Floransa’da sanat yavaş yavaş gerçekliğe yaklaşırken, İtalya’nın başka bir köşesinde bambaşka bir estetik doğuyordu. Daha zarif, daha şiirsel, daha duygusal…İşte bu dünyanın merkezinde Duccio di Buoninsegna vardı.
Duccio, yalnızca bir ressam değil; Siena Okulu’nun en güçlü sesi ve Batı sanatında duygunun incelikli bir şekilde işlendiği yeni bir anlatımın öncülerinden biri oldu.
Duccio’nun yaklaşık 1255 yılında Siena’da doğduğu ve 1319 civarında hayatını kaybettiği düşünülür.
Yaşadığı dönemde sanat dünyası iki farklı yolda ilerliyordu:
Duccio’nun sanatı, Bizans etkisini tamamen terk etmez ama onu yumuşatır. Figürler daha nazik, yüzler daha ifade dolu, renkler ise daha sıcak ve akıcı hale gelir.
Duccio’nun önemi, yalnızca teknik yeniliklerinde değil; sanatın ruhunu değiştirmesinde saklıdır.
Duccio’nun figürleri güçlü değil, zariftir.Onun dünyasında sertlik yoktur; yumuşak bakışlar, ince hareketler ve duygusal sahneler vardır.
Altın fonlu arka planları korumasına rağmen, renkleri daha canlı ve geçişli kullanarak resimlere derinlik kattı.
Duccio’nun en büyük farklarından biri de sahneleri bir hikâye gibi anlatmasıdır.Bir tabloya baktığınızda yalnızca bir anı değil, bir duygunun akışını hissedersiniz.
Duccio denince akla ilk gelen eser Maestà (Duccio) olur.Siena Katedrali için yapılan bu devasa altar panosu, sanat tarihinin en etkileyici eserlerinden biridir.
Ön yüzünde Meryem ve çocuk İsa yer alırken, arka yüzünde İsa’nın hayatından sahneler anlatılır.
Bu eser yalnızca bir tablo değil, adeta görsel bir hikâye kitabıdır.
Duccio, Siena Okulu’nun en önemli temsilcisidir.Bu okul, Floransa’daki sanat anlayışından farklı olarak:
Bu yönüyle Duccio’nun sanatı, Giotto di Bondone’nun daha “gerçekçi ve hacimli” dünyasına karşı şiirsel bir alternatif gibidir.
Sanat tarihinde genelde büyük kırılmalar daha çok Giotto gibi isimlerle anlatılır.Ancak Duccio’nun etkisi daha sessiz ama derindir. Onun açtığı yol, daha sonra gelen Siena’lı sanatçılar üzerinde büyük etki yaratmıştır. Özellikle:
Kısa bir karşılaştırma yaparsak:
Bu iki yaklaşım, Rönesans sanatının farklı damarlarını oluşturur. Duccio’nun tablolarına baktığınızda bir şey fark edersiniz: Bu resimler bağırmaz… fısıldar.
Altın zeminler üzerinde süzülen figürler, ince bir duygunun izini taşır. Ve belki de bu yüzden Duccio, sanat tarihinde “yüksek sesli bir devrimci” değil; zarif bir dönüşümün mimarı olarak hatırlanır.
Rucellai Madonnası – 1285 – 450 X 290 CM- Uffizi Müzesi -Floransa
Floransa’daki Santa Maria Novella kilisesine, bugünRucellai Madonnası olarak bilinen büyük sunak resmini yapma
siparişini almış.
Duccio, 13. yüzyıl sonlarında Siena’da yaşamış İtalyan ressamdır ve Siena Okulu’nun kurucusu kabul edilir.
Sanata zarif, duygusal ve hikâye anlatımı güçlü bir yaklaşım getirerek Rönesans öncesi sanatın gelişimine katkı sağlamıştır.
En ünlü eseri Maestà (Duccio) adlı büyük altar panosudur.
Giotto daha gerçekçi ve hacimli figürler kullanırken, Duccio daha zarif ve dekoratif bir stil benimsemiştir.
Yaklaşık 1255 yılında doğmuş ve 1319 civarında hayatını kaybetmiştir.
Eserlerinin önemli bir kısmı Siena’da ve özellikle Siena Cathedral içinde sergilenmektedir.

Duccio – Gotik