Pierre Bonnard: Hafızadan Resim Yapan Rengin Şairi

Pierre Bonnard kimdir?
Pierre Bonnard (1867–1947), Nabiler grubunun kurucuları arasında yer alan ve ömrü boyunca evin içini, yemek masasını, banyoyu ve pencereden görünen bahçeyi parlak renklerle resmeden Fransız ressam. Modelinin karşısında değil, hafızasından çalıştı; tablolarını yıllarca bitirmedi. Eserlerini görmek için en iyi adresler Paris’teki Musée d’Orsay, Londra’daki Tate ve Le Cannet’deki Musée Bonnard.
Pierre Bonnard, sabah kahvesini, kucağa sıçrayan bir kediyi, küvette uzanan bir kadını ya da açık bir pencereden içeri dolan yaz ışığını anlatan bir ressam. Konuları sıradan görünür; ama renkleri öyle yoğundur ki bir yemek odası bile bir masal sahnesine dönüşür. Eleştirmenler ona uzun süre “mutluluk ressamı” dedi. Oysa resimlerine dikkatle bakınca biraz hüzün, biraz yalnızlık ve geçip giden zamanın izini de görürsünüz.
Genç yaşta Paris’te afiş tasarlayarak ün kazandı, Nabiler adlı genç ressam grubunun en yaratıcı adlarından biri oldu, sonra ömrünün büyük kısmını eşi Marthe ile birlikte Normandiya’daki küçük evinde ve Akdeniz kıyısındaki Le Cannet’de geçirdi.
Bu yazıda önce Pierre Bonnard’ın hayatını, sonra resim yapma biçimini ve en önemli 10 eserini, her birinde nelere bakmanız gerektiğiyle birlikte anlatıyorum.
Pierre Bonnard kimdir?

Hukuktan resme: Paris’te gençlik yılları
Pierre Eugène Frédéric Bonnard, 3 Ekim 1867’de Paris yakınlarındaki Fontenay-aux-Roses’ta doğdu. Hukuk okudu ve diplomasını aldı; ama aynı yıllarda Paris’teki Académie Julian adlı özel resim okuluna da gitmeye başladı. Burada Paul Sérusier, Maurice Denis, Henri-Gabriel Ibels ve Paul Ranson ile tanıştı. 1889’da Güzel Sanatlar Okulu’na (École des Beaux-Arts) girdi ve ömür boyu dostu olacak Édouard Vuillard ile Ker-Xavier Roussel’i burada buldu.
Çocukluğunun yazları ailenin Fransa’nın güneydoğusundaki Le Grand-Lemps köyündeki evinde geçti. Bu ev, kız kardeşi Andrée ve onun eşi besteci Claude Terrasse ile birlikte, ilk resimlerinin en sevilen sahnesi oldu.
Pierre Bonnard ve Nabiler
1888’de Paul Sérusier’nin çevresinde toplanan genç ressamlar kendilerine Nabiler adını verdi. Hedefleri, Monet ve arkadaşlarının doğayı olduğu gibi kaydeden empresyonizminin bir adım ötesine geçmekti. Bonnard yıllar sonra bunu, “Sanat doğa değildir” diye özetleyecekti.
Bonnard, 1888’de Siegfried Bing’in galerisinde, 1890’da da Güzel Sanatlar Okulu’nda açılan Japon sanatı sergilerinden derinden etkilendi. Arkadaşları ona bu yüzden “çok Japon Nabi” (nabi très japonard) diye takıldı. 1891’de ilk kez Bağımsızlar Salonu’nda resim sergiledi; aynı yıl France-Champagne afişi büyük başarı kazandı ve Toulouse-Lautrec’in de dikkatini çekti. Bu başarıdan sonra kendini tamamen resme vermeye karar verdi. 1896’da Durand-Ruel galerisinde ilk kişisel sergisini açtı.
Marthe: elli yıl süren bir birliktelik
1893’te, gerçek adı Maria Boursin olan ve kendini Marthe de Méligny diye tanıtan genç bir kadınla tanıştı. Marthe, ömrü boyunca en çok resmettiği model oldu. İkili otuz yılı aşkın süre evlenmeden birlikte yaşadı ve ancak 13 Ağustos 1925’te Paris’te evlendi. Marthe’nin sağlığı hep kırılgandı; doktorların önerdiği su tedavisi yüzünden sık sık banyo yapıyordu. Bonnard’ın ünlü banyo resimleri bu gündelik alışkanlıktan doğdu.
Bu uzun birlikteliğin karanlık bir sayfası da var. Bonnard, modelliğini de yapan Renée Monchaty ile bir ilişki yaşadı ve 1921’de onunla Roma’ya gitti. Monchaty daha sonra hayatına son verdi. Tate ve Musée Bonnard bunun Bonnard’ın Marthe ile evlenmesinden birkaç hafta sonra, 1925’te olduğunu yazıyor; Phillips Collection ise 1923 tarihini veriyor.
Vernonnet, Le Cannet ve son yıllar
1912’de Seine kıyısındaki Vernonnet’de, Monet’nin Giverny’deki evine yakın, Ma Roulotte (Benim Karavanım) adını verdiği küçük bir ev satın aldı. Buradan Monet’yi düzenli olarak ziyaret etti. Kışları ise giderek daha fazla Akdeniz’de geçirmeye başladı. Şubat 1926’da Cannes’ın tepesindeki Le Cannet’de mütevazı bir ev aldı, adını Le Bosquet (Koru) koydu ve evi kendi isteğine göre düzenletti: bir atölye ve Marthe için modern bir banyo eklendi.
1925’ten itibaren Henri Matisse ile düzenli mektuplaştı. İkinci Dünya Savaşı başlayınca Le Cannet’ye tamamen çekildi. 1940’ta en yakın dostu Vuillard’ı, 26 Ocak 1942’de Marthe’yi kaybetti. Matisse’e yazdığı bir mektupta yalnızlığının ve acısının tahmin edilemeyeceğini söyledi. Pierre Bonnard, 23 Ocak 1947’de Le Cannet’de öldü ve Marthe’nin yanına gömüldü.
Pierre Bonnard’ın sanat anlayışı
Hafızadan resim yapmak
Bonnard, manzaranın ya da modelin karşısına geçip resim yapmazdı. Gündüz yürüyüşlerinde küçük bir defterle hızlı eskizler alır, havayı not eder, sonra atölyede sahneyi hafızasından yeniden kurardı. Ona göre nesnenin karşısında durmak ressamın dikkatini dağıtırdı: ilk heyecanı unutup gördüğü her gölgeyi kopyalamaya başlardı. Bu yüzden resimlerinde gerçekçi bir anlık görüntüden çok, hatırlanan bir anın sıcaklığı vardır.
Duvara iğnelenmiş tuvaller
Tuvallerini bir şasiye germek yerine doğrudan atölyesinin duvarına iğnelerdi. Böylece resmin boyutlarına önceden karar vermek zorunda kalmaz, kompozisyon büyüdükçe kenarları genişletebilir, birkaç resim üzerinde yan yana çalışabilirdi. Seyahate çıkarken tuvallerini rulo yapıp yanına alırdı. Bir resmi aylarca, hatta yıllarca bitirmez, ara verip yeniden dönerdi. Müzeye girmiş bir tablosunu fırçayla düzeltmeye çalıştığı bile anlatılır.
Fotoğraf makinesinden öğrendikleri
Bonnard 1890 ile 1922 arasında yaklaşık 200 fotoğraf çekti. Büyük bir fotoğrafçı değildi; ama makinenin yakaladığı rahat duruşlar, kenardan kesilen figürler ve beklenmedik açılar resimlerine geçti. Tate’e göre 1920’lerin başında artık makineye ihtiyaç duymuyordu; anlık görüntüleri doğrudan hafızasına kaydedebiliyordu.
“Mutluluk ressamı” mı?
1913–1915 yıllarında bir bunalım yaşadı. Rengin kendisini sürüklediğini, biçimi neredeyse farkında olmadan ona feda ettiğini söyledi ve yeniden desen çalışmaya döndü. Bu dönemden sonra renkleri daha da yoğunlaştı. 1933’teki büyük sergisinden sonra eleştirmenler onu “mutluluk ressamı” ilan etti; Bonnard ise şarkı söyleyenin her zaman mutlu olmadığını hatırlattı. Le Cannet’deki atölyesinin duvarında Vermeer, Monet ve Picasso’nun yanında Georges Seurat’nın Asnières’de Yıkananlar’ının ve Gauguin’in Vaazdan Sonra Görülen’inin röprodüksiyonları asılıydı.
Pierre Bonnard’ın en önemli 10 eseri
1. France-Champagne Afişi (1889–1891)

Nerede: Baskı olduğu için birçok koleksiyonda örneği var; biri Art Institute of Chicago’da (sürekli sergilenmiyor)
Debray şampanya evi için hazırlanan, sarı, turuncu ve siyah renklerle basılmış bir taşbaskı afiş. Elindeki kadehten köpükler taşan genç bir kadın, büyük harflerle yazılmış ürün adının altında gülümsüyor.
Bu eserde neye bakmalı? Köpüğe ve yazıya. Taşan köpük, kadının elbisesiyle birleşip afişin yarısını kaplayan bir desene dönüşüyor. Harfler de sonradan eklenmiş bir yazı gibi değil, resmin bir parçası gibi çizilmiş. Bonnard’ı Paris’te tanıtan ve resme yönelmesini sağlayan iş bu.
2. Kareli Bluz (1892)

Nerede: Musée d’Orsay, Paris
Modeli, ressamın kız kardeşi Andrée Terrasse. Kareli bluz giymiş genç kadın masada oturmuş; bir eliyle küçük bir hayvanı tutarken öteki eliyle çatalını tabağa uzatıyor. 61 x 33 santimlik dar ve uzun tuval, Japonların dikey asılan kakemono resimlerinden esinleniyor.
Bu eserde neye bakmalı? Bakış açılarına. Masa yukarıdan, kadın ise aşağıdan görülüyor; iki farklı açı aynı resimde buluşuyor. Bonnard geleneksel perspektif ve gölgelendirme kullanmadan, kıvrımlı çizgilerle hacim duygusu yaratıyor. Bluzun kareleri de düz bir desen gibi yüzeye yayılıyor.
3. Alacakaranlık (Kroket Oyunu) (1892)

Nerede: Musée d’Orsay, Paris
1892’de Bağımsızlar Salonu’nda “Alacakaranlık” adıyla sergilenen bu büyük tuval, ailenin Le Grand-Lemps’teki bahçesini gösteriyor. Soldan sağa ressamın babası, kız kardeşi Andrée, eniştesi besteci Claude Terrasse ve bir kadın arkadaş kroket oynuyor. Arka planda beyaz elbiseli beş genç kadın halka olup dans ediyor.
Bu eserde neye bakmalı? Kareli giysilere. Kroket oyuncularının elbiseleri yapraklar üzerine yapıştırılmış bir kolaj gibi düz duruyor. Ön plandaki durgun, friz gibi dizilmiş figürlerle arkadaki coşkulu dans arasındaki karşıtlık da bilerek kurulmuş. Konu empresyonist, ama anlatım tamamen Japon baskılarına yakın.
4. Adam ve Kadın (1900)

Nerede: Musée d’Orsay, Paris
Bir yatak odasında çıplak bir çift: solda yatakta kedi yavrularıyla oynayan kadın, sağda elinde bir havluyla ayakta duran adam. Onları tanıyanlar figürlerin Marthe ve Bonnard olduğunu hemen anlıyordu. Tate’e göre tablo, çiftin bohem yaşamının açık bir ilanı gibi okunabilir. İlk sahibi, dönemin önemli dergisi Revue Blanche’ın yöneticilerinden Thadée Natanson’du.
Bu eserde neye bakmalı? Ortadaki koyu paravana. Resmi tam ortadan ikiye bölüyor; aynı odadaki iki insanı iki ayrı dünyaya ayırıyor. Kadın ışıl ışıl bir yatağın üzerinde, adam koyu kırmızı bir duvarın önünde. Bir aşk sahnesi gibi başlayan resim, birbirine yakın ama birbirinden uzak iki insanın portresine dönüşüyor.
5. Kırda Yemek Odası (1913)

Nerede: Minneapolis Institute of Art (Mia), Minneapolis
Bonnard’ın Vernonnet’deki evi Ma Roulotte’un yemek odası. Sandalyelerde kediler, pencerenin pervazına yaslanmış Marthe ve açık kapıdan görünen yemyeşil bahçe. Evi satın aldıktan bir yıl sonra yapılan bu büyük tuval, Normandiya manzarasının resimlerine girdiği ilk eserlerden biri.
Bu eserde neye bakmalı? İçerisi ile dışarısının birleşmesine. Işık kapıdan içeri dökülüyor; kadının kırmızı bluzu ise iç mekanın rengini bahçeye taşıyor. Müzenin notuna göre Bonnard kendini empresyonistlerin sonuncusu sayıyordu, ama onlardan farklı olarak bu sahneyi tamamen hafızasından boyadı.
6. Kahve (1915)

