MoMA’da Görülmesi Gereken 10 Eser

Modern Sanat Müzesi'nin (MoMA) Manhattan'daki binasının sokaktan görünen cephesi

MoMA’da hangi eserler görülür?

MoMA, yani New York’taki Modern Sanat Müzesi, 1929’da kuruldu ve modern sanatın en önemli koleksiyonlarından birini barındırıyor. Van Gogh’un Yıldızlı Gece’si, Picasso’nun Avignonlu Kızlar’ı ve Dali’nin Belleğin Azmi’si müzenin en çok aranan üç eseri. Monet’nin dev Nilüferler triptiği, yani üç panodan oluşan resmi, Matisse’in Kırmızı Atölye’si ve Warhol’un Campbell’s Çorba Kutuları da listenin başında geliyor. Binanın kendisi de yıllar içinde defalarca büyüyerek bugünkü halini aldı.

Çoğumuz MoMA’nın en ünlü resimlerini daha müzeye adım atmadan tanıyoruz.

Eriyen saatleri, kıvrılan gece göğünü, sıra sıra çorba kutularını defterlerde, tişörtlerde, posterlerde gördük. MoMA’ya gitmek biraz da bu tanıdık görüntülerin gerçek hallerini bulmak demek. Üstelik sürprizler baştan başlıyor: bazı eserler sandığınızdan çok küçük, bazıları ise bir duvara sığmayacak kadar büyük.

Bu yazıda on eseri seçtik. Her birinin küçük bir hikayesi var; kimi yangından sonra gelmiş, kimi bir kulüpte asılı kalmış, kimi de ressamının bile açıklayamadığı bir kararın sonucu.

MoMA’nın kısa hikayesi

MoMA üç kadının fikriydi: Abby Aldrich Rockefeller, Lillie P. Bliss ve Mary Quinn Sullivan. New York’ta modern sanata ayrılmış bir müze yoktu. Onlar da böyle bir yer kurmaya karar verdi.

Zamanlama ise pek parlak değildi. Müze 7 Kasım 1929’da, borsanın çöküşünden yalnızca on gün sonra kapılarını açtı. Üstelik kendi binası bile yoktu; Beşinci Cadde’deki Heckscher Building’in on ikinci katında kiralık bir alandı. Yine de ilk sergi olan “Cezanne, Gauguin, Seurat, van Gogh” dört haftada 47 binden fazla kişiyi çekti.

Müdür olarak 27 yaşındaki sanat tarihçisi Alfred H. Barr Jr. seçildi. Barr’ın aklında alışılmadık bir plan vardı: müzede resim ve heykelin yanında fotoğraf, mimarlık, endüstri tasarımı ve film de olacaktı. Bugün bu bize doğal geliyor, ama o yıllarda yenilikçi bir fikirdi.

Koleksiyonun çekirdeğini ise 1931’de ölen Lillie Bliss’in bıraktığı 150’den fazla eser oluşturdu. Bliss’in vasiyeti, bu eserlerden bazılarının satılıp yenilerinin alınmasına izin veriyordu. Bu küçük ayrıntı çok işe yaradı; birazdan okuyacağınız iki başyapıt müzeye bu sayede geldi.

MoMA’da mutlaka görülmesi gereken 10 eser

MoMA koleksiyonunu sık sık yeniden düzenliyor. Eserlerin yeri değişebiliyor, bazıları bir süreliğine depoya kalkabiliyor ya da başka sergilere gidebiliyor. Özellikle görmek istediğiniz bir eser varsa, gitmeden önce müzenin sitesindeki eser sayfasına bakın.

1. Vincent van Gogh — Yıldızlı Gece

Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosu: selvi ağacı, köy ve kıvrılan gece göğü
Vincent van Gogh, Yıldızlı Gece, Haziran 1889. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

The Starry Night, Haziran 1889

Yıldızlı Gece, müzenin en kalabalık köşesi. Van Gogh bu resmi Güney Fransa’daki Saint-Remy’de, kaldığı akıl hastanesinde yaptı. Ama gece pencereye oturup boyamadı. Hastanede kalan biri olarak geceleri dışarı çıkamıyordu; odasının penceresinde de parmaklık vardı.

Resim bu yüzden bir manzaranın kopyası değil. Van Gogh gündüz, atölyesinde, daha önce yaptığı tablolardan, bir kurşun kalem çiziminden ve hayal gücünden yararlanarak kurdu. Sonra da pek beğenmedi: yıldızları yine fazla büyük yaptığını yazdı ve bunu yeni bir başarısızlık saydı. Tablo müzeye 1941’de, Lillie Bliss’ten kalan eserlerin satışıyla geldi.

