New York Guggenheim Müzesi’nde Görülmesi Gereken 10 Eser

New York'taki Solomon R. Guggenheim Müzesi'nin spiral dış cephesi

New York’taki Guggenheim Müzesi’nde hangi eserler görülür?

New York’taki Solomon R. Guggenheim Müzesi, Frank Lloyd Wright’ın spiral binasında modern ve çağdaş sanatı bir araya getiriyor. Koleksiyonun kalbinde Kandinsky’nin soyut resimleri var; Kompozisyon 8 bu hikayenin başlangıcı sayılır. Marc’ın Sarı İnek’i, Rousseau’nun Futbol Oynayanlar’ı, Manet’nin Ayna Önünde’si ve Van Gogh’un Saint-Remy’de Dağlar’ı başlıca görülmesi gerekenler. Spiral rampanın kendisi de listenin en başında sayılabilir.

New York’taki Guggenheim’a gidenlerin çoğu önce binaya bakar. Haklılar da. Fifth Avenue boyunca dizilen dümdüz cepheler arasında kıvrımlı, açık renkli bir gövde birden karşınıza çıkıyor. İçeri girdiğinizde de alıştığınız salonları bulamıyorsunuz: tek bir rampa, tavandaki ışığa doğru sarmal çizerek yükseliyor.

Adı karışabilir, baştan söyleyelim: bu yazı New York’taki Solomon R. Guggenheim Müzesi’ni anlatıyor. İspanya’daki Guggenheim Bilbao ve Venedik’teki Peggy Guggenheim Koleksiyonu aynı vakfın çatısı altında, ama ayrı müzeler.

Bu müzeyi üç inatçı insan kurdu: modern sanata geç yaşta tutulan bir sanayici, soyut resme neredeyse inanır gibi bağlanan bir ressam ve yetmişini geçmiş bir mimar. Duvarlardaki eserleri de bu üçlünün hikayesini bilerek gezmek çok daha keyifli.

New York Guggenheim Müzesi’nin kısa hikayesi

Hikaye bir portreyle başlıyor. Solomon R. Guggenheim ile eşi Irene yıllarca eski ustaları ve Amerikan manzaralarını topladı. 1920’lerin sonunda, Solomon altmışlı yaşlarının sonundayken, Irene Alman ressam Hilla Rebay’e kocasının portresini ısmarladı. Rebay’in atölyesinin duvarlarında soyut resimler asılıydı. Guggenheim gözünü onlardan alamadı; ömrünün sonuna kadar sürecek ortaklık da böyle başladı.

Rebay soyut resme “nesnesiz sanat” diyordu, yani doğadan hiçbir şey kopyalamayan resim. Bu inancın arkasında Wassily Kandinsky vardı. Rebay gençliğinde, Zürih’te onun Sanatta Ruhsallık Üzerine kitabıyla tanışmış, bu kitap hem resmini hem hayata bakışını değiştirmişti. Yıllar sonra Kandinsky’nin yazılarını Guggenheim için çevirip yayımlayacaktı.

1930’da Rebay ile Guggenheim çifti Avrupa’ya gitti. Almanya’nın Dessau kentinde, Bauhaus okulunda ders veren Kandinsky ile tanıştılar. Guggenheim oradan Kompozisyon 8’i aldı. Koleksiyona girecek 150’den fazla Kandinsky eserinin ilki buydu.

Tablolar önce Plaza Oteli’ndeki süitlerin duvarlarına asıldı ve ziyaretçiler randevuyla geldi. 1937’de vakıf kuruldu, 1939’da da Doğu 54. Sokak’ta Nesnesiz Resim Müzesi açıldı. Müdürü Rebay’di ve burası gerçekten tuhaf bir yerdi: duvarlar pilili kadifeyle kaplıydı, havada tütsü kokusu vardı, arkada Bach ve Beethoven çalıyordu.

Guggenheim 1949’da öldü, müze 1952’de onun adını aldı. Aynı yıl Rebay de görevinden ayrıldı. Koleksiyonun ikinci büyük adımı ise 1963’te geldi: Münih’te galeri işleten, Yahudi olduğu için zulümden kaçıp 1941’de New York’a yerleşen Justin K. Thannhauser özel koleksiyonundan önemli eserleri vakfa armağan edeceğini açıkladı. Bu sayede müzede soyut sanatın yanı sıra ona giden yolu açan ressamları da görüyorsunuz.

