|

Pera Müzesi’nde Görülmesi Gereken 10 Eser

Pera Müzesi

Pera Müzesi’ndeki en ünlü eser hangisi?

Pera Müzesi’nin en ünlü eseri Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi; ama bu İstanbul müzesi birkaç katta Osmanlı resminden diplomasi tarihine, ticaretten seramiğe uzanan geniş bir hikaye anlatıyor. Osman Hamdi Bey’in İki Müzisyen Kız tablosu, Oryantalist Resim Koleksiyonu, Vanmour ve elçi resimleri ile Kütahya Çini ve Seramikleri de mutlaka görülmesi gerekenler arasında. Müze büyük değil; yaklaşık iki saatte Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’yla birlikte kalıcı koleksiyonları gezebilirsiniz.

İstanbul’da bir müze düşünün. Bir salonda Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi ile karşılaşıyorsunuz. Bir başka katta 18. ve 19. yüzyıl Avrupalı ressamların gözünden Osmanlı İstanbul’una bakıyorsunuz. Sonra teraziler, ağırlıklar, ölçü kapları ve Kütahya çinileri üzerinden bambaşka bir Anadolu tarihine geçiyorsunuz.

Pera Müzesi’nin gücü tam da burada. Müze büyük değil, ama birkaç kat içinde Osmanlı resminden diplomasi tarihine, gündelik yaşamdan ticarete ve seramik sanatına uzanan şaşırtıcı derecede geniş bir hikaye anlatıyor.

Pera Müzesi’nin kısa hikayesi

Pera Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından 8 Haziran 2005’te açıldı. Tepebaşı’ndaki yapı aslında 1893 yılında mimar Achille Manoussos tarafından Hôtel Bristol olarak tasarlanmıştı. Bina 2003’ten itibaren mimar Sinan Genim tarafından müzeye dönüştürüldü; tarihi cephe korunurken iç mekan çağdaş bir sergi yapısına uyarlandı.

Bugün müzenin temelini üç büyük koleksiyon oluşturuyor: Oryantalist Resim Koleksiyonu, Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu.

Pera Müzesi’nde mutlaka görülmesi gereken 10 eser ve bölüm

1. Osman Hamdi Bey — Kaplumbağa Terbiyecisi

Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu

1906

Pera Müzesi denince akla gelen ilk eser kuşkusuz Kaplumbağa Terbiyecisi. Osman Hamdi Bey’in en tanınmış yapıtı bugün yalnızca Türkiye’nin değil, Osmanlı resim tarihinin de simge eserlerinden biri.

Eser 1906 yılında Paris’teki Salon sergisinde L’homme aux tortues adıyla sergilendi; dönemin Salon kataloğunda Osman Hamdi Bey “Hamdy Bey” adıyla yer alıyordu. Resimde yaşlı bir erkek figürü, Bursa’daki Yeşil Camii’nin üst katını andıran çinili bir mekanda, kaplumbağaların arasında duruyor. Elinde ney benzeri bir çalgı, sırtında nakkare bulunuyor.

Bu eserde neye bakmalı? Önce adamla kaplumbağalar arasındaki ilişkiye. Figür sanki onları eğitmeye çalışıyor ama kaplumbağalar ağır ağır kendi dünyalarında hareket ediyor. Bu nedenle eser yıllardır Osmanlı bürokrasisine, toplumsal değişimin yavaşlığına ya da reformlara dair alegorik bir yorum olarak okunuyor.

Fakat önemli bir ayrıntı var: Osman Hamdi Bey’in bu anlamı kesin olarak amaçladığını kanıtlayan bir metin yok. Belki de eserin büyüsü biraz burada — Kaplumbağa Terbiyecisi tek bir cevabı olmayan bir resim.

2. Osman Hamdi Bey — İki Müzisyen Kız

Osman Hamdi Bey'in tambur ve def çalan İki Müzisyen Kız tablosu

1880

Koleksiyondaki en güzel Osman Hamdi Bey eserlerinden biri. Tabloda iki genç kadın geleneksel kıyafetler içinde müzik yaparken görülüyor. Müzenin yayınında eserde Bursa Yeşil Camii’nden mimari öğeler kullanıldığı ve kadınlardan birinin tambur, diğerinin def çaldığı belirtiliyor.

Bu eserde neye bakmalı? Kadın figürlerine. Batılı oryantalist ressamların Osmanlı kadınını çoğu zaman egzotik ve erotik bir unsur olarak gösterdiği dönemde Osman Hamdi Bey’in kadınları farklı: buradaki kadınlar edilgen figürler değil, müzik yapan, öğrenen, kültürel üretimin içinde yer alan bireyler.

