Aktif bir komünist ve Fridanın eşi Meksikalı ressam Diego Rivera

Diego Rivera

1886-1957

Düzene ve politik sisteme başkaldırması ile tanınan çapkın ressam Rivera 1886 yılında, Mexico’nun, Aztek medeniyetinin merkezi Guanajuato şehrinde doğmuş.İspanyol soyundan gelen orta halli bir ailenin çocuğu olan Diego Rivera 3 yaşındayken resim yapmaya başlamış. Babası askeri eğitim almasını istemiş fakat sanat yeteneğinin keşfedilmesi sonucu  gündüzleri ilkokula, geceleri ise Güzel Sanatlar Akedemisi’nde gitmiş.

1907 senesinde üç yıllık bir burs kazanarak Avrupa’yı gezmiş. (İspanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere).

Cezanne‘den, Fov’lardan Henri Rousseau’nun resimleri beğenmiş etkilenmiş.Modigliani gibi bazı avangard sanatcılarla arkadaş olmuş.

Avrupa’da olduğu sürede, (10 yıldan daha fazla)  birçok Meksikalı’nın öldüğü Meksika Devrimini, ülkesinin insanlarını sürekli olarak takip etmiş.

Asi ruhlu ve devrimci bir tuha sahipmiş Rivera.  Yaptığı duvar çalışmalarında birçok kez sağcı öğrencilerin saldırısına uğramış hatta bu yuzden tabanca taşırmış.

1922’de Meksika Komünist Partisi’nin kurucu üyesi olmuş ve partinin çıkardığı gazetede editörlük yapmış.

İlk eşi Rus sanatçı Beloff ile Rusya’ya gittiğinde evlenmiş fakat ilişkileri uzun sürmemiş ve Meksika’ya dönmüş.

Meksika’ya döndüğünde, hükümet tarafından, ulusal binaları süsleme işleriyle görevlendirilmiş ve kilometrelerce duvar panoları yapmış. 1922-23 yılları arasında, ünlü binaların duvarlarına tümü 300 m2 tutan freskler tamamlamış.

1927 yılında Sovyetler Birliği’ne davet edilmiş. Burada bir fresk yapması için teklif almış fakat resmi bir türlü tamamlayamamış. Sovyet karşıtı siyasilerle ilişkiye girdiği için ülkeyi terk etmesi istenmiş.

Devletle olan düşüncleri nedeni  eleştirilen Rivera 1929 yılında partiden kovulmuş.

1930’dan sonra  «Meksika Tarihi»ni canlandırmaya çalışmış.

1932-1933 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Rockfeller Center’de, Amerikan emekçilerine atanan bir fresk için çalışmış. Rockefeller için “Dörtyol Ağzındaki Adam” siparişini almış. Siparişe süreç içinde Vladimir Lenin’in portresini eklemesi resmin parcalanmasına neden olmuş. Fakat aldığı parayla bu resmin küçük bir versiyonu Independent Labor Institute binasına yapmış.

Rivera, New York Modern Sanatlar Müzesi MOMA’da, Matisse’den sonra adına kişisel sergi açılan ikinci ressam olmuş.

1940 yılında Mexico şehrinde, tekrar duvar panoları yapmaya başlamış. En önemli eseri Prado Sarayı’ndaki «Orta Alameda’da Bir Gece Rüyası» olmuş.

Frida ile hoca-öğrenci ilişkisi ile başlayan arkadaşlıkları bir aşk dönüşmüş ve 1929’da evlenmişler. Frida Kahlo, Rivera’nın üçüncü eşi olmuş. Rivera’nın çapkınlıkları nedeni ile ilişkileri inişli çıkışlı olmuş. Frida’yı öz ablasıyla aldatması bardağı taşıran son damla olmuş. Bu dönemde Frida’nında onu aldatığı söylenir.

Aralarında hem büyük bir aşk hem nefret varmış. Frida bakın aralarında ki ilikiyi şu kelimelerle ifade etmiş.

“Senin çirkin olduğunu söyleyen annemden nefret ettim. Sana benim gibi bakamayan herkesten. Senin güzelliğini görememelerini anlayamadım hiç…”

“O, benim gözümde bir devdi” diyen efsanevi sanatçı  “hayatımın kazadan sonra en büyük felaketi Diego ile tanışmak” demiş.

Frida’nın öldüğü gün,  hayatının en harika döneminin Frida’ya aşık olduğu dönem olduğunu söylemiş. “Bir kadını ne kadar çok seversem, ona o kadar çok acı çektiriyorum” demiş.

Frida’nın ölümünden birkaç ay sonra  menajeri ile evlenmiş. Ve 1957 Kasım’ında Meksika şehrinde kalp yetmezliğinden hayatını kaybetmiş.

Related Place