New York Guggenheim Müzesi’nde mutlaka görülmesi gereken 10 eser

Guggenheim’da eserler dönüşümlü sergileniyor. Aşağıdaki eserlerden sekizi müzenin sitesinde New York’ta sergide görünüyor; Kompozisyon 8 ve Kırmızı Balon ise sergilenmiyor olabilir. Gitmeden önce müzenin çevrim içi koleksiyonuna bir bakın.

1. Wassily Kandinsky — Kompozisyon 8

Kandinsky'nin Kompozisyon 8 tablosu: açık zemin üzerinde daireler, üçgenler ve ince çizgiler
Wassily Kandinsky, Kompozisyon 8, 1923. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

Composition 8, Temmuz 1923. Tuval üzerine yağlıboya.

Bu resim, müzenin başlangıç noktası sayılabilir. Guggenheim’ın Dessau’da satın aldığı tablo bu. Kandinsky onu Bauhaus’ta öğretmenlik yaptığı yıllarda boyamış ve savaş sonrası işlerinin doruğu saymış.

Rusya’dan yeni dönmüştü. Oradaki genç sanatçıların geometrik diline yaklaşmış, ama resmin duygusundan vazgeçmemişti. Sonuçta daireler, üçgenler ve ince çizgiler aynı yüzeyde kimi yerde sakin, kimi yerde kavgacı duruyor.

Bu eserde neye bakmalı? Sol üstteki büyük siyah daireden başlayın, sonra çizgilerin sizi sağa doğru sürüklemesine izin verin. Kandinsky daireyi “en büyük karşıtlıkların birleşimi” olarak görüyordu. Tabloda kaç daire saydığınıza bakın: sonraki yıllarda resimlerinin başrolüne onlar geçecekti.

2. Franz Marc — Sarı İnek

Franz Marc'ın Sarı İnek tablosu: renkli bir manzarada sıçrayan sarı inek ve mavi dağlar
Franz Marc, Sarı İnek, 1911. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York. Fotoğraf: Dr. Alexey Yakovlev, CC BY-SA 2.0.

Yellow Cow, 1911. Tuval üzerine yağlıboya.

Franz Marc ilahiyat ve felsefe okuduktan sonra ressam olmuştu. Hayvanlarda, insanın çoktan kaybettiği bir saflık görüyordu. Renklere de kendi anlamlarını vermişti: sarı neşeli, yumuşak ve kadınsı; mavi ruhani ve erkeksiydi.

Şaşırtıcı yorum şu: Sanat tarihçisi Mark Rosenthal’a göre sıçrayan inek, Marc’ın 1911’de evlendiği Maria Franck’ı, arkadaki mavi dağlar da ressamın kendisini temsil ediyor olabilir. Yani bu neşeli inek gizli bir düğün tablosu olabilir. Kesin bilgi değil, bir yorum; ama resme bakışınızı değiştiriyor.

Bu eserde neye bakmalı? İneğin üzerindeki mavi lekelere ve arkadaki dağlara bakın. Sarı ile mavi birbirini çağırıyor. Toprağın turuncusu, kırmızısı ise manzarayı gerçek olmaktan çıkarıp bir ruh haline çeviriyor.

3. Kazimir Maleviç — Kar Fırtınasından Sonra Köyde Sabah

Maleviç'in Kar Fırtınasından Sonra Köyde Sabah tablosu: geometrik biçimli karlı köyde yürüyen iki kadın
Kazimir Maleviç, Kar Fırtınasından Sonra Köyde Sabah, 1912. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

Morning in the Village after Snowstorm, 1912. Tuval üzerine yağlıboya.

Birkaç yıl sonra Siyah Kare ile resmi sıfırlayacak olan Maleviç burada hala köylüleri boyuyor. Üslubun adı kübo-fütürizm: biçimleri parçalayan kübizmle hareketi seven fütürizmin Rusya’daki karışımı.