Nerede: Tate Modern, Londra
Kırmızı beyaz kareli örtülü bir masada turuncu giysili bir kadın fincanından kahvesini yudumluyor. Solda bir köpek başını masanın kenarına uzatmış, sağda ise başka birinin yalnızca kolu ve eli görünüyor. Tate’in koleksiyonunda bu resim için yapılmış hazırlık eskizleri de bulunuyor.
Bu eserde neye bakmalı? Kesilmiş kenarlara. Sağdaki figürün yüzü resmin dışında kalmış; bir fotoğraf karesinden alınmış gibi. Masa örtüsü resmin neredeyse yarısını kaplıyor ve izleyiciyi doğrudan masaya oturtuyor. Köpeğin sabırlı bakışı da Bonnard’ın resimlerinde hayvanların ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
7. Süt Kasesi (yaklaşık 1919)

Nerede: Tate koleksiyonu, Londra
1918 sonunda Bonnard ile Marthe, Antibes Burnu’nda küçük bir koya bakan bir oda kiraladı. Resimde pembe elbiseli bir kadın elinde bir kase tutuyor; kediye süt vermek üzere. Balkon penceresinden denizin yansıttığı güçlü ışık odaya doluyor.
Bu eserde neye bakmalı? Işığın gizlediklerine. Pencereden gelen ışık o kadar güçlü ki kadının yüzü ve sütünü bekleyen kedi gölgede kalıyor. Bonnard ayrıntıları feda edip ışığın kendisini resmin konusu yapıyor. Tate’teki hazırlık çizimleri, figür ve nesneleri tek tek deneyip sonra bir araya getirdiğini gösteriyor.
8. Açık Pencere (1921)

Nerede: The Phillips Collection, Washington
Normandiya’daki evinin bir odası, ama odadan çok az şey görünüyor. Resmin merkezinde pencereden görünen mavi gökyüzü, yeşil yapraklar ve mor gölgeler var. Koleksiyoncu Duncan Phillips bu eseri 1930’da satın aldı.
Bu eserde neye bakmalı? Sağ alt köşeye. Göz önce pencereye kapılıyor; siyah bir kediyi ve bir kadını fark etmek ancak biraz sonra mümkün oluyor. Müzeye göre sarışın kadın Renée Monchaty olabilir. Pencerenin üstündeki koyu stor ise resmi giyotin gibi kesiyor.
9. Banyo (1925)

Nerede: Tate koleksiyonu, Londra
Marthe küvette, suyun içinde uzanıyor. Bonnard’ın sonraki yirmi yılda aynı konuyla yaptığı dört büyük resmin ilki ve en sadesi. Avrupa resminde uzanan çıplak kadın çok eski bir konu; ama suyun altındaki bedenin farklı görünüşü yeni bir şey.
Bu eserde neye bakmalı? Yatay bantlara. Resim yukarıdan aşağıya fayanslı duvar, küvetin beyazı, suya batmış beden, küvetin kenarı ve zemin olarak beş şeride bölünüyor. Bedenin rengi suyun mavisiyle karışıyor; figür neredeyse eriyip gidiyor.
10. Çiçek Açmış Badem Ağacı (1946–1947)

