Thyssen Müzesi’nde Görülmesi Gereken 10 Eser

Thyssen Müzesi’nde hangi eserler görülür?
Madrid’deki Museo Nacional Thyssen-Bornemisza, bir ailenin iki kuşak boyunca topladığı koleksiyonun İspanya devletine satılmasıyla doğdu. 13. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan Batı resmini Duccio’dan Hopper’a tarih sırasıyla izlemenizi sağlıyor. Ghirlandaio’nun Giovanna Tornabuoni portresi, Holbein’in VIII. Henry’si, Carpaccio’nun genç şövalyesi ve Van Eyck’in Müjde Diptiği başlıca görülmesi gerekenler. Müze, Prado ile aynı cadde üzerindeki Villahermosa Sarayı’nda.
Madrid’de sanatın peşine düşenler için şehirde küçük bir üçgen var: Prado, Thyssen ve Reina Sofia. Üçü de Paseo del Arte, yani “sanat yürüyüşü” denen rotanın üzerinde.
Prado size krallardan kalma bir koleksiyonu anlatır. Thyssen’in hikayesi başka: burada duvarlara bakarken bir sarayın değil, bir ailenin zevkini görürsünüz. Baba eski ustaları topladı, oğul o koleksiyonu yeniden bir araya getirip modern sanata açıldı.
Sonuçta ortaya neredeyse bin eserlik, Batı resminin yedi yüzyılını birkaç kata sığdıran bir müze çıktı. İtalyan ilkelleri, Alman Rönesansı, Empresyonizm ve Alman Dışavurumculuğu burada özellikle güçlü. Sanat tarihini ilk kez bir bütün olarak görmek isteyen biri için Madrid’in en kolay okunan müzesi olabilir.
Thyssen Müzesi’nin kısa hikayesi
Hikaye Baron Heinrich Thyssen-Bornemisza ile başlıyor. Sanayici August Thyssen’in oğlu Heinrich, ilk büyük alımlarını 1920’lerin sonunda yaptı. 1930’da koleksiyonunu Münih’te sergiledi, ama işler umduğu gibi gitmedi: bazı eserlerin kime ait olduğu tartışıldı, eleştiriler olumsuz çıktı.
Baron 1932’de İsviçre’nin Lugano kentinde Villa Favorita’yı satın aldı ve yanına bir galeri yaptırdı. Galeri 1936’da açıldı, ama o yaşarken buraya yalnızca konukları girebiliyordu. Bu yazıdaki eserlerden beşi, Van Eyck’ten Caravaggio’ya, tam o yıllarda, 1933 ile 1935 arasında koleksiyona girdi.
Heinrich 1947’de ölünce koleksiyonun büyük kısmı oğlu Hans Heinrich’e kaldı. Kardeşleri kendi paylarını müzayedeye çıkarınca Hans Heinrich o tabloları tek tek geri satın aldı ve galeriyi halka açtı. 1961’de de yeni bir alana adım attı: Kirchner ve Nolde gibi Alman Dışavurumcularıyla modern sanat toplamaya başladı.
1980’lerde baron Lugano’daki galeriyi büyütmek istedi, ama İsviçre’de gereken mali desteği bulamadı ve yurt dışına baktı. Birleşik Krallık’tan, Getty Vakfı’ndan, Alman şehirlerinden ve İspanya’dan teklif geldi. Müzeye göre kararı belirleyen, İspanyol eşi Carmen Cervera’nın etkisi oldu.
1988’de 775 eser için İspanya devletiyle ödünç sözleşmesi imzalandı; sözleşme baştan satışı da öngörüyordu. Müze Ekim 1992’de açıldı. Yalnızca sekiz ay sonra, Haziran 1993’te eserler 350 milyon dolara İspanya devletine satıldı.
Thyssen Müzesi’nde mutlaka görülmesi gereken 10 eser
Eserleri müzenin ziyaret sırasıyla, en eskiden en yeniye doğru dizdim. Hepsi müze kaydına göre kalıcı koleksiyon salonlarında, ama eserler zaman zaman ödünç verilebiliyor ya da salon değiştirebiliyor. Gitmeden önce müzenin sitesine bir bakın.
1. Duccio di Buoninsegna — İsa ve Samiriyeli Kadın

Christ and the Samaritan Woman, 1310–1311
Küçük bir pano bu, kenarları yarım metre bile değil. Ama aslında çok daha büyük bir bütünün parçası. Duccio bu sahneyi Siena Katedrali’nin ana sunağı Maesta için yaptı; pano, sunağın arka yüzünün alt şeridinde duruyordu.
Maesta 1311’de sunağa yerleştirildi, yaklaşık 1771’de ise parçalara ayrıldı. Panolarının çoğu bugün Siena’da. Bu parça ise elden ele dolaştı, Rockefeller koleksiyonundan geçti ve 1971’de Thyssen koleksiyonuna girdi.
Bu eserde neye bakmalı? Kuyunun iki yanındaki ellere bakın. İsa ile kadın konuşuyor ve ikisinin eli de havada; bütün sahne bu sessiz konuşmanın üstüne kurulu. Sonra arka plana geçin. Gökyüzü yerine altın var, ama sağdaki şehir kapısı ve merdivenler şimdiden üç boyutlu görünmeye çalışıyor. Ortaçağ ile yeni bir resim anlayışı aynı panoda yan yana.
2. Jan van Eyck — Müjde Diptiği

The Annunciation Diptych, yaklaşık 1433–1435
İlk bakışta nişlerin içinde duran iki taş heykel görürsünüz: solda melek Cebrail, sağda Meryem. Oysa ortada heykel yok. Hepsi boya. Van Eyck burada grisaille denen tekniği, yani resmi yalnızca gri tonlarıyla yapıp taş izlenimi vermeyi kullanıyor.
Diptik, birbirine eşlik eden iki parçalı eser demek. Her biri yaklaşık 39 x 24 cm. Müze bu küçük parçaların büyük olasılıkla özel dua için yapıldığını söylüyor. Baron Heinrich eseri 1933’te aldı; yapım tarihi ise hala tartışılıyor.
Bu eserde neye bakmalı? Meryem’in arkasındaki siyah zemine yaklaşın. Zemin ayna gibi parlıyor ve figürün sırtının yansımasını gösteriyor. Müzeye göre bu ayna, Meryem’in saflığının simgesi. Bir de üst kenarlara bakın: taşa oyulmuş gibi duran yazılar da boya ve Cebrail ile Meryem arasındaki konuşmanın ilk ve son sözlerini aktarıyor.
3. Domenico Ghirlandaio — Giovanna Tornabuoni’nin Portresi

Portrait of Giovanna degli Albizzi Tornabuoni, 1489–1490
Thyssen’in eski ustalar koleksiyonunu temsil eden resim bu. Giovanna degli Albizzi 1468’de doğdu, 1486’da Floransalı Lorenzo Tornabuoni ile evlendi ve 7 Ekim 1488’de, on dokuz yaşındayken doğum sırasında öldü.
Ghirlandaio onu yaşarken mi, öldükten sonra mı resmetti? Uzmanlar burada ayrılıyor. Sanat tarihçisi John Pope-Hennessy portrenin ölümünden sonra yapıldığını düşünüyordu. Müze kaydındaki tarih de bu görüşle uyumlu.
Bu eserde neye bakmalı? Sağdaki küçük kağıda bakın. Üzerinde Romalı şair Martialis’ten bir dize var: “Ey sanat, keşke karakteri ve ruhu da yansıtabilseydin; o zaman yeryüzünde bundan güzel resim olmazdı.” Altındaki Roma rakamları ise 1488’i, yani ölüm yılını gösteriyor. Boynuna da dikkat edin. Kızılötesi incelemede burada, son halinde görünmeyen boncuklu bir kolye izi bulundu; yani ressam çalışırken fikrini değiştirmiş olabilir.
4. Hans Holbein — VIII. Henry’nin Portresi

Portrait of Henry VIII of England, yaklaşık 1537
Bu resimdeki adam İngiltere tarihinin en güçlü krallarından biri gibi duruyor. Şaşırtıcı olan boyutu: resim yalnızca 28 x 20 cm, yani bir defter kadar. Salonda karşınıza çıktığında beklediğinizden çok daha küçük bulabilirsiniz.
Portre, Holbein’ın Whitehall Sarayı’ndaki özel bir oda için yaptığı duvar resmiyle ilişkili. O duvar resmi 1698’de yok oldu; görüntüsünü bugün Remigius Leemput’un Londra’daki National Portrait Gallery’de bulunan kopyasından biliyoruz. Kralın aynı başı, o kopyada ayakta duran tam boy bir figürün üzerinde.
Bu eserde neye bakmalı? Önce duruşa bakın: tam cepheden, uzaklara bakan, kıpırdamaz bir figür. Kilisenin ve devletin başı olan bir kralı böyle görmemiz isteniyor. Sonra giysiye yaklaşın. Yakadaki işlemeler, mücevherli şapka, göğüsteki zincir ve parmaklardaki yüzükler tek tek işlenmiş. Bu küçük yüzeyde gücü anlatan şey yüz kadar süs.
5. Vittore Carpaccio — Manzarada Genç Şövalye

