Hat Sanatı Nedir? Çeşitleri, Ustaları ve Örnekleri

Kanuni Sultan Süleyman'ın altın ve mavi tezhipli tuğrası

Hat sanatı nedir?

Hat sanatı, Arap harflerini belirli ölçü ve oranlara bağlı kalarak güzel yazma sanatıdır; Osmanlıcada hüsn-i hat, yani “güzel yazı” denir. Kamış kalem, is mürekkebi ve aharlı kağıtla yapılır. Kurallarını 10. yüzyılda İbn Mukle, 13. yüzyılda Yakut el-Mustasımi koydu; İstanbul’un fethinden sonra Şeyh Hamdullah, Hafız Osman ve Mustafa Rakım ile Osmanlı hat sanatı İslam dünyasının zirvesine çıktı. Levha, hilye, murakka, mushaf ve tuğra en bilinen eser türleridir.

Hat sanatı, siyah mürekkep ve açık renk bir kağıttan başka neredeyse hiçbir şey kullanmadan göz alıcı eserler yaratan bir sanat. Bir cami kubbesindeki dev harfler de, bir albüm sayfasındaki minik satırlar da aynı kamış kalemin ürünü. İstanbul’un bu sanattaki yeri o kadar büyük ki İslam dünyasında “Kur’an Hicaz’da indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” sözü dolaşır.

Bu yazıda hat sanatının tarihini, çeşitlerini, malzemelerini, ustalarını ve örneklerini nerede görebileceğinizi anlatıyoruz.

Kanuni Sultan Süleyman'ın altın ve mavi tezhipli tuğrası
Kanuni Sultan Süleyman’ın tuğrası, yaklaşık 1555–1560. Kağıt üzerine mürekkep, opak boya ve altın. Metropolitan Museum of Art, New York.

Hat sanatı nedir?

“Hat” kelimesi Arapçada yazı, çizgi ve yol anlamına gelir. Terim olarak, Arap yazısını estetik kurallara bağlı kalarak güzel biçimde yazma sanatını anlatır. Eski kaynaklar hattı “bedensel aletlerle ortaya konan ruhani bir geometri” diye tarif eder. Bu sanatı icra edene hattat denir.

Hattın gücü Arap yazısının yapısından gelir. Harfler kelimedeki yerine göre biçim değiştirir, bazıları uzatılabilir ve kelimeler üst üste bindirilerek istif denen kompozisyonlar kurulabilir. Harflerin boyu, kavisi ve aralığı ise kalemin kağıda bıraktığı eşkenar dörtgen biçimli “nokta” ile ölçülür. Yani güzel yazı keyfe göre değil, nokta hesabına dayanan bir oran sistemine göre yazılır.

Osmanlı’da yazı ile resim arasındaki ilişkiyi merak ediyorsanız Osmanlı’da resim yasak mıydı? yazımıza göz atabilirsiniz.

Hat sanatının tarihçesi

Arap yazısının doğuşu ve kufi

Araştırmalar Arap alfabesinin, kökü Fenike yazısına uzanan Nabat yazısından geliştiğini gösteriyor. İslam’ın ilk yıllarında iki üslup vardı: dik ve köşeli olanı ve hızlı yazılabilen, yuvarlak olanı. Kur’an ilk olarak parşömen üzerine bu köşeli yazıyla, noktasız ve harekesiz yazıldı. Bu köşeli yazı ailesinden doğan kufi, uzun süre mushaf yazımında kullanıldı, sonra daha çok mimari süsleme yazısına dönüştü.

İbn Mukle ve Yakut: ölçülerin doğuşu

Hat sanatının ilk büyük kural koyucusu, Bağdat’ta 886’da doğan ve 940’ta ölen Abbasi veziri İbn Mukle’dir. İbn Mukle kardeşiyle birlikte dönemin yazılarını ayıkladı, harflerin yapısını daire esasına göre belirli oranlara bağladı. Altı temel yazı türünün, yani aklam-ı sittenin oluşmasında en önemli rolü o oynadı. Siyasetin ağır bedelini de ödedi: hasımlarının isteğiyle sağ eli kesildi.

11. yüzyılda İbnü’l-Bevvab bu yolu geliştirdi. 13. yüzyılda ise son Abbasi halifesinin sarayında yetişen Yakut el-Mustasımi (ö. 1299) bir devrim yaptı: o zamana kadar düz kesilen kamış kalemin ucunu eğri kesti ve her yazı türü için kalem ağzının eğimini yeniden belirledi. Böylece aklam-ı sittenin klasik ölçüleri oturdu ve Yakut üslubu Bağdat’tan Anadolu’ya, Mısır’a, İran’a yayıldı.

