Francis Bacon: Çığlık Atan Papaların ve Kafesteki Bedenlerin Ressamı

Francis Bacon kimdir?
Francis Bacon (1909–1992), Dublin’de doğup Londra’da çalışan, 20. yüzyılın en etkili figüratif ressamlarından biri. Çığlık atan papalar, et parçaları, kafes gibi saydam odalara kapatılmış, bükülüp eriyen insan bedenleri resmetti; en büyük işlerini üç parçalı triptikler halinde yaptı. 2013’te bir triptiği o güne kadar açık artırmada satılan en pahalı sanat eseri oldu. Eserlerini görmek için ilk adres Londra’daki Tate Britain.
“Muhtemelen şimdiye kadar resmedilmiş en iyi insan çığlığı.” — Francis Bacon, Poussin’in Masum Çocukların Katliamı tablosu için (Francis Bacon Vakfı’nın aktardığı söz)
Francis Bacon’ın resimleri insanı rahatsız etmek için yapılmış gibidir. Açık ağızlar, sıkılmış dişler, kasap çengellerinde asılı etler, yüzleri bir fırça darbesiyle silinip yeniden yazılmış insanlar. Ama bu sert görüntülerin arkasında, resim tarihini çok iyi bilen ve Velazquez’den Rembrandt’a, Van Gogh’tan Picasso’ya kadar ustalarla sürekli konuşan bir ressam vardır.
Bacon hiçbir sanat okuluna gitmedi, otuzlu yaşlarına kadar ciddiye alınmadı ve ilk dönem resimlerinin çoğunu kendi eliyle yok etti. Sonra 1945’te Londra’da gösterilen tek bir triptik her şeyi değiştirdi. Bu yazıda Francis Bacon’ın hayatını, sanat anlayışını, en önemli 10 eserini ve eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Francis Bacon kimdir?
Dublin’de huzursuz bir çocukluk
Francis Bacon 28 Ekim 1909’da Dublin’de, İngiliz bir ailenin beş çocuğundan ikincisi olarak doğdu. Emekli bir binbaşı olan babası Eddy Bacon İrlanda’da at yetiştiriyordu; annesi Christina Winifred, servetini çelikten yapmış Sheffield’lı bir aileden geliyordu. Çocukluğu İrlanda Bağımsızlık Savaşı ve iç savaşın gölgesinde, İrlanda ile İngiltere arasındaki taşınmalarla geçti. Erken yaşta başlayan astım ömür boyu peşini bırakmadı.
Berlin, Paris ve Picasso
Babası, eşcinselliği yüzünden onu 1926’da, 16 yaşındayken evden kovdu. Bacon Londra’da annesinin gönderdiği küçük harçlık ve ufak işlerle yaşadı. 1927 baharında Berlin’e gitti; kentin hem göz kamaştıran zenginliği hem sefaleti onu derinden etkiledi. Eisenstein’ın Potemkin Zırhlısı filmini ilk kez orada görmüş olabileceği düşünülür. Ardından Paris’e geçti. Chantilly’de gördüğü Poussin tablosundaki çığlık atan anne ve 1927 yazında Paris’teki Paul Rosenberg Galerisi’nde izlediği Picasso çizimleri sergisi, ressam olmaya karar vermesinde belirleyici oldu.
İç mimarlıktan resme
Londra’ya döndüğünde önce iç mimar ve mobilya tasarımcısı olarak çalıştı; krom ve camdan modernist mobilyaları 1930’da The Studio dergisinde yer aldı. Avustralyalı ressam Roy de Maistre ona yağlıboyanın ilk adımlarında yol gösterdi. 1933 tarihli Çarmıha Geriliş, Herbert Read’in Art Now kitabında yayımlandı. Ama 1934’teki kişisel sergisi satış yapmadı ve 1936’da Londra’daki Uluslararası Sürrealizm Sergisi, eserlerini “yeterince sürrealist olmadığı” gerekçesiyle geri çevirdi. Bacon bu yıllarda yaptığı resimlerin çoğunu yok etti.
1945: bir triptikle gelen ün
Astımı yüzünden askere alınmadı; İkinci Dünya Savaşı’nda bir süre sivil savunmada, bombalanan Londra’da yangın söndürme ve kurtarma işlerinde çalıştı. 1943 sonunda South Kensington’daki Cromwell Place’e taşındı. Burada bitirdiği Bir Çarmıha Gerilişin Dibindeki Figürler İçin Üç Çalışma, Nisan 1945’te Londra’daki Lefevre Galerisi’nde gösterildi ve izleyicileri sarstı. Bir yıl sonra yaptığı Resim 1946’yı galerici Erica Brausen satın aldı; eser 1948’de New York’taki MoMA’nın koleksiyonuna girdi.
1950’ler: papalar ve Soho