Bu ayrım Osman Hamdi Bey’in oryantalizmini anlamak açısından çok önemli.

3. Osman Hamdi Bey bölümü

Osman Hamdi Bey'in bir tablosu
Osman Hamdi Bey’in eserlerinden biri.

Pera Müzesi’nde Osman Hamdi Bey’i yalnızca tek bir eser üzerinden görmemek gerekiyor. Müzenin koleksiyon sergilerinden biri doğrudan onun yaşamına ve sanatına ayrılmış durumda.

Ressam, arkeolog, müzeci, sanat eğitiminin kurumsallaşmasında öncü, Müze-i Hümayun müdürü, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurucusu. Osman Hamdi Bey’in önemi yalnızca tablolarından gelmiyor.

Burada neye bakmalı? Eserleri birbirinden bağımsız görmek yerine aynı sanatçının farklı kimliklerini düşünün. Çünkü Osman Hamdi Bey resimlerinde kullandığı mimariyi, objeleri ve kıyafetleri çoğu zaman arkeolog ve müzeci gözüyle seçiyor. Resim ile müzecilik birbirinden ayrılmıyor. Müzeci kimliğini yerinde görmek için kurucusu olduğu İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne de gidebilirsiniz.

4. Oryantalist Resim Koleksiyonu

Jean-Baptiste Vanmour'un Osmanlı dünyasını anlatan bir tablosu
Jean-Baptiste Vanmour, 18. yüzyıl. Pera Müzesi’nin Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndaki türden bir eser.

Müzenin en önemli koleksiyonlarından biri. Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın Oryantalist Resim Koleksiyonu, Osmanlı dünyasını konu alan Avrupalı ressamlarla Osmanlı sanatçılarının eserlerini bir araya getiriyor. Koleksiyon özellikle Osmanlı oryantalizmine odaklanmasıyla Türkiye’de önemli bir yere sahip.

Burada neye bakmalı? Aynı dünyaya iki farklı gözün nasıl baktığını karşılaştırın. Bir tarafta İstanbul’a dışarıdan gelen Avrupalı ressamlar, diğer tarafta Osman Hamdi Bey gibi içeriden bakan Osmanlı sanatçıları.

Bu karşılaştırma çok şey değiştiriyor. Oryantalizm yalnızca “Doğu’yu resmetmek” değil; kimin baktığı, nereden baktığı ve neyi göstermeyi seçtiği de hikayenin parçası.

5. Antoine de Favray — İstanbul Panoraması

Antoine de Favray'nın 18. yüzyıl İstanbul Panoraması tablosu

1773

Koleksiyondaki etkileyici İstanbul görünümlerinden biri. Fransız ressam Antoine de Favray uzun yıllar Osmanlı coğrafyasında çalıştı. 1773 tarihli İstanbul Panoraması yaklaşık iki metre genişliğinde büyük bir manzara resmi; müze kayıtlarında eser 100 × 213 cm olarak geçiyor.

Bu eserde neye bakmalı? Önce siluete, sonra kıyıya, gemilere, yapılara. 18. yüzyıl İstanbul’unun henüz fotoğrafın icadından çok önce nasıl görüldüğünü düşünün. Bu tablolar bugün yalnızca sanat eseri değil, aynı zamanda şehir hafızası.

6. Jean-Baptiste Vanmour ve elçi resimleri

Jean-Baptiste Vanmour'un Osmanlı sarayında elçi kabulünü gösteren resmi

18. yüzyıl İstanbul’unu anlamak için Pera’daki en ilginç isimlerden biri Jean-Baptiste Vanmour. Vanmour İstanbul’da uzun süre yaşadı ve Osmanlı saray törenlerini, elçi kabullerini, kıyafetleri ve gündelik yaşamı resmetti.

Bu eserlerde neye bakmalı? Protokole. Kim nerede duruyor? Padişaha kim yaklaşabiliyor? Elçi hangi kıyafeti giyiyor? Tören nasıl düzenleniyor? Bu resimler yalnızca portre değil, diplomasinin sahne dekoru.

Topkapı Sarayı yazımda anlattığım Arz Odası ve elçi kabul düzenini burada resim üzerinde görmek çok güzel bir bağlantı kuruyor.

7. Jean-Baptiste Hilair — Yeni Cami ve İstanbul Limanı

Jean-Baptiste Hilair'in Yeni Cami ve İstanbul Limanı tablosu

Koleksiyon sergisinde öne çıkan eserlerden biri. Müze, eserde Fransız Büyükelçisi Choiseul-Gouffier tarafından toplanan antik eserlerin Fransa’ya götürülmek üzere bir gemiye yüklenmesinin betimlendiğini belirtiyor.

