Bazı heykeller kusursuz görünür… Bazıları ise canlı. Auguste Rodin’in eserlerine baktığınızda taş ya da bronz değil, hareket eden bedenler görürsünüz.Kaslar gerilir, eller sıkılır, yüzler düşünür… Sanki heykeller birkaç saniye sonra hareket edecekmiş gibi hissedilir. Ve belki de bu yüzden Rodin, modern heykelin fikir babası kabul edilir.
François Auguste Rodin, 1840 yılında Paris’te işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 14 yaşında dekoratif sanatlar okuluna girdi ve heykelle ilgilenmeye başladı. Bir süre Fransız heykeltıraş Jean-Baptiste Carpeaux ile çalıştı. 1857 yılında dönemin en önemli sanat okulu olan Ecole des Beaux-Arts’a başvurdu. Ancak üç kez reddedildi. Bu reddedilişler Rodin’in klasik akademik sanat anlayışından daha bağımsız gelişmesine neden oldu. Ertesi yıl dekoratif duvar ustası olarak çalışmaya başladı.
1862 yılında kız kardeşi Maria’nın ani ölümü Rodin’i derinden sarstı. Bir süre dini bir tarikata katılmayı düşündü. Ancak babası onu yeniden sanatına dönmeye ikna etti. Bu kırılma noktası Rodin’in sanatındaki:
1864 yılında Paris Salonu’na The Man with the Broken Nose adlı mermer baş heykeliyle başvurdu. Eser reddedildi.Daha sonra adını “Romalı Portresi” olarak değiştirince kabul edildi. Aynı yıl Rokoko tarzındaki çalışmalarıyla tanınan Albert-Ernest Carrier-Belleuse’ün atölyesine girdi ve yaklaşık altı yıl burada çalıştı.
Rodin’in sanat tarihindeki en büyük etkisi, heykeli kusursuz klasik güzellik anlayışından çıkarıp daha insani hale getirmesidir.
Klasik heykeller çoğu zaman dengeli ve durağan görünüyordu. Rodin’in figürleri ise:
Rodin insan bedenini yalnızca anatomik yapı olarak değil, ruhsal yönüyle ele aldı. Onun figürleri:
1875 yılında Rodin The Age of Bronze üzerinde çalışmaya başladı. 1877 Paris Salonu’nda sergilenen eser o kadar gerçekçi bulundu ki, bazı eleştirmenler Rodin’i canlı modelden kalıp almakla suçladı. Bu aslında onun insan anatomisini ne kadar güçlü kullandığının göstergesiydi.
Rodin denince akla ilk gelen eserlerden biri The Thinker olur. Bu heykelin oldukça ilginç bir hikâyesi vardır. Aslında Rodin’in dev projesi olan The Gates of Hell için tasarlanmıştı. Heykelin Dante Alighieri’yi temsil ettiği düşünülür.
Rodin, Divine Comedy’nin özellikle “Cehennem” bölümünden etkilenmişti. Rodin çalışırken küçük figürler üretip bunları sürekli yer değiştirirmiş.
Bu süreç:
1904 yılında büyük bronz versiyonu Paris’te sergilendi. 1922’de ise Musée Rodin’e taşındı. İstanbul’daki Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Mental Health and Neurological Diseases Training and Research Hospital girişinde de bu heykelin bir kopyası bulunur. Bu kopya, hastanede tedavi gören ressam ve heykeltıraş Kemal Künmat tarafından yapılmaya başlanmıştır.
The Gates of Hell Rodin’in yaşamı boyunca üzerinde çalıştığı en büyük projelerden biridir. Beş metreyi aşan bu eser:
Rodin’in en tanınan eserlerinden biri The Kiss olur.Rodin bu eser için:“Eğlenceli ama sıradan.”demiş olsa da, eser bugün dünyanın en ünlü heykellerinden biridir.Heykel:
1883 yılında Rodin, Victor Hugo’nun büstünü tamamladı. Victor Hugo’yu çıplak biçimde kayaya oturtarak resmetmesi Fransız toplumunda büyük tartışma yarattı. Bir başka tartışmalı eser ise Monument to Balzac oldu. Edebiyatçılar Birliği’nin siparişiyle yapılan bu heykel:
1885 yılında Rodin, The Burghers of Calais anıtını yapmaya başladı. Bu eser, Yüz Yıl Savaşları sırasında kentlerini kurtarmak için kendilerini feda eden altı Calais vatandaşını anlatır. Rodin burada kahramanlığı:
Rodin’in hayatındaki en önemli kişilerden biri Camille Claudel idi. 1883 yılında tanıştılar. Claudel:
İkisi birlikte birçok çalışma yaptı. Hatta bazı sanat tarihçileri The Gates of Hell’in önemli bölümlerinde Claudel’in büyük katkısı olduğunu düşünür.
Ancak ilişkileri oldukça fırtınalıydı. Rodin’in uzun yıllardır birlikte olduğu Rose Beuret ile ilişkisini bitirmemesi, Camille Claudel’i derinden etkiledi. Claudel zamanla ruhsal sorunlar yaşamaya başladı ve 1913 yılında akıl hastanesine kapatıldı. 1943 yılındaki ölümüne kadar orada kaldı.
Rodin 1900 yılına gelindiğinde yaşayan en büyük heykeltıraşlardan biri kabul ediliyordu. 1900’de Paris’te, 1902’de Prag’da büyük sergiler açtı. 1917 yılında sonunda Rose Beuret ile evlendi. Ancak Rose zatürre nedeniyle yalnızca 16 gün sonra hayatını kaybetti. Rodin ise aynı yıl, 17 Kasım 1917’de öldü. Bugün ikisi de Musée Rodin bahçesinde, Düşünen Adam heykelinin yakınında gömülüdür.
Rodin’in heykellerine baktığınızda yalnızca taş ya da bronz görmezsiniz. İnsan bedeninin ağırlığını, düşüncenin yoğunluğunu ve duyguların hareketini hissedersiniz. Belki de onu bu kadar önemli yapan şey tam olarak buydu: Heykeli kusursuz bir nesne olmaktan çıkarıp yaşayan bir şeye dönüştürmesi.
Rodin, modern heykelin öncüsü kabul edilen Fransız heykeltıraştır.
En tanınan eseri The Thinker kabul edilir.
Heykele hareket, duygu ve insan psikolojisini güçlü biçimde taşıdığı için önemlidir.
Camille Claudel, Rodin’in öğrencisi, çalışma arkadaşı ve sevgilisi olan önemli Fransız heykeltıraştır.
Musee Rodin Paris’tedir.