1949’daki ilk kişisel sergisinden sonra Bacon, Velazquez’in Papa X. Innocentius portresinden yola çıkan ünlü papa resimlerine yöneldi. 1954’te Ben Nicholson ve Lucian Freud ile birlikte Venedik Bienali’nin İngiliz Pavyonu’nda sergilendi. 1953’te New York’ta, 1957’de Paris’te ilk kişisel sergilerini açtı. 1957’de Van Gogh’un savaşta yok olan Tarascon Yolundaki Ressam tablosundan esinlenen bir dizi yaptı; fırça darbeleri kalınlaştı, renkleri sertleşti.
Reece Mews atölyesi ve George Dyer
1961’de South Kensington’daki 7 Reece Mews’e yerleşti. Birinci kattaki dar atölye, yerlerde biriken fotoğraf, kitap sayfası ve boya katmanlarıyla Bacon’ın tüm görsel dünyası haline geldi. 1962’de Tate Gallery ona büyük bir retrospektif açtı. 1963 sonunda hayatına giren George Dyer, 1960’larda resimlerinin en sık konusu oldu. Bacon modellerini artık karşısına oturtmuyor, fotoğrafçı John Deakin’in çektiği fotoğraflardan çalışıyordu. 1971’de Paris’teki Grand Palais’de açılan retrospektif, yaşayan bir ressam için olağanüstü bir onurdu; ama açılıştan iki gece önce Dyer otel odasında aşırı dozda alkol ve ilaçtan öldü. Bacon’ın sonraki yıllarda yaptığı “kara triptikler” bu yasın izlerini taşır.
Son yıllar ve Madrid’de ölüm
1975’te Metropolitan Müzesi son dönem resimlerini sergiledi; aynı yıl eleştirmen David Sylvester ile yaptığı söyleşiler kitap olarak yayımlandı. 1985’te Tate ikinci büyük retrospektifini açtı ve müze müdürü onu “yaşayan en büyük ressam” olarak tanımladı. 1988’de Moskova’daki Yeni Tretyakov Galerisi’nde açılan sergisi, Sovyetler Birliği’nde bir Batılı ustanın açtığı ilk büyük sergiydi. Francis Bacon, doktorunun uyarılarına rağmen gittiği Madrid’de 28 Nisan 1992’de kalp krizinden öldü. Reece Mews atölyesi 1998’de Dublin’deki Hugh Lane Galerisi’ne bağışlandı ve orada yeniden kuruldu.
Francis Bacon’ın sanat anlayışı
Çığlık ve açık ağız
Bacon’ın en tanınan motifi açık bir ağızdır. Bu çığlığın iki ana kaynağı vardı: Poussin’in Masum Çocukların Katliamı tablosundaki anne ve Potemkin Zırhlısı filmindeki, gözlüğü kırılmış, yaralı hemşire. Bacon bu çığlığı Velazquez’in papasıyla birleştirerek 20. yüzyıl sanatının en akılda kalan görüntülerinden birini yarattı. Çığlık teması onu Edvard Munch ile de akraba yapar.
Fotoğraflardan resme
Bacon modelden değil, görüntülerden çalıştı. Eadweard Muybridge’in hareket halindeki insan ve hayvan fotoğrafları onun için “görsel bir sözlük” gibiydi; güreşçilerin, koşucuların, köpeklerin pozlarını oradan aldı. Atölyesinin yerinde yırtılmış, buruşmuş, boyaya bulanmış fotoğraflar birikirdi. Bacon’ın Vakfı’na göre resimlerindeki bazı bozulmaların kaynağı bu kağıtların kırışıklıkları ve yırtıklarıydı.
Kafesler, odalar ve tuvalin “ters” yüzü
Figürler çoğu zaman cam bir kutuya, çizgilerden oluşan bir kafese ya da düz renkli, boş bir odaya yerleştirilir. Bu çerçeveler bakışı figüre kilitler ve insanı bir sahnede ya da bir deney masasında sergileniyormuş gibi gösterir. 1940’ların sonundan itibaren Bacon astarsız, yani tuvalin “ters” yüzüne boyamaya başladı. Ham bez boyayı daha sert tutuyor, ince katmanları emiyordu ve her fırça darbesi geri alınamaz hale geliyordu. Bacon ömrünün sonuna kadar bu yöntemi sürdürdü.
Triptik: üç perdelik bir sahne
1962’den itibaren Bacon en büyük konularını üç büyük tuvalden oluşan triptiklerle işledi. Guggenheim’a göre Bacon en çok triptik yapmaktan hoşlandığını ve bunu bir film yapma fikriyle ilişkilendirdiğini söylüyordu. Üç panel aynı hikayeyi anlatmaz; ama aynı renkli zemin ve aynı mekan duygusuyla birbirine bağlanır. Bacon soyut sanata mesafeliydi; yaşayan sanatçılar arasında en çok saygı duyduğu isimlerden biri, çizimlerine hayran olduğu Alberto Giacometti’ydi.
Francis Bacon’ın en önemli 10 eseri
1. Bir Çarmıha Gerilişin Dibindeki Figürler İçin Üç Çalışma – Three Studies for Figures at the Base of a Crucifixion (1944)