Osmanlı hat sanatı: Şeyh Hamdullah’tan Hamid Aytaç’a

Şeyh Hamdullah (1436?–1520): Amasyalı hattat, şehzadeliği sırasında tanıştığı II. Bayezid’in hat hocası oldu ve padişah tahta çıkınca İstanbul’a geldi. Kaynakların aktardığına göre II. Bayezid hazineden Yakut’a ait yedi yazıyı çıkarıp ona verdi ve bu tarzdan farklı yeni bir yol bulmasını önerdi. Şeyh Hamdullah’ın geliştirdiği “Şeyh üslubu” ile Osmanlı hattında Yakut devri kapandı; sonraki 150 yılı aşkın sürede bir hattata verilebilecek en büyük övgü “Şeyh gibi yazdı” oldu.

Şeyh Hamdullah'a atfedilen murakka sayfası: üstte iri muhakkak satır, altında nesih satırlar, kenarda ebru kağıdı
Şeyh Hamdullah’a atfedilen yazıları içeren murakkadan bir kıta, 1520’den önce. Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul.

Ahmed Karahisari (ö. 1556): Afyonkarahisar’da 1470’ten önce doğdu. Kanuni döneminde Yakut tavrını yeniden canlandırdı ve özellikle celi sülüste başarılı oldu. Kanuni için yazdığı 61,5 × 42,5 cm boyutlarındaki görkemli mushaf, bugün Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir. Süleymaniye Camii’nin kubbe yazısı da onundur.

Hafız Osman (1642–1698): İstanbul’da doğdu, küçük yaşta hafız oldu. Gençliğinde karlı bir kış günü Haseki’den Eyüp’teki hocasının dersine yalınayak yürüdüğü anlatılır. Şeyh Hamdullah’ın üslubunu süzerek kendi tarzını kurdu. Ömrü boyunca 25 mushaf yazdı. Bugün bildiğimiz hilye levhası biçimini ilk düzenleyenin o olduğu kabul edilir.

Mustafa Rakım (1758–1826): Ünyeli hattat, Hafız Osman’ın sülüsünden aldığı ilhamı celi sülüse, yani anıtlarda kullanılan iri yazıya taşıdı. II. Mahmud’un hocası oldu ve padişah tuğralarını düzenleme görevi aldı. Tuğrayı da ıslah ederek güzelliğin doruğuna ulaştırdı. TDV İslam Ansiklopedisi celi sülüs ve tuğra için “Rakım öncesi ve Rakım sonrası” ayrımı yapmanın yerinde olacağını yazar.

Mustafa Rakım imzalı, kırmızı zemin üzerine altınla yazılmış celi sülüs levha
Mustafa Rakım imzalı celi sülüs levha. Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul.

Kazasker Mustafa İzzet Efendi (1801–1876): Tosyalı hattat aynı zamanda usta bir neyzen ve hanendeydi. Ayasofya’nın 1849’daki tamiri sırasında yazdığı sekiz büyük yuvarlak levha, 7,5 metre çapa büyütüldü; büyütülmüş harflerde kalem ağzı 35 santimetreye ulaşır. “Şeyh gibi, Hafız Osman gibi yazdım; lakin Rakım’ın bir harfine bile yanaşamadım” sözü meşhurdur.

Sami Efendi (1838–1912): Celi talik ve celi sülüsün son büyük üstadı sayılır. Rakım yoluna yeni bir şive kattı; celi yazıların arasına yerleştirilen hareke ve işaretleri en zarif biçimde yazmayı başardı. Sonraki kuşağın celi ustaları büyük ölçüde onun üslubunu izledi.

Sami Efendi imzalı, lacivert zemin üzerine altınla celi talik "Ya Hazret-i Mevlana" levhası
Sami Efendi, “Ya Hazret-i Mevlana” yazılı celi talik levha, 1906. Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul.

Hamid Aytaç (1891–1982): Diyarbakır’da doğan, asıl adı Şeyh Musa Azmi olan hattat, Babıali’de açtığı yazı yurdunda “Hamid” imzasıyla yazdı ve 20. yüzyılın en tanınmış Türk hattatlarından biri oldu. Kabri Karacaahmet Mezarlığı’nda, Şeyh Hamdullah’ın mezarının yakınındadır.