Maleviç mütevazı bir çevreden geliyordu ve düzenli bir sanat eğitimi almamıştı. Köyde geçen çocukluğu ise hafızasından hiç silinmemişti. Bu kadar “modern” görünen resmin kökü işte o köyde. Küçük bir ayrıntı: müze bu karlı sabahı yılbaşı kartlarında da kullanmış.

Bu eserde neye bakmalı? Kadınların eteklerine, evlere ve kar yığınlarına bakın. Hepsi sanki metalden kesilmiş koniler, silindirler gibi parlıyor. Kar bile burada yumuşak değil. Yine de yürüyen iki kadını hemen tanıyorsunuz: Maleviç henüz konuyu bırakmamış.

4. Paul Klee — Kırmızı Balon

Paul Klee'nin Kırmızı Balon tablosu: renkli dikdörtgenlerden oluşan şehrin üzerinde kırmızı balon
Paul Klee, Kırmızı Balon, 1922. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

Red Balloon, 1922. Karton üzerine yapıştırılmış, tebeşirle astarlanmış gazlı bezde yağlıboya (ve belki yağlı transfer çizimi).

Bu listedeki en küçük eser: yaklaşık 32 santimetre, yani bir defter kadar. Paul Klee onu tuvale değil, tebeşirle astarladığı gazlı beze yapmış. Yüzeydeki o eski, dokulu görünüm buradan geliyor.

Müzeye gelişinin de güzel bir hikayesi var. Bankacı Karl Nierendorf’u sanat satıcılığına ikna eden kişi Klee’ydi. Nierendorf New York’a geçti ve 1947’de vasiyetsiz öldü. Vakıf 1948’in başında onun bütün mirasını satın aldı; Kırmızı Balon da böylece koleksiyona girdi.

Bu eserde neye bakmalı? Önce yalnızca renkli dikdörtgenleri görün. Sonra bir adım geri çekilin: dikdörtgenler evlere, kırmızı daire de şehrin üstünde süzülen bir balona dönüşüyor. Resim aynı anda hem geometri hem masal.

5. Henri Rousseau — Futbol Oynayanlar

Rousseau'nun Futbol Oynayanlar tablosu: ağaçlı yolda çizgili kıyafetli dört oyuncu
Henri Rousseau, Futbol Oynayanlar, 1908. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

The Football Players, 1908. Tuval üzerine yağlıboya.

Henri Rousseau memurluk yaparken kırklı yaşlarında ciddi ciddi resme başlamıştı. Eleştirmenler onunla alay ediyordu, Picasso gibi sanatçılar ise ona büyük değer veriyordu.

Tablonun adında futbol geçiyor, ama oyuncuların elindeki top rugby topu. Rousseau yeni moda bir sporu resmederek çağını yakalamaya çalışmış. Bir de küçük bir öykü var: Thannhauser’in anlattığına göre tabloyu gençliğinde Paris’te bir pazarda bulmuş. Sonra satmak zorunda kalmış, müze de 1960’ta satın almış. Bugün hala onun koleksiyonuyla birlikte asılıyor.

Bu eserde neye bakmalı? Oyuncuların çizgili kıyafetlerine ve bıyıklarına bakın. Müzenin metni onları “pijamalı ikizlere” benzetiyor. Hepsi hareket halinde, ama aynı anda donup kalmış gibi. Tablonun tuhaf neşesi tam bu çelişkiden geliyor.

6. Camille Pissarro — Pontoise’da Hermitage

Pissarro'nun Pontoise'da Hermitage tablosu: köy evleri, yeşil yamaç ve kıvrılan yolda duran kadınlar
Camille Pissarro, Pontoise’da Hermitage, yaklaşık 1867. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

The Hermitage at Pontoise, yaklaşık 1867. Tuval üzerine yağlıboya.

Müzenin kendi tanımıyla burası koleksiyonun zaman çizelgesindeki başlangıç noktası. Yani Guggenheim’ın modern sanat öyküsünü en eskiden başlatan resim, soyut bir tablo değil, Fransız köyünde kıvrılan bir patika.

Üstelik Pissarro o günlerde bu haliyle bile cesurdu. Yaklaşık iki metre genişliğindeki bu boyut genellikle tarih sahnelerine ayrılırdı. Köylüleri ve sıradan bir yolu bu kadar büyük resmetmesini pek çok eleştirmen kaba buldu.