Nerede: Tate Britain, Londra
Sunta üzerine yağlıboya ve pastel, üç panel, her biri yaklaşık 94 x 74 cm. Yakıcı turuncu zeminler üzerinde, uzun boyunlu, gözsüz, insanla hayvan arası üç yaratık. Biri bir masanın üstüne kapanmış, ortadaki gözleri sargıyla bağlı biçimde dişlerini gösteriyor, sağdaki ise kocaman açılmış ağzıyla çığlık atıyor. Nisan 1945’te, Avrupa’da savaşın bitmesine birkaç hafta kala Londra’da gösterildi. Resmi Bacon’ın yakın dostu Eric Hall satın aldı ve sonra Tate’e bağışladı.
Bu eserde neye bakmalı? Başlığa ve figürlere. Adında çarmıha geriliş geçse de Bacon’ın Vakfı’na göre figürler, Aiskhylos’un Oresteia üçlemesinde Orestes’i kovalayan intikam tanrıçaları Furyalar’dan esinlenmişti. Bacon 1988’de bu eserin çok daha büyük bir ikinci versiyonunu yaptı (10. eser).
2. Resim 1946 – Painting 1946 (1946)

Nerede: The Museum of Modern Art (MoMA), New York
Tuval üzerine yağlıboya ve pastel, 198 x 132 cm. Pembe, mor ve siyah tonlarda bir oda; arkada kanatları açılmış bir kuş gibi asılı duran bir et gövdesi, önde siyah bir şemsiyenin altında yüzünün üst yarısı görünmeyen, takım elbiseli bir adam ve onu çevreleyen yuvarlak bir korkuluk. Bacon’ın anlattığına göre resim, bir tarlaya konan bir kuşu resmetme denemesi olarak başladı ve bambaşka bir şeye dönüştü.
Bu eserde neye bakmalı? Şemsiyenin altındaki ağza. Yüzün yalnızca dişleri ve çenesi görünür; adamın yakasında sarı bir çiçek vardır. Ressam Graham Sutherland resmi o kadar beğendi ki galerici Erica Brausen’i hemen Bacon’la görüşmeye ikna etti. Eser Kasım 1946’da Paris’teki Modern Sanat Müzesi’nde bir karma sergide gösterildi ve 1948’de MoMA’ya girdi.
3. Baş VI – Head VI (1949)