Bu eserde neye bakmalı? Köyün evlerindeki küçük pencerelere yaklaşın; sarı, turuncu ve yeşil noktalar göğün gürültüsünün altında sessizce yanıyor. Sonra fırça darbelerinin arasına bakın. Boyanın değmediği yerlerde tuvalin açık renkli astarı görünür; o küçük boşluklar göğe titreşim veren şeylerden biri.

2. Pablo Picasso — Avignonlu Kızlar

Picasso'nun Avignonlu Kızlar tablosu: köşeli biçimlerle çizilmiş beş kadın, sağdakilerin yüzü maske gibi
Pablo Picasso, Avignonlu Kızlar, 1907. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

Les Demoiselles d’Avignon, Haziran–Temmuz 1907

Modern sanatın dönüm noktalarından biri. Yaklaşık 2,4 metre yüksekliğindeki tuvalde, Barselona’daki Avinyo Sokağı’nda bir genelevde çalışan beş kadın var. Tablonun bugünkü adı da sonradan geldi; resim ilk kez 1916 dolaylarında halka gösterilirken verildi. Yani adındaki “Avignon” Fransa’daki şehir değil, Barselona’daki sokak.

Resmi ilk görenler şaşkına döndü. Picasso’nun dostu ressam Georges Braque tabloyu sevmedi, ama aklından da çıkaramadı. Bir süre sonra ikisi birlikte Kübizm’i, yani nesneleri geometrik parçalara ayıran akımı geliştirecekti. MoMA tabloyu 1939’da yine Bliss bağışından gelen kaynakla aldı.

Bu eserde neye bakmalı? Soldan sağa yürüyün. Soldaki kadınların yüzleri daha yumuşak; sağdaki iki kadının yüzü ise maske gibi sert. Picasso’nun Paris’te gördüğü Afrika maskelerinin izini burada arayın. Aynı tuvalin içinde resmin dili adım adım değişiyor.

3. Salvador Dali — Belleğin Azmi

Dali'nin Belleğin Azmi tablosu: ıssız kıyıda ağaç dalından ve masadan sarkan eriyen saatler
Salvador Dali, Belleğin Azmi, 1931. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

The Persistence of Memory, 1931

İlk sürpriz boyutu. Belleğin Azmi yalnızca 24 x 33 santimetre, yani bir defter kadar. Posterlerde kocaman gördüğünüz eriyen saatler, gerçekte elinizle kapatabileceğiniz bir tuvalin üzerinde duruyor.

Dali, yumuşak saatler fikrini Camembert peynirine bağladı ve onlara “zamanın Camembert’i” dedi. Arkadaki kayalıklar, ressamın memleketi Katalonya’nın kıyılarından geliyor. Tablo 1932’de New York’ta gösterildi; 1934’te adını vermek istemeyen bir müze dostu onu satın alıp MoMA’ya hediye etti.

Bu eserde neye bakmalı? Sol alttaki kapalı turuncu saate yaklaşın. Üzerini karıncalar sarmış. Dali’nin resimlerinde karınca çürümenin işareti. Ortadaki tuhaf, uzun kirpikli yaratığa da bakın; bu biçim çoğu zaman Dali’nin kendi profili olarak okunuyor.

4. Claude Monet — Nilüferler

Monet'nin üç panodan oluşan Nilüferler triptiği: suda bulut yansımaları ve nilüferler
Claude Monet, Nilüferler, 1914–1926. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York. Fotoğraf: Maltaper, CC BY-SA 4.0.

Water Lilies, 1914–1926

Bu üç pano yan yana geldiğinde neredeyse 13 metreye ulaşıyor. Monet bu büyük Nilüferler resimlerini hayatının son yıllarında, Giverny’deki bahçesindeki havuzdan yola çıkarak yaptı.

Ama bu triptiğin MoMA’daki hikayesi bir felaketle başlıyor. 15 Nisan 1958’de müzede yangın çıktı. Bir elektrikçi öldü. Müzenin 1955’te aldığı büyük Nilüferler panosu da yok oldu; itfaiyeciler pencereleri kırıp içeri girerken resim enkazın altında kalmıştı. Daha küçük bir Nilüferler tablosu da alevlerden kurtulamadı. Müze hemen yerlerini dolduracak eserler aramaya başladı. Paris’te bulunan bu triptik işte böyle geldi, üstelik birkaç yıl önceki fiyatların çok üzerine.

Bu eserde neye bakmalı? Ufuk çizgisini arayın; bulamayacaksınız. Havuzun kıyısı da yok. Ortadaki panoda pembe, mor ve krem bulutlar aslında suyun üstündeki yansımalar. Yani gökyüzüne değil, suya bakıyorsunuz.

