Paul Cezanne’in yaşamını, sanat anlayışını ve çocukluk arkadaşı Emile Zola ile olan karmaşık dostluğunu daha yakından tanımak isteyenler için Cezanne et Moi (2016) mutlaka izlenmesi gereken filmlerden biridir.
Yonetmenligini Daniele Thompson‘ın ustlendigi film, yalnizca unlu ressam Paul Cezanne‘in biyografisini anlatmakla kalmaz; ayni zamanda 19. yuzyil Fransa’sinin en onemli yazarlarindan biri olan Emile Zola ile yaklasik kirk yil suren dostluklarini da merkezine alir.
Film, ikilinin Aix-en-Provence‘ta baslayan cocukluk yillarindan Paris’teki sanat ve edebiyat cevrelerine uzanan hayatlarini kronolojik bir sekilde anlatir. Bir yanda maddi guvencesi olmasina ragmen surekli kendini sorgulayan, huysuz ve ice kapanik bir ressam; diger yanda basari basamaklarini hizla cikan, ozguveni yuksek bir yazar vardir.
Sanat tarihiyle ilgilenenler icin filmin en guclu yani, Paul Cezanne’in eserlerinin ortaya cikis surecini ve sanatcinin uretim sancilarini basarili bir atmosferle yansitmasidir. Ozellikle Provence manzaralari ve ressamin dogayla kurdugu iliski filmin gorsel dunyasini oldukca etkileyici hale getirir.
Filmin en carpici bolumu, Emile Zola’nin 1886 yilinda yayimladigi L’Oeuvre (Basyapit) romanidir.
Romanin merkezindeki ressam Claude Lantier, buyuk bir eser yaratma hayaliyle yasayan ancak hicbir zaman tablosunu tamamlayamayan, basarisizlik duygusuyla mucadele eden trajik bir sanatcidir.