Yaptığı heykele konuş diyen Rönesans dahisi Michelangelo di Lodovico Buonarroti

Michelangelo

1475-1564- 89 yaşında ölmüş -İtalyan heykeltraş- Ressam

Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni 1475 senesinin mart ayında, İtalya’nın Arezzo/Toskana Bölgesi yakınlarında doğmuş, Floransa’da büyümüş.
Soylu bir aileden gelen babası Ludovici Bounnarroti kasabanın belediye başkanıymış. Fakat Michelangelo’nun doğduğu yıl, babasının başkanlık görevi sona erince  yoksullaşan aile Floransa’ya taşınmış.

Burada bir taş işçisinin karısının bakıcılığına verilen Michelangelo, yıllar sonra,” Dadımın göğsünden sütüyle birlikte keskiyi ve tokmağı da emdim.” demiş. Tas oymayı burada öğrendiği düşünülmekte.

Henüz 6 yaşında iken annesinin vefatı etmiş. 13 yaşına bastığında, Rönesans ressamı Domenico Ghirdaio’nun yanına eğitim için verilmiş

Şiire ilgisi de bu yıllarda başlamış. Dante’den oldukça etkilenmiş. Kendini ressamdan çok heykeltıraş sayarmış.

Çağdaşlarını gözünde Michelangelo, çabuk kızan, sinirli, kendini beğenmiş alaycı ve aksi biriymiş. Hatta gençlik yıllarında alay ettiği ve sert bir dille işini eleştirdiği bir okul arkadaşının yumruğunun izini hayatı boyunca burnunda taşımış.

1492’de klasik heykellerin ve antik harabelerin onun ilk büyük ölçekli heykellerine esin kaynağı olduğu Roma’ya gitmiş. Bunlardan biri Roma’daki San Pietro için yapılmış olan Pieta‘dır. Yetişkin İsa’nın annesinin dizleri üzerinde ölü olarak uzandığı trajik ifadeli heykel, Michelangelo’nun şöhretini teminat altına almış.

Floransa’ya döndüğünde, kendisine daha önce bir heykeltıraşın bıraktığı eski bir mermer blok üzerinde Floransa Cumhuriyeti’nin sembolünü yaratmak üzere çalışma görevi verilmiş. En ünlü eseri olan Davudun heykelini, 26 yaşında iken tamamlamış ve heykeltıraşlık alanında ismini büyük kitlelere duyurmuş. Bu heykeli yapmak için 5 buçuk metrelik bir mermer kütle kullanmış.

Davut, Floransa hükümetinin bulunduğu Palazzo Vecchio’nun önüne konulmuş ve Michelangelo’ya ‘II Divino’ yani ‘Kutsal’ lakabı verilmiş.

Heykeltıraşlıkta usta olabilmek için çok çalışan ve klasik sanatın bütün tekniklerini bilen Michelangelo, insan vücudunu kusursuz olarak yansıtabilmek için kadavralar üzerine çalışmış ve insan bedenini incelemiş. Heykellerindeki gerçeklik ve kusursuzluk, belki de bundan kaynaklanmaktadır. Davud heykeli, bugün Floransa’nın sembolü olma özelliğini taşır.

1505’de Michelangelo, Papa II. Julius tarafından mezar anıtını yapması için Roma’ya davet edilmiş. Bir yıldan uzun bir süre anıtı tasarlamış ve taş ocaklarından gelen mermerlerin seçilmesi ve taşınmasıyla ilgilenmiş. Aniden Papa, Sistina Şapeli’nin tavan resimlerini yapması için mezar anıtı üzerindeki çalışmasını durdurmuş. Michelangelo gönülsüz bir şekilde projeyi üstlenmiş. Dört yıl boyunca çoğunlukla kendi başına çalışarak, geniş beşik tonozlu tavanı, aralarda peygamberler ve kâhin kadınlar, dekoratif madalyonlar, köleler —ya da Michelangelo’nun deyişiyle ignudi (çıplak figürlcr)— ve İncil’den sahnelerin bulunduğu yaklaşık 350  figürle kaplamış. Daha sonra, şapelin sunak duvarında yer alan Son Yargı freskini resimlemiş.Tavan freskleri tamamlandıktan hemen sonra, 1513’te Papa Julius ölmüş Michelangelo papanın mezar anıtına ancak o zaman başlamış.