5. Henri Matisse — Kırmızı Atölye

Matisse'in Kırmızı Atölye tablosu: kırmızıya boyanmış oda, duvarlarda ve yerde renkli resimler
Henri Matisse, Kırmızı Atölye, 1911. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

The Red Studio, sonbahar 1911

Matisse’in Paris yakınlarındaki atölyesi, ama başta kırmızı değildi. MoMA’nın küratörüne göre zemin pembeydi, duvarlar maviydi, mobilyalar koyu sarıydı. Matisse sonra cesur bir karar verdi: kendi sanat eserleri dışında her şeyin üstünü tek bir kırmızıyla kapladı. Geri dönüşü olmayan bir hamleydi.

Resmi isteyen Rus koleksiyoncu Sergey Şçukin tabloyu almadı. Matisse’in elinde 16 yıl kaldı, sonra Londra’da üyelere özel Gargoyle Club’ın duvarına asıldı ve orada 1940’ların başına kadar durdu. MoMA’ya ancak 1949’da geldi. Matisse’in kendisi de bu resmi sevdiğini, ama açıklayamadığını söylüyordu.

Bu eserde neye bakmalı? Ortadaki büyük saatin kadranına yaklaşın: akrebi de yelkovanı da yok. MoMA bunu atölyede zamanın durmuş gibi olmasına bağlıyor. Sonra mobilyalara bakın. Masa ve sandalye kırmızının içindeki ince çizgilerden ibaret. Duvardaki resimler ise bütün renkleriyle duruyor; odada gerçekten yaşayan onlar gibi.

6. Henri Rousseau — Uyuyan Çingene

Rousseau'nun Uyuyan Çingene tablosu: dolunayın altında çölde uyuyan kadın ve onu koklayan aslan
Henri Rousseau, Uyuyan Çingene, 1897. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

The Sleeping Gypsy, 1897

Issız bir çölde, dolunayın altında bir kadın uyuyor. Yanında bir mandolin ve bir testi var. Bir aslan gelmiş, onu kokluyor, ama saldırmıyor. Hepsi bu. Yine de insan gözünü bu sessizlikten ayıramıyor.

Rousseau sanat okulunda okumamıştı; kendi kendini yetiştirmiş bir ressamdı. Resmi 1897’de Paris’te sergiledi, ertesi yıl da memleketi Laval’ın belediye başkanına satmayı teklif etti. Teklif geri çevrildi. Tablo yıllar sonra ünlü New Yorklu koleksiyoncu John Quinn’in eline geçti, sonra İsviçreli bir koleksiyoncuya geçti ve 1939’da Bayan Simon Guggenheim’ın desteğiyle MoMA’ya geldi.

Bu eserde neye bakmalı? Kadının çizgili elbisesine bakın; her renk şeridi tek tek, sabırla boyanmış. Sonra aslanın yelesine ve aya geçin. Ayın üzerinde belli belirsiz bir yüz seçebilirsiniz. Bu temiz, donmuş çizimler resmi bir rüya gibi hissettiriyor.

7. Piet Mondrian — Broadway Boogie Woogie

Mondrian'ın Broadway Boogie Woogie tablosu: beyaz zeminde sarı şeritler ve küçük renkli kareler
Piet Mondrian, Broadway Boogie Woogie, 1942–1943. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

Broadway Boogie Woogie, 1942–1943

Mondrian 1940’ta New York’a geldi. Anlatılana göre şehirdeki ilk gecesinde boogie-woogie müziğiyle tanıştı. Bu hızlı, hareketli caz piyanosu onu çok etkiledi.

Mondrian ömrü boyunca siyah çizgilerle renkli alanlar kurmuştu. Burada siyahı tamamen bıraktı. Uzun çizgileri küçük renkli karelere böldü. Sonuç, kuşbakışı bakılmış bir Manhattan gibi: sokaklar, trafik, durmayan bir ritim.

Bu eserde neye bakmalı? Resmin bir sarı şeridini seçin ve gözünüzle takip edin. Kırmızı, mavi ve gri kareler arabalar gibi ilerliyor, kavşaklarda duruyor. Bu eser sergilenmiyor olabilir.

8. Frida Kahlo — Büyükanne ve Büyükbabalarım, Annem, Babam ve Ben

Frida Kahlo'nun soy ağacı tablosu: kırmızı kurdeleyle ailesine bağlı küçük kız
Frida Kahlo, Büyükanne ve Büyükbabalarım, Annem, Babam ve Ben, 1936. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

My Grandparents, My Parents, and I, 1936

Frida Kahlo’nun bu küçük resmi bir soy ağacı. Tuval değil, çinko levha üzerine yapılmış. Ortada küçük bir kız çocuğu olarak kendisi duruyor. Elindeki kırmızı kurdele onu ailesine bağlıyor: annesinin Meksikalı anne babası karaların, babasının Alman anne babası denizin üzerinde süzülüyor.

