BarokModern Sanat ÖncesiRessamlar

Rönesans reformlarına karşı kilisenin tekrar puan toplama haraketi – Barok

Maniyerizm’i izleyen sanat üslubunu tanımlamak üzere kullanılan bir terim olan Barok, olasılıkla Portekizce biçimsiz inci anlamına gelen ‘barocco’ kelimesinden  üretilmiş.

Tanım, güçlü ton karşıtlığıyla duygu, dinamizm ve dramı yansıtan bir şanat anlayışını ifade etmek için sonradan ortaya konulmuş. Barok, Avrupa’daki dinsel gerilimlerin bir sonucu olarak gelişmiş ve Katolikliğin imajını güçlendirmek amacını taşıyormuş.

Barok Katolik uyanışını temsil eder; kabaca Rönesans reformlarına karşı klisenin tekrar puan toplama arzusudur. Şarşırtan ve kendini seyrettiren cehpeler, etkileyici süslemeler, freskler, dünya üzerine indirilmiş cennet ile zayıflayan inancı diriltmeye uğraşmıştır.

En başta gelen özelliği ışık ve gölge kullanımıdır. Işık birden parlamış ve sönecekmiş gibidir.

Barok mimarisinde yapılar süslüdür. Yapılar da saraylar gibi süslenir. Pencerelerin çoğalmasıyla yapı içi aydınlanmış. Balkon ve merdiven unsurları bu dönemde ortaya çıkmış. Bahçe mimarisi önem kazanmış.

Barok resimlerinde, kompozisyon unsuruna verilen önem azalır, Vücut anatomisi küçük adale ve damarlara kadar gösterilmiş. Klasik sanata göre durgun yüz ifadesi yerini hisli, ıstıraplı ve neşeli tavırlara bırakmış. Figürler adeta tiyatro sahnesindeymiş gibi pozlar takınmışlar.

Osmanlı baroğunun ilk eserleri Dolmabahce sarayı, Nuruosmaniye camii, Laleli camii.

Eğer tekelime ile Barok’u anlatmak istesek  “hareket”tir barok dönemin özeti. Rönesans’ın durağanlığına, simetrisine verilen tepkiyle; trento konseyi’yle başlayan karşı reform’un birleşmesiyle tarihin en güzel dini resimleri meydana gelmiş.

Trento Konsülü

1500’lerin başlarında, , Katolik öğretilerin Protestanlık hareketi tarafından dışlanmasına tepki olarak Katolik kilisesi’nin piskoposları, 1545 ve 1563 yılları arasında İtalya’da Trento Konsülü’nü toplamış.

25 oturum boyunca kilise öğretisi ve uygulaması sorunlarını tartıştışmışlar. Kararlardan biri, dinsel sanatın doğrudanlık, kesinlik, gerçekçilik ve mantık yoluyla dindarlığı tesvik etmesi gerektiğiymiş.

Barok üslup, ilk  İtalya’da doğmuş, sonra Fransa, Almanya, Hollanda, İspaanya ve İngiltere’ye yayılmış. Yeni sanat anlayışı, görsel duygusal anlamda cazip olmak ve açık bir şekilde etkilemek, eğitmek doğrultusundaki Katolik öğretisine odaklanmak amacındaymış.

Üslup Rönesans’tan üç boyutluluk, perspektif ve klasik çizgileri alırken Maniyerizm’den hareketi ve yoğun duyguyu miras almış. Barok sanatın iki en önemli özelliği, canlı ışık ve gölge karşıtlığı ile doku ve ayrıntıların yakından gözlemiydi.

Rönesans’ın figürleri ve konuları idealize etme yaklaşımına karşı gelerek Barok sanatçıların pek çoğu sıklıkla sıradan insanları model olarak kullanıp gerçekçi figürler ve durumları betimlemişler.

Enerjik ve karmaşık kompozisyonlar uğruna dingin uyumlar terk edilmiş. Öyküleri herhangi bir yanlış yoruma yer vermeyecek şekilde anlatmayı amaçlayan, doğrudan ve dramatik bir sanat anlayışıydı.

Aynı sırada mimarlar gurur, güç ve nüfuzu ifade eden etkileyici yapılar ve iç mekânlar yaratmaya başlamış. Barok mimari; muazzam girişler ve merdivenler, gösterişli saraylar ve odalar, geniş dramatik üsluplar yelpazesi ile ışık ve gölge kullanımına ağırlık vermiş.

Barok’un Yayılışı

Floransa’nın ve Venedik’in başlıca sanat merkezleri olduğu Rönesans’ın aksine, Barok dönemin başlangıç durağı Roma’ydı. Yeni üslup kısa sürede diğer Katolik ülkelcre yayılmış. Her ne kadar kimileri çok gerçekçi olduğu için karşı çıksa da Caravaggio’nun son derece dramatik sanatı hayranlık uyandırmış.

Önde gelen Barok heykeltıraş Gian Lorcnzo Bernini (1598-1680) İncilden alınma ve mitolojik hikâyelerin ifadeli ve enerjik sunumlarıyla kuşaklar boyunca pek çok sanatçıyı derinden etkilemiş.

Flaman’da Rubens, serbest boya kullanımıyla dinsel ve din dışı eserler üretirken Fransa’da Poussin’in canlı, açık üslubu ve Claude’un klasik manzaraları Rubens’in tutkulu resmiyle karşıtlık oluşturmuş.

Aynı sıralarda İspanya’da sanat, Velâzquez‘in hızlı, göz kamaştırıcı firça vuruşlarıyla yeni zirvelere ulaşmış. Belçika ve İngiltere’de canlı, zarif portreleri ve gösterişli dokularıyla Van Dyck, Barok üslubu daha da kuzeye yaymış. Bununla birlikte Hollanda ve Britanya gibi Protestan ülkelerde Barok olabildiğince direnç gördüğünden yayılması zaman almış. Kuzey Avrupa’da gelişen Barok sanat, Katolik ülkelerin tercih ettiği duygusal etkiden uzaklaşarak günlük yaşamdaki gerçekliğe vurgu yapma eğiliminde olmuş.

Üslup en büyük etkiye ve kalıcılığa Katolik ülkelerde sahip olmuş. 18. yüzyılda giderek daha gösterişli olmaya başlamış ve nihayetinde daha hafif, daha dekoratif Rokoko üsluba yerini bırakmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir