Bazı ressamlar bir dönemi temsil eder…Bazıları ise resim sanatının yönünü tamamen değiştirir.Jan van Eyck, Kuzey Rönesansı’nın en önemli sanatçılarından biri ve yağlı boya tekniğini olağanüstü bir seviyeye taşıyan ressam olarak kabul edilir.Onun tablolarına yaklaştığınızda şaşırtıcı bir şey fark edersiniz:Kumaş gerçekten kumaş gibi görünür.Mücevher ışığı yansıtır.Cam, metal ve deri neredeyse gerçekmiş hissi verir.Ve belki de bu yüzden Jan van Eyck’in eserleri, aradan geçen yüzyıllara rağmen hâlâ büyüleyici görünür.
Jan van Eyck’in yaklaşık 1390 yılında bugünkü Belçika sınırları içinde doğduğu düşünülüyor.Hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmasa da onun dönemin en saygın ressamlarından biri olduğu biliniyor.
Burgonya Dükü Philip the Good için çalışan sanatçı, yalnızca ressam değil aynı zamanda diplomat olarak da görev yaptı.Bu durum onun Avrupa aristokrasisi içinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.
Jan van Eyck’in sanat tarihindeki en büyük etkisi, gerçekçiliği inanılmaz bir seviyeye taşımasıdır.
Yağlı boya Van Eyck’ten önce de vardı.Ama o, katman katman uyguladığı ince boya tekniğiyle resimlere olağanüstü bir detay ve ışık etkisi kazandırdı.Bu yüzden birçok kişi onu yanlış şekilde “yağlı boyayı bulan ressam” sanır.
Aslında yaptığı şey, bu tekniği mükemmelleştirmekti.
Van Eyck’in tablolarında:
İtalya’da Rönesans daha çok perspektif ve anatomi üzerine gelişirken, Kuzey Avrupa’da detay, ışık ve sembolizm ön plana çıkıyordu.Van Eyck bu yaklaşımın en güçlü temsilcilerinden biri oldu.
Jan van Eyck denince akla ilk gelen eser Arnolfini Portrait olur.1434 yılında yapılan bu tablo, sanat tarihinin en gizemli eserlerinden biridir.İlk bakışta sıradan bir çift portresi gibi görünür.Ama tablo detaylarla doludur:
Her detayın sembolik bir anlam taşıdığı düşünülür.Özellikle arka duvardaki küçük aynanın içindeki yansımalar, sanat tarihinin en etkileyici detaylarından biri kabul edilir.