirine karıştığı kalabalık bir sahne. Arka plandaki ışıklı tabelalar ve yığılmış arabalar, 1980’lerin başında hızla büyüyen şehirdeki tüketim telaşının alaycı bir panoraması. Burak’ın grotesk ve hicivli tarafının en açık görüldüğü baskılardan.
8. Balık Pazarı (1981)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Adı Beyoğlu’nun meyhaneleriyle ünlü Balık Pazarı’nı çağrıştıran bu baskıda bir meyhane masası: önde keman çalan beyaz gömlekli bir adam, masada şişeler ve tabaklar, arkada şarkı söyleyen bir kadın ve sohbet eden müşteriler. Masanın altında ise elbette bir kedi. İstanbul gece hayatının sıcak, biraz da hüzünlü bir anı.
9. O Güzel İnsanlar O Güzel Atlara Binip Gittiler (1981)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Adını çok sevilen bir Türkçe sözden alan baskıda, eski bir Osmanlı kasabasının cumbalı evlerinin ve taş kapısının önünden atlı bir alay geçiyor. Kalabalıkta başı süslü kadınlar, çiçekler ve beyaz atlar; önde başörtülü bir kadının yüzü bize dönük. Kaybolan bir dünyaya, eski zamanların zarafetine duyulan özlemi anlatan, Burak’ın en lirik işlerinden biri.
10. Görüntü Dünyası (1991)

Nerede: IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi koleksiyonu, İstanbul
Serigrafi, 50 x 70 cm. Siyah beyaz bir kolaj gibi kurulmuş bir baskı: ortada bastonu ve melon şapkasıyla Charlie Chaplin, çevresinde zebralar, gazete başlıkları, eski bir otomobil ve altta yan yana dizilmiş tüylü kediler. Ekranların ve görüntülerin hayatımızı kapladığı bir dünyaya, Burak’ın ileri yaşlarında da aynı alaycı neşeyle baktığını gösteriyor.
Cihat Burak’ın eserlerini nerede görebilirsiniz?
Karaköy’deki İstanbul Modern, Askerlik Hatırası, O Diyar ki Onda Acayiplikler Olur ve Şairin Ölümü’nün evi. Koleksiyondaki eserler dönem dönem değiştiği için gitmeden önce müzenin sitesine bakmanızı öneririm. Müze salı, çarşamba, perşembe, cumartesi ve pazar 10.00–18.00, cuma 10.00–20.00 arasında açık, pazartesi kapalı. Güncel bilgi için müzenin ziyaret sayfasına bakabilirsiniz.
Tophane’deki İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda Dolmabahçe Kapısı bulunuyor. Müze salı 10.00–20.00, pazartesi dışındaki öteki günler 10.00–17.00 arasında açık. Her eser her zaman sergide olmadığı için müzenin ziyaret sayfasını kontrol edin. Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin koleksiyonunda ise Mobidik ve Burak’ın tasarladığı seramik bir kahve takımı var.
Baskıları görmek isteyenler için adres Üsküdar Ünalan’daki IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi. Burak’ın Süleyman Saim Tekcan’ın atölyelerinde bastığı serigrafilerin geniş bir seçkisi müzenin koleksiyonunda.
Cihat Burak hakkında merak edilenler
Cihat Burak mimar mıydı?
Evet. Güzel Sanatlar Akademisi’nin mimarlık bölümünden 1943’te mezun oldu ve hayatı boyunca resimle birlikte mimarlık da yaptı. 1961’deki ikinci Fransa bursunda resim tekniğinin yanı sıra prefabrik inşaat yöntemleri üzerine de çalıştı.
Cihat Burak’ın resimlerinde neden hep kedi var?
Kedi, Burak’ın resimlerinde, baskılarında ve hatta seramiklerinde neredeyse imza gibi tekrar eden bir ayrıntı. Gündelik İstanbul hayatının bir parçası olan kediler, onun masalsı ve alaycı sahnelerine sıcak, ev içi bir hava katar.
Şairin Ölümü kimi anlatıyor?
Cihat Burak’ın arkadaşı Nazım Hikmet’i. 1967 tarihli üç panelli tabloda şair hapishanede, kaldırım taşlarının üzerinde yatarken ve fesli bir delikanlı olarak annesiyle birlikte görülür. Eser İstanbul Modern’in koleksiyonunda.
Cihat Burak hangi kitapları yazdı?
Üç öykü kitabı var: Cardonlar (1982), 1992’de Yunus Nadi Öykü Ödülü’nde birincilik kazanan Yakutiler ve Zenci Kalınız.
Cihat Burak ne zaman öldü?
İstanbul Modern’e göre 3 Mart 1994’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Bazı kaynaklar 4 ya da 13 Mart tarihini verir.
Kısaca Cihat Burak
| Doğum | 1915, İstanbul |
| Ölüm | 3 Mart 1994, İstanbul |
| Eğitim | Galatasaray Lisesi; Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü (1943) |
| Meslekleri | Mimar, ressam, öykü yazarı |
| Fransa yılları | 1953–1955 (BM bursu), 1961–1965 (Fransız hükümeti bursu) |
| İlk kişisel sergi | 1957, Beyoğlu Şehir Galerisi |
| Teknikleri | Yağlıboya, pastel, serigrafi, seramik |
| Ödülleri | Paris Modern Sanat Müzesi yarışmasında bronz madalya (1964), Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü (1982), Yunus Nadi Öykü Ödülü (1992) |
| Kitapları | Cardonlar, Yakutiler, Zenci Kalınız |
| Önemli eserleri | Askerlik Hatırası, O Diyar ki Onda Acayiplikler Olur, Şairin Ölümü, Hayal Donanma, Televizyon Seyretmeyenler |
Cihat Burak hayatı bir masal gibi anlattı ama gerçeği hiç gözden kaçırmadı. Askerlerin hatıra fotoğrafından Nazım Hikmet’in ölümüne, meyhane masasından televizyon karşısındaki kedilere kadar her şeyi aynı ince çizgi ve aynı muzip bakışla kayda geçirdi. Bir sonraki İstanbul Modern ziyaretinizde onun tablolarının önünde biraz daha uzun durun; bir köşede size bakan kediyi mutlaka bulacaksınız.
Türk resminin öteki ustalarını tanımak için Türk ressamlar ve eserleri sayfama, Burak’ın baskılarını bastığı atölyelerin kurucusu Süleyman Saim Tekcan, Paris’in kafelerini resmeden Fikret Mualla ve Anadolu insanını anlatan Nuri İyem yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