Bu eserde neye bakmalı? İlk bakışta güzel bir İstanbul limanı görüyorsunuz. Ama biraz dikkat edince hikaye değişiyor: antik eserler gemilere yükleniyor.

Bir başka deyişle bu eser, bugün hala tartıştığımız arkeolojik eserlerin Avrupa’ya taşınması meselesinin görsel belgelerinden biri. Bir İstanbul manzarası bir anda kültürel miras tartışmasına dönüşüyor. Yaklaşık bir yüzyıl sonra, 1884’te Osman Hamdi Bey’in hazırlanmasına öncülük ettiği Asar-ı Atika Nizamnamesi, tam olarak bu manzaranın önüne geçmeyi amaçlıyordu. Aynı tartışmanın bugünkü yüzünü Troya Müzesi’nin boş vitrinlerinde görebilirsiniz.

8. Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu

Pera Müzesi koleksiyonundan renkli Kütahya seramikleri

Müzenin en renkli bölümlerinden biri. Kütahya yüzyıllar boyunca Anadolu’nun önemli seramik üretim merkezlerinden biri oldu.

Bu eserlerde neye bakmalı? İznik çinileriyle karşılaştırın. Kütahya’da renk paleti daha genişleyebilir, figürler ortaya çıkabilir; gündelik yaşam sahneleri, kuşlar ve farklı süsleme biçimleri görülebilir.

Çini burada yalnızca mimari yüzey değil. Tabak, kap ve gündelik nesne üzerinde yaşayan bir sanat haline geliyor.

9. Minas Avramidis ve Genovefa serisi

Minas Avramidis'in Genovefa Hikayesi'ni anlatan Kütahya seramik tabakları

Kütahya koleksiyonunun en ilginç hikayelerinden biri Minas Avramidis etrafında gelişiyor. Müzenin bu ustaya ayırdığı sergi, Genovefa Hikayesi’ni anlatan seramik tabak dizisine odaklanıyor.

Bu eserlerde neye bakmalı? Seramik yüzeyin nasıl hikaye anlatmaya başladığına. Bir tabak artık yalnızca dekoratif obje değil; üzerindeki figürler bir anlatının bölümlerine dönüşüyor.

Bu eserler aynı zamanda geç Osmanlı Kütahya’sındaki gayrimüslim, özellikle Ermeni ustaların seramik üretimindeki önemli rolünü hatırlatıyor.

10. Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu

Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu'ndan teraziler ve ağırlıklar

İlk bakışta resim ve seramik koleksiyonları kadar çekici görünmeyebilir. Ama bence Pera Müzesi’nin en şaşırtıcı bölümlerinden biri.

Koleksiyon yaklaşık 10.000 objeden oluşuyor ve tarih öncesi dönemlerden yakın geçmişe kadar Anadolu’da kullanılan ağırlık ve ölçme sistemlerini kapsıyor: teraziler, ağırlıklar, uzunluk ölçüleri, hacim kapları; ticaret, mimarlık, kuyumculuk, denizcilik ve eczacılıkta kullanılan araçlar.

Burada neye bakmalı? Şunu düşünün: bir kilo gerçekten ne zaman bir kilo oldu? Bugün ölçülerin evrensel ve değişmez olduğunu düşünüyoruz. Oysa yüzyıllar boyunca her şehir, devlet ve ticaret sistemi farklı standartlar kullanabiliyordu.

Bu nedenle ölçmek yalnızca bilimsel bir mesele değildi; ticaretin güveni, vergi sistemi ve hatta devlet otoritesiyle ilgiliydi. Birkaç küçük metal ağırlık üzerinden koskoca bir ekonomik tarih okumaya başlıyorsunuz.

Pera Müzesi’nin binasını da unutmayın

Müzenin kendisi de görülmesi gereken bir yapı. 1893 tarihli Hôtel Bristol, dönemin Pera bölgesinin önemli otellerinden biriydi. Tuğla yığma olarak inşa edilen yapı neoklasik mimari özellikler taşıyordu; büyük bir lobi, mermer merdivenler, asansör, salonlar ve dönemi için konforlu odalara sahipti. Otel 1980’lerin başına kadar hizmet verdi.

Bugünkü müze dönüşümünde tarihi dış cephe korunurken iç mekan tamamen çağdaş sergi ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlandı.

Burada neye bakmalı? Müzeye girmeden önce karşı kaldırıma geçip cepheye bakın, sonra içeri girin. Dışarıda 19. yüzyıl Pera’sı, içeride çağdaş bir müze. Bu iki dönem aynı binanın içinde üst üste duruyor.

Pera Müzesi’ni nasıl gezmek gerekir?