Tarihe bakınca resim bir anlam daha kazanıyor. MoMA, tablonun Nazi Almanyası’nda Nürnberg Yasaları’nın uygulanmaya başlamasından bir yıl sonra yapıldığına dikkat çekiyor. Bu yasalar insanları soy ağacı üzerinden ayırıyordu. Kahlo ise soy ağacını, farklı kökenlerin bir araya geldiği bir resme dönüştürdü.

Bu eserde neye bakmalı? Annesinin gelinliğinin üzerindeki küçük ceninin yanına bakın. Kahlo kendini burada üç halde gösteriyor: döllenme anı, cenin ve çocuk. Üslup da Meksika’nın küçük halk adak resimleri olan retablolardan geliyor. Bu eser de sergilenmiyor olabilir.

9. Jackson Pollock — Bir: Sayı 31, 1950

Pollock'un Bir: Sayı 31, 1950 tablosu: ham bez üzerinde iç içe geçmiş siyah, beyaz ve kahverengi boya çizgileri
Jackson Pollock, Bir: Sayı 31, 1950, 1950. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

One: Number 31, 1950, 1950

Bu kez boyut tersine dönüyor: tuval yaklaşık 2,7 metre yüksekliğinde ve 5,3 metre genişliğinde. Pollock onu şövaleye koymadı. Long Island’daki ambarının zeminine serdi, çevresinde dolaşarak boyayı sopalarla ve mutfak şırıngalarıyla damlattı, savurdu.

Kolay kolay kontrol edilemeyen bir şey gibi görünüyor, ama işin aslı öyle değil. Resmin yapılışını izleyen yazar Robert Goodnough’a göre Pollock önce siyah çizgileri attı. Sonra tuvali duvara asıp bakmaya başladı. Yaklaşık iki hafta sonra zemine geri koyup kahverengimsi tonları ekledi. En son beyaz çizgileri fırlattı. Yani resim bir anda değil, durup düşünerek ilerledi. Müzeye 1968’de geldi. Bu eser de sergilenmiyor olabilir.

Bu eserde neye bakmalı? Önce uzaktan bakın, sonra yaklaşın. Merkezde tek bir odak yok, gözünüz her yerde dolaşıyor. Yakından bakınca boyanın hiç astarlanmamış ham beze nasıl oturduğunu ve beyaz çizgilerin en üste bindiğini görürsünüz.

10. Andy Warhol — Campbell’s Çorba Kutuları

Warhol'un Campbell's Çorba Kutuları: dört sıra halinde 32 küçük tuval
Andy Warhol, Campbell’s Çorba Kutuları, 1962. Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York.

Campbell’s Soup Cans, 1962

32 küçük tuval, 32 çeşit çorba. Warhol bu seriyi 1962 yazında Los Angeles’taki Ferus Gallery’de, ilk kişisel resim sergisinde gösterdi. Tuvaller o sırada Campbell’s firmasının sattığı bütün çeşitleri kapsıyordu. Galerinin müdürü Irving Blum onları bir rafa dizilmiş gibi yerleştirdi; hem duvarda asılı tablo gibi hem de market rafındaki ürün gibi görünüyordu.

Sergi Los Angeles basınında alayla karşılandı. Warhol tuvalleri tek tek satmayı planlamıştı, ama hepsi bir arada kaldı ve etkisi de buradan geldi. Neden çorba diye sorulduğunda, yirmi yıldır öğle yemeğinde çorba içtiğini söyledi. Eser MoMA’ya 1996’da geldi.

Bu eserde neye bakmalı? Kutuların adlarını okuyun. İlk bakışta hepsi aynı, ama her etiket biraz farklı: domates, tavuklu erişte, sebzeli sığır eti. Fark ettiğiniz anda market rafına bakar gibi seçim yapmaya başlıyorsunuz. Müzede bazen tek sıra, bazen ızgara halinde asılıyorlar.

MoMA’nın binası: hiç bitmeyen bir şantiye

MoMA’nın binası tek bir yapı değil, yıllar içinde üst üste binmiş bir hikaye. Müze 1939’da Philip Goodwin ile Edward Durell Stone’un tasarladığı kendi binasına taşındı. Bu, modern sanat müzesi için yapılmış modern bir binaydı. Sonra 1964’te Philip Johnson, 1984’te Cesar Pelli eklemeler yaptı.