Nerede: Musée d’Orsay koleksiyonu, Paris’teki Centre Pompidou’da (Musée national d’Art moderne) emanet olarak
Bonnard’ın son resmi. Le Bosquet’deki yatak odasının penceresinden bahçedeki badem ağacını görebiliyordu; “Her bahar beni onu resmetmeye zorluyor” dediği aktarılır. Beyaz çiçeklerle kaplı ağaç tuvalin neredeyse tamamını dolduruyor.
Bu eserde neye bakmalı? Ağacın altındaki toprağa. Tate’in aktardığına göre Bonnard fırça tutamayacak kadar zayıfladığında yeğeni Charles Terrasse’tan bu bölümün rengini yeşilden sarıya çevirmesini istedi. Ressam son günlerinde bile resmini değiştirmeye devam ediyordu.
Pierre Bonnard’ın eserlerini nerede görebilirsiniz?
Bonnard’ın erken dönemini görmek için en iyi adres Paris’teki Musée d’Orsay. Kareli Bluz ile Adam ve Kadın orta katta 70 numaralı salonda, Alacakaranlık ise 72 numaralı salonda sergileniyor. Müzenin öteki öne çıkan eserlerini Musée d’Orsay’da Görülmesi Gereken 10 Eser yazımda bulabilirsiniz. Geç dönem eserleri için Centre Pompidou’daki Musée national d’Art moderne’e de uğrayabilirsiniz.
Londra’da Tate koleksiyonunda Kahve, Süt Kasesi ve Banyo dahil birçok Bonnard var; Kahve bugün Tate Modern’de sergileniyor. ABD’de Washington’daki Phillips Collection (Açık Pencere), Minneapolis Institute of Art (Kırda Yemek Odası) ve Art Institute of Chicago (Dünyevi Cennet) öne çıkıyor. New York’ta Metropolitan Museum’da Vernonnet’de Teras (1939) sergileniyor.
Ressamın son yirmi yılını geçirdiği Le Cannet’de ise kendi adını taşıyan Musée Bonnard var; müze, Bonnard’ın gündelik yürüyüş yollarını izleyen bir rota da hazırlamış. Gitmeden önce güncel bilgileri resmi sitelerden kontrol edebilirsiniz: Musée d’Orsay, Musée Bonnard.
Pierre Bonnard hakkında merak edilenler
Nabiler kimdir?
1888’de Paul Sérusier’nin çevresinde toplanan genç Fransız ressamlar grubu. Pierre Bonnard, Édouard Vuillard, Maurice Denis, Paul Ranson ve Ker-Xavier Roussel grubun tanınan üyeleri arasında. Empresyonizmin doğayı kaydetme anlayışının ötesine geçmek, düz renk alanları ve dekoratif çizgilerle çalışmak istediler.
Bonnard’a neden “çok Japon Nabi” denirdi?
1888 ve 1890’da Paris’te açılan Japon sanatı sergilerinden çok etkilendiği için. Japon baskılarındaki kesik kompozisyonları, düz renk alanlarını ve alışılmadık bakış açılarını resimlerine taşıdı; Kareli Bluz’un dar ve uzun formatı bile Japon kakemonolarından geliyor.
Marthe kimdir?
Gerçek adı Maria Boursin olan Marthe de Méligny, Bonnard’ın 1893’te tanıştığı ve 1925’te evlendiği hayat arkadaşı. Ressamın en çok resmettiği model; banyo resimlerinin hemen hepsinde onu görürsünüz. 26 Ocak 1942’de Le Cannet’de öldü.
Bonnard empresyonist mi?
Tam olarak değil. Empresyonistler gibi gündelik hayatı ve ışığı resmetti, Monet ile dostluk kurdu ve kendini empresyonistlerin sonuncusu saydığı aktarılır. Ama onlardan farklı olarak açık havada, modelin karşısında değil, atölyede ve hafızadan çalıştı. Bu yüzden genellikle Nabilerle ve Post-empresyonizm sonrası kuşakla birlikte anılır.
Musée Bonnard nerede?
Fransız Rivierası’nda, Cannes’ın hemen yanındaki Le Cannet’de. Bonnard’ın 1926’da satın aldığı ve ömrünün son yıllarını geçirdiği Le Bosquet evi de bu kasabada; ev ve bahçesi 2007’den beri koruma altında.
Kısaca Pierre Bonnard
| Doğum | 3 Ekim 1867, Fontenay-aux-Roses (Fransa) |
| Ölüm | 23 Ocak 1947, Le Cannet |
| Tam adı | Pierre Eugène Frédéric Bonnard |
| Eğitim | Hukuk; Académie Julian; École des Beaux-Arts |
| Dönem | Nabiler, Post-empresyonizm sonrası modern resim |
| Üslup / Teknik | Hafızadan resim, yoğun renk, duvara iğnelenmiş şasisiz tuval |
| Hayat arkadaşı ve modeli | Marthe de Méligny (Maria Boursin) |
| En ünlü eserleri | Alacakaranlık (Kroket Oyunu), Adam ve Kadın, Kahve, Banyo, Çiçek Açmış Badem Ağacı |
| En iyi görüleceği yer | Musée d’Orsay (Paris), Tate (Londra), Musée Bonnard (Le Cannet) |
Pierre Bonnard’ın resimleri ilk bakışta sakin ve neşeli görünür: bir kahvaltı masası, bir kedi, bir bahçe. Ama ikinci bakışta kesilmiş yüzleri, gölgede kalan figürleri, aynı odada birbirinden uzak duran insanları fark edersiniz. Bir keresinde, bir ressamın iki hayatı olması gerektiğini, birinde öğrenip ötekinde resim yapması gerektiğini söylemişti. Belki de bu yüzden hiçbir tablosunu tam bitmiş saymadı.
Bonnard’ın dostu ve mektup arkadaşı Henri Matisse, komşusu sayılabilecek Claude Monet, gençlik yıllarının ilham kaynağı Paul Gauguin ve modern resmin öteki büyük adı Paul Cezanne hakkındaki yazılarıma da göz atabilirsiniz. Paris afişlerini merak ediyorsanız Toulouse-Lautrec yazısı tam size göre.