Young Knight in a Landscape, yaklaşık 1505
İki metreyi aşan bu tuvalde zırhlı bir genç, kılıcına uzanırken duruyor. Peki kim bu? Bugüne kadar kesin bir cevap yok. 1919’daki bir müzayedede Aziz Eustace adıyla satıldı; sonra Aragonlu II. Fernando’dan söz edildi, bugün en çok kabul gören aday ise Urbino Dükü Francesco Maria della Rovere.
Resmin başka bir sırrı da var. Yirminci yüzyılın bir bölümünde Dürer’in eseri sanıldı. Sebep sahte bir imza ile bitkilerin inanılmaz ayrıntısıydı. Asıl yazılar sonradan üzerleri boyandığı için görünmüyordu ve ancak 1958’deki restorasyonda ortaya çıktı.
Bu eserde neye bakmalı? Sol alttaki bitkilerin arasında küçük bir yazıyı arayın: Malo mori quam foedari, yani “Kirlenmektense ölmek yeğdir”. Hemen altındaki beyaz kakım, yani küçük bir gelincik türü, bu sözü Kakım Tarikatı denen şövalye tarikatına bağlıyor. Sonra çevreye bakın: bu manzarada neredeyse her bitki ve hayvan tek tek resmedilmiş, tıpkı küçük bir doğa kitabı gibi.
6. Caravaggio — İskenderiyeli Azize Katerina

Saint Catherine of Alexandria, yaklaşık 1598–1599
Azize Katerina, inancı yüzünden işkence gören ve başı kesilen bir Hristiyan şehit olarak anılır. Caravaggio bu resmi büyük olasılıkla Roma’daki ilk büyük hamisi Kardinal Francesco Maria del Monte için yaptı.
Asıl şaşırtıcı ayrıntı modelde. Müzeye göre azizeye yüzünü veren kadın, dönemin ünlü kurtizanı Fillide Melandroni. Kurtizan, zengin ve soylu çevrelerle ilişkisi olan kadın demek. Yani Caravaggio kutsal bir figürü Roma’nın tanınan bir yüzüyle resmediyor.
Bu eserde neye bakmalı? Azizenin çevresindeki nesneleri sayın: kırık tekerlek, kılıç ve şehitliği simgeleyen palmiye dalı. Hikayesinin tamamı bu üç nesnede saklı. Sonra ışığa bakın. Karanlık arka plandan sıyrılan yüz ve kumaşlar, sanki odaya sonradan giren tek bir ışıkla aydınlanıyor. Caravaggio’nun bütün Barok resmini değiştiren hamlesi tam olarak bu.
7. Rembrandt — Şapkalı ve İki Zincirli Otoportre

Self-portrait wearing a hat and two Chains, yaklaşık 1642–1643
Bu otoportrenin hikayesi neredeyse dedektiflik romanı. Resim 1976’da koleksiyona girdi. Ama durumu iyi değildi; uzmanlar hem tarihinden hem de Rembrandt’a ait oluşundan şüphe etti. 1980’lerin sonundaki röntgen incelemeleri yüzde, şapkada ve giyside geniş boya onarımları gösterdi. Bir araştırmacı eseri atölyeye ya da kayıp bir örneğin kopyasına verdi.
Dönüm noktası tahtanın kendisinden geldi. 1994’te yapılan ağaç halkası incelemesi, panonun ahşabının dört başka Rembrandt panosuyla eşleştiğini gösterdi. Rembrandt Araştırma Projesi eseri ona vermemek için bir neden görmedi, 2006’da da Amsterdam’daki Rembrandthuis’te çekincesiz biçimde Rembrandt adıyla sergilendi.
Bu eserde neye bakmalı? Yüzün üzerindeki ışığa ve boynundaki iki zincire bakın. Karanlıktan yalnızca yüz öne çıkıyor. Panonun dört yandan kesilmiş olduğunu da bilerek bakın: gördüğünüz, özgün halinden biraz daha küçük bir resim.
8. Edgar Degas — Salınan Dansçı (Yeşilli Dansçı)