En büyük dönüşümlerden biri Japon mimar Yoshio Taniguchi’nin işi oldu. Müzenin kapasitesini neredeyse ikiye katlayan bu proje, 20 Kasım 2004’te müzenin yeniden açılmasıyla tamamlandı. Altı katlı dev atrium, yani ortadaki yüksek ve aydınlık boşluk, bu projenin kalbiydi. Philip Johnson’ın 1950’lerde tasarladığı Abby Aldrich Rockefeller Heykel Bahçesi ise binanın ortasında bir nefes alma yeri olarak kaldı.

Yine de bitmedi. Diller Scofidio + Renfro, Gensler ile birlikte müzeyi bir kez daha genişletti ve MoMA 21 Ekim 2019’da yeni haliyle açıldı. Galeri alanı yaklaşık üçte bir arttı. Proje için yandaki American Folk Art Museum binası yıkıldı; yeni kanat kısmen Jean Nouvel’in 53W53 kulesinin içine uzanıyor. Giriş katı da sokağa daha açık, cam cepheli bir hale geldi. Yani bugün gördüğünüz MoMA, neredeyse bir asırdır büyümeye devam eden bir müze.

MoMA’yı nasıl gezmek gerekir?

Koleksiyon katlara göre aşağı yukarı dönemlere ayrılıyor: 1880–1950 arası beşinci katta, sonraki yıllar dördüncü katta, en yakın dönem ise ikinci katta. Bu yüzden en iyisi yukarıdan başlayıp aşağı inmek.

Yalnızca 1 saatiniz varsa

Doğrudan beşinci kata çıkın. Yıldızlı Gece, Avignonlu Kızlar, Belleğin Azmi, Nilüferler ve Kırmızı Atölye bu saate sığar. Modern sanatın ilk yarısını kısa ama güçlü bir özet olarak görmüş olursunuz.

2–3 saatiniz varsa

Bu yazıdaki on eseri görmeye çalışın. Beşinci kattan sonra dördüncü kata inip Pollock ve Warhol’u arayın. Araya Heykel Bahçesi’nde kısa bir mola koymak iyi gelir.

Yarım gününüz varsa

MoMA’yı özel yapan öteki koleksiyonlara da zaman ayırabilirsiniz: fotoğraf, mimarlık, tasarım ve film. İkinci kattaki yakın dönem işlerine ve o sırada açık geçici sergilere de bakın. Barr’ın 1929’daki planının bugün ne kadar genişlediğini en iyi böyle görürsünüz.

MoMA ziyaret bilgileri

  • Yer: Manhattan’ın ortasında, Beşinci ve Altıncı Cadde arasında
  • Unutmayın: Queens’teki MoMA PS1 ayrı bir mekan; aynı adres değil

Açılış günleri, biletler ve sergiler değişebildiği için gitmeden önce müzenin resmi sitesinden güncel bilgilere bakmak en doğrusu.

🧭 Gezmeye gidecekseniz: Bir Dakikada Geziyorum’daki New York gezi rehberi rotayı, ziyaret ipuçlarını ve çevrede görülecek yerleri anlatıyor.

Kısaca MoMA

  • Şehir: New York, ABD
  • Açılış: 7 Kasım 1929
  • Kurucular: Abby Aldrich Rockefeller, Lillie P. Bliss, Mary Quinn Sullivan
  • İlk müdür: Alfred H. Barr Jr.
  • Bina: Goodwin ve Stone (1939), Yoshio Taniguchi (2004), Diller Scofidio + Renfro ile Gensler (2019)
  • Öne çıkan sanatçılar: Van Gogh, Picasso, Dali, Monet, Matisse, Pollock, Warhol
  • En ünlü eser: Van Gogh, Yıldızlı Gece

MoMA’dan çıkarken aklınızda belki de en çok şu kalır: bu resimlerin bir kısmı ilk çıktığında hiç de sevilmedi. Van Gogh kendi tablosunu beğenmedi, Şçukin Kırmızı Atölye’yi almadı, Laval’ın belediye başkanı Uyuyan Çingene’yi geri çevirdi.

Bugün aynı eserlerin önünde kalabalıklar birikiyor. Müzeyi kuran üç kadın da 1929’da belki tam bunu görmüştü: yeni olanın, herkes alışmadan önce de bir yeri olmalı.

Kapak görseli: Modern Sanat Müzesi (MoMA), New York. Fotoğraf: Colin W, CC BY-SA 3.0.

Sanat Tarihi Dönemleri →

Bu Ay Nereye?

İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.

Benzer Gönderiler