Tamara de Lempicka: Art Deco’nun Yeşil Bugatti’deki Ressamı

Tamara de Lempicka kimdir?
Tamara de Lempicka (1894–1980), Polonya doğumlu, 1920’ler ve 1930’larda Paris’te çalışan, Art Deco döneminin en tanınan ressamı. Parlak, cilalı yüzeyli, heykel gibi hacimli figürleriyle “yeni kadın”ı, Paris sosyetesini ve kendi göz alıcı dünyasını resmetti. En ünlü eseri, bir Alman moda dergisinin kapağı için yaptığı Yeşil Bugatti’deki Tamara adlı otoportresi. 2020’de bir portresi Christie’s’te 21 milyon doların üzerinde satıldı. Müzede görmek için ilk adres Paris’teki Centre Pompidou.
“Lempicka, kendi kişiliğini ve yolunu şık giyimiyle kendisi biçimleyebilen yeni ve dinamik bir ‘yeni kadın’ tipinin bağımsızlığını temsil ediyordu.” — San Francisco Güzel Sanatlar Müzeleri’nin 2024 retrospektifi için yaptığı açıklama
Tamara de Lempicka’nın resimleri bir film karesi gibidir. Metalik parlaklıkta kumaşlar, kırmızı rujlu dudaklar, ağır göz kapakları, arkada keskin köşeli gökdelenler. Bu dünyada herkes biraz fazla güzel, biraz fazla soğuk ve biraz fazla kendinden emindir. Lempicka’nın kendisi de öyleydi: adını, yaşını ve geçmişini defalarca yeniden yazdı, kendi hayatını en az resimleri kadar özenle kurguladı.
Rus Devrimi’nden kaçıp Paris’e sığınan genç bir kadınken resim öğrendi, birkaç yıl içinde kentin en çok aranan portre ressamı oldu. 1939’da Amerika’ya geçtikten sonra unutuldu, 1970’lerde yeniden keşfedildi; o yıllardan beri resimleri Madonna, Jack Nicholson ve Barbra Streisand gibi ünlülerin koleksiyonlarına girdi. Bu yazıda Tamara de Lempicka’nın hayatını, sanat anlayışını, en önemli 10 eserini ve eserlerini nerede görebileceğinizi anlatıyorum.
Tamara de Lempicka kimdir?
Tamara Rosa Hurwitz: saklanan bir doğum
Lempicka hayatı boyunca doğum yılını 1898, 1900 ya da 1902 olarak söyledi. San Francisco Güzel Sanatlar Müzeleri’nin 2024 retrospektifi için yapılan araştırmalar, onun aslında 1894’te, Yahudi kökenli Polonyalı bir ailede Tamara Rosa Hurwitz adıyla doğduğunu ortaya çıkardı. Doğum yeri olarak genellikle Varşova gösterilir. Ailesiyle birlikte Rusya’ya taşındı ve 1916’da avukat Tadeusz Łempicki ile evlendi; tek çocukları Marie-Christine, yani “Kizette” aynı yıl doğdu.
Devrimden kaçış ve Paris
Ekim 1917’deki Rus Devrimi’nin kargaşasından kaçan Lempicka, Avrupa’ya dağılan milyonlarca mülteciden biriydi; Paris’e 1919’da vardı. Kunsthalle Messmer’e göre burada Académie de la Grande Chaumière’e devam etti, önce Maurice Denis’den, sonra en çok etkilendiği kübist ressam André Lhote’dan ders aldı. Kariyerinin başında eserlerini soyadının erkek biçimiyle, “Lempitzky” diye imzaladı; böylece kadın olduğunu gizledi. Soyadının başına aristokrat bir hava katan “de” ekini de kendisi ekledi.
Milano, ün ve rue Méchain atölyesi
1925’te ilk kişisel sergisi Milano’da açıldı. Paris’te de hızla tanındı; Christie’s’e göre 1930’ların başında şöhretinin zirvesindeydi ve kentin en moda, en çok aranan portre ressamıydı. Paris’in 14. bölgesindeki 7 rue Méchain’de özel olarak tasarlattığı Art Deco atölyesi hem çalışma yeri hem de ünlü partilerinin sahnesiydi. 1929’da ilk kez Amerika’ya gitti; New York, Santa Fe ve San Francisco’yu gezdi ve 1930’da San Francisco’da sergi açtı. Aynı yıl, yani 1929’da Tadeusz Łempicki’den boşandı.
Barones Kuffner ve Amerika
1934’te, bugünkü Slovakya topraklarından gelen Macar Yahudisi soylu Baron Raoul Kuffner ile evlendi. Şubat 1939’da New York’taki bir sergi için Paris’ten ayrıldı; bu yolculuk onu Nazilerin Polonya’yı ve Paris’i işgalini yaşamaktan kurtardı. Çift önce Beverly Hills’e yerleşti, Kunsthalle Messmer’e göre 1943’ten itibaren New York’ta yaşadı. Savaştan sonra Lempicka soyut resimler de denedi ama eski başarısını yakalayamadı. Kuffner’in 1961’deki ölümünün ardından Houston’a, kızı Kizette’nin yanına taşındı.
Yeniden keşif ve Meksika’da son
1970’lerin ortasında Art Deco’ya yeniden ilgi doğunca Lempicka da yeniden keşfedildi. 1976’da bir grup eserini Fransız devletine bağışladı; bunlar bugün Paris’teki Centre Pompidou’da ve Orléans Güzel Sanatlar Müzesi’nde. 1978’de Meksika’ya taşınan sanatçı, 18 Mart 1980’de Cuernavaca’daki evinde öldü. The Art Newspaper’a göre kızı Kizette, annesinin isteği üzerine bir helikopter kiralayıp küllerini bir yanardağın ağzına savurdu.
Tamara de Lempicka’nın sanat anlayışı
Kübizm ile klasik resmin buluşması
Lempicka’nın üslubu iki ayrı dünyayı birleştirir. Bir yanda öğretmeni André Lhote aracılığıyla tanıdığı Kübizm’in keskin, geometrik biçimleri; öbür yanda Ingres gibi neoklasik ustaların ve İtalyan Maniyerist ressamların pürüzsüz, cilalı yüzeyi. Sotheby’s, örneğin Guido Sommi portresindeki figür kurgusunu Bronzino’nun Maniyerist soylu portrelerine benzetir. Sonuç, ne tam modern ne tam klasik, ama hemen tanınan bir dildir.
Metalik kumaşlar ve gökdelenler
Lempicka’nın kumaşları ışıkta metal gibi parlar; kıvrımlar keskin hatlarla, neredeyse heykel gibi şekillenir. Figürler çoğu zaman tuvale sığmayacak kadar büyüktür ve kadrajdan taşar. Centre Pompidou’ya göre 1927–1933 arasında sık kullandığı merdiven korkuluğu ve karton gibi görünen gökdelenlerden oluşan şehir dekoru, onun resimlerine modern bir metropol havası verir.
“Yeni kadın”ın ressamı
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kısa saçlı, araba kullanan, kendi parasını kazanan kadınlar ortaya çıktı. Lempicka bu “yeni kadın”ı hem resmetti hem de bizzat yaşadı. Açıkça biseksüel olan sanatçı, sevgililerini ve dostlarını, özellikle de şair Ira Perrot’yu ve model Rafaëla’yı defalarca resmetti. Kadın bedenini bir kadının gözünden resmetmesi, bugün eserlerinin yeniden değerlendirilmesinin başlıca nedenlerinden biri.
Moda ve Art Deco
Lempicka modayla iç içeydi. Alman moda dergisi Die Dame için kapaklar hazırladı, kendisi de dönemin en şık kadınlarından biri olarak tanındı. 2024’teki San Francisco retrospektifi, resimlerini Callot Soeurs, Madeleine Vionnet ve Madame Grès gibi dönemin kadın tasarımcılarının elbiseleriyle yan yana sergiledi. Bu yüzden Lempicka’nın tabloları, mimari ve mobilyayla birlikte Art Deco dönemini en iyi özetleyen görüntüler arasında sayılır.
Tamara de Lempicka’nın en önemli 10 eseri
1. Guido Sommi’nin Portresi – Portrait de Guido Sommi (1925)

Nerede: Özel koleksiyon
Tuval üzerine yağlıboya, 135,2 x 71,1 cm. Kalın kürk yakalı siyah bir palto giymiş, dimdik duran bir adam. Model, Lempicka’nın 1925’te Milano’daki ilk uzun konaklamasında tanıştığı ve sevgilisi olan Marki Guido Sommi Picenardi. Sotheby’s’e göre Cremonalı soylu bir aileden gelen Sommi, avangart bir müzisyendi ve Lempicka’yı Fütürist çevreyle tanıştırdı.
Bu eserde neye bakmalı? Sol üstteki geometrik binalara. Sotheby’s’e göre ağır perdelerin arasından görünen bu kübist şehir manzarası, markinin kenti Milano’yu gece gösterir; sol elinde bir zümrüt parlar. Lempicka bu resmi hiç satmadı, 1969’a kadar yanında tuttu. Kadın modellerle dolu bir eserde ender bir erkek portresidir ve üç yıl sonra yapacağı Tadeusz portresinin habercisidir.
2. Balkonda Kizette – Kizette au balcon (1927)

Nerede: Centre Pompidou, Musée national d’art moderne, Paris
Tuval üzerine yağlıboya, 130 x 80,8 cm. Lempicka’nın kızı Kizette, gri bir elbise ve beyaz dizlik çoraplarla bir balkon korkuluğunun önünde oturuyor; arkasında kübist biçimlerde, açılı binalardan oluşan bir şehir yükseliyor. Sol altta “DE LEMPICKA. 27” imzası var. Lempicka eseri 1976’da Fransız devletine bağışladı.
Bu eserde neye bakmalı? Çocuğun duruşuna. Kizette bir çocuk gibi değil, neredeyse yetişkin bir manken gibi, eğik bir bakışla poz verir. Gri ve beyazın hakim olduğu sınırlı renk paleti, Lempicka’nın en sevdiği şeyi, ışıkla şekillenen hacimleri öne çıkarır. Bu, ressamın kızını resmettiği pek çok portrenin en tanınanlarından biridir.
3. Bay Tadeusz Łempicki – M. Thadeus Lempicki (1928)

Nerede: Centre Pompidou, Musée national d’art moderne, Paris
Tuval üzerine yağlıboya, 129,5 x 81 cm. Lempicka’nın ilk kocası Tadeusz Łempicki, bol siyah bir palto ve beyaz atkıyla, elinde silindir şapkası, gökdelenlerin önünde. Centre Pompidou’ya göre portre, Lempicka’nın kocasından ayrıldığı yıl yapıldı ve bitmemiş kaldı: sol el yalnızca taslak halindedir ve bu el alyans taşımaz.
Bu eserde neye bakmalı? Bedenin tuvale sığmayışına. Pompidou’ya göre rahat paltosu içindeki Tadeusz, tablonun dikey alanını ancak sırtını bükerek doldurabilir; yorgun, boyunsuz yüzü bir terzi vitrinindeki mankenin beyaz atkısından fışkıran bir kolaj gibi durur. Biten bir evliliğin en soğuk ve en etkileyici portresidir.
4. Romana de la Salle’ın Portresi – Portrait de Romana de la Salle (1928)

Nerede: Özel koleksiyon
Tuval üzerine yağlıboya, 116,5 x 73 cm. Pembe, ipeksi bir elbise içinde, eteği rüzgarda savruluyormuş gibi hareketli bir genç kadın. Model, Lempicka’nın dostu Düşes Marika de la Salle’ın kızı Romana. Arkasında yine Lempicka’nın sevdiği gri, köşeli bina biçimleri görülür.
Bu eserde neye bakmalı? Kumaşın kıvrımlarına. Pembe elbise neredeyse metal gibi parlar ve bedenin hareketini taşır; kızıl saçlar ve kırmızı dudaklar soğuk gri zeminle sert bir karşıtlık kurar. Resim uzun yıllar Alman moda tasarımcısı Wolfgang Joop’un koleksiyonunda kaldı ve Kasım 2022’de Sotheby’s New York’ta yaklaşık 14 milyon dolara satıldı.
5. Otoportre (Yeşil Bugatti’deki Tamara) – Autoportrait (Tamara in the Green Bugatti) (1929)

Nerede: Özel koleksiyon
Pano üzerine yağlıboya, yaklaşık 35 x 27 cm. Lempicka, deri bir sürücü başlığı, gri bir eşarp ve uzun eldivenlerle yeşil bir arabanın direksiyonunda, ağır göz kapakları altından bize bakıyor. Resim, Alman moda dergisi Die Dame’nin kapağı için yapıldı ve derginin Temmuz 1929 sayısının kapağında yayımlandı.
Bu eserde neye bakmalı? Kendini nasıl sunduğuna. Bu küçük resim, özgür, hızlı ve kendinden emin “yeni kadın”ın simgesi haline geldi. Anlatılana göre Lempicka’nın gerçek arabası küçük, sarı bir Renault’ydu; o ise kapakta kendini lüksün simgesi bir Bugatti’nin içinde gösterdi. San Francisco’daki 2024 retrospektifinde Lempicka’nın Die Dame ile ilişkisine ayrılan bölümde bu ünlü kapak da yer aldı.
6. Müzisyen – La Musicienne (1929)

Nerede: Özel koleksiyon
Tuval üzerine yağlıboya, 115,8 x 73 cm. Mavi, dökümlü bir elbise giymiş genç bir kadın, gökdelenlerin önünde mandolin benzeri bir çalgı çalıyor. Sağ altta “DE LEMPICKA. 29 PARIS.” imzası var. Christie’s’e göre model, Lempicka’nın en yakın kadın dostu, sırdaşı ve sevgilisi Ira Perrot; 1932’ye kadar Lempicka’nın resimlerinde en sık görülen yüz onunkiydi.
Bu eserde neye bakmalı? Mavinin tonlarına. Elbisenin kıvrımları açık maviden laciverde akarken çalgının sıcak sarısı resmin tek sıcak noktasıdır. Christie’s’e göre Lempicka ile Ira Perrot birkaç yıl sonra birbirinden koptu ve bir daha hiç görüşmedi. Eser 2018’de Christie’s New York’ta yaklaşık 9,1 milyon dolara satılarak o zamana kadarki Lempicka rekorunu kırdı.
7. Yeşilli Genç Kız – Jeune fille en vert (yaklaşık 1927–1930)

Nerede: Centre Pompidou, Musée national d’art moderne, Paris
Kontrplak üzerine yağlıboya, 61,5 x 45,5 cm. Fırfırlı yeşil bir elbise, beyaz eldivenler ve geniş beyaz bir şapka giymiş, şapkasının kenarını tutarak yana bakan genç bir kadın. Centre Pompidou eserin tarihini 1927–1930 arası olarak verir; Fransız devleti resmi 1932’de satın aldı ve aynı yıl Paris’teki Salon des Indépendants’ta sergilendi.
Bu eserde neye bakmalı? Yeşil kumaşın parlaklığına. Elbise ıslak bir ipek gibi bedene yapışır ve her kıvrım ayrı bir ışık yakalar. San Francisco retrospektifinin küratörü Furio Rinaldi’ye göre bu resim, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan yeni bir kadın tipini ve Lempicka’nın büyüsünü yakalar. Resim 2024 retrospektifinin katalog kapağında da yer aldı.
8. Marjorie Ferry’nin Portresi – Portrait de Marjorie Ferry (1932)

Nerede: Özel koleksiyon
Tuval üzerine yağlıboya, 100 x 65 cm. Omzunun üzerinden bize bakan, sırtı açık, gri bir ipek örtüye sarınmış sarışın bir kadın; arkasında gri sütunlar. Christie’s’e göre Marjorie Ferry, Paris’te sahne alan İngiliz doğumlu bir kabare şarkıcısıydı ve varlıklı bir finansçıyla evlenmişti. Kocası, ona hediye ettiği iri yüzüğü de sergilemesi için portreyi 1932’de Paris’in en moda portre ressamı Lempicka’ya ısmarladı.
Bu eserde neye bakmalı? Alttaki eldeki yüzüğe ve gri tonların zenginliğine. Neredeyse tek renkli bu resimde yalnızca ten, dudaklar ve tırnaklar renk taşır. Eser 5 Şubat 2020’de Christie’s Londra’da 16,3 milyon sterline, yaklaşık 21,2 milyon dolara satıldı ve Lempicka’nın açık artırma rekorunu kırdı. Rekor fiyatlı diğer eserler için dünyanın en pahalı tabloları yazıma bakabilirsiniz.
9. Gelin Çiçekleri – Les Arums (yaklaşık 1935)

Nerede: Centre Pompidou, Musée national d’art moderne, Paris
Tuval üzerine yağlıboya, 65,8 x 49,2 cm. Cam bir vazoda beyaz gelin çiçekleri (kala zambakları) ve yanında süslü, beyaz bir ayna çerçevesi. Centre Pompidou’ya göre 1931’den itibaren gelin çiçekleri Lempicka’nın en sevdiği konulardan biri oldu. André Lhote’un kübizmiyle biçimlenen sanatçı, bu çiçeklerin kıvrımlarında çizgi ve hacim üzerine araştırmalarına uygun bir nesne buldu.
Bu eserde neye bakmalı? Aynaya. Pompidou’ya göre gelin çiçekleri Lempicka için kadınlığı da simgeliyordu; kadının tuvalet masasının geleneksel nesnesi olan ayna bu anlamı vurgular ve tabloya kendine bakan, düşündüren bir boyut katar. Eser, Lempicka’nın 1976’da Fransız devletine bağışladığı resimlerden biri.
10. Üzüm Kasesi – Coupe de raisins (1949)

Nerede: Centre Pompidou, Musée national d’art moderne, Paris
Tuval üzerine yağlıboya, 30,5 x 35,3 cm. Leylak rengi bir zemin üzerinde, kenarı kırmızı çizgili beyaz bir porselen kasede yeşil üzümler, yanında küçük bir salkım. Sağ üstte, iğneyle tutturulmuş bir kağıt parçasının üstünde “LEMPICKA” imzası okunur. Sanatçının Amerika yıllarında yaptığı sessiz natürmortlardan biri.
Bu eserde neye bakmalı? Sadeliğe. San Francisco retrospektifine göre Lempicka’nın 1939’dan sonraki melankolik natürmortları ve iç mekanları, İtalyan ve Flaman ustalarından aldığı cilalı tekniği ve titiz çalışma yöntemini taşır. Göz yanıltıcı kağıt imza da eski ustaların oyunlarını hatırlatır. Paris’teki göz alıcı portrelerden çok farklı olan bu küçük resim, Lempicka’nın ikinci hayatını gösterir.
Tamara de Lempicka’nın eserlerini nerede görebilirsiniz?
İlk adres Paris’teki Centre Pompidou (Musée national d’art moderne). Koleksiyonda Balkonda Kizette, Yeşilli Genç Kız, Bay Tadeusz Łempicki, Baron Raoul Kuffner’in portresi, Gelin Çiçekleri ve Üzüm Kasesi bulunuyor. Eserlerin o an sergide olup olmadığını Centre Pompidou’nun koleksiyon sayfasından kontrol edin. Pompidou eserlerini sık sık başka müzelere ödünç verdiği için gitmeden önce bakmakta yarar var.
Orléans’taki Güzel Sanatlar Müzesi, kış giysileri içinde bir kadını gösteren 1929 tarihli küçük Saint-Moritz tablosunu “Jean Zay ve 1930’lar” salonunda sergiliyor. Lempicka’nın en ünlü tablolarının çoğu ise özel koleksiyonlarda; bu yüzden onları görmenin en iyi yolu büyük retrospektifler. 2024–2025’te San Francisco’daki de Young Müzesi ve Houston’daki Museum of Fine Arts ABD’deki ilk büyük retrospektifini düzenledi. Sanatçının arşivi de Houston’daki müzede bulunuyor. Lempicka gibi kendi yolunu çizen kadın ressamları merak ediyorsanız dünyanın en önemli kadın ressamları yazıma göz atın.
Tamara de Lempicka hakkında merak edilenler
Tamara de Lempicka hangi akımın ressamı?
Lempicka, 1920’ler ve 1930’ların dekoratif üslubu Art Deco’nun en önemli ressamı sayılır. Üslubunda Kübizm’in geometrik biçimleri ile neoklasik resmin pürüzsüz yüzeyi birleşir. Kendini belirli bir akıma bağlamadı; ama İki Savaş Arası dönemin figüratif resmi içinde, modern sanatın özgün bir yolunu temsil eder.
Tamara de Lempicka kaç yılında doğdu?
Uzun süre 1898 olarak bilinen doğum yılı, San Francisco Güzel Sanatlar Müzeleri’nin 2024 retrospektifi için yapılan araştırmayla 1894 olarak düzeltildi. Sanatçı hayatı boyunca yaşını küçük gösterdi; aynı araştırma onun doğum adının Tamara Rosa Hurwitz olduğunu da ortaya çıkardı.
Yeşil Bugatti’deki Tamara tablosu nerede?
1929 tarihli bu küçük otoportre bir özel koleksiyonda bulunuyor ve kalıcı olarak bir müzede sergilenmiyor. Görmek için büyük Lempicka sergilerini takip etmek gerekiyor.
Tamara de Lempicka’nın en pahalı eseri hangisi?
Marjorie Ferry’nin Portresi (1932). 5 Şubat 2020’de Christie’s Londra’da 16,3 milyon sterline, yaklaşık 21,2 milyon dolara satıldı. Bu satıştan yalnızca üç ay önce, Kasım 2019’da La Tunique rose (Pembe Tunik) adlı resmi Sotheby’s New York’ta yaklaşık 13,4 milyon dolarla rekor kırmıştı.
Tamara de Lempicka nerede ve ne zaman öldü?
18 Mart 1980’de Meksika’nın Cuernavaca kentindeki evinde öldü. 1978’den beri orada yaşıyordu. The Art Newspaper’a göre kızı Kizette, annesinin vasiyeti üzerine küllerini helikopterle bir yanardağın ağzına savurdu.
Kısaca Tamara de Lempicka
| Doğum | 1894, Polonya (doğum adı Tamara Rosa Hurwitz) |
| Ölüm | 18 Mart 1980, Cuernavaca (Meksika) |
| Eğitim | Académie de la Grande Chaumière (Paris); Maurice Denis ve André Lhote’un öğrencisi |
| Yaşadığı kentler | Sankt Petersburg, Paris, Beverly Hills, New York, Houston, Cuernavaca |
| Dönem | Art Deco, İki Savaş Arası figüratif resim, modern sanat |
| Eşleri | Tadeusz Łempicki (1916–1929), Baron Raoul Kuffner (1934–1961) |
| En ünlü eserleri | Yeşil Bugatti’deki Tamara, Balkonda Kizette, Yeşilli Genç Kız, Müzisyen |
| Rekor satış | Marjorie Ferry’nin Portresi, Christie’s 2020, yaklaşık 21,2 milyon dolar |
| En iyi görüleceği yer | Centre Pompidou, Paris |
Tamara de Lempicka’nın tabloları bir dönemin aynasıdır: caz, hız, ipek elbiseler ve gökdelenler. Ama bu parlak yüzeyin arkasında, bir devrimden kaçmış, adını ve yaşını değiştirmiş, bir kadının da büyük bir ressam olabileceğini kanıtlamak için çalışmış biri durur. Yeşil Bugatti’nin direksiyonundaki o soğuk bakış, belki de en çok bu kararlılığı anlatır.
Lempicka’nın beslendiği akımları tanımak için Kübizm nedir? yazısına, Picasso ve Ingres yazılarıma bakabilirsiniz. Aynı yıllarda Paris’te çalışan bir başka kadın sanatçı için Sonia Delaunay, akımları bir arada görmek için Modern sanat nedir? yazısı ve en ünlü ressamlar listem iyi bir başlangıç olur.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.






