Hiç doğuya gitmemiş olmasına rağmen, oryantalist hamam temalarıyla ünlü Ingres

Ingres

1780-1867

Jean-Aguste-Dominique Ingres, (1780–1867) Neo-Klasik resmin en önemli temsilcisi olan Fransız ressamıdır. Fransa’da romantizmin gelişmeye başladığı dönemde akademik ilkelere bağlı belli bir güzellik anlayışına uyan ama bunun yanında özellikle kadın figürlerinde sıkça kullanan Ingres tam karşıt uçta yeralan Delacroix ile birlikte dönemin en sevilen sanatçısıdır.

Ingres- Türk hamamı

Ingres- Türk hamamı

1806 yılına kadar romantik bir anlayışla portre çalışmalarına yoğunlaşan sanatçının bu çalışmaları sonradan büyük değer kazanmış.
Sanatçı, 1814 yılına kadar bir yandan portre çalışmalarıyla hayatını kazanırken diğer yandan sanat yaşamının en gözde konuları arasında yer alacak olan “yıkananlar” konusunu işlemeye başlamış. Bu dönemden sonra sanatında oryantalist anlayışla ortaya çıkan “Odalık”adlı resmini gerçekleştirir. Hiç doğuya gitmemiş olmasına rağmen, “Türk Hamamı”adlı resmi yıkananlar ya da odalık temalarının işlendiği son resimlerinden biridir.

1814–20 yılları arasında Ortaçağ ve Rönesans dönemi temalarını içeren seri yapıtlar meydana getiren sanatçı, 1820 yılında Floransa’ya yerleşerek Montauban Katedrali tarafından sipariş edilen “XIII. Louis’nin Yemini” adlı eseri büyük başarı kazanmış.

Ingres- Madame Moitessier

Ingres- Madame Moitessier

1834 yılında Roma’daki Fransız Akademisi’nin başkanı olmuş ve 1862 yılına dek sayısız önemli yapıta imza atmış.
Fransız Neoklasik ressam Jean Auguste Dominique Ingres, çizginin renge üstünlüğüne inanırmış.

Fikirleri hocası David’in kilerle çeliştiği için daha yaşarken devrimci bir ressam olarak kabul edilmiş sanatçı, Neoklasisizm’e getirdiği yorumla, ustası kadar saygı görmeyi başarmış. Yaşamını Paris ve İtalya’da geçirmiş.

Ingres- Odalık Ingres, klasik bir üslupla çizginin güçlü bir anlatım aracı olduğunu gösteren yapıtlarıyla çok sonraları Degas ve Picasso’nun sanatına kaynaklık etmiş.

Fransa’nın güneybatısında yer alan Montauban’da doğmus Ingres, eğitimini ilk olarak (sanat ve müzikte) bir ressam ve minyatürcü olan babasından almış.

Erken yaşta yeteneği ortaya çıkmış. Böylece 11 yaşında heykel ve resim eğitimi almak üzere Toulouse’daki Sculpture et Architecture’e yazılmış. Altı yıl sonra David’in Paris’teki atölyesine girmiş ve bundan dört yıl sonra da gıpta ile bakılan Prix de Rome’u kazanmış.

Hükümetin fon yetersizliğinden dolayı 1806’ya kadar Paris’te kalmış ve yaşamını kazanmak için portreler yapmış.
Ingres, Roma’daki ilk yıllarında Rönesans sanatçıları üzerine çalışmalar yapmış.
Dört yıllık Prix de Rome dönemi sona erdiğinde portreler üreterek İtalya’da yaşamaya devam etmiş.

Ingres

Ingres

Prix de Rome kuralları gereğince yolladığı çalışmalar olumlu karşılanmamış. 17 yıl boyunca İtalya’da kalmış ve Fransa’ya döndüğünde üslubu artık Delacroix gibi sanatçıların ürettiği Romantisizm kadar popüler değilmiş.

Kendini David geleneğinde bir tarih ressamı olarak görmüş olsa da Ingres’ın büyük tarihî konulu resimleri, daha küçük boyutlu olan daha içten portreleri, hamamda yıkananları ya da ‘odalık’ları kadar güçlü değildir.

Sade renkleri, yumuşak yüzeyleri ve belli olmayan fırça vuruşlarıyla bu resimler, ona yavaş yavaş tanınırlık kazandırmış ve 1824 Paris Salonu’nda sergilenen XIII. Louis’nin Yemini ona nihayet eleştirel anlamda övgü getirerek tüm Fransa’da tanınmasını sağlamış.

1835’te Roma’ya dönmüş, buradaki Fransız Sanatlar Akademisi’nin müdürü olmuş ve altı yıl sonra Paris dönüşünde onuruna büyük bir karşılama töreni düzenlenmiş. Bundan sonra, Neoklasik yaklaşmı ve ustalığından dolayı David’le eşdeğer olarak takdir edilmiş.

Türk hamamı
Ingres’nin uzun bir ön hazırlık dönemi sonucu meydana getirdiği düşünülen “Türk Hamamı” adlı yapıtı, oryantalizmin izlerini taşımaktadır.
Ingres, bu yapıtını 1862 yılında 82 yaşındayken imzalamış. Ingres’nin bu eseri 108 cm çapında, daire şeklinde tuval panel üzerine yağlı boyadır.

Resim içerisinde 25 çıplak kadın figürü yer almakla birlikte, kadınların hiçbirinde cinsel uzuvlar gösterilmemiş. Resmedilen kadınların vücut hatları yuvarlak, hafif göbekli, dolgun, yüzleri ise oval ve dudakları incedir. Genelde açık tenli olarak resmedilen kadınlarda, ortamın eğlenceli gibi görünmesine rağmen figürlerin her biri kendi halinderesmedilmiş, eğlenme havası görünmemektedir.

Eseri oluştururken model kullanmayan Ingres, yıkanan kadınlar, oturan kadınlar, yatan odalık ve egzotik sultanlar adlı eserlerindeki konu ve figürleri tekrar tekrar ele alarak “Türk Hamamı” adlı yapıtını meydana getirmiş.

İlk yapıldığı zaman dikdörtgen formunda olan eser, daha sonra Ingres tarafından yuvarlak formuna dönüştürülmüş. Bu da bize resmi, dolayısıyla kadınlar ‘anahtar deliğinden gözlüyormuş’ hissini veriyor.

İstanbul’da uzun bir süre yaşamış olan İngiliz yazar Lady Mary Wortley Montague‘nun Türk Hamamı’nı detaylı olarak anlatan mektuplarına dayanarak çalışmış bu resmi.
Napolyon için yaptığı resim beğenilmeyince  Osmanlı diplomatı Halil Paşa’ya satmış resmi.
Hatta Ingres’in öğrencisi Gustave Courbet’de dünyanın en erotik tablosu olan “Dünyanın Kökeni”ni yaratmış. Bu tabloda Halil Paşa’nın koleksiyonunda yer almış bir süre.
Kendisini hep bir tarih ressamı olarak gören sanatçı,eserini gravürlerinden ve kitaplardan esinlenerek yapmış.

Ingres- Odalık

Büyük Odalık
1814 TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA 88,9 X 162,6 CM

MuskE DU LOUVRE, PARİS, FRANSA

Napolyon’un kız kardeşi, Napoli Kraliçesi Caroline Murat tarafından sipariş edilen ve 1819 Paris Salonu’nda sergilenen bu egzotik Türk harem kadını, Venedik Rönesansı’nın uzanan Venüsleri geleneğinde betimlenmiştir.
David gibi Ingres’ın biçimleri yumuşak ve heykelsidir; paleti yumuşatılmış ve yalındır.

 


 

Related Place