Bu eserde neye bakmalı? Yolun kıvrımını izleyin. Sizi öndeki kadınlardan evlere doğru götürüyor. Bir de ışıkla gölgenin nasıl ayrıldığına bakın. Pissarro henüz izlenimci, yani anlık ışığın peşine düşen ressam olmamış; o yola kısa süre sonra girecek.

7. Pierre-Auguste Renoir — Muhabbet Kuşlu Kadın

Renoir'ın Muhabbet Kuşlu Kadın tablosu: siyah elbiseli Lise Trehot elinde kuşla kafesin yanında
Pierre-Auguste Renoir, Muhabbet Kuşlu Kadın, 1871. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

Woman with Parakeet, 1871. Tuval üzerine yağlıboya.

Bu kadın Lise Trehot. Altı yıl boyunca Renoir’ın yakın arkadaşı ve modeliydi. Resim büyük olasılıkla ressamın Fransa-Prusya Savaşı’ndan dönüşünden hemen sonra yapıldı.

Hikayenin hüzünlü tarafı şu: Lise, Nisan 1872’de varlıklı bir aileden gelen bir mimarla evlendi ve anlaşılan Renoir’ı bir daha hiç görmedi. Tabloya bu bilgiyle bakınca kadının sessizliği de başka görünüyor.

Bu eserde neye bakmalı? Kafese, sonra Lise’nin elbisesine bakın. Odanın zengin ama boğucu havası, kuşun kafesiyle aynı işi görüyor. Müzenin yorumuna göre o dönemin kentli hanımı da eve kapalı bir hayat yaşıyordu. Kırmızı kuşak ise neredeyse bir kuş tüyü gibi dökülüyor.

8. Edouard Manet — Ayna Önünde

Manet'nin Ayna Önünde tablosu: korseli kadın sırtı dönük olarak aynaya bakıyor
Edouard Manet, Ayna Önünde, 1876. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

Before the Mirror, 1876. Tuval üzerine yağlıboya.

Manet Paris’i sarsmayı iyi biliyordu. Korseli bir kadını aynasının önünde gösteren bu resim de onun ünlü tablosu Nana ile akraba. Nana’nın adı, Emile Zola’nın sonradan yazacağı romandan da tanıdık gelir.

Ama burada çok önemli bir fark var: kadın bize sırtını dönmüş. Aynada yüzünü de seçemiyoruz. Hayal gücümüz gördüğümüzden fazlasını tamamlıyor; biz de özel bir ana izinsiz girmiş gibi oluyoruz.

Bu eserde neye bakmalı? Fırça darbelerine yakından bakın. Korse, saç ve perde birkaç hızlı vuruşla çözülmüş. Bir de kadının kıvrık koluna dikkat edin: müzeye göre bu duruş, arkasındaki varlığın farkında olduğunu düşündürüyor.

9. Vincent van Gogh — Saint-Remy’de Dağlar

Van Gogh'un Saint-Remy'de Dağlar tablosu: kıvrımlı fırça darbeleriyle kayalık dağlar ve mavi gökyüzü
Vincent van Gogh, Saint-Remy’de Dağlar, 1889. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York. Fotoğraf: Dr. Alexey Yakovlev, CC BY-SA 2.0.

Mountains at Saint-Remy, Temmuz 1889. Tuval üzerine yağlıboya.

Van Gogh bu resmi, kendi isteğiyle yattığı Saint-Remy’deki hastanede bir krizden toparlanırken yaptı. Dağlar hastanenin bahçesinden görünen Alpilles sıradağları. Kardeşi Theo’ya yazarken, insanların “dağlar böyle değildir” diyeceğini kendisi de söylüyordu.

Çerçevesinin de öyküsü var. Van Gogh altın yaldızlı süslü çerçeveleri sevmezdi. Müze 2007’de tablonun çerçevesini yeniden değerlendirdi ve doğru parçayı kendi koleksiyonunda buldu: 17. yüzyıldan kalma siyah bir İtalyan çerçevesi. Meğer o çerçeve aslında Miro’nun bir tablosuyla müzeye gelmişti.