Nerede: Arts Council Collection, Southbank Centre, Londra
Tuval üzerine yağlıboya, 91,4 x 76,2 cm. Saydam bir kutunun içinde, mor bir pelerin giymiş bir figür; yüzünün üst kısmı silinmiş, yalnızca çığlık atan açık ağzı görünüyor. Tepesinden bir ip ya da kordon sarkıyor. 1949’daki ilk kişisel sergisinde, gri ve siyah tonlu başların arasında tek renkli resim buydu.
Bu eserde neye bakmalı? Mor pelerine. Baş VI, Bacon’ın Velazquez’in Papa X. Innocentius portresine dayanan ilk resmiydi ve sonraki on yıl boyunca saplantıyla döneceği papa dizisinin başlangıcı oldu. Bacon Velazquez’in tablosunu yalnızca reprodüksiyonlardan tanıyordu.
4. Velazquez’in Papa X. Innocentius Portresinden Sonra Çalışma – Study after Velázquez’s Portrait of Pope Innocent X (1953)

Nerede: Des Moines Art Center, Des Moines, Iowa (ABD)
Tuval üzerine yağlıboya, 153 x 118 cm. Koyu, perde gibi dikey fırça darbelerinin arkasında, mor cüppeli bir papa sarı çizgilerle belirtilmiş bir tahtta oturuyor ve çığlık atıyor. Şubat 1953’te Londra’daki Beaux Arts Gallery’ye teslim edildi. Bugün “çığlık atan papalar” diye anılan dizinin en ünlü örneği.
Bu eserde neye bakmalı? Velazquez’in Roma’daki Doria Pamphilj Galerisi’nde bulunan sakin, otoriter papasıyla karşılaştırmaya. Bacon’ın Vakfı’na göre ressam, 1954’te Roma’dayken özgün tabloyu görmekten bilerek kaçındı; resmi yalnızca kopyalarından tanımak ona daha çok özgürlük veriyordu. Papanın açık ağzı Potemkin Zırhlısı’ndaki yaralı hemşireden gelir.
5. Etli Figür – Figure with Meat (1954)

Nerede: Art Institute of Chicago, Chicago
Tuval üzerine yağlıboya, yaklaşık 129,9 x 122 cm. Karanlık, cam bir kutuyu andıran bir mekanda oturan bulanık bir papa ve arkasında, ikiye bölünmüş bir sığır gövdesinin iki yarısı. Art Institute of Chicago’ya göre Bacon, Velazquez’in papalık gücünü yansıtan portresini bir kabus görüntüsüne çevirmişti: papa sanki bir işkence odasında sıkışmış, sessiz bir çığlık atıyor.
Bu eserde neye bakmalı? Papanın arkasındaki etlere. Müzeye göre Bacon, Velazquez’in papasını çevreleyen soylu perdelerin yerine, Rembrandt’ın ve Chaim Soutine’in kesilmiş hayvan resimlerine gönderme yapan iki et parçası koydu. Böylece papa hem bir kasap hem de arkasında asılı hayvan kadar çaresiz bir kurban gibi görünür.
6. Bir Çarmıha Geriliş İçin Üç Çalışma – Three Studies for a Crucifixion (1962)

Nerede: Solomon R. Guggenheim Museum, New York
Tuval üzerine yağlıboya, üç panel, her biri 198,1 x 144,8 cm. Bacon’ın ilk büyük ölçekli triptiği. Reece Mews’e taşındıktan birkaç ay sonra, Tate’teki 1962 retrospektifine hazırlanırken yaptı; kendi anlattığına göre bol içkili iki haftada boyadı. Solda kasap tezgahında et parçalarının yanında iki adam, ortada bir yatakta kıvranan kanlı bir beden, sağda ise baş aşağı sarkan, çarmıhtaki İsa sahnelerini hatırlatan bir figür var.
Bu eserde neye bakmalı? Turuncu ve kırmızı zeminin üç paneli nasıl birbirine bağladığına. Guggenheim’a göre Bacon dini konuyu insanın acısı için bir metafor olarak kullanır; çarmıhtaki figürü parçalanmış bir beden olarak gösterir.
7. Aynada George Dyer’ın Portresi – Portrait of George Dyer in a Mirror (1968)