Ben şu sırayla gezerdim: Kaplumbağa Terbiyecisi → Osman Hamdi Bey bölümü → Oryantalist resimler → elçi resimleri → Kütahya seramikleri → Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri. Bu şekilde resimden başlayıp giderek gündelik yaşam tarihine geçiyorsunuz.

Bir başka güzel yöntem de Pera’yı “Osmanlı’nın dışarıdan ve içeriden nasıl görüldüğü” sorusu üzerinden gezmek. Önce Batılı ressamlar, sonra Osman Hamdi Bey. Aradaki fark çok daha görünür oluyor.

Yalnızca 1 saatiniz varsa

Şunlara öncelik verin: Kaplumbağa Terbiyecisi, İki Müzisyen Kız, Osman Hamdi Bey bölümü, Oryantalist Resim Koleksiyonu ve Kütahya çinileri. Bir saat Pera için yapılabilir ama geçici sergi varsa biraz kısa kalır.

2 saatiniz varsa

Bence ideal süre. Kalıcı koleksiyonları rahatça görebilir ve geçici sergiye de zaman ayırabilirsiniz. Pera Müzesi’nin avantajı Topkapı ya da Louvre gibi fiziksel olarak yorucu olmaması: küçük ama yoğun.

Aynı gün Beyoğlu’nda kalacaksanız, yokuş aşağı inip Tophane’deki İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile İstanbul Modern’i de programa ekleyebilirsiniz. Osman Hamdi Bey’in başka eserlerini görmek isterseniz Sakıp Sabancı Müzesi ve Milli Saraylar Resim Müzesi yazılarıma da göz atabilirsiniz.

Pera Müzesi ziyaret bilgileri

  • Adres: Meşrutiyet Caddesi No:65, Tepebaşı / Beyoğlu, İstanbul
  • Açılış saatleri: Salı–cumartesi 10.00–19.00, cuma 22.00’ye kadar, pazar 12.00–18.00
  • Kapalı gün: Pazartesi
  • Genç Çarşamba: Öğrenciler çarşamba günleri ücretsiz
  • Uzun Cuma: Cuma akşamları geç saate kadar açık, akşam saatlerinde ücretsiz giriş uygulaması bulunuyor
  • Önerilen süre: 1,5–2 saat

Uzun Cuma uygulaması Beyoğlu’nda akşam planına müze eklemek isteyenler için ideal. Güncel saatler, bilet fiyatları ve sergi programı için müzenin resmi sitesine bakabilirsiniz.

Geçici sergiler

Pera Müzesi kalıcı koleksiyon sergilerinin yanı sıra düzenli olarak uluslararası geçici sergilere ev sahipliği yapıyor. Program sık değiştiği için ziyaret öncesinde resmi sayfayı kontrol etmek iyi olur; geçici sergiler genellikle ayrı bir kat kaplıyor ve ziyaret süresini uzatıyor.

Kısaca Pera Müzesi

  • Şehir: İstanbul
  • Semt: Tepebaşı / Beyoğlu
  • Bina: Eski Hôtel Bristol, 1893
  • Mimar: Achille Manoussos
  • Müzeye dönüşüm: Sinan Genim
  • Müzenin açılışı: 8 Haziran 2005
  • Kurucu: Suna ve İnan Kıraç Vakfı
  • Ana koleksiyonlar: Oryantalist Resim, Kütahya Çini ve Seramikleri, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri
  • En ünlü eser: Kaplumbağa Terbiyecisi
  • Önerilen ziyaret süresi: 1,5–2 saat
  • Kapalı gün: Pazartesi

Pera Müzesi’nden çıktığınızda insanın aklında yalnızca Kaplumbağa Terbiyecisi kalmıyor. Bir başka şey daha kalıyor: bakış meselesi.

Avrupalı bir ressam Osmanlı’yı nasıl görmüş? Osman Hamdi Bey kendi dünyasını nasıl resmetmiş? Bir elçi İstanbul’a geldiğinde ne görmüş? Bir seramik ustası Anadolu’daki hikayeyi tabağa nasıl aktarmış? Bir tüccar yüzlerce yıl önce ağırlığı nasıl ölçmüş?

Pera Müzesi çok büyük bir bina değil. Ama birkaç katta aynı coğrafyaya birbirinden tamamen farklı gözlerle bakmayı öğretiyor.

Osman Hamdi Bey’in hayat hikayesi için Osman Hamdi Bey, İstanbul’un diğer resim koleksiyonları için Sakıp Sabancı Müzesi ve Milli Saraylar Resim Müzesi yazılarıma, ressamların biyografileri için Ressamlar sayfasına, Türkiye’deki diğer müzeler için Türkiye Müzeleri Rehberi’ne bakabilirsiniz.

Benzer Gönderiler