Swaying Dancer (Dancer in Green), 1877–1879
Degas sahneye seyircinin karşıdan baktığı yerden değil, yandaki locadan bakıyor. Bu yüzden siz de sanki görünmez bir izleyici gibi yukarıdan izliyorsunuz. Dansçılardan yalnızca biri tam görünüyor, o da dönüşün ortasında yakalanmış.
Eser yağlıboya değil; kağıt üzerine pastel ve guaj, yani su bazlı opak boya. İlk sahiplerinden biri İngiliz ressam Walter Sickert’ti. Resim 1886 baharından itibaren Londra’daki evlerinin duvarını süslüyordu.
Bu eserde neye bakmalı? Kenarlardaki kesilmiş figürlere bakın. Öteki dansçılar kadrajdan taşıyor, turuncu giysili olanlar arkada duruyor. Müzeye göre bu kırpma ve yüksek bakış açısı fotoğrafın ve Japon baskılarının etkisini taşıyor. Hızlı pastel darbeleri de hareketin bir saniye sonra biteceğini hissettiriyor.
9. Ernst Ludwig Kirchner — Oyma Sandalyenin Önünde Franzi

Franzi in front of Carved Chair, 1910
Franzi, Dresden’in işçi mahallesi Friedrichstadt’tan bir çocuktu. Bu resim için poz verdiğinde on iki yaşlarındaydı. Kirchner ve Köprü (Die Brücke) grubundaki arkadaşları için model oldu; şematik bir görüntüsü grubun 1910 tarihli Dresden sergi kataloğunun kapağına kadar taşındı.
Kirchner’in eseri, Hans Heinrich’in 1961’de başladığı modern koleksiyonun ruhunu çok iyi anlatıyor. Müze burada Munch, Van Gogh, Gauguin ve Matisse’in izlerini, bir de 1910’da Dresden’de açılan etnografya müzesindeki sanatın etkisini görüyor.
Bu eserde neye bakmalı? Yüzün rengine bakın: Franzi’nin yüzü yeşil. Kirchner gerçek rengi aramıyor, duyguyu arıyor. Tuhaf olan şu ki arkadaki sandalyenin pembe oyma figürü gerçek ten rengine daha yakın boyanmış. Canlı olan kız bir maske gibi, cansız sandalye ise neredeyse canlı gibi duruyor.
10. Paul Klee — Dönen Ev