Nerede: Museo Nacional Thyssen-Bornemisza, Madrid
Tuval üzerine yağlıboya, 198 x 147,5 cm. Mavi benekli yuvarlak bir zeminin üstünde, takım elbiseli George Dyer bir sandalyede bükülerek oturuyor; solda bir aynada yüzünün ikiye bölünmüş yansıması görünüyor.
Bu eserde neye bakmalı? Dyer’ın gerçek yüzü ile aynadaki yüzü arasındaki farka. Aynadaki yüz sanki bir bıçakla ikiye ayrılmıştır. Bacon’ın Vakfı’na göre bu yıllardaki Dyer portreleri görsel şakalar ve oyunlarla doluydu; ama ilişki aynı dönemde giderek kararıyordu.
8. Lucian Freud’un Üç Çalışması – Three Studies of Lucian Freud (1969)

Nerede: Özel koleksiyon, ABD
Tuval üzerine yağlıboya, üç panel, her biri 197,8 x 147,5 cm. Sarı bir zemin üzerinde, çizgilerden oluşan saydam bir kafesin içinde, hasır bir sandalyede bacak bacak üstüne oturmuş ressam Lucian Freud; üç panelde üç farklı açıdan. Bacon ile Freud uzun yıllar yakın dost ve rakiptiler; 1954’te Venedik Bienali’nde birlikte sergilenmişlerdi.
Bu eserde neye bakmalı? Kafesin üç panelde nasıl döndüğüne; izleyici sanki Freud’un çevresinde yürüyor gibidir. Bu triptik 12 Kasım 2013’te Christie’s New York’ta 142,4 milyon dolara satıldı ve Munch’un Çığlık tablosunun 2012’deki fiyatını geçerek o güne kadar açık artırmada satılan en pahalı sanat eseri oldu.
9. Triptik Ağustos 1972 – Triptych August 1972 (1972)

Nerede: Tate, Londra
Tuval üzerine yağlıboya ve kum, üç panel, her biri 198 x 147,5 cm. Her panelde siyah bir kapı aralığının önünde bir figür: solda ve sağda tahta sandalyelerde oturan, bedenleri pembe bir gölgeye dağılan iki adam, ortada ise iç içe geçmiş iki beden ve altında mor bir gölge. George Dyer’ın ölümünden sonra yapılan “kara triptikler”in biri.
Bu eserde neye bakmalı? Figürlerin arkasındaki siyah kapı aralıklarına. Bacon’ın Vakfı’na göre ressam Dyer’ın ölüm haberini tuhaf bir soğukkanlılıkla karşılamış gibi görünse de, sonraki yıllarda yaptığı bu resimler yasının gerçek gücünü gösterir. Pembe gölge gibi akan bedenler, figürlerin adeta eriyip yok olduğu duygusunu verir.
10. 1944 Triptiğinin İkinci Versiyonu – Second Version of Triptych 1944 (1988)