Bu eserde neye bakmalı? Boyanın kalınlığına bakın. Kayalar, gökyüzü, yol: hepsi aynı kıvrımlı fırçayla akıyor. Van Gogh’un sözünü ettiği parmak kalınlığındaki koyu kontur çizgilerini de arayın. Sıkıntılı bir dönemin resmi, ama taşıdığı enerji sizi şaşırtabilir.

10. Paul Cezanne — Bibemus

Cezanne'ın Bibemus tablosu: taş ocağının turuncu kayaları, ağaçlar ve gökyüzü
Paul Cezanne, Bibemus, yaklaşık 1894–1895. Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York.

Bibemus, yaklaşık 1894–1895. Tuval üzerine yağlıboya.

Bibemus, Aix-en-Provence’ın doğusunda terk edilmiş, otlarla kaplanmış bir taş ocağı. Cezanne hayatının son döneminde buraya tekrar tekrar geldi. Yarı doğal, yarı insan eliyle kesilmiş kayalar onun geometrik bakışına tam uyuyordu.

Listeyi bu resimle bitirmenin bir sebebi var. Müze metni bu tabloyu soyut resmin yaklaşan gelişinin habercisi olarak okuyor. Yani Kandinsky’den başlayan yolculuk burada, onu mümkün kılan ressamda kapanıyor.

Bu eserde neye bakmalı? Tuvalin boya sürülmemiş yerlerini arayın. Cezanne bazı alanları boş bırakmış. Bu boşluklar hem yüzeyin düz olduğunu hatırlatıyor hem de çıplak kaya ve toprak gibi hacim kazanıyor. Hileyi bir kez yakalayınca resim gözünüzün önünde titremeye başlıyor.

Frank Lloyd Wright ve spiral binanın hikayesi

Binanın hikayesi bir mektupla başlıyor. 1 Haziran 1943’te Hilla Rebay, Frank Lloyd Wright’a yazdı. Wright’ın hiçbir binasını yerinde görmemişti, ama aradığı kişinin o olduğundan emindi. İstediği şey sıradan bir müze değil, “ruhun tapınağı”ydı.

Wright yetmişlerinin ortasındaydı. Elli yıllık meslek hayatında Manhattan’da tek bir iş bile almamıştı. Teklifi kabul etti ve hemen kendine özgü fikirler üretmeye başladı. Arsa ararken, savaştan sonra her yerde görüleceğini sandığı helikopterlere bile yer düşünüyordu.

Biçimi de cesurdu. Wright, Mezopotamya’nın basamaklı kuleleri olan zigguratları ters çevirdi: bina yukarı çıktıkça daralacağına genişleyecekti. Spiral kuramsal olarak gökyüzüne doğru sonsuza kadar sürebilirdi. “Bu saf iyimserlik” diyordu. Maketi gören gazeteciler ise, Time dergisinin aktardığına göre, onu kocaman beyaz bir dondurma makinesine benzetti.

Rebay ile Wright’ın yazışmaları başlı başına bir roman. Wright cephe için kırmızı istiyordu, Rebay bunu en maddi renk sayıp reddetti ve kırmızı planlardan silindi. Rebay tasarımdan kuşkulanınca Wright ona sert bir mektup yazdı: “Alçakgönüllü değilim. Ama ehilim.” Ana binanın yanındaki küçük yuvarlak yapı, Monitor, ilk planlarda Rebay’in evi olarak düşünülmüştü.

Sonra yıllar geçti. Arsa parça parça alındı, savaş sonrası malzeme fiyatları yükseldi, 1949’da Guggenheim öldü. Belediye de böyle bir yapıya izin vermekte zorlandı; bir gazete tasarımı “Hollywood’un korkunç bir avokadoburger büfesine” benzetti. Wright bu sürede yaklaşık yedi yüz eskiz çizdi. Temel ancak Ağustos 1956’da atıldı.

En sert itiraz ise sanatçılardan geldi. Aralık 1956’da aralarında Willem de Kooning, Franz Kline ve Robert Motherwell’in de bulunduğu 21 sanatçı müzeye açık mektup gönderdi: Eğimli rampa resim ve heykel sergilemeye uygun değildi. Müzenin yeni müdürü James Johnson Sweeney de düz duvar istiyordu. Wright’ın cevabı netti: resmi dikdörtgen bir odaya hapsetmeyecek, bütün mekan çerçeve olacaktı.