Tavanın ortasındaki dördüncü sahne dünyadaki en ünlü sanat eserlerinin başında geliyor. Bu sahne Adem’in Yaratılışı (Creation of Adam) sahnesidir. İncil’e göre Tanrı, Adem’i kendi suretinde yarattı denilir. Resimdeki iki erkek arasındaki fiziksel benzerlik bunu betimlemekte.

1534 yılında  Sistine Kilisesi’nin sunak bölümündeki duvara,Kıyamet Günü tasvirini yapmış.

Yaşamı boyunca kendi tarzı ile eserler veren Michelangelo, resimlerindeki doğallık, gerçekçilik ve perspektif ustalığının yanı sıra; onlarca resim, fresk ve heykele hayat vermiş Roma’nın yeniden inşa edilmesinde ve düzenli bir şehir kurulmasında büyük emek harcayarak mimarlık alanında da adından söz ettirmiştir.

Michelangelo hiç evlenmemiş.Kullandığı kadın figürlerinde erkek anatomisini uygulayışından dolayı, kadın bedenini tanımadığı iddia edilmiş ve hakkında biseksüel,  yakıştırmaları yapılmış. Efsaneye göre banyo yapmanında sağlığa zararlı olduğunu düşünürmüş.

Michelangelo kadar ünlü, Raffaello ve Leonardo da Vinci gibi isimler bu dönemdeki en önemli sanatçılardandır.

“Ben heykel yaratmıyorum, heykeller o taşların içinde zaten var, ben sadece fazlalıkları alıyorum” şeklindeki vecizesinin temeli rivayete göre;

Michelangelo’nun evine hergün ev işlerini yapmak için gelen hizmetlinin kız çoçuğunun bir süre heykeltıraşı izledikten sonra,

“O atın, taşın içinde olduğunu nerden biliyordun?” demiş.

Michelangelo’nun imzasının yer aldığı tek heykel Pieta’dır.(174 x 195 cm ebatlarinda)

Michelangelo Musa heykelini tamamladıktan sonra heykele “konuş” dediği ve bir iki adım geriye giderek elindeki çekici fırlatıp “kalk gidelim” dediği söylenir.

Michelangelo’nun Bacchus heykeli, karşıdan seyredilen öteki yapıtlarının yanında her yönden görülebilmesi açısından tek örnektir .

Ölmekte Olan Köle

(Dying Slave)

Şamdan Taşıyan Melek, Aziz Proculus, Aziz Petronius, Çocuk Aziz Yahya, Uyuyan Eros ve Bacchus heykelleri Michelangelo’nun ününe ün katan eserlerdendir (Bunlardan “Çocuk Aziz Yahya” ile “Uyuyan Eros” günümüze ulaşmamıştır)

“Bruges Madonnası“nı ve “Aziz Matta diğer eserleri

Michelangelo ölmeden önce naaşının Floransa’ya götürülmesini emretmiş, ancak Papa’nın San Pietro Bazilikası’nda Michelangelo’ya yer ayırması üzerine yeğeni Michelangelo’nun naaşını bir “ticari eşya” arabasına yükleyerek bir gece yarısı kaçak bir eşya gibi Floransa’ya sokmak zorunda kalmış.

Michelangelo, dindar bir adammış ve küçüklüğünden itibaren de sürekli kiliseye gitmiş, kiliseye çok önem vermiş. Heykel ve resim sanatı dışında, mimarlık işleri ve şiirle de ilgilenen Michelangelo’nun özellikle yaşlılık döneminde yazdığı hatırı sayılır ölçüde şiiri bulunmaktadır. Şiirlerinde aşk, yaşam ve ölüm konularına ağırlık vermiş. Bazı şiirlerinde “aşkla arasında buzdan bir volkan olduğunu” belirttiği ve yaşlılık döneminde korkularından arınarak ölümü cennete benzettiği görülür.

 

Related Place