Nerede: Tate, Londra
Tuval üzerine yağlıboya ve sprey boya, üç panel, her biri 198 x 147,5 cm. Bacon, kendisini ünlü yapan 1944 triptiğine kırk dört yıl sonra geri döndü. Aynı üç yaratık bu kez çok daha büyük tuvallerde, turuncu yerine koyu kırmızı bir boşlukta duruyor. Bacon bu eseri 1991’de Tate’e bağışladı.
Bu eserde neye bakmalı? İki versiyonu yan yana düşünmeye. 1944’teki kaba, telaşlı ve pastelle işlenmiş yüzeyin yerini burada pürüzsüz, sprey boyayla yumuşatılmış alanlar alır. Bacon’ın Vakfı’na göre son on yılında resim dili sadeleşti; bu eser, yaşlı ustanın gençliğindeki öfkeli imgeye sakin ve mesafeli bir gözle bakışı gibidir.
Francis Bacon’ın eserlerini nerede görebilirsiniz?
İlk adres Londra’daki Tate Britain. Bacon’ı ünlü yapan 1944 triptiği burada sergileniyor; Tate koleksiyonunda Triptik Ağustos 1972, 1944 Triptiğinin İkinci Versiyonu, Köpek (1952), Manzarada Figür (1945) ve William Blake’in yüz maskesinden yola çıkan bir portre çalışması gibi önemli eserler de var. Hangi eserlerin o an sergilendiğini Tate’in resmi sitesinden kontrol edin.
Dublin’deki Hugh Lane Galerisi, Bacon’ın 7 Reece Mews’teki atölyesini bütün dağınıklığıyla yeniden kurdu; atölye Mayıs 2001’den beri ziyaretçilere açık. ABD’de New York’ta MoMA (Resim 1946) ve Guggenheim Müzesi (1962 triptiği), Chicago’da Art Institute of Chicago (Etli Figür) ve Iowa’da Des Moines Art Center (ünlü papa) başlıca adresler. Madrid’de Thyssen-Bornemisza Müzesi Aynada George Dyer’ın Portresi’ne sahip. Baş VI ise kalıcı bir binası olmayan, eserlerini farklı kurumlara ödünç veren Arts Council Collection’da. Rekor fiyatlı eserleri merak ediyorsanız dünyanın en pahalı tabloları yazıma göz atın.
Francis Bacon hakkında merak edilenler
Francis Bacon hangi akımın ressamı?
Bacon herhangi bir akıma kendini bağlamadı. Savaş sonrası figüratif resmin ve “Londra Okulu” diye anılan ressam çevresinin en önemli isimlerinden biri sayılır. İnsan bedenini çarpıtarak duygu yaratması nedeniyle sık sık Ekspresyonizm ile ilişkilendirilir; gençliğinde ise Londra’daki sürrealist sergiye kabul edilmemişti.
Ressam Francis Bacon ile filozof Francis Bacon akraba mı?
Bacon Vakfı’na göre ressamın ailesi, Elizabeth döneminin filozof ve devlet adamı Francis Bacon’ın yan kolundan geliyordu. Yani doğrudan torunu değil, uzak bir akrabasıydı.
Francis Bacon’ın en pahalı eseri hangisi?
Lucian Freud’un Üç Çalışması (1969). 12 Kasım 2013’te Christie’s New York’ta 142,4 milyon dolara satıldı ve o tarihte açık artırmada satılmış en pahalı sanat eseri oldu.
Francis Bacon neden papalar resmetti?
Velazquez’in 1650 civarında yaptığı Papa X. Innocentius portresine hayrandı ve onu reprodüksiyonlardan inceleyerek 1949’dan itibaren onlarca kez yeniden yorumladı. Papanın otoritesini, Potemkin Zırhlısı’ndaki çığlık atan hemşireyle birleştirerek güç ile korku arasındaki gerilimi resmetti.
Francis Bacon nerede ve ne zaman öldü?
28 Nisan 1992’de Madrid’de, 82 yaşında kalp krizinden öldü. Cenaze töreni istemedi; külleri İngiltere’de özel bir törenle savruldu.
Kısaca Francis Bacon
| Doğum | 28 Ekim 1909, Dublin |
| Ölüm | 28 Nisan 1992, Madrid |
| Eğitim | Sanat eğitimi almadı, kendi kendini yetiştirdi |
| Yaşadığı kent | Londra (atölyesi 1961’den itibaren 7 Reece Mews) |
| Dönem | Savaş sonrası figüratif resim, modern sanat |
| Yakın çevresi | Lucian Freud, George Dyer, Isabel Rawsthorne, Muriel Belcher |
| En ünlü eserleri | 1944 triptiği, Resim 1946, Velazquez’in Papa X. Innocentius Portresinden Sonra Çalışma, Lucian Freud’un Üç Çalışması |
| Rekor satış | Lucian Freud’un Üç Çalışması, Christie’s 2013, 142,4 milyon dolar |
| En iyi görüleceği yer | Tate Britain, Londra |
Francis Bacon’ın resimlerine bakmak kolay değildir; ama gözünüzü kaçırmak da zordur. Çığlık atan bir papa, kafese kapatılmış bir dost, bir kapı aralığında kaybolan bir sevgili. Bacon insanı en kırılgan, en çıplak haliyle gösterdi ve bunu resim tarihinin büyük ustalarıyla durmadan konuşarak yaptı. Belki de bu yüzden onun tuvallerinde hem bir yara hem de tuhaf bir güzellik buluruz.
Bacon’ın ilham aldığı ustaları tanımak için Velazquez, Rembrandt ve Van Gogh yazılarıma, çağdaşı ve dostu Giacometti’ye bakabilirsiniz. Akımları bir arada görmek için Modern sanat nedir? yazısı ve en ünlü ressamlar listem iyi bir başlangıç olur.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