Hat sanatı çeşitleri: başlıca yazı türleri

Hat sanatı çeşitleri denince yazı türleri kastedilir. En önemli grup “altı kalem” anlamına gelen aklam-ı sittedir ve ikişerli kardeş gruplar oluşturur: sülüs-nesih, muhakkak-reyhani, tevki-rika. Her çiftin ilki yaklaşık 2 mm, ikincisi yaklaşık 1 mm genişliğinde kalemle yazılır.

  • Sülüs: Eski kaynaklarda “yazıların anası” diye anılır. Yuvarlak ve gergin harfleri istife çok uygundur. İri yazılan biçimi celi sülüs, cami kubbelerinde, kitabelerde ve levhalarda en sık görülen yazıdır.
  • Nesih: Satır düzenine bağlı, okunaklı bir yazı. Uzun metinlerin ve özellikle mushafların yazısıdır; ilk matbaa harfleri de nesihle hazırlandı. Toz kadar küçük yazılan biçimine gubari denir.
  • Muhakkak ve reyhani: Düz harf unsurları ağır basan bu iki kardeş yazıyla 16. yüzyıla kadar büyük ve küçük boy mushaflar yazıldı. Osmanlı’da zamanla terk edildi; ancak besmeleyi muhakkakla yazma geleneği günümüze kadar sürdü.
  • Tevki ve rika: Osmanlı’nın ilk üç yüzyılında resmi yazışmalarda kullanıldı. Rika, hattatların imzalarında ve icazetnamelerinde yaşamaya devam etti.
  • Talik: İran’da doğan ve 15. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’a gelen bu narin, kavisli ve harekesiz yazı, Osmanlı’da talik adıyla anıldı. Divanlarda ve edebi eserlerde kullanıldı; celi talik, anıtlarda celi sülüsten sonra en çok görülen yazıdır.
  • Divani ve celi divani: Divan-ı Hümayun’un resmi yazısıydı; adı da buradan gelir. 16. yüzyılda İstanbul’da doğan harekeli, süslü biçimine celi divani dendi. Okunması zor olduğu için belgelerde tahrifatı önlüyordu. Satır sonlarının yukarı doğru kıvrılması en kolay tanınan özelliğidir.
  • Rik’a: Osmanlı’da günlük yazışmalarda kullanılan, hızlı yazılan sade bir yazı. Aklam-ı sittedeki rika ile karıştırılmamalı. 19. yüzyılda Babıali rik’ası ve kurallara sıkı sıkıya bağlı İzzet Efendi rik’ası doğdu.
  • Kufi: En eski hat türlerinden biri. Köşeli harfleriyle bugün daha çok mimari süslemede karşımıza çıkar.

Hat sanatı malzemeleri

  • Kamış kalem: Hattatlar madeni uçlu kalemler yaygınlaştıktan sonra da kamışı bırakmadı. En makbul kamışlar Hazar Denizi kıyılarından ve Dicle kenarındaki Vasıt şehri çevresinden gelirdi. Ham kamış, sertleşip kahverengiye dönmesi için bir süre at gübresi içinde bekletilirdi.
  • Makta ve kalemtıraş: Kalem, kalemtıraş denen bıçakla yontulur, ucu ortadan yarılır; sonra makta denen küçük, sert bir altlığın üzerine yatırılıp ağzı eğri olarak kesilir. Kesim bir “çıt” sesiyle tamamlanır. Kesimin eğimi yazı türüne göre değişir: sülüs kalemi talikten, talik nesihten daha eğridir.
  • İs mürekkebi: Bal mumu, bezir yağı gibi maddelerin yakılmasıyla elde edilen isin Arap zamkıyla karıştırılıp uzun süre ezilmesiyle hazırlanan siyah mürekkep. Hattatlar düzeltmeyi kolaylaştırdığı ve kağıda zarar vermediği için onu tercih eder. 18. yüzyılın sonlarından itibaren siyah kağıda zırnıktan yapılan sarı mürekkeple yazmak da yaygınlaştı.
  • Aharlı kağıt: Kağıdın yüzüne nişasta, un ya da yumurta akından yapılan ahar sürülür, kuruyunca mühre denen parlak bir taşla perdahlanır. Ahar mürekkebin emilmesini önler; hatalı harf nemli pamukla ya da yalanarak silinebilir. “Mürekkep yalamış” deyimi de buradan gelir.
Vitrinde sergilenen Osmanlı hattat aletleri: fildişi makta, makaslar, kalemtıraş ve madeni kalemler
Hattat aletleri, Türkiye, 19. yüzyıl: fildişi makta, makaslar ve kalemtıraş. David Collection, Kopenhag. Görsel: Wikimedia Commons (Ket, CC BY-SA 4.0).

Hat, ustadan öğrenciye “meşk” yoluyla öğretilir. Düzenli çalışan bir öğrenci üç dört yılda meşkini tamamlar ve eserine imza atma izni demek olan icazetini alır. Çok büyük celi yazılar önce küçük yazılır, sonra “satranç usulü” denen kareleme yöntemiyle büyütülür.

Levha, murakka, hilye ve tuğra: eser türleri

Levha ve kıta

Levha, duvara asılmak için hazırlanan hat eseridir; çoğunlukla celi sülüs ya da celi talikle yazılır. Altın mürekkeple hazırlananlara zerendud denir. Kıta ise tek yaprak halindeki daha küçük yazıdır; sık rastlanan düzende üstte iri bir satır, altında ince yazıyla birkaç satır bulunur.

Murakka

Arapçada “yamalı” anlamına gelen murakka, kıtaların kartona yapıştırılıp bir araya getirilmesiyle oluşan albümdür. En eski örnekleri 15. yüzyılın sonuna aittir. Minyatürlerin de bu albümlerde korunduğunu Osmanlı minyatür sanatı yazımızda anlatmıştık.

Mushaf

El yazması Kur’an nüshalarıdır. Şeyh Hamdullah döneminden itibaren Osmanlı’da mushaflar yalnızca nesihle yazıldı. Hafız Osman’ın 1686 tarihli mushafı, 1881’de II. Abdülhamid’in emriyle matbaacı Osman Bey tarafından basılarak bütün İslam dünyasına dağıtıldı; aslı bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndedir.

Hilye nedir?

Hilye, Hz. Muhammed’in dış görünüşünü ve güzel vasıflarını anlatan metinlerin hat ve tezhiple levha haline getirilmiş biçimidir. Levha biçimini ilk kez Hafız Osman’ın düzenlediği kabul edilir. Klasik hilyede en üstte besmelenin yer aldığı başmakam, ortada metnin büyük kısmının yazıldığı yuvarlak göbek, onu çevreleyen hilal, köşelerde dört halifenin adları, altta bir ayet kuşağı ve hattatın imzasını taşıyan etek bulunur.

Hafız Osman'ın hilyesi: üstte besmele, ortada yuvarlak göbekte nesih metin, köşelerde dört halifenin adları, altta ayet kuşağı
Hafız Osman, Hilye, 1691–1692. Kağıt üzerine mürekkep, altın ve boya. Chester Beatty Library, Dublin.

Tuğra nedir?

Tuğra, Osmanlı padişahının resmi belgelerin başına konan imzası ve hükümranlık alametidir; tuğra için “yazmak” yerine “çekmek” denir. Padişahın ve babasının adı ile “el-muzaffer daima” duasından oluşur. Parçaları; adların yer aldığı kürsü, sola kıvrılan iç içe iki beyzi, sağa uzanan kol, yukarı yükselen üç tuğ ve tuğlardan sola inen zülfelerdir. Bilinen ilk Osmanlı tuğrası Orhan Gazi’ye aittir. Yazının başındaki Kanuni tuğrası (yaklaşık 1555–1560, 52,1 × 64,5 cm) bugün New York’taki Metropolitan Museum of Art’ta; üzerinde “Süleyman Şah b. Selim Şah Han el-muzaffer daima” yazar.

Ebru ve tezhiple ilişkisi

Hat, geleneksel kitap sanatlarının merkezinde yer alır. “Altınlamak” anlamına gelen tezhip, levhaların, hilyelerin ve mushafların kenarlarını altın ve boyayla süsler; bu işi yapan sanatçıya müzehhip denir. Ebru ise su üzerine serpilen boyaların kağıda alınmasıyla yapılan bezeme sanatıdır. Hat kıtaları zaman zaman ebru kağıdından kenarlarla çevrelenirdi; yukarıdaki Şeyh Hamdullah sayfasında bunun güzel bir örneğini görebilirsiniz.

Hat sanatı örnekleri nerede görülür?

  • Türk ve İslam Eserleri Müzesi: Sultanahmet’teki müze, Hafız Osman’ın 1686 tarihli mushafı ve Karahisari’nin 50 × 34 cm boyutlarındaki En’am-ı Şerif’i gibi önemli yazmalara ev sahipliği yapıyor. Öne çıkan eserleri Türk ve İslam Eserleri Müzesi yazımızda topladık.
  • Topkapı Sarayı: Karahisari’nin Kanuni için yazdığı mushaf ve Şeyh Hamdullah’ın murakkaları sarayın kütüphanesinde korunuyor. El yazmaları korunmaları gerektiği için sürekli sergilenmez. Rehberimiz: Topkapı Sarayı’nda görülmesi gereken yerler.
  • Sakıp Sabancı Müzesi: Emirgan’daki Atlı Köşk’te sergilenen Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu, 14. yüzyılın sonundan 20. yüzyıla uzanan mushaf, murakka, levha, tuğralı ferman ve hattat aletlerini kapsıyor. Yazıdaki Hamdullah, Rakım ve Sami eserleri buradan. Koleksiyonu müzenin resmi sitesinden inceleyebilir, ziyaret için Sakıp Sabancı Müzesi yazımıza bakabilirsiniz.
  • Ayasofya: Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin dev levhaları, TDV İslam Ansiklopedisi’nde dünyanın en büyük levhaları olarak anılır. Levhalar yapının içinde birleştirildiği için 1934’te kapılardan çıkarılamadı ve 1949’da onarılıp yeniden asıldı. Ayrıntılar için Ayasofya yazımıza göz atın.
Ayasofya'nın içinde, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin yazdığı "Ali" ve "Hüseyin" yuvarlak levhaları
Ayasofya’da Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin celi sülüs levhalarından “Ali” ve “Hüseyin” (1849 onarımı). İstanbul.

Hat sanatı hakkında sık sorulan sorular

Hat sanatı nedir, kısaca?

Hat sanatı, Arap harflerini belirli ölçü ve oranlara göre kamış kalem ve is mürekkebiyle güzel yazma sanatıdır. Osmanlıcada hüsn-i hat denir, bu sanatı icra eden kişiye hattat adı verilir.

Hat sanatının kurucusu kimdir?

Hat sanatının tek bir kurucusu yok; ancak harfleri ilk kez oranlara bağlayan Abbasi veziri İbn Mukle (886–940) ilk büyük kural koyucu kabul edilir. Klasik ölçüleri 13. yüzyılda Yakut el-Mustasımi belirledi. Osmanlı hat ekolünün kurucusu ise Şeyh Hamdullah’tır.

Hat sanatı çeşitleri nelerdir?

Temel grup aklam-ı sittedir: sülüs, nesih, muhakkak, reyhani, tevki ve rika. Bunlara Osmanlı’da çok kullanılan talik, divani, celi divani ve rik’a ile en eski türlerden kufi eklenir. İri yazılan biçimlere celi denir.

Hat sanatında hangi malzemeler kullanılır?

Kamış kalem, kalemi yontmak için kalemtıraş, kalem ucunu kesmek için makta, is mürekkebi, aharlanıp mühreyle parlatılmış kağıt ve satır çizgilerini belirlemek için mıstar. Celi levhalarda altın mürekkep ve varak altın da kullanılır.

Hilye ile tuğra arasındaki fark nedir?

Hilye, Hz. Muhammed’in vasıflarını anlatan metnin süslü bir levha halinde yazılmasıdır. Tuğra ise Osmanlı padişahının belgelerin başına çekilen resmi imzası ve alametidir. İkisi de hat sanatının en bilinen eser türleri arasındadır.

Hat sanatı ustaları kimlerdir?

İbn Mukle ve Yakut’tan sonra Osmanlı’da Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Mehmed Şevki Efendi, Sami Efendi ve Hamid Aytaç en çok anılan isimlerdir.

Kısaca hat sanatı

TanımArap harflerini ölçülü ve estetik biçimde yazma sanatı (hüsn-i hat)
SanatçısıHattat
Kural koyucularİbn Mukle (ö. 940), Yakut el-Mustasımi (ö. 1299)
Osmanlı ustalarıŞeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Kazasker Mustafa İzzet, Sami Efendi, Hamid Aytaç
Başlıca yazı türleriSülüs, nesih, muhakkak, reyhani, tevki, rika (aklam-ı sitte); talik, divani, celi divani, rik’a, kufi
MalzemelerKamış kalem, kalemtıraş, makta, is mürekkebi, aharlı kağıt, mühre
Eser türleriLevha, kıta, murakka, mushaf, hilye, tuğra, kitabe
Kardeş sanatlarTezhip, ebru, cilt, minyatür
Nerede görülür?Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Topkapı Sarayı, Sakıp Sabancı Müzesi ve Ayasofya

Benzer Gönderiler