Revolving House, 1921
Çocuk çizimi gibi bir resim. Ama bu sadelik bilerek yapılmış. Klee bu işi Almanya’daki ünlü sanat ve tasarım okulu Bauhaus’ta öğretmenliğe başladığı ilk aylarda yaptı. Evin parçaları hayali bir eksenin çevresinde dönüyormuş gibi dizilmiş; resme tek bir yerden bakmak mümkün değil.
Şaşırtıcı ayrıntı malzemede. Klee boyayı ince pamuklu tülbente sürüp tülbenti kağıda gevşekçe tutturdu. Bu yüzden yüzey kum ve çimento gibi görünüyor; yani malzeme, resimdeki binaların dokusunu taklit ediyor.
Bu eserde neye bakmalı? Pencerelerin ve duvarların yönünü takip edin. Hangisi dik duruyor, hangisi yan yatmış? Birkaç bakış açısı aynı anda çalışıyor ve mimari sağlamlığını yitirip canlı bir şeye dönüşüyor. Klee’nin ünlü sözü burada kulağınıza gelebilir: sanat görüneni yeniden üretmez, görünür kılar.
Villahermosa Sarayı: bankadan müzeye
Müzenin binası da en az koleksiyonu kadar çok el değiştirmiş. Bugünkü ölçülerini ve sade neoklasik cephelerini 1805’te mimar Antonio Lopez Aguado verdi. Villahermosa Düşesi ilk odalara 1807’de taşındı, ama ertesi yıl savaş onu evinden çıkardı ve Fransız askerleri binayı yağmaladı.
Saray sonraki yıllarda kiraya verildi. 1840’larda karnaval balolarına ev sahipliği yaptı, 1844’te Franz Liszt burada konser verdi. İç Savaş’tan sonra bir bölümüne banka girdi, 1971’de Banca Lopez Quesada binanın tamamını satın aldı. Banka batınca saray devlete geçti ve devlet burayı barona önerdi.
Dönüşümü 1989 ile 1992 arasında mimar Rafael Moneo yaptı. Moneo sarayın karakterini korudu, ama salonları Paseo del Prado’ya dik gelecek biçimde yeniden dizdi ve bahçe cephesini binanın tek girişi yaptı. 2004’te müze yandaki iki saraya, Goyeneche ve Guaqui’ye doğru genişledi. Bu yeni bölüm Carmen Thyssen Koleksiyonu’nu ağırlıyor. Bu koleksiyon ayrı bir bütün; yukarıdaki on eser ise devletin satın aldığı ana koleksiyonda.
Thyssen Müzesi’ni nasıl gezmek gerekir?
Bu müzenin en güzel yanı rotasının hazır olması. Müze ikinci kattaki 1. salondan başlamanızı öneriyor: en eski resimlerden başlayıp katları inerek zamanda ilerliyorsunuz. Ana koleksiyon ikinci ve birinci katta, Carmen Thyssen Koleksiyonu zemin katta. Müze iki koleksiyon için yaklaşık üç buçuk saat öngörüyor.
Yalnızca 1 saatiniz varsa
İkinci katta kalın. Duccio ve Van Eyck’ten sonra Ghirlandaio ile Holbein’in bulunduğu 5. salona geçin, oradan Carpaccio ve Caravaggio’ya uzanın. Bu altı eser müzenin eski ustalar tarafını size gösterir.
2–3 saatiniz varsa
Bu yazıdaki on eseri sırayla görün. Birinci katta vaktiniz kalırsa Edward Hopper’ın Otel Odası ile Roy Lichtenstein’ın Küvetteki Kadın’ına da uğrayın. Yirminci yüzyılın Amerikan tarafını böyle yakalarsınız.
Yarım gününüz varsa
Ana koleksiyondan sonra zemin kattaki Carmen Thyssen Koleksiyonu’na inin. Geçici sergilerden birini de ekleyebilirsiniz. Aynı gün Prado’yu da planlıyorsanız ikisini arka arkaya sıkıştırmak yerine aralarına uzun bir mola koymak iyi gelir.
Thyssen Müzesi ziyaret bilgileri
- Adres: Paseo del Prado, Madrid
- Ana koleksiyon: Birinci ve ikinci kat
- Carmen Thyssen Koleksiyonu: Zemin kat
- Geçici sergiler: Zemin kat ve alt kat
Saatler, biletler ve sergiler değişebildiği için gitmeden önce müzenin resmi sitesine bakmak en doğrusu. Biletleri buradan alabilirsiniz.
🧭 Gezmeye gidecekseniz: Bir Dakikada Geziyorum’daki Madrid gezi rehberi rotayı, ziyaret ipuçlarını ve çevrede görülecek yerleri anlatıyor.
Kısaca Thyssen Müzesi
- Şehir: Madrid
- Açılış: Ekim 1992
- Bina: Villahermosa Sarayı
- Dönüşüm mimarı: Rafael Moneo
- Koleksiyonun temeli: Thyssen-Bornemisza ailesinin özel koleksiyonu
- Kapsam: 13. yüzyıldan 20. yüzyıla Batı resmi
- Öne çıkan sanatçılar: Duccio, Van Eyck, Holbein, Caravaggio, Rembrandt, Degas, Kirchner, Hopper
- Simge eser: Ghirlandaio, Giovanna Tornabuoni’nin Portresi
Thyssen’den çıkarken aklınızda kalan şey belki de tek bir resim değil, bir yolculuk olur. Altın zeminli bir Siena panosundan yola çıkıp Bauhaus’ta dönen bir eve varmak birkaç kat merdiven alıyor.
Bu koleksiyonu bir kralın değil, iki kuşak koleksiyoncunun merakı kurdu. Biri eleştirilen bir sergiden sonra kendi galerisini yaptı, öbürü dağılan tabloları tek tek geri topladı. Sonunda hepsi Madrid’de, Prado ile aynı caddede, herkesin bakabileceği bir yere geldi.
Kapak görseli: Thyssen-Bornemisza Müzesi’nin bahçe cephesi, Villahermosa Sarayı, Madrid. Fotoğraf: Luis Garcia (Zaqarbal), CC BY-SA 3.0 ES.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.