Wright binanın bittiğini göremedi. 9 Nisan 1959’da 91 yaşında öldü. Müze altı ay sonra, 21 Ekim 1959’da açıldı. Açılış sergisinde, binaya itiraz eden sanatçılardan bazılarının eserleri de vardı.

Bugün rampanın eğimi yalnızca üç derece; yani neredeyse farkına varmadan yürüyorsunuz. Zemindeki terrazzoyu, yani parlatılmış mermer kırıklı döşemeyi, Wright Roma’daki havalimanında görüp beğenmişti. Yapı 2019’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Mimarlık eleştirmeni Paul Goldberger’in sözüyle “çağımızın neredeyse her müzesi Guggenheim’ın çocuğu”.

New York Guggenheim Müzesi’ni nasıl gezmek gerekir?

Yalnızca 1 saatiniz varsa

Önce giriş katında durup yukarı bakın. Sonra Wright’ın düşündüğü gibi asansörle en üste çıkın ve rampadan aşağı inin. Kalan vaktinizi Thannhauser Koleksiyonu’na ayırın: Van Gogh, Manet ve Rousseau burada sizi bekliyor.

2-3 saatiniz varsa

Rampadaki sergiyi rahatça gezin, ardından koleksiyon salonlarında Marc ve Maleviç’i arayın. Thannhauser salonlarında Picasso’nun Ütü Yapan Kadın’ını da kaçırmayın; yorgunluğun en sade resimlerinden biri. Pissarro’dan Cezanne’a uzanan çizgiyi sırayla izlemek de iyi bir fikir.

Yarım gününüz varsa

Müzeyi bitirince dışarı çıkıp binayı karşı kaldırımdan bir kez daha izleyin. Central Park hemen karşıda. Aynı gün Metropolitan Müzesi’ne de geçebilirsiniz; birkaç sokak ötede. Eski ustaları görüp ardından Guggenheim’ı düşünmek, modern sanatın neye karşı çıktığını çok iyi gösteriyor.

New York Guggenheim Müzesi ziyaret bilgileri

  • Konum: Manhattan, Fifth Avenue üzerinde, Central Park’ın karşısında
  • Bilet: Biletleri ve güncel ücretleri resmi siteden kontrol edin.
  • Açılış günleri: Günler ve saatler değişebiliyor, yola çıkmadan kontrol edin.
  • Sergiler: Program sık değişiyor, eserlerin yeri de değişebiliyor.

Güncel program, saatler ve bilet bilgileri için Guggenheim New York’un resmi sayfasına bakabilirsiniz.

🧭 Gezmeye gidecekseniz: Bir Dakikada Geziyorum’daki New York gezi rehberi rotayı, ziyaret ipuçlarını ve çevrede görülecek yerleri anlatıyor.

Kısaca New York Guggenheim Müzesi

  • Şehir: New York, ABD
  • Tam adı: Solomon R. Guggenheim Müzesi
  • Spiral binanın açılışı: 21 Ekim 1959
  • Mimar: Frank Lloyd Wright
  • Kurucuları: Solomon R. Guggenheim ve Hilla Rebay
  • Koleksiyon: Modern ve çağdaş sanat
  • Öne çıkan sanatçılar: Kandinsky, Marc, Klee, Picasso, Van Gogh, Manet, Cezanne
  • Karıştırılmasın: Guggenheim Bilbao ve Venedik’teki Peggy Guggenheim Koleksiyonu ayrı müzeler

Guggenheim’dan çıkarken aklınızda yalnızca tablolar kalmıyor. Bir sanayicinin geç gelen merakı, bir ressamın bitmez inadı ve bir mimarın son büyük işi de sizinle geliyor.

Sanatçılar bu binanın resimlere haksızlık ettiğini söylemişti. Belki haklıydılar, belki değil. Ama bugün herkes rampada yürürken aynı şeyi yapıyor: bir gözü duvarda, bir gözü yukarıdaki ışıkta geziyor. Rebay’in istediği “ruhun tapınağı” belki de tam bu an.

Kapak görseli: Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York. Fotoğraf: Bmzuckerman, CC BY 4.0.

Sanat Tarihi Dönemleri →

Bu Ay Nereye?

İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.

Benzer